# Eskişehir ilinin sorunları hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Şandır (MHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim
- **Tarih:** 22 Haziran 2010
- **Gündem:** ESKİŞEHİR İLİNİN SORUNLARI HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-23-2010-06-22-eskisehir-ilinin-sorunlari-hakkinda

> Mehmet Şandır (MHP), 22 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ESKİŞEHİR İLİNİN SORUNLARI HAKKINDA); konuşma 1.089 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Gerçekten, her hafta salı günü bu ızdırabı yaşamaya mahkûm muyuz diye düşündüğüm oluyor. Üç yılı tamamladık, ama bir türlü uzlaşmayı başaramadık ve ben Sayın Elitaş’a bakarak söylüyorum: Şu üç yılda muhalefet gruplarıyla uzlaşmayı beceremediniz, başaramadınız maalesef, üzülerek söylüyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Ceza Kanunu’nu çıkardık.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Değerli arkadaşlar, hep beraber hepinizin gözünün önünde oluyor. Bunun üzerinden siyaset yapmak falan, hiç öyle bir arzum yok ama hatırlamanız açısından söylüyorum, hepinizin gözünün önünde oluyor. Her hafta başı Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu bir grup önerisi getiriyor. Artık, Danışma Kurulu önerisi gelmez oldu Meclise, grup önerileri geliyor.

Şimdi, burada son grup önerilerinin, yani Adalet ve Kalkınma Partisinin verdiği grup önerilerinin hepsi yanımda. Bu konuyu merak eden arkadaşlarla daha, böyle, detayda tartışmak mümkün. Bir sonuç olarak söylüyorum: Maalesef bir zorunluluk olabilir, bir şey söylemiyorum yani Hükûmet olmanın, ülke yönetmenin zorunluluğu diyebilirsiniz. Gündem değişebilir, ihtiyaçlar değişebilir. “O gün öyle konuştuk, bugün ihtiyaç dolayısıyla böyle konuşuyoruz, böyle bir öneri getiriyoruz.” diyebilirsiniz, ona bir şey söylemiyorum ama bunu buradan ifade ettiğinizde veya Danışma Kurulu toplantısında ifade ettiğinizde karşılıklı bir anlayış da mümkün olabilir.

Şimdi, bakınız arkadaşlar, bunların detayını uzun uzun anlatmayayım ama Sayın Elitaş’ın söylediği, otuz kanunla ilgili liste de önümde. Bunu gerçekten getirdiler bize ve dediler ki “Bunları 1 Temmuza kadar çıkartalım, Meclisimizi olağan tatiline kavuşturalım.” “Eyvallah” dedik, hatta benim orada bir önerim oldu: “Burada değişiklikler olabilir, Hükûmet başka şeyler getirebilir, ihtiyaç olabilir, onun için otuzla kendinizi sınırlamayınız. Çıkması mecburi, zorunlu kanunlardan bir liste yapınız, biz de ona bakalım. Nasıl bir tavır sergileyeceğimizi size ifade edelim.” dedik.

Şimdi, kararımız, işte, saat 15.00-20.00, 13.00-20.00 çalışacağız ama bir hafta sonra bu çalışma saatini…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – İki hafta sonra.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Bakın -bir hafta veya iki hafta- bu çalışma saatini hiç bizimle istişare etmek gereğini duymadan bitimine kadar koydunuz.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Anadolu çocuğu bunlar.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Değerli arkadaşlar, ısrar ettik, bu “… bitimine kadar…” yakışmaz çünkü çalıştıramazsınız Meclisi bitimine kadar. Yani buna kim gerek gördü, hangi gerekçe buna sizi zorunlu kıldı, anlamak mümkün değil. “Bitimine kadar!”

Değerli milletvekilleri, dört tane temel kanunu bir kanun içerisinde toplayarak Tarım Kanunu’nda, Tarım Bakanlığıyla ilgili çok temel bir konuda bir düzenleme yaptınız. Dört tane kanunu ve ona bağlı yönetmelikleri mülga hâle getirdiniz, iptal ettiniz, yeni bir kanun çıkardınız, kırk sekiz maddeydi, elli maddeydi bu Kanun. Bu Kanun’un üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi olarak gerek komisyonda gerekse alt komisyonda çok emek verdik; 2 tane tarım profesörü çalıştı; 2 tane, tarımı yönetmiş genel müdür çalıştı, 50’ye yakın önerge verdik, burada nereden baksak 30’a yakın milletvekili arkadaşımız konuştu. Bir tek önergeyi kabul edin arkadaşlar ya! Bir tek önergeyi kabul edin! “Öyle değil de böyle yaparsanız kabul ederiz.” deyiniz ve yine de Veterinerlik Kanunu’nun çıkmasında Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun fedakârlığı gerekti, önergelerimizin ikinci kısmını çektik ve öyle çıktı Kanun ama saat beşe kadar çalıştık, sabah beşe kadar çalışıldı. İkinci gün, saat dördü çeyrek geçiyordu, ezan okunuyordu buradan çıktığımızda.

Değerli arkadaşlar “Bu doğru değil, bu hak değil.” diye burada çığlık çığlığa ifade ettik ama ne hikmetse ne sayın milletvekillerimiz ne grup yönetimimiz ne iktidar partisinin değerli yöneticileri bu çığlığımıza kulak asmadılar ve neticede yani böyle “Siz ne derseniz deyiniz biz yaparız, biz güçlüyüz, sayısal çoğunluğumuz yeterlidir, bizim dediğimiz doğrudur, doğruyu biz biliriz.” dayatmasıyla bu Meclisi çalıştırdınız. Yani bir şey söylemiyorum ama bunu Meclisin tarihi yazacak. İnanıyorum ki bugünler geçtikten sonra, siz de geriye dönüp baktığınızda, bu dayatmadan utanacaksınız arkadaşlar.

Şimdi, gece 24.00’e kadar alıyorsunuz kararı. Ben sizi bir muhasebe yapmaya davet ediyorum. Bir günde bitmesini öngördüğünüz ve bitimine kadar koyduğunuz ilk salı günkü dört kanun bir haftada bitmedi.

Değerli arkadaşlar, bir günde bitmesini karar hâline getirdiğiniz, burada el kaldırarak karar hâline getirdiğiniz o dört kanunu bir haftada bitiremediniz, iki haftada bitiremediniz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – İki günde bitti.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Yani şimdi daha bugün görüşeceğimiz kanun geçen haftanın kanunu, evvelki haftanın kanunu.

Değerli arkadaşlar, bu dayatmayla, bu inatla bu Meclisi çalıştıramazsınız, çalıştırdığınızdan bir hayır hasıl olmaz. “Bunu yapmayın.” diyoruz size. Bunu niye yapıyorsunuz? Şimdi yeni bir önerge getiriyorsunuz. İşte ben bir hesap ettim, Meclisin ne zaman tatile gireceği belli değil, 1 Temmuzda girmeyeceği kesinleşti. “1 Temmuz” demiştiniz ama “vazgeçtik” diyorsunuz. Sayın Elitaş’ın ifadesiyle “Anadolu çocuğu” değil mi Sayın Anadol?

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Evet.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Ama 1 Temmuzdan vazgeçtiniz. Ne zaman tatile girecek Meclis? Belli değil. Şimdi, arada diyorsunuz ki: “16 Temmuz’da Meclis tatile girecek.” 16 Temmuza kadar ne çalışacağız arkadaşlar? Önümüze listeyi koydunuz. 16 Temmuza kadar, şurada on üç tane kanun var, artı, Sayın Elitaş saymakla bitiremiyor, Dışişleri Teşkilat Kanunu gelecek daha, mali kural kanunu gelecek daha, Maliyeyle ilgili torba, çorba kanun gelecek daha, daha taş atan çocuklar -daha nelerin geleceği- uluslararası sözleşmeler girecek daha.

Değerli arkadaşlar, meseleyi ciddiyetten uzaklaştırdınız, itirazımız bu, ciddiyetten uzaklaştı.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Şandır, sizin listenin içinde onlar.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Gerçekten yani bu Meclise, Türkiye’nin hukukunu tanzim eden bu Meclise kendi hukukunu gözetmeyen, ihlal eden bir yaklaşım yakışmıyor.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Şandır, size verdiğimiz listede bir tane farklılık var.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Aramızda dostluklar ayrı bir hadise ama “güven” denen hadisenin, birlikte çalışmak için “güven” denen hadisenin varlığını asla söylemezsiniz, hiç söylemezsiniz. Hiç öyle “Söz ağızdan çıkar.” gibi laflarla zor duruma düşmeyin. Yani birtakım mecburiyetleriniz…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Teklifin bugün birinci bölümünü bitirelim, gidelim.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Bu sebeple söylüyorum, değerli arkadaşlar, sizin oralarda da bir oyun oynanıyordur “birdir bir” derlerdi bizlerde. Birincinin yaptığı kuraldır. Millet toplanır, güler. Seyirlik oyun ama birinciye güler değerli arkadaşlar. Birinci atlarken dokunursa siz de dokunacaksınız, dokunmazsanız yatarsınız. Birinci atlarken düşerse siz de düşeceksiniz, yoksa yanarsınız. Birinci komiklik olsun diye türlü türlü oyunlar yaparak arkadan gelenleri zor durumda bırakmak için uğraşırdı. İnan ki şimdi yaptığınız o yani “komiklik” deyip meseleyi böyle istihza etmek anlamında söylemiyorum ama bu yaptığınız yakışmaz.

Biz net söylüyoruz: Türkiye’yi Türk milleti adına bu İktidar yönetiyor. Milletin iradesine saygı gösteriyoruz. Bu İktidar, kendi sorumlulukları doğrultusunda önceliklerini belirlemek hakkına sahiptir. Önceliklerini belirleyecek ama belirledikleri önceliğe önce kendileri uyacak. Bugün böyle, yarın başka bir şekil veya komisyonlarda çalışıyoruz, alt komisyonda çalışıyoruz, dünyanın önergesi veriliyor, on beş maddelik kanun geliyor, kırk beş maddelik kanun olarak komisyondan çıkıyor, buraya geliyor, burada yeniden önergeleri dayıyorsunuz. Nasıl uzlaşacağız, hangi zeminde uzlaşacağız?

Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, iktidar partisinin, ilkesel olarak mı diyelim yani ilkesizlik mi diyelim, gayriciddilik mi diyelim, bu Meclisin gündemini belirleme üslubuna ve usulüne biz sonuna kadar karşı duruyoruz. Neyi getirirseniz getiriniz getirdiğinizin ciddiyeti yok maalesef.

Bugün böyle, Sayın Elitaş, yarın ne getireceğiniz… Bak, tekrar söylüyorum…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Şandır (MHP, Mersin). “Eskişehir ilinin sorunları hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim tutanağı, 22 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-23-2010-06-22-eskisehir-ilinin-sorunlari-hakkinda (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
