# Van yüzüncü yıl üniversitesinde meydana gelen olaylar hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Tomanbay (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim
- **Tarih:** 17 Kasım 2005
- **Gündem:** VAN YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİNDE MEYDANA GELEN OLAYLAR HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-tomanbay-22-2005-11-17-van-yuzuncu-yil-universitesinde-meydana-gelen-olaylar-hakkinda

> Mehmet Tomanbay (CHP), 17 Kasım 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VAN YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİNDE MEYDANA GELEN OLAYLAR HAKKINDA); konuşma 594 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET TOMANBAY (Ankara) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; milletvekilleri olarak sahip olduğumuz sosyal konum ve bu konuma bağlı olarak yüklendiğimiz sorumluluk, herkese nasip olmayan, onurlu, korunması ve iyi değerlendirilmesi çok gerekli ulusal bir görevdir. Milletvekillerinin arasından başbakanlar, bakanlar, cumhurbaşkanları çıkar; ama, halkın gözü milletvekillerindedir; sorunları karşısında çözümleri, oy verdiği vekillerinden bekler.

Peki, bizler ne yapıyoruz; ne oluyor dahi diyemeden, günübirlik siyasî söylemlerin arkasında savrulup duruyoruz.

Dünyada ve ülkemizde, kaygı verici boyutlarda olaylar oluyor; Fransa kaynıyor, Ortadoğu kan revan içinde. Ülkemiz de, ne yazık ki, bu kargaşadan payını hızla almaya başladı. Güneydoğu, uzun yıllardan sonra ilk defa, sonra, çok ciddî ve acı olaylara sahne olmaya başlıyor; ülkemiz, kan ve gözyaşıyla tekrar karşılaştı; Şemdinli Yüksekova bir bilmece; işsizlik hâlâ ciddî bir sorun; yoksulluk, açlık ve hastalıklar yurttaşlarımızı çökertmiş; eğitim-öğretim ise, simsar pazarında. Sorunlarımızın listesi çok uzun.

Ben, Yüce Meclisimizde, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörünün tutuklanmasıyla ilgili konunun adlî olmayan boyutunu dile getirmek için söz aldım.

Sayın milletvekilleri, her birimizin içinde doğru ile yanlışı ayıran insanî bir seçim mekanizması var. Geliniz, hep birlikte, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi olayını, siyasî kanaatlerimizi bir tarafa koyarak, içimizdeki bu insanî mekanizmanın yardımıyla irdeleyelim, olaylara farklı bir boyuttan bakmaya çalışalım.

Van'da ne olmuş; Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü tutuklanmış. Sonra ne olmuş; üniversite rektörleri ve YÖK Başkanı, ciddî bir sorumluluk üstlenerek, Sayın Adalet Bakanına gitmişler, adalet aramak için gitmişler. Ne görüşmüşler, ne konuşmuşlar bilemiyoruz; ancak, bundan sonraki sahneler ilginç. Ziyaret sonrası Adalet Bakanı Sayın Cemil Çiçek'in demeci; bakın ne diyor: "Rektörler Bakanlığı bastılar." "Kaç kişiydiler?" "70 rektörden fazla." Herhangi bir saldırganlıkları oldu mu? "Yok."

MEHMET KARTAL (Van) - Çeteye girer o zaman!

MEHMET TOMANBAY (Devamla) - Bu nasıl baskın o zaman?! Cevap yok, sessizlik var.

Bu arada, ne yazık ki, son olarak bir intihar... Çıkar çetesi kurmakla suçlanan, 125 gündür hâkim karşısına çıkarılmayan Üniversite Genel Sekreter Yardımcısı Enver Arpalı intihar ediyor. Adalet Bakanımız Sayın Cemil Çiçek'ten yeni açıklamalar: "Enver Arpalı, intihar edeceği yolunda, hapishane müdürüne ya da infaz savcısına başvurmamıştır." Hazırlık soruşturması, değil dört ay, dört yıl, on yıl sürebilirmiş! Bunlar davanın esenliği için olurmuş!

Değerli milletvekilleri, bu demeçleri dinledikten sonra, Adalet Bakanına "Sayın Bakanım, siz iyi misiniz acaba" diye hep beraber sormamız gerekmez mi? Çünkü, bakın, Sayın Bakanın bu akıl almaz açıklamalarından iki gün sonra dava açıldı. Enver Arpalı'nın ölümü bekleniyormuş sanki.

Sayın milletvekilleri, Van olayındaki iddia doğrudur ya da değildir, bilmiyoruz; yüce yargımız kendisine yakışır bir biçimde bunu çözecektir.

FİKRET BADAZLI (Antalya) - Kesinlikle.

MEHMET TOMANBAY (Devamla) - Ancak, Sayın Adalet Bakanının Van olayında gösterdiği duyarlılığı Konya'daki, Yozgat'taki, başka illerimizdeki İslamî holdinglerden yankılanan ve samimî inançlı vatandaşlarımızın canını yakan pis iddialara karşı göstermesini beklemek hakkımız değil mi? Öte yandan, İstanbul'un efesi kim, hangi bakanın oğlu? Ankara'nın efesi, bakan oğlu değil de başkan oğlu mu? Bunların yarattığı korkulardan ne haber?

Sayın Adalet Bakanı, bir gazetemiz, ilk soruşturmayı açan savcı beyi, taltifen Maraş İli Başsavcılığına atadığınızı yazmaktadır. Bu olay, siyasetin yargıya müdahalesi anlamına gelmiyor mu? Yani, siyaset sahnemiz toz duman. Neler var? neler yok ki... Üniversite, türban, Şemdinli, Yüksekova, satırlı bıçaklı kavgalar, ölümler ve böyle bir ortamda en önemlisi Meclis Başkanımızın ense tokatlaması. Bir gazetecinin sorusu üzerine bakın ne diyor Meclis Başkanı: "Evet, Cumhurbaşkanıyla aramızda soğukluk, havaların soğukluğundandır. Her gün birbirimizin ensesine tokat atacak halimiz yok ya!"

Değerli arkadaşlarım, yasamanın başkanı yürütmenin işlerine karışırken, adabımıza yakışmayan sözler söylüyor. Ne zamandan beri Meclis Başkanları Cumhurbaşkanının ensesine tokat atıyor? Ankara'da sergilenen bu tablo yurttaşlarımıza nasıl yansıyor? Adap ve edep bu mudur?

ENVER YILMAZ (Ordu) - Meclis Başkanı "atacak değiliz" diye söylüyor.

MEHMET TOMANBAY (Devamla) - Öte yandan, Sayın Başbakan da, kendisini ve partinizi iktidara taşıyan demokrasi işleyişini çökertecek davranışlar sergiliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Tomanbay (CHP, Ankara). “Van yüzüncü yıl üniversitesinde meydana gelen olaylar hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim tutanağı, 17 Kasım 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-tomanbay-22-2005-11-17-van-yuzuncu-yil-universitesinde-meydana-gelen-olaylar-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
