# Radyo ve televizyonların kuruluş ve yayın hizmetleri hakkında kanun tasarısı ile bayındırlık, imar, ulaştırma ve turizm, avrupa birliği uyum komisyonu raporu hk. (568)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Şandır (MHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim
- **Tarih:** 6 Ocak 2011
- **Gündem:** RADYO VE TELEVİZYONLARIN KURULUŞ VE YAYIN HİZMETLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI İLE BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM, AVRUPA BİRLİĞİ UYUM KOMİSYONU RAPORU HK. (568)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-23-2011-01-06-radyo-ve-televizyonlarin-kurulus-ve-yayin-hizmetleri-hakkinda-kanun-ta-2

> Mehmet Şandır (MHP), 6 Ocak 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: RADYO VE TELEVİZYONLARIN KURULUŞ VE YAYIN HİZMETLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI İLE BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM, AVRUPA BİRLİĞİ UYUM KOMİSYONU RAPORU HK. (568)); konuşma 445 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tekrar saygılar sunuyorum.

Tekrar ifade etmem gerekir ki gerçekten toplum hayatında, devlet yönetiminde çok önemli fonksiyonları olan radyo ve televizyon yayıncılığının hukukunu belirliyoruz. Dolayısıyla yeterince müzakere edilmesini önemsiyorum. Her ne kadar bugün bu kanunun görüşmelerinin tamamlanması arzu ediliyor olsa da bu müzakerelerin hiç zararı olmayacağı kanaatindeyiz. Tamamlanması arzusunu biz de ifade ediyoruz ama müsaade ederseniz bazı konularda görüşlerimizi ifade etmek, katkı vermek istiyoruz.

Değerli milletvekilleri, kanunun 31’inci maddesi siyasi reklamları tanzim ediyor. Bu konu bu Kanun’da yeni bir madde, 3984’ten farklı ve yeni bir madde ve diyor ki: “…yayın yasaklarının başlayacağı saate kadar siyasi parti ve aday reklamları yayınlayabilir.” Dolayısıyla siyasetin özellikle de seçimlerin, reklam malzemesi olarak, bir ticari meta olarak kullanılmasına açık kapı bırakıyor.

Değerli milletvekilleri, yayıncılık önemli ama siyaset çok daha önemli. Bu toplum siyaset vasıtasıyla iradesini ortaya koyuyor ve kendi geleceğine kendi iradesiyle karar veriyor. İşte o iradenin teşekkülünde, o iradenin tezahüründe bir manipülasyonun, bir yönlendirmenin, bir aşırı yönlendirmenin çok ciddi sosyal mahzurları çıkacaktır. Bakınız, seçim sonuçlarına toplumda oluşacak bir endişe, bir şüphe, bir güvensizlik, bir meşruiyet tartışması inanınız ki burayı da zor durumda bırakır, Türkiye’nin geleceğinde özellikle demokratik sistemin işleyişinde çok ciddi yaralar açar. Siyasetin reklam malzemesi yapılması, seçimlerin, adayların reklam malzemesi yapılmasının çok çeşitli sonuçları olacaktır ve bu sonuçlar toplum hayatında, devlet yönetimimizde, endişe ederim ki büyük tehdit ve tehlikelere dönüşecektir.

Onun için, daha önceki Kanun’da bu husus yoktu, Yüksek Seçim Kurulunun belirlediği ölçülerde seçim dönemlerinde radyo ve televizyonlar birtakım imkânları sunuyorlardı ama şimdi doğrudan, müstakilen bir madde hâline getirip “reklam verilebilir.” diye bir hüküm koyduğunuz takdirde, o görüntü kirliliği içerisinde seçmenin kanaatinin, kararının yönlendirilmesi imkâna dayalı bir husus olacaktır. Parası çok olanlar veya çok olan kurumlar, siyasi partiler seçmen iradesini yönlendirmek noktasında büyük bir imkâna sahip olacaklar. Bu, seçimlerin sonuçlarının meşruiyetinin, güvenirliliğinin, adil olduğunun tartışılmasına zemin hazırlayacaktır. Yani kaş yapalım derken göz çıkartmak gibi bir sonuçla karşılaşacağız. Radyo ve televizyonların yeni bir reklam pazarı bulmaları bir talep olabilir ama bu talebi karşılayacağız diye toplumsal dengemizi bozmak, gerçekten, siyasi iktidar açısından bana göre doğru olmaz.

Bakın, bir başka hususu daha dile getirmek istiyorum: 3984 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinin (n) fıkrasında “Siyasi partiler ve demokratik gruplar arasında fırsat eşitliği sağlanması.” bir temel hükümdü. Şimdi, bu Kanun’dan bunu çıkartıyorsunuz, neden çıkartıyorsunuz? Yani, radyo ve televizyonların, siyasette bulunan aktörler karşısında fırsat eşitliği sağlamak gibi bir sorumluluğu yok mu? Getirdiğiniz düzenleme bunu karşılamaz. Fırsat eşitliğini sağlamak gibi bir zorunluluk olmazsa, işte burada birçok defa ifade edilen, iktidar partisi ile muhalefet partilerinin, özellikle kamu yayıncılığından eşit miktarda faydalanmak gibi bir imkânı kalmaz. Dolayısıyla bir yanlışlığa hukuki zemin hazırlamak gibi bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Bunlar yanlıştır. Bunların düzeltilmesini tekrar istirham ediyor, hatırlatıyor ve saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Şandır (MHP, Mersin). “Radyo ve televizyonların kuruluş ve yayın hizmetleri hakkında kanun tasarısı ile bayındırlık, imar, ulaştırma ve turizm, avrupa birliği uyum komisyonu raporu hk. (568)”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 6 Ocak 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-23-2011-01-06-radyo-ve-televizyonlarin-kurulus-ve-yayin-hizmetleri-hakkinda-kanun-ta-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
