# Milli eğitim eski bakanı hüseyin çelik'in görevini kötüye kullanması hakkında(9/3)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Sevigen (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim
- **Tarih:** 12 Ekim 2010
- **Gündem:** MİLLİ EĞİTİM ESKİ BAKANI HÜSEYİN ÇELİK'İN GÖREVİNİ KÖTÜYE KULLANMASI HAKKINDA(9/3)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sevigen-23-2010-10-12-milli-egitim-eski-bakani-huseyin-celik-in-gorevini-kotuye-kullanmasi-h

> Mehmet Sevigen (CHP), 12 Ekim 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM ESKİ BAKANI HÜSEYİN ÇELİK'İN GÖREVİNİ KÖTÜYE KULLANMASI HAKKINDA(9/3)); konuşma 1.454 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET SEVİGEN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; önce hepinizi sevgi, saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama geçmeden önce, Millî Eğitim eski Bakanımızla ilgili görüşme olduğu için, Millî Eğitim Bakanlığını da ilgilendirdiği için son bu KPSS’de olan olayları, sırf tutanaklara geçsin diye… Yüzlerce adayın puanını yanlış hesaplamasından dolayı kazananlar, kaybedenler, mağdur olanlar oldu. Bunu Başbakan Yardımcısı da bir rezalet olarak belirtti. Bundan sonra, Anadolu liseleriyle ilgili puan ve kontenjanlar duyurulmadan 21-22 Eylül tarihlerinde sisteme yarım saat açıldı ve kapandı. Bu arada 490-500 puan almaya çalışan çocuklar 200-300 puanlarla buralara girdiler. “Sistem kitlendi.” dediler, kimin girip kimin girmediği de belli değil. Burada büyük skandallar olduğunu, büyük haksızlıklar yapıldığını… Sırf tutanaklara girsin diye bunları hatırlatmakta fayda görüyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; KPSS’yle ilgili Sayın Bakanın, Hüseyin Çelik’in “Tarihî bir devrim.” dediği ve kimseye sormadan tamamen kendi uzmanlarının, AKP’li yöneticilerin, AKP’li uzmanların, milletvekillerinin, bürokratların, arkadaşların, hepsinin birden “devrim” diye sunduğu KPSS’yle ilgili yapılan yanlışlıklarla ilgili Sayın Çelik’in uygulamalarına yönelik verdiğimiz araştırmayla ilgili söz aldım.

Hüseyin Çelik deyince akla, gelir gelmez, Bakanlığa gelir gelmez “Bakanlığı yerle bir edeceğim.” diye ilk demeci budur sayın milletvekilleri. On beş günlük demeçte “Bakanlığı yerle bir edeceğim.” demiştir.

“800 bin lirayla geçinemiyorum.” diyen bir öğretmene, “Geçinemiyorsan bırakıp git kardeşim!” demiştir.

Bütün sendikalarla kavga etmiştir. Türk Eğitim Sendikasıyla, eğitim sendikalarıyla ilgili; sizler bilirsiniz.

Atama isteyen öğretmenlere “Cehenneme kadar yolunuz var!” diye söyleyebilmiştir bir Bakan, atama isteyen bir öğretmene “Cehenneme kadar yolunuz var!” diyebilmiştir.

Kadrolaşmanın en fazla olduğu bir Bakanlık. Bine yakın kadrolaşma yapıldı son dönemlerde. Sayın Nimet Çubukçu Bakanlığa geldikten sonra... Şurada, elimde bu liste var, vereceğim, bu listede kimler var, kimler yok, kimin yakınları, kimin akrabaları, işte, hangi dostlar, hangi... İnsanların liyakatine bakmadan, bilgisine, becerisine bakmadan kimler atandı, son, giderayak? Elimizde binlerce bu listeler var, bunları da Sayın Bakanlık istediği zaman kendilerine vereceğim biraz sonra.

Bütçede en yüksek paya sahip bir Bakanlık ama okulların doğal gazlarının paralarını velilerden toplayan bir dönem.

İhalelerde kıyımların, baskıların yapıldığı bir dönem.

Sınavlardaki usulsüzlüklerin en çok olduğu bir dönem yaşadık Hüseyin Çelik döneminde.

Atanmayan öğretim görevlilerinin, üniversitenin açıldığı bir dönem.

Okullarda şiddetin, çeteleşmenin en çok arttığı bir dönemde Sayın Bakan, on iki günlük tatile gitti. Gazetelerin manşetlerinde var zaten, “İyi tatiller Sayın Bakan.” diyor. O dönemde de, sevgili arkadaşlarım, okulda şiddet, olaylar, uyuşturucunun en yoğun olduğu bir dönemde Sayın Bakan on iki günlük tatile gidiyor arkadaşlarıyla. Böyle bir dönemi yaşadık Sayın Bakan döneminde.

Tacizlerin, tecavüzlerin -hep bunu okuduk, komisyonlar kuruldu- okullarda yaşandığı, en büyük sorunların yaşandığı bir dönemde 2.452 tane soru önergesinin verildiği ve bunun bine yakınının cevaplandırılmadığı bir dönem.

Ana muhalefet partisi milletvekilleri kendi iline gittiği zaman, oradaki milletvekillerini, o partinin genel başkanını yuhalatacak kadar militan olmuş bir bakan, militan olmuş bir bakan. Sevgili arkadaşlarım, Van’da -gittiğimiz- olayları biliyorsunuz, o olaylarda yaşadıklarımızı biliyorsunuz. Böylesine, acımasızca, bütün devlet adamlığını bir tarafa bırakmış, militanlık yapmış bir bakan.

Giderayak “Başım dik, alnım açık diyerek ayrılıyorum, sizlere eser bıraktım.” diyen Sayın Bakanın eserlerini biraz sonra göreceğiz.

Bürokratların en çok görevlerinden dolayı hapis cezası aldığı bir dönem. Bir milletvekili arkadaşımız da var içimizde, onu da söylemek istemiyorum, cezası kesinleşmiş, sonra milletvekili oldu. Hocama da burada ismini söyleyerek haksızlık yapmak istemiyorum, o kendini biliyor.

Hâlen, Millî Eğitim Bakanlığından ayrıldığı zaman “Otomatiğe bağladım, gidiyorum.” diyen, kendisinden sonra gelen kendi partisinin milletvekilini, kendi partisinin bakanlığını sanki işe yaramaz diyen, aşağılayan, yaşadığımız bir dönem. “Ben bakanlığı otomatiğe bağladım, gidiyorum.” diyen bir bakan.

Hatırlarsanız, Nimet Çubukçu geldikten sonra 16 tane genel müdürle ilgili atama yaptı, Köşke gitti, uzun süre bekledi Köşkte ve bu atamalar Köşkte onaylanmadan geri geldi sevgili arkadaşlarım. Bu dönemi hatırlarsınız.

Okulların kantinlerini, servislerini, makam arabalarının hangileri tarafından kiralandığını, kırtasiyelerin, kitap işlerinin, Millî Eğitime bağlı matbaaların kapandığını ve bu matbaalarda kitapların devletten sonra hangi matbaalardan bakanlığına kadar… Söylemeye gerek yok, bunları toparladığınız zaman Sayın Hüseyin Çelik döneminde Millî Eğitim Bakanlığı tarihler dolusu, sayfalar dolusu kitap yazabilecek bir döneme geliyoruz sevgili arkadaşlarım.

Sayın Bakanın “En büyük eserim.” dediği (SBS) Seviye Belirleme Sınavı’yla ilgili…

Hasan Âli Yücel’den sonra, sevgili arkadaşlarım, Millî Eğitim Bakanlığı koltuğunda en çok oturan Sayın Bakan. Bırakın hükûmetleri, eskiden hükûmetler değiştiği zaman Millî Eğitim Bakanlığı bile değişmiyordu ama maalesef şimdi aynı hükûmetin içinde, aynı partinin içerisinde bir bakan değiştiği zaman, arkadan başka bir bakan geldiği zaman, o millî eğitim dediğimiz Hükûmet yazboz tahtasına çevriliyor. Bu sekiz dönemde Millî Eğitim Bakanlığı maalesef yazboz tahtasına çevrilmiştir ve biraz sonra iki bakan arasındaki bu çelişkilerle ilgili sizlere bilgi sunmaya çalışacağım.

Uzmanların görüşü alınmadan, kimseye sorulmadan, araştırma yapılmadan, dershane sahipleriyle hangi konularda görüşüp karar verildiği gibi bu uzman yazarların ve velilerin bütün feryatlarına rağmen, “hiç, gözüm kara, ben, devrim” diye uyguladığı ve sonradan gelen Sayın Bakanın kaldırdığı SBS’yle ilgili, bakın, burada veliler ne diyor: Bir veli “Yaşadıklarım değil yaşamadıklarımın bedelini kim ödeyecek?” diye Özlem Turhan diye bir veli soruyor bunu feryat ederek. Gönül Gültekin isminde bir veli arkadaşımız “Oğlumun hem şoförü hem menajeri oldum hem öğretmen oldum, inanın evimin kirasını ödemedim, gittim dershane parası verdim.” diyor. “Sınavda zorlandığım için, okuyamadığım için okuldan kaçtım, günlerce okula gitmedim.” diyen bir öğrenci arkadaşımız.

Sayın Abbas Güçlü bir köşesinde yine öğretmenlerle, kendi çocuklarıyla ilgili bir yazı yazmış. “Hasan Âli Yücel’den sonra en uzun bakanlığı Hüseyin Çelik yaptı. Çok çalıştığını inkâr edemeyiz, ama eğitime katkısını aynı oranda söylemek olanaksızdır. Türk eğitim sistemine öylesine bir zarar verdi ki bu konuda hiç kimse eline su dökemez. Partisinin, İktidarının, Millî Eğitim Bakanlığının ötesinde bir de kendi gündemi vardı ki bütün önergelerde bütün önceliklerini ona verdi. Ne Başbakanın istekleri umurundaydı ne de Türk eğitim sisteminin değerleri. Hepsini altüst etti. Yapmaktan çok bozdu, yıktı, rakamlarla oynadı, laf cambazlığı yaptı, akı kara, karayı ak gösterdi, ama Allah’ı var bu konuda çok başarılı oldu.” diye bu konuda uzman arkadaşlarımızdan bir tanesinin görüşü.

Yine profesör bir arkadaşımızın görüşü… (Van Milletvekili Hüseyin Çelik’in anlaşılamayan bir müdahalesi)

Sayın Bakanım, söylersiniz gelirsiniz burada, ben sadece bilgi veriyorum milletvekili arkadaşlarıma.

Okul, etüt, test, dershane derken öğrencilerine haftanın bir gününü bile tatil yaptırmadığını söyleyen matematik profesörü Ali Nesin “Patronlar çocuklarımız kadar çalışmamızı isteseler ülkede isyan çıkardı. Ankara’ya kadar yürürüz, ama çocuklarımızı köle gibi çalıştırmakta bir sorun görmüyoruz, sesleri bile çıkmıyor yavrucakların.” diye feryadını dile getirmiştir.

Yine bir başka köşe yazarı arkadaşım, kendi çocuğuyla ilgili “Oğlum kobay oldu, kobay olarak kullandılar. Milyonlarca çocuğun iki yılını yediniz. Peki, oğluma nasıl hesap vereceğim?” diye feryat ediyor ve “O kendini daha öğrenci zannediyor.” diyor.

Benim oğlum da SBS imtihanlarına girdi, belki, ben de şimdi burada düşünüyorum, çocuğa ne kadar büyük baskılar yaptım, ne kadar büyük kavgalar yaptım, okula gönderdim, kurs aldırdım, özel okula gönderdim, kurs aldırdım, SBS’ye faydası var diye. Çocuk o puanları alır, daha ileride bir başarı sağlar diye, inanın evde, kendi ailemden biliyorum, büyük kavgalar yaptık, büyük çabalar sarf ettik. Eğer ben bu kadar milletvekili maaşıyla, bu kadar yaptığımız işlerle bu kadar zor durumda kaldıysak, o fakir fukara, garip gureba ne yapacak diye merak ediyorum.

Yine, sevgili arkadaşlarım, bu olaylardan sonra iki bakan arasında… SBS’yle ilgili “devrim” diyen Hüseyin Çelik diyor ki: “SBS Türk eğitim tarihinin en önemli reformlarından biridir. SBS öğrenciyi dershaneye mahkûm eden bir sınav tipi değildir.”

Sayın Nimet Çubukçu basın toplantısı yapıyor SBS’yi kaldırdığı zaman “Var olan sistem öğrencileri dershanelere yöneltmiştir.” diyor.

Sayın Hüseyin Çelik “SBS ile öğrenciler üzerindeki sınav kaygısı azalacak, öğrencilerin sosyal ve kişisel gelişmelerine zaman ayarlaması sağlanacaktır.” diyor. Nimet Çubukçu “Çocuklar sınav odaklı yaşamaktan sosyal etkinliklere vakit bulamıyor. Çocuklar sokağa çıkamıyor.” diyor.

Yine Hüseyin Çelik “Okulların dış kurumlara olan bağımlılıkları azalacak.” diyor. Ama yine Nimet Çubukçu burada diyor ki: “Okul dışı kaynaklara yönelim burada çok artmıştır.”

Yine Hüseyin Çelik “Öğrenciyi sınava boğan bir sistem söz konusu değildir.” diyor. Sayın Nimet Çubukçu “Sınavın öğrenci, veli üzerinde olumsuz etkileri oldukça büyüktür.” diye çaba sarf ediyor.

Sevgili arkadaşlarım, bu çelişkileri saymakla bitiremeyiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, konuşmanızı tamamlayınız efendim.

MEHMET SEVİGEN (Devamla) – Çok teşekkür ediyorum.

İnanın, bu kadar çok çelişki var, yani arkadaşlarıma veririm bu çelişkilerle ilgili…

SBS’ye girebilmek için… Dershanelerde parasını ödemeyen Kütahya’da bir öğrencimiz var sevgili arkadaşlarım, Yalçın Öktem, on dört yaşında, intihar etmiştir. Sevgili arkadaşlarım, bilin diye söylüyorum.

Sayın Bakan, gerçekten siz bunu biliyor musunuz? SBS’de, imtihanda başarısız oldu diye ailesinden korkarak, on dört yaşındaki bir çocuk intihar etmiştir.

Yine bir çocuk, Mersin Cumhuriyet İlkokulunda, Tansu Özdemir isminde on dört yaşında bir çocuk ailesiyle tarlaya gidiyor, bu imtihanda başarısız olduğu için, ailesinden korktuğu için gidiyor tarlada kendini asıyor Sayın Bakan. Bunlardan haberiniz var mı? Bu mu sizin devrim dediğiniz niteliğe getirdiğiniz SBS sistemi? Madem bu kadar iyiydi Nimet Çubukçu bunu niye kaldırdı? Niye bu insanlarla, bu fakir fukarayla bu kadar oynuyorsunuz? Parası yok, pulu yok, işi yok, okulu yok, yiyecek ekmeği yok, kirayı vermiyor, götürüyor kursa veriyor, özel öğretmene veriyor, taşımaya veriyor.

Sevgili arkadaşlarım, işte dershanedeki… Görüyorsunuz, ölümlerin feryatları, bu, günlerce gazetelerde çıktı.

Son olarak, sevgili arkadaşlarım, devlet bu konuda büyük zarara uğramıştır. Birinci yıl, ikinci yıl, üçüncü yıl, bunların hepsinin toplamı yaklaşık 10 trilyon…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET SEVİGEN (Devamla) – Sayın Başkan, hemen bitiriyorum.

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Sevigen (CHP, İstanbul). “Milli eğitim eski bakanı hüseyin çelik'in görevini kötüye kullanması hakkında(9/3)”. TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim tutanağı, 12 Ekim 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sevigen-23-2010-10-12-milli-egitim-eski-bakani-huseyin-celik-in-gorevini-kotuye-kullanmasi-h (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
