# İstanbul-kasımpaşa'da yaşanan hırsızlık ve gasp olaylarıyla ilgili

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Sevigen (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim
- **Tarih:** 20 Ocak 2004
- **Gündem:** İSTANBUL-KASIMPAŞA'DA YAŞANAN HIRSIZLIK VE GASP OLAYLARIYLA İLGİLİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sevigen-22-2004-01-20-istanbul-kasimpasa-da-yasanan-hirsizlik-ve-gasp-olaylariyla-ilgili

> Mehmet Sevigen (CHP), 20 Ocak 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İSTANBUL-KASIMPAŞA'DA YAŞANAN HIRSIZLIK VE GASP OLAYLARIYLA İLGİLİ); konuşma 996 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET SEVİGEN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Türkiye'de gündem o kadar çok sık değişiyor ki, bir problem üzerinde konuşma yapacaksınız, bir bakıyorsunuz, hemen arkasından başka bir problem geliyor ve o gündem geriye atılıyor. Gündemdışı bir söz almaya çalıştığınız zaman, yine, o gündem geriye atılıyor. Burada gündemle ilgili olarak konuşma şansınız çok fazla olmuyor.

Mesela, Kasımpaşa, bizim Beyoğlu İlçemize bağlı; burası, Ankara-Çankaya'nın Oran Semti, Gaziosmanpaşa Semti gibi bir yer. Beyoğlu'nu Beyoğlu yapan Kasımpaşa'da son günlerde yapılan hırsızlık, gasp olaylarıyla ilgili gündemdışı söz aldım; fakat, dün akşam, televizyonlarda, Star çalışanlarına ilişkin programı izlerken içim ürperdi. 3 000 insan açlığa mahkûm edilmiş; evine ekmek götüremiyor, çocuklarına ekmek götüremiyor; bir garip uygulama içerisinde.

Sevgili milletvekili arkadaşlarım, şunu anlatmaya çalışıyorum: Bizim görevimiz bu insanları mağdur etmek değil. Bir görev varsa ortada, onu yapacağız, o sorunu ortadan kaldıracağız; ama, bizim esas görevimiz, problemlere çözüm bulmak. Devlet alacağını kimden alacaksa alsın; gitsin, patronları yakalasın, hükümet görevini yapsın; ama, hükümet, görevini yaparken gazete çalışanlarını, televizyon çalışanlarını mağdur ederek bu görevi yapamaz; onu anlatmaya çalışıyorum. Zaten üç aylık bir süre vermişler; biliyorsunuz, onun su parası, elektrik parası, kâğıt parası, uydu kiralama parası... Bunlar elinden alındığı zaman, bunlara da el koyarsa hükümet, daha doğrusu BDDK; bu insanlar, çalışamaz ve sokaklara düşer. 17 arkadaş -orada çalışanlar, gazeteci- şimdi açlık grevindeler ve feryat ediyorlar, çocuklarını gösteriyorlar, ailelerini gösteriyorlar... Buna bir an önce çözüm bulunması gerekir diye düşünüyorum.

Sayın Başkanım, gündemdışı konuşmanın bu bölümünde bunu söylediğim için özür dilerim; esas konumuz Kasımpaşa'ydı; ama, bunu da, böyle, gözardı edemiyoruz. 3 000'e yakın insan, perişan, aç, çok zor durumda; bir an önce çözüm bulunması gerekir diye düşünüyorum. Onun gereğini yaparız, patronlarına gereken yapılır, hükümet görevini yapar; ama, orada mağdur olan insanlar var, hamile kadınlar, 3 yaşında çocuklar var, süt götürmek için kapısı önünde bekleyen insanlar var; akşam ağlıyorlardı; şaşırdım; dev gibi insanlar, gencecik çocuklar, pırıl pırıl kızlar niye ağlasın! Bizim görevimiz bu sorunları çözmek değil mi! O kadar holdingi kurtardık, vergi kaçakçılarını affettiniz. Bu hükümet neleri affetti, allahaşkına, rica ediyorum size; dönüp, oradaki 3 insanın elindeki ekmeklerine mi göz dikeceğiz!

ASIM AYKAN (Trabzon) - Patronlarının parası var.

MEHMET SEVİGEN (Devamla) - Neyse; yakalayın, alın patronlarından. O garibanları ne yapacaksınız; o garibanların durumu belli, o insanlar mağdur, perişan, ortada kalmışlar. Onlara saldırmanın, onların ağzını kapatmanın, ekmeğini almanın bir anlamı yok diye düşünüyorum.

Sayın Başkanım, özür diliyorum, bu da bir yara olduğu için söyledim.

Şimdi, benim esas gündemdışı konuşmama geçiyorum.

Sevgili arkadaşlarım, Kasımpaşa'da, son bir ay içerisinde... Kasımpaşa Semti, ismini güzel Kasımpaşa'dan alan bir semt, İstanbul'un en köklü semti, cumhuriyete büyük hizmet etmiş bir semt. Burada yaşayan insanlarımızın çoğunluğu -sanayi fazla yok- gariban esnaf; yani, berber, manav, ayakkabıcı. Bunları, hepinizden çok, Sayın Başbakan bilir. Sayın Başbakanın evine 5 dakikalık mesafede; Tayyip Erdoğan'ın oturduğu ev Kasımpaşa'daki eve 5 dakikalık mesafede. Hepsi, devletle mukavele yapmış. Ben, namuslu, şerefli vatandaşım, askere gideceğim, devlete vergimi vereceğim -vatandaşın devletle mukavelesi, anlaşması- sen de benim malımı, canımı koruyacaksın diye, devletle bir mukavele yapmış.

Orada, Bostan Sokakta "Kasımpaşa Emniyet Başkomiserliği" adı altında, vatandaşın kendi eliyle kurduğu, altmış yıldır o yörede bulunan bir semt karakolumuz vardı. Bu karakolu da vatandaş yapmış, parasını vatandaş toplamış, esnaf toplamış, vermiş; ama, gelin görün ki, bu karakolu kaldırıyorlar. Karakol kalkmadan önce, insanların kapıları açık; bir dostluk, arkadaşlık içerisinde, bir dayanışma içerisinde yaşıyorlar; ama, bu karakol kalktıktan sonra, bir ayda 150 dükkân soyuluyor. Ayakkabıları çuvallara dolduruyorlar, götürüyorlar; manavı soyuyorlar; 60 tepsi baklavayı alıyorlar götürüyorlar. Birahaneyi soyuyorlar, 75 ekranlı 2 büyük televizyonu alıyorlar; oturuyorlar, ciğer de yiyorlar, kafayı da çekiyorlar; ama, gelen yok giden yok!.. 200 kilo et, 200 kilo sucuk!.. Şaşırırsınız; ne görmüşlerse almışlar; adamın tıraş takımlarını almış; ekmeğini tıraştan ve jiletten çıkaran berberin bütün eşyalarını almış, götürmüş. Bunlar, orada yaşayan, namuslu ve şerefli esnaflar; Kasımpaşa'da yaşayan insanlar.

Şimdi, buradan, Sayın Bakanıma -kusura bakmasın; yıllardır beraber çalışıyoruz- bir soru sormak istiyorum: Tayyip Erdoğan'ın Üsküdar'daki evinde, Sayın Başbakanın boş evinin kulübesinde kaç tane polis bekliyor; allahaşkına, rica ediyorum, Sayın Bakanım, kaç tane?.. Geçmiş bakanların, başbakanların emrinde kaç tane polisimiz var? Bu insanlar neden onları korumakla görevlidir, bilemiyorum. Onları bu insanlar seçmiş, başbakan yapmış; oy vermişler, onlar da hükümet kurmuş. Bu insanlar, inanın "katil olacağız" diyorlar. Kendi mallarını koruyacak duruma gelmişler. Polis yok ortada.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET SEVİGEN (Devamla) - Özür dilerim Başkanım; hemen toparlıyorum.

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

MEHMET SEVİGEN (Devamla) - Adam, geliyor, açıyor dükkânı, oturuyor, yemeğini yiyor, birasını içiyor, aradan saatler geçiyor, alıyor televizyonları, bilgisayarları, videoları, ikinci kattaki fotoğraf makinelerini, çekiyor kamyonu, dolduruyor. Milyarlarca lira zarar... Bunların hepsi gariban. Tek düşünceleri, namuslu, şerefli olmak. Bu insanların çoğu "biz, elimize silah alacağız, kendimizi koruyacağız" diye ruhsatlı silahıyla ortaya çıkıyor.

Sayın Bakanım, bunlara bir çözüm bulmak lazım, bu karakolu bunlara iade etmek lazım. Eğer, biz, bu karakolun, bu arkadaşlarımız, Kasımpaşa'da yaşayan bu insanlar için tekrar açılmasını sağlayabilirsek veyahut da en azından, oraya bir... Emniyet güçleri ne iş yaparlar, anlayamadım; belediye başkanı, oradaki emniyet müdürü, oradaki polisler, İstanbul Valisi ne iş yapar?!. Sayın Bakanım, eğer, bu insanlar, böyle mağdur olacaklarsa... Bu bakımdan, sizlerden ricam, Kasımpaşa'daki bu soruna bir an önce önlem bulmanız, bu insanlara sahip çıkmanız; çünkü, bizi buralara getirenler bu insanlardır.

Sözümü bitiriyorum.

NEVZAT YALÇINTAŞ (İstanbul) - Devletçe yakalananlar yok mu?

MEHMET SEVİGEN (Devamla) - Yakalananlardan bir tanesi şu: Güpegündüz, saat 13.00'te, 3 kişi, Nusret Bakalın diye bir arkadaşımızın üzerine hücum ediyorlar, cebinden 500 000 000 lirasını alıyorlar. Polis, daha sonra suçlulardan birini yakalıyor ve paranın 180 000 000 lirasını getiriyor, veriyor "bunu sen al, geri kalanına artık sonra bakarız" diyor; yani, olaya böyle bakıyor.

Demek istediğim, mağdur olan o insanlar sahipsiz kalmasın; çünkü, o insanlar, başbakan seçti. Bu hükümetin, Adalet ve Kalkınma Partisinin en yüksek oy aldığı yerdir bu Kasımpaşa semti.

Kimse üzerine alınmasın, bir fıkra anlatıp, buradan ayrılacağım. Adamın bir tanesi, oğluna, hep "sen adam olamazsın" diye söylüyormuş. Adam okumuş, yıllarca çalışmış ve vali olmuş. Bir gün "gidin şu babamı buraya getirin" demiş. Babası gelmiş, babasına "bak, baba, sen bana 'adam olamazsın' diyordun; ama, ben vali oldum" demiş. Babası da "oğlum, ben, sana, vali olamazsın demedim, adam olamazsın dedim" demiş. Herkes üzerine düşeni alsın.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Sevigen (CHP, İstanbul). “İstanbul-kasımpaşa'da yaşanan hırsızlık ve gasp olaylarıyla ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim tutanağı, 20 Ocak 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sevigen-22-2004-01-20-istanbul-kasimpasa-da-yasanan-hirsizlik-ve-gasp-olaylariyla-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
