# Sağlık hizm.temel kan.değ.yap.hk.kan.tas.(s.s.636)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Uğur Neşşar (CHP, Denizli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim
- **Tarih:** 14 Temmuz 2004
- **Gündem:** SAĞLIK HİZM.TEMEL KAN.DEĞ.YAP.HK.KAN.TAS.(S.S.636)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ugur-nessar-22-2004-07-14-saglik-hizm-temel-kan-deg-yap-hk-kan-tas-s-s-636

> Mehmet Uğur Neşşar (CHP), 14 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SAĞLIK HİZM.TEMEL KAN.DEĞ.YAP.HK.KAN.TAS.(S.S.636)); konuşma 1.064 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 636 sıra sayılı kanun tasarısının 1 inci maddesi üzerinde konuşmak üzere söz aldım; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, burada, Sağlık Bakanlığının taşınmazlarının elden çıkarılmasıyla ilgili bir yasayı görüşüyoruz ve gerekçede, eksik kalmış çok sayıda yatırımın tamamlanması ve binaların depreme karşı dayanıklılığının artırılması için kaynak ihtiyacı olduğundan söz ediliyor. Yine, gerekçede, Anayasanın 2 nci maddesi gereği sosyal devlete atıf yapılıyor.

Değerli milletvekilleri, ben, burada, size gösterilen amaçla hedeflenenin aynı olmadığını iddia etmek için karşınızda bulunuyorum. Burada -gerçi elimize dağıtılan tasarının gerekçesinde 1,5 trilyon yazılmış, ama- 1,5-2 katrilyon kadar bir kaynak temin edileceğinden ve bu kaynağın demin bahsettiğim amaçlar için kullanılacağından söz ediliyor. Aslında, esas amaç tabiî ki bu değil. Esas amaç, sosyal devleti yok etmek -gerekçenin ilk satırında dile getirilen, atıf yapılan Anayasanın 2 nci maddesinin gereğine ters düşecek bir şekilde- sağlığı kamu görevi olmaktan çıkarmak ve kişilere rant sağlamak.

Şimdi, ben, dilim döndüğünce, size, bunun nasıl olduğunu anlatmaya çalışacağım. Bir kere, Anayasaya göre de, bizim inancımıza göre de, sağlık, bir kamu görevidir ve sağlık hakkı insanların vazgeçemeyeceği temel haklarındandır ve bunu devlet karşılamakla görevlidir; bunu, ister hizmet satın alarak yapar ister kendi teşkilatıyla yapar; ama, siz, yerine doğru dürüst bir şey koymadan, herhangi bir kaynak da oluşturmadan, Kamu Yönetimi Yasası Tasarısıyla sağlık teşkilatını yok ediyorsunuz.

Arkasından, şimdi, bu yasayla, taşınmaz malları satarak, hizmet verebilme olanaklarını ortadan kaldırıyorsunuz. Özelleştirme yaparak, sağlık hizmetlerini devletin görevi olmaktan çıkarıyorsunuz, kamu alanı dışına çıkarıyorsunuz ve özellikle de hizmetleri ikinci basamakta sunarak, koruyucu sağlık hizmetlerini, temel sağlık hizmetlerini dışlayarak, bunlara kaynak ayırmayarak, devletin yapması gereken temel görevden vazgeçiyorsunuz. Bunu yaparken bütçeye kaynak koymuyorsunuz.

Sağlık Bakanlığı bütçesi, yıllardır tartışılır, yıllardır dile getirilir. Şu anda bir gerekçe var; çünkü, Sayın Bakan "biz, sağlık hizmeti vermeyeceğiz, satın alacağız" diyor; ama, neyle satın alacağını da, dilerim ki, gelir, burada, bize anlatır. Bütçeye kaynak koymuyorsunuz. Şimdi de, tıpkı müflis bir tüccar gibi, elinizde ne var ne yok bunları satıyorsunuz. Satarken neyi satacağınızın listesini yapmamışsınız ya da yapmışsınız; ama, bize bildirmiyorsunuz. Kaynağı genel bütçeye ekliyorsunuz, sağlık bütçesine ekleneceğine dair bir şey söylemiyorsunuz ve en güzel, bence, en çarpıcı tarafı da, Maliye Bakanına, yani, Sayın Kemal Unakıtan'a emanet ediyorsunuz. Bu, giden paranın, bana göre, bir daha geriye gelmeyeceğini de göstermektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sağlık hizmetinin temel olmazsa olmazlarının başında bunun finansmanının nasıl sağlanacağının gelmesi gerekiyor. Bugünkü çağda, karşılığı olmadan yapılan hiçbir hizmetten sonuç almanız mümkün değil.

Sağlığın finansmanı konusuna gelince de, sürekli sosyal güvenlik şemsiyesinden, genel sağlık sigortasından ve vatandaşların bu şemsiyenin altına alınacağından söz ediliyor. Siz, böyle bir şemsiyeyi oluşturmadan, ne yaparsanız yapın, isterseniz bütün malınızı mülkünüzü satın, yine, sağlık hizmetini sürdürülebilir bir şekilde sunma olağanına sahip olamazsınız. Bu, Sağlık Bakanlığının tüm uygulamaları için geçerli; yani, doktorlara ödenecek dönersermaye gelirinin kaynağı da yok, eczanelere olan borçların kaynağı da yok, her yıl sosyal güvenlik kuruluşlarına -geçtiğimiz sene 13,5 katrilyon, bu sene 20 katrilyon düşünülüyor- para aktarıyorsunuz.

Geçen gün, Sayın Çalışma Bakanının açıkladığı -iyi niyetle çalıştıklarını düşünüyorum- kanun tasarısında, ancak daha emeklilik sigortalarının bir araya getirilebilmesinin başlangıcına geldiğinizi görüyoruz. Dolayısıyla, kısa bir gelecekte, bir sağlık sigortası sağlama olanağınız yok. Gelir dağılımını düzeltmemişsiniz. Takdir edersiniz ki, şu anda, Türkiye'de ister katma bütçeden finansman sağlamaya çalışın ister sigorta primleriyle finans sağlamaya çalışın, her halükârda, sadece sabit gelirliden, dargelirliden kaynak temin edebiliyorsunuz. Dolayısıyla, bugünkü koşullarda hangi yöntemi kullanırsanız kullanın, ister genel bütçeyi kullanın ister sigorta primlerini kullanın, dönüp dolaşıp vatandaşın sırtına yüklediğiniz bir finansman sistemi var; yani, sloganlarla konuşmayı sevmiyorum; ama, fakire finanse ettiriyorsunuz, herkes bundan yarar sağlıyor. Bunu değiştirmeden, ne yaparsanız yapın, sonuç almanız mümkün değil.

Dolayısıyla, her zaman söylediğimiz bir temel doğru var; o da, sağlığın, Sağlık Bakanlığından daha yukarıya hükümet politikası haline getirilmesi ve bir genel hükümet politikası olarak tek elden vergi adaletinin sağlanması ve gelir dağılımının düzenlenmesi, vergi kaçaklarının önlenmesi, kayıtdışı ekonominin kapatılmasına kadar giden bir süreç içerisinde ele alınması gerekiyor. Biz öyle yapmıyoruz, mallarımızı satıyoruz. Satalım, kime satacağımız belli değil, kaça satacağımız belli değil, kaça satacağımız belli değil. Sadece, toplam bir rakam söyleniyor. Burada çok büyük ihtimalle birtakım insanlara -bazı diğer uygulamalarda, artık, görmeye iyice alışık olduğumuz biçimde- birtakım kişilere, birtakım kuruluşlara ucuz fiyatla devredileceği düşüncesini taşıyorum. Dolayısıyla, yurttaşa, vatandaşa hizmet etme olanağı olmayan bir uygulamayla karşı karşıya kalıyoruz. Dediğim gibi, bu kazanacağımız paranın sağlık hizmetlerine ayrılacağına dair de herhangi bir ipucu bu yasa tasarısında yok.

Sonuçta, dönüp dolaşıp, yılardır, Türkiye'nin sağlık sisteminin sorunu olan yere geliyoruz; parası olan parası olduğu kadar hizmet alıyor, parası olmayan sürünüyor, maalesef sürünüyor, kötü hizmet alıyor, hiç alamıyor ve büyük reform iddialarıyla ortaya çıkan AK Parti Hükümeti ve AK Partinin vitrine koyduğu sağlık sistemiyle ilgili projeleri de, maalesef, bunları değiştirmekten âciz.

Bildiğiniz gibi bugüne kadar yapılan uygulamaların hiçbirisinden somut bir sonuç alınamadı. Sözgelimi, hastanelerin ortak kullanılması projesi sigortalı hastaların devlet hastanelerine yığılmasıyla sonlandı. Neden sonlandı; çünkü, bizim hasta davranışımızı gözönüne almayan ve belirli bir plan içerisinde olmayan bir uygulamayla işe başladığınız zaman, eskiden sigorta hastanesinin polikliniklerini dolaşan bir hasta, bugün, sigortayı dolaştıktan sonra bir de devlet hastanesine gidiyor; olay, devlet hastanelerine sigortalıların yığılması şeklinde tecelli etti.

Dediğim gibi, burada, parası olanın hizmet aldığı, olmayanın kaderine terk edildiği bir düzenin devam ettiğini görüyoruz. Bunun çıkışıyla ilgili herhangi bir ipucu göremiyorum; dolayısıyla, sözümün de başında da söylediğim gibi, bu kanun tasarısının, bu getirilen değişikliğin yine sömürüye hizmet edeceğini, vatandaşa hizmet etmeyeceğini düşünüyorum, halktan yana olmadığını düşünüyorum ve bunu yaşayarak her birimiz vicdanlarımızda göreceğiz.

Son olarak, bir de bu sağlıkta yapılan uygulamaların, AK Partinin vizyonunu çok iyi yansıttığını düşünüyorum ve onu dile getirerek bitirmek istiyorum. Yani, buna "postmodern siyaset" diyorlar galiba; söylediğinizin tam tersini yapıyorsunuz ya da yapacağınızın tam tersini söylüyorsunuz. "Halktan yanayız" diyorsunuz, halka tam karşı davranıyorsunuz. "Bilgisayarla atamalar yapacağız" diyorsunuz, bütün, belirli bir grubun kadrolaşması şeklinde bir uygulama yapıyorsunuz. Bunu dile getirmekten vazgeçmeyeceğim, bir kere daha burada dile getirdim, tekrar dile getireceğim. Sağlık Bakanlığı Müsteşarımızı bir hastaneye şef olarak atıyoruz, hiç gitmiyor o hastaneye. Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcımızı bir başka hastaneye şef diye atıyoruz, hiç gitmiyor o hastaneye. Millî Eğitim Bakanlığımızın Müsteşar Yardımcısını, bir hastaneye hukuka aykırı olarak atıyoruz, hiç gitmiyor o hastaneye ve biz, memleketin sağlık hizmetlerini düzelteceğimizden, sağlık sistemini düzelteceğimizden söz ediyoruz!.. Bu, bana göre, hiç inandırıcı değil. Hesaba kitaba dayanmayan, karşılığı olmayan, iyi planlanmamış işler yaparak da, yine AK Partinin uygulamalarına güzel bir örnek teşkil ediyor Sağlık Bakanlığının uygulamaları.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Neşşar.

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Teşekkür ederim.

Biz, bu yasa tasarısına tabiî ki katılmıyoruz, aleyhte oy kullanacağız.

Hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Uğur Neşşar (CHP, Denizli). “Sağlık hizm.temel kan.değ.yap.hk.kan.tas.(s.s.636)”. TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim tutanağı, 14 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ugur-nessar-22-2004-07-14-saglik-hizm-temel-kan-deg-yap-hk-kan-tas-s-s-636 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
