# 2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Şimşek (AK Parti, Gaziantep)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim
- **Tarih:** 22 Aralık 2010
- **Gündem:** 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-simsek-23-2010-12-22-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi

> Mehmet Şimşek (AK Parti), 22 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 1.494 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de Maliye Bakanlığı bütçesine ilişkin değerlendirmelere, tespitlere cevap vermek üzere bu sözü aldım. Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Müsaade ederseniz, önceden hazırlanmış bir konuşma yapmaktansa gündeme getirilen birkaç husus hakkında sizleri aydınlatmak istiyorum. Genel olarak Türkiye’deki vergi yükü üzerine epey bir tartışma tabii ki yaşanıyor, o konuyla başlamak istiyorum. Daha sonra özelleştirme konusuna değinmek istiyorum. Arkasından, yine sık sık gündeme gelen borç, kamu borç stoku tartışmalarına değinmek istiyorum.

Bunlara ek olarak, müsaade ederseniz, özellikle son dönemde yaptığımız mükellef haklarındaki iyileştirmeler, denetimin daha etkin, daha verimli çalışmasına ilişkin yaptığımız çalışmalar ve bu çerçevede kayıt dışılıkla ilgili olarak attığımız adımlar, yani bu hususları da içerecek şekilde sizlere bir sunum yapmak istiyorum.

Sayın Başkan, tabii ki, Türkiye’de vergi yükü tartışmasına başlarken, bir genel olarak Türkiye’de gerçekten vergi yükü yüksek mi değil mi, o konuya bakalım.

Tabii ki, en son OECD Aralık 2010 yılında bir çalışma yayınladı. Şu an itibarıyla OECD’de 33 tane ülke var bildiğim kadarıyla. Bu 33 ülke arasında Türkiye’nin toplam vergi yükü, millî gelire oran olarak… Ki, bunun içinde sosyal güvenlik primleri var, merkezî Hükûmetin topladığı bütün vergiler, harçlar var; mahallî idarelerin topladığı vergiler var, harçlar var. Yani Türkiye’de kamu tarafından toplanan bütün vergileri, bütün sosyal güvenlik primlerini alıyorsunuz, bunları topluyorsunuz, millî gelire oranlıyorsunuz, Türkiye’de bu oran 2009 yılı sonu itibarıyla yüzde 24,6. Bu oran, 33 OECD ülkesi arasında en düşük 30’uncu sırada. Yani genel olarak Türkiye’de vergi yükü, iddia edildiği gibi genel olarak yüksek değil. Yani Türkiye’de toplanan bütün vergi, sosyal güvenlik primlerinin millî gelire oranı yüzde 25’in altında, 33 OECD ülkesi arasında biz 30’uncu sıradayız. Mesela, OECD ülkeleri arasında ortalama yük yaklaşık yüzde 34 ama Danimarka gibi bir ülkede yüzde 48,2 fakat bizden düşükler de var, Meksika gibi, onlar da yüzde 17,5 civarında.

Peki, madem böyle, neden Türkiye’de vergi yükü yüksek algılaması var? Tabii ki, o zaman, mal ve hizmetler üzerindeki vergi yüküne bakmamız lazım. Mal ve hizmetler üzerinden, biz, genel olarak bir KDV alıyoruz bir de ÖTV alıyoruz bazı ürünlerde. Yine Türkiye’de dolaylı olarak, yani “dolaylı” diye tanımladığımız KDV, ÖTV vesaire gibi vergilerin millî gelire oranı Türkiye’de yaklaşık yüzde 11,2 civarındadır 2009 yılı sonu itibarıyla. Bu oran, yine OECD ülkelerine baktığınız zaman -aslında ortalamaya son derece yakınız- 15’inci sırada bir ülkeyiz. Yani toplam itibarıyla, topladığımız vergi itibarıyla yine OECD ülkelerinden çok farklı değiliz, ortalamasından çok farklı değiliz. Yani genel vergi yükü karşılaştırmasında olsun, mal ve hizmetlerin üzerindeki vergi yükü karşılaştırmasında olsun çok yüksek değil.

Fakat Türkiye’de bir sorun var. Nedir o sorun? Bizim gelir ve kazançlar üzerinden aldığımız vergilerin millî gelire payı düşük. Bu yeni bir husus mu? Değil. Düzeltilebilir mi? Tabii ki düzeltilebilir. Bu konuda da epey adım atıyoruz. Bu arada basit bir rakam vereyim: Son birkaç yıldır yapılan çalışmalar sayesinde, kira geliri elde edenler arasında daha önce hiç beyannamede bulunmayan 540 bin tane mükellef kazandık. Evet, daha önce mülk sahibi olup da, kira geliri elde edip de, bu, bizim kayıtlarımızda olmayan veya beyan etmeyen vatandaşlarımız arasından 540 bin tanesini biz bu anlamda, şu veya bu şekilde kayıt içine almışız ve bu vatandaşlarımız şimdi vergi vermeye de başlamışlar. Yani birtakım çalışmalar var ve hakikaten de bir başarı da var. Dolayısıyla çok büyük genellemeler yapıp…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Onlar yeni mükellef…

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Müsaade edin ben bitireyim. Bakın, güzel güzel, size elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorum.

Şimdi, teker teker bazı vergi konularına da indiğiniz zaman… Mesela KDV Türkiye’de efektif oran… Çünkü Türkiye’de biliyorsunuz yüzde 1 olarak uygulanan ürünler var, yüzde 8 olarak uygulanan ürünler var, yüzde 18 olarak uygulanan ürünler var. Türkiye’de “ortalama” diyelim, KDV oranı yüzde 14,4. Hangi gün? Bugün itibarıyla veya 2009 yılı sonu itibarıyla. Peki, 2005 yılında bu yüzde kaçtı? Ortalama yüzde 16’ydı. Türkiye’de biz KDV’yi düşürmüşüz. Nerede düşürmüşüz? Eğitimde düşürmüşüz, sağlıkta düşürmüşüz, bazı gıda ürünlerinde düşürmüşüz, tekstilde düşürmüşüz. Aslında, birçok sektörde biz KDV’yi yani dolaylı vergi yükünü düşürmüşüz, artırmamışız. Bu dönemde bana KDV’si artan, oran olarak veya şu veya bu şekilde, yani bir ürün gösterin 2002’ye oranla, gerçekten o zaman bakalım.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Mücevherat...

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – ÖTV’ye bakalım. Şimdi, özel tüketim vergisi, Avrupa Birliği müktesebatına baktığınız zaman Avrupa Birliği diyor ki: “Enerji ürünleri, alkollü içkiler ve tütün mamullerinden özel tüketim vergisi alınır.” diyor ve hakikaten de Avrupa’daki bütün ülkeler alıyor. Biz, Avrupa Birliğiyle vergi faslını aştık, Avrupa Birliğiyle bir uyum sürecindeyiz. Şimdi, burada alınan vergiler gerçekten çok mu yüksek veya daha önemlisi bu dönemde bir artış oldu mu? Şimdi, bazı ürünlerde vergi yükü yüksek. Bunu ben her zaman söylüyorum ama bu dönemde, 2002’den bu yana bu vergi yüklerinde bir artış olmamıştır.

Bakın size en tartışmalı konuyu müsaade ederseniz rakamlarla vereyim. 95 oktanlı -ki 2002 yılında var olan bir ürün olduğu için bunu alıyorum, bugün 97 oktanlı var ama 2002’de 97 oktanlı olmadığı için- kurşunsuz benzin. Avrupa Yakası, İstanbul... 31/12/2002 yılında litre 1,63 lira yani 2002 yılının sonunda 1 litre benzin 95 oktanlı, her şey dâhil, vergileriyle 1 lira 63 kuruş. Peki, 2010, dün itibarıyla kaç lira? 3 lira 78 kuruş. Artış oranı ne kadar? Yüzde 131,9.

Şimdi, buraya kadar bilgiyi verdim. Müsaade ederseniz, bu dönemde petrol fiyatı nereden nereye çıktı onu da söyleyeyim. Petrol fiyatı Aralık 2002 sonu itibarıyla 28 dolardı, bugün itibarıyla, dün itibarıyla 93 dolardır. Bu petrol fiyatını biz belirlemiyoruz, uluslararası piyasalarda belirleniyor. Bunun yüzde 95’ini, yani petrolün yüzde 95’ini bu ülke ithal ediyor, doğal gazın yüzde 99’unu bu ülke ithal ediyor.

Şimdi, 50 litrelik bir depo düşünelim. Dolar cinsinden, 2002 yılında 49 dolara dolduruluyordu, bugün 121 dolara dolduruluyor. Yani dolar cinsinden hakikaten bayağı bir artış var. Peki, Türk lirası cinsinden 82 liradan dolduruluyordu 2002 yılında, bugün itibarıyla 189 lira. Artış, yine daha önce söylediğim gibi yüzde 131,9.

Peki, şöyle bir bakalım, en düşük memur maaşı ile siz ne kadar… Yani, daha doğrusu şöyle söyleyeyim: Bir memur, en düşük maaş alan bir memur maaşının yüzde kaçını ödeyerek bir depo doldurabiliyordu? 2002’de yüzde 20,8; bugün itibarıyla yüzde 14,5. Yani bugün en düşük maaş alan bir memurumuz maaşının yüzde 14,5’uyla bir depoyu doldurabiliyor, o gün maaşının yüzde 21’ine yakınını harcamak zorundaydı. Asgari ücret…

ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – En düşük maaşlı memurun arabası yok.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Değerli arkadaşlar, asgari ücretten bahsediyorum. Bunlar referans noktaları. Bunlar referans. Yani asgari ücretlinin var mı yok mu, bunun tartışmasına girmeyeceğim ben.

Şimdi, bakın, asgari ücretle siz maaşınızın yüzde 44,2’sini 2002 yılı sonunda harcayarak bir depo benzin alabiliyordunuz; yüzde 44,2’sini… Bugün yüzde 31,5’uyla alabiliyorsunuz. Peki, hadi varsayalım ki maaşlar hızlı artmış bu kategorilerde, hakikaten de alım gücü artmış. Onu bir kenara bırakalım. Şimdi, bizim dönemde bu vergilerde, bu vergi yükünde hakikaten bir artış var mı? Şimdi ona bakalım.

Şimdi, 2002 tarihinde Özel Tüketim Vergisi Kanunu yürürlüğe girmiş. Ne zaman? 05/06 yani Haziran 2002 yılında o günün Koalisyon Hükûmeti, bizim Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti veya Parlamento o dönemde bu tasarıyı kabul etmiş. Bu tasarıyla ne yapılmış? Petrol ürünlerinden maktu ÖTV alınmaya başlanmış. Bu maktu ÖTV de her ay -yani basitleştiriyorum- toptan eşya, TEFE oranında artırılıyor. Yani her ay bir maktu vergi var, o maktu vergi her ay enflasyon kadar artırılıyor ve böyle bir kanun çıkarılmış. Yani 2002 yılının ortalarında koalisyon hükûmeti böyle bir kanun çıkartmış ve bu kanun çerçevesinde ta 2005 yılına kadar bu uygulanmış 2005 yılına kadar. 2005 yılında benzine uygulanan maktu ÖTV 1 lira 36 kuruş düzeyinde, motorinden alınan ÖTV 83 kuruş civarında, 2005’e kadar. 2005 yılında, AK PARTİ Hükûmeti döneminde “Biz şu uygulamaya son verelim, bundan sonra Bakanlar Kurulu belirlesin.” denilmiş ve her ay enflasyonla maktu ÖTV artışına son verilmiş. 2007 yılının kasımına kadar hiç bu maktu ÖTV’lerde de artış olmamış. 2007 Kasımından sonra bir artış söz konusu ama bu artışlar, varsayalım ki 2002 yılında koalisyon hükûmetinin yaptığı yasal düzenleme çerçevesinde olsaydıkinin altında. Şimdi, bunu rakamlarla da vereyim. Ama burada önemli olan şey şu: Bütün bunlar, akaryakıt ürünlerinde vergi yükünün yüksekliğini ortadan kaldırmıyor. Akaryakıt ürünleri üzerinde 2002 yılında vergi yükü yüksekti, şimdi de yüksek ama bugün daha az. Şimdi, bakın, soruna bu şekilde bakarsak, o zaman...

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Oran ne? Oranı söyle.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Bakın değerli arkadaşlar, 2002 yılı son gün, 1 litre benzin aldığınız zaman onun yüzde 70,3’ü maliyeye geliyor, hazineye geliyor, vergi. Bugün, yani dün itibarıyla alsanız yaklaşık yüzde 64,8’idir. Yani şunu söylemeye çalışıyorum: Siz, 100 liralık bir benzini 2002 yılında alsanız, o gün 70 liradan fazlası hazineye geliyordu, vergiydi, bugün yaklaşık 65 lirası vergidir. Şimdi, bu gerçekleri bilelim, ondan sonra tartışmaya devam edelim.

Değerli arkadaşlar, bakın vergi yükü artmamıştır. AK PARTİ hükûmetleri döneminde, bakın, tek tük bazı ürünler hariç -onlara da bakabiliriz- hiçbir konuda vergi yükü ciddi anlamda artmamıştır. Akaryakıt ürünleri üzerindeki vergi yükü azalmıştır.

KÜRŞAT ATILGAN (Adana) – Yüzde 68’i vergi Sayın Bakan.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Değerli arkadaşlar, kurumlar vergisi yüzde 33’ten yüzde 20’ye düşürülmüştür. Niye düşürülmüştür? Türkiye’deki şirketlerin rekabet gücü artsın, dünyayla rekabet etsin, Türkiye’ye daha fazla yatırım çekelim diye düşürülmüştür. Türkiye’de gelir vergisi…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yabancı bankalara kıyak yaptınız.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Telekom’a kıyak…

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) – Telekom’a geleceğim. Telekom ne zaman özelleştirme programına alındı hatırlıyor musunuz?

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Şimşek (AK Parti, Gaziantep). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-simsek-23-2010-12-22-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
