# Milli eğitim bakanlığına bağlı olarak çalışan sözleşmeli öğretmenler hk

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Tomanbay (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim
- **Tarih:** 1 Mart 2005
- **Gündem:** MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA BAĞLI OLARAK ÇALIŞAN SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLER HK
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-tomanbay-22-2005-03-01-milli-egitim-bakanligina-bagli-olarak-calisan-sozlesmeli-ogretmenler-h

> Mehmet Tomanbay (CHP), 1 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA BAĞLI OLARAK ÇALIŞAN SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLER HK); konuşma 764 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET TOMANBAY (Ankara) - Sayın Başkan, Yüce Ulusumuzun değerli vekilleri; eğitimi ve 20 000'den fazla eğitim emekçisini ilgilendiren bir konuyu ilginize sunmak için söz aldım.

Anayasamızın mal ve can güvenliği ilkesini koyan kurum Yüce Meclisimizdir. Meclisimiz tarafından kabul edilen bir diğer ilke ise sosyal devlet ilkesidir. Bu ilkeler Meclisimizin kimliğidir, onurudur ve bu ilkelerin korunması, işletilmesi devletimizin en önemli sorumluluklarındandır. Ancak, çağdaş bir devletin olmazsa olmazı olan bu ilkeler, acaba, ülkemizde gereği gibi yaşama geçirilmekte, vatandaşlarımızın mal ve can güvenliği korunabilmekte, sosyal devlet ilkesinin gerekleri yerine getirilmekte midir? Anlatacağım olay, ne yazık ki, bu sorulara, ülkemizde olumlu yanıt verilemediğini göstermektedir.

Değerli vekiller, şimdi sizlere öykümüzü sunuyorum:

Sevim Bakır, 40 yaşında, sözleşmeli bir vekil öğretmen. 10 Ekim 2004 tarihinde Burdur Altınyayla Temeleğitim Okulu anasınıfı öğretmenliğine usta öğretici olarak atanıyor. Yaklaşık üç ay sonra hastalanıyor; okul idaresine doktora sevk için başvuruyor. Okul idaresi, 120 işgününü doldurmadığı gerekçesiyle sevk vermiyor. Öğretmen, hasta hasta 14 Ocak 2004 gününe kadar -yani, sömestr tatiline kadar- çalışmaya devam ediyor. Hasta, o gece fenalaşıyor ve sabaha karşı saat 03.00'te Burdur Devlet Hastanesine kaldırılıyor; kendisine zatürree tanısı konuluyor; iki gün orada kalıyor. Burdur Hastanesi, vakanın ağırlığı nedeniyle Isparta Üniversitesi Hastanesine sevk ediyor. Hasta, üniversitede beş gün daha yatıyor; göğüs cerrahımız yok gerekçesiyle Isparta Devlet Hastanesine sevk ediliyor. Hastamız, burada da üç gün yatıyor ve üçüncü gün komaya giriyor. Isparta Devlet Hastanesi, bu sefer de bizim yoğun bakım ünitemiz dolu gerekçesiyle, yeniden üniversite hastanesine gönderiyor. Üniversitede yoğun bakımdaki hasta komada olduğu halde ameliyata alınıyor ve ne yazık ki, öğretmenimiz iki gün sonra ölüyor.

Değerli vekiller, bu eğitim şehidi Sevim Bakır'ın Tanrı katında buruk bir kabul gördüğüne inanıyorum.

Sevim Öğretmenin öyküsü her birimizin yüreğine oturacak, oturması gerekli bir öyküdür. Bu insan bizim. Biz, bu insanımıza sahip çıkamadık. Devletimiz, konuşmamın başında sözünü ettiğim ve Yüce Meclisimizin koyduğu ve onurumuz olması gereken bu ilkeleri yaşama geçirememiş ve kendisine hizmet eden bir öğretmenimizin can güvenliğini sağlayamamıştır.

Yıl 2005, Avrupa Birliği kapısındayız. Millî Eğitim Bakanlığı, yirmi yılı aşkın bir süredir halk eğitim merkezlerinde kurs öğretmeni olarak çalışan 11 000 dolayında ücretli usta öğreticiler ile bir o kadar da sözleşmeli öğretmeni, Anayasa hükmüne rağmen, sosyal güvenceden yoksun olarak çalıştırmaktadır.

Eğitimimizde bu ve benzeri yığınla sorunu çözemeyen hükümetimiz, Güneydoğu Asya'ya sağlık ve eğitim hizmeti götürmeye hazırlanıyor.

Değerli vekiller, kendi öğretmenimize, kendi yurttaşlarımıza ait sorunları çözmeden inandırıcı olabilir miyiz? Burada, cumhuriyetimizin yokluk yıllarında öğretmenlerimizi ve eğiticilerimizi yücelten, eğitimimize büyük katkılarda bulunan unutulmaz bakanlarımız Mustafa Necati'yi, Hasan Âli Yücel'i, huzurlarınızda saygıyla anıyorum. Gerçekten, Mustafa Necati olmak, Hasan Âli Yücel olmak kolay değil.

Değerli vekiller, öykü bitmedi. Üniversite hastanesi, vefat eden öğretmenimizin yakınlarına çok yüksek bir fatura çıkarıyor. İlgililere, ücretin çok yüksek olduğu söyleniyor. İlgililer, şahitler yanında, yüzde 20'sini düşürebileceklerini, daha fazla indirimin mümkün olmadığını ifade ediyorlar. Toplam fatura 15 milyar Türk Lirası. Devlet hastanesinin günlüğü 300 000 000 Türk Lirası, üniversite hastanesinin günlüğü 1,5 milyar Türk Lirası. Bu sistemin adı da dönersermaye. Nereye dönüyor bu sermaye? Bağ-Kurun, SSK'nın, Emekli Sandığının paraları nereye dönüyor? Ölülerin, yoksulların hiçbir değerinin olmadığı bu acımasız sistemi, içimize kim soktu? Dönersermayenin altında ezilen, ağlaşan milyonlar ve ağlatan buna benzer onbinlerce öykü var. Herhangi bir hastanenin polikliniklerinin önüne gidin, uykularınız kaçar.

Son günlerde, SSK hastanelerini konu alan yeni düzenlemeyle, hastane kapılarında çekilen çilelerin ne denli büyük olduğu ve daha da çekilmez hale geldiğini hepimiz görüyoruz. Bu mu vatandaşımızın can ve mal güvenliğine gösterilen ilgi ve saygı?! Bu mu sosyal devlet?!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Tomanbay.

MEHMET TOMANBAY (Devamla) - Teşekkür ediyorum.

Toplumumuz, müthiş bir yolsuzluk sarmalında. Günbegün ülkemiz güçsüz bırakılıyor. Yüce Meclisimize sorunun getirilişi bundandır değerli vekiller.

Şimdi, Sayın Millî Eğitim Bakanımıza soruyorum. Çok teşekkür ediyorum; kendisi geldi ve dikkatle dinliyor.

Sorularım şunlar:

1- Sözleşmeli anasınıfı öğretmenleri, vekil öğretmenler, usta öğreticiler, işe başladıkları andan itibaren sosyal güvenceye kavuşturulacaklar mı?

2- Millî Eğitim, Sevim Öğretmenin hastane masraflarını ödemede sorumluluk üstlenecek mi?

3- Yoksa, hâlâ eğitim ordumuzun bu gibi canalıcı sorunlarıyla uğraşma ve çözme yerine, öğretmenlerimizin demokratik bir dayanışma örgütü olan Eğitim-Senin kapatılmasıyla mı uğraşılacak?

Sayın Sağlık Bakanımıza soruyorum:

1-Acımasız dönersermaye sistemimizden, ülkemizi, kurtaracak, koruyacak mısınız?

2-Sevim Öğretmen neden hastane hastane gezdirilmiş; soruşturma açtıracak mısınız?

3-Sevim öğretmenin hastane ücreti pazarlığı neyin nesidir? Talanın belgesi bu mu?

4-Dönersermayenin paylaşımı, kimler arasında, ne oranda yapılıyor; bunu açıklayacak mısınız?

Adalet Bakanımıza soruyorum:

Göz göre göre, eğitim ordumuzun bir neferi, öğretmenimiz, çeşitli ihmaller sonucu ölmüştür. Cumhuriyet savcıları, bu durumu soruşturacak ve ihmali olanları ortaya çıkarıp gereken işlemi yapacak mıdır?

Sayın milletvekilleri, biz, burada 550 kişiyiz ve yetmiş milyonun vekilleriyiz. Yetkisini kullandığımız insanlar ve onların sorunları için bir öncelik yapalım mı? Yapalım lütfen. Lütfen ve cesurca, eğitimi ve sağlığı, para tezgâhından kurtaralım. Kurtaralım mı değerli vekiller?

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Tomanbay (CHP, Ankara). “Milli eğitim bakanlığına bağlı olarak çalışan sözleşmeli öğretmenler hk”. TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim tutanağı, 1 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-tomanbay-22-2005-03-01-milli-egitim-bakanligina-bagli-olarak-calisan-sozlesmeli-ogretmenler-h (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
