# Bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hk (s.s.635)(özelleştirme hk.)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Uğur Neşşar (CHP, Denizli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim
- **Tarih:** 16 Temmuz 2004
- **Gündem:** BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK (S.S.635)(ÖZELLEŞTİRME HK.)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ugur-nessar-22-2004-07-16-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamelerde-degisiklik-yapilmasi-hk-s

> Mehmet Uğur Neşşar (CHP), 16 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK (S.S.635)(ÖZELLEŞTİRME HK.)); konuşma 1.287 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 635 sıra sayılı tasarının 24 üncü maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Bu yasada bu değişikliğe niye gerek oldu, niye gerek görüldü; çünkü, alelacele çıkarılmıştı 5072 sayılı Yasa. Bu, yasadan önce teklif edilmiş ve oluşturulmuş olan kamu vakıflarını araştırma komisyonu göreve başlamadan önce, daha önce kurulmasına rağmen alelacele ocakta bu kanun çıkarıldı ve arkasından birçok aksilik, birçok sakıncalar olduğu ortaya çıktı. Bu yasayla da şu anda, yasanın geçiş sürecinde uygulanması gereken bazı işlemlere vakit kazandırmak için eksüre verilmesi için bu yasa tasarısı hazırlandı. Bunu Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak onaylıyoruz; ama, keşke komisyon, raporunu tamamlasaydı, komisyonun çalışmalarının sonucunda ortaya çıkacak bulgular değerlendirilseydi böyle ikinci bir uygulamaya gerek olmasaydı diye düşünüyorum.

Öncelikle şunu saptamamız lazım: 5072 sayılı Yasa, gerçekten, çok büyük bir problemi, çok büyük bir toplumsal yarayı gidermektedir; bütün eksikliklerine ve uygulanmasındaki aksaklıklara rağmen bu böyledir. Bunu, genelde, toplum da kabul ediyor. Niye böyle; çünkü, biliyoruz ki, kamu vakıfları kamunun gücünü kullanıyor. Kamunun gücünü kullanarak, "bağış" adı altında zorla para topluyor, bir anlamda vergi topluyor. Süreçte, toplanılan, çok büyük meblağlara ulaşabilen bu paralar, bütçe denetimi dışında kalıyor. Bu paralar keyfî olarak harcanıyor ve kişilere hakkaniyet dışında birtakım çıkarlar sağlıyor. Öyle ki, trilyona yaklaşan emekli ikramiyelerini bu vakıflardan alan insanlar var ve bugün, herkesin eleştirdiği milletvekili maaşına eşdeğer emekli aylığı alan insanlar var bu vakıflar aracılığıyla sağlanan olanaklarla. Demek ki, birtakım aksaklıklar olmuş.

İncelediğiniz zaman, özellikle de yasa uygulamaya girdikten sonraki duruma baktığınız zaman, bu vakıf ve derneklerin, devletin görevlerini âdeta devraldığını görüyorsunuz. Devletin yapması gereken birtakım işler, bu vakıflar olmazsa, bu dernekler olmazsa sağlanamıyor.

Sayın İçişleri Bakanımız arkada konuşuyor; ama, belki duyarlar. Özellikle İstanbul Emniyet Müdürünü, biz, geçen hafta komisyon olarak ziyarete gittiğimiz zaman, bu dernekten gelen paralar olmadığı takdirde, İstanbul'un emniyetini sağlayamayacağından şikâyet ediyor; yani, İstanbul Emniyeti, bir anlamda, bu derneklere, bu vakıflara devredilmiş. Yılda 45 trilyon gibi de büyük bir rakam var; onu da ayrıca konuşmak lazım.

Okullar, bu dernekler, vakıflar olmazsa işlemiyor, temizlenemiyor; hastaneler hemşire bulamıyorlar; bu, çok ciddî bir problemi ortaya koyuyor. Yani, devletin, bir anlamda devre dışında kaldığını, devletin, bir anlamda gücünü kaybettiğini, âciz kaldığını ortaya koyuyor; ama, bir anlamda da, belki, bunun bilerek yapıldığı fikrini de akla getiriyor. Niye devlet bu hale gelmiştir? Dediğim gibi, acaba, devlet, bu hale gelmiş midir, getirilmiş midir; bunun böyle olacağını, bu vakıflara izin veren insanlar, zaman içerisinde bu vakıfların yaptıkları uygulamaları izleyen insanlar, yöneticiler, kamu görevlileri fark etmemişler midir, yoksa fark edip de göz mü yummuşlardır ya da acaba -Sayın Babacan da burada- IMF mi zorlamıştır?! Hepimizin bildiği örnekler var; kamu kurumlarında insanlar emekli oluyor, yerine insan gelmiyor. Mesela, bir okulda bir müstahdem emekli oluyor, o okula yeni bir görevli atanmıyor ya da hastanelerde hemşireler -sağ olsunlar, açılan çok sayıda üniversite yüzünden doktorlarla ilgili böyle bir sıkıntımız yok- esas hizmeti görmesi gereken ara kademedeki insanlar emekli oluyorlar, emekli olanın yerine bile insan konulmuyor; fakat, sunulan hizmet kat be kat artıyor. Dolayısıyla, acaba, birileri, başta IMF olmak üzere ya da başkaları, bu personel giderlerini kısmak ya da yeni eleman atamasına engel olmak yoluyla, bu devleti âciz durumda mı bırakıyorlar? Acaba, burada sıklıkla dile getirilen "hantal devlet" ifadesi bilerek mi yaratılıyor; acaba, devlet gerçekten hantal mı yoksa çalıştırılmıyor mu? Kırılan camın değiştirilmesinde devlet bu kadar âciz mi? Bunları da sorgulamak lazım.

Dediğim gibi, biz, bu maddenin geçmesi için olumlu oy vereceğiz; çünkü, hakikaten, yasanın uygulamaya girmesinden sonra, birçok aksaklık ortaya çıkmış durumda, demin bahsettiğim kamu kurumlarında görevler aksamış durumda; fakat, süre uzatmak için gündeme getirilen bu yasa maddesiyle birlikte, bir de bir geçici 2 nci maddenin yasaya eklenmesi söz konusu; ki, bu, AKP'nin niyetini sorgulama gereğini ortaya çıkarıyor. Konulan bu maddeyle geri adım atılıyor; bir yandan da bazı vakıfların eski statüde devam etmelerine izin verilmiş oluyor. Bir kere, bu uygulama, yasanın ruhuna uygun değil, yasayı delme girişimi. Hepimizin bildiği gibi, başta, yine, Sayın İçişleri Bakanımız olmak üzere -kendisi dinlemiyorlar; ama, olsun, ben, yine, tutanaklara geçirtmiş olayım- emniyet vakfının eski statüde devam etmesini istiyorlar.

Şimdi, değerli arkadaşlar, emniyet müdürünün başkanı olduğu bir vakfa insanların gönülden bağış yapmalarını sorgulamak hakkımız gibi geliyor. Acaba, insanlar, emniyet vakfına gönüllü bağış yaparlar mı? Yani, İstanbul'da, insanlar, Allah rızası için elini vicdanına koyup yılda 45 trilyonu hayır için mi veriyorlar acaba? Açıkçası, ben, bunun böyle olduğuna inanmıyorum ve bunun sorgulanması gerektiğine inanıyorum. Kaldı ki, İstanbul emniyetinin sağlanması da bu gelire bağlı olarak bırakılıyor; bunu da sorgulamak lazım; acaba, birileri para ödemezse, İstanbul'da, trafik araçları... Sayın Celalattin Cerrah, geçen hafta, bize, 100 tane aracın, bu yasa çıktığından beri tamir beklediğini söyledi. Yine, Sayın Celalettin Cerrah, eğer, devlet tarafından ekdestek olmasaydı, NATO toplantısının güvenliğinin sağlanamayacağını söyledi. Yani, biz, İstanbul gibi bir kentimizin emniyetini, bir dernek, vakıf statüsüne mi teslim etmişiz; bunu etmeye devam mı edeceğiz; Sayın İçişleri Bakanı bunu mu istiyor? Dolayısıyla, bu eklenen 2 nci maddeyi ben ciddî şekilde yanlış bulunuyorum. Bu maddeyle, dediğim gibi, eskiden kurulmuş birtakım vakıfların eski statüde devam etmeleri sağlanmış oluyor; bu, yine, AK Partinin sıklıkla dile getirdiği bazı söylemleriyle de ters düşüyor. Hani, üçüncü sektöre önem verecektik; hani, sivil topluma önem verecektik?!

Yine, sizlerin çok iyi bildiğiniz, Allah rızasıyla kurulmuş ve gönüllü bağış esasına dayanması gereken vakıf müessesesini, niye, ille kamu yöneticilerinin yönetimine bırakıyoruz? Bırakalım, bu bağışları toplayan, bu işe gönül vermiş, kendini vakfetmiş insanlar, yani, vakıfları kuranlar yönetmeye devam etsinler. Niye, ille biz kamuyla ilgili bağlantısını sürdürmek istiyoruz? Acaba, gerçekten, AK Partinin niyeti özelleştirmek değil de, bir şekilde kamunun denetimini ellerinde tutmak mı? Bu, ister istemez Diyanet Vakfını da akla getiriyor, acaba şu anda Diyanet Vakfının kontrolünü mevcut iktidar elinden kaçırmış olmanın sıkıntısı içinde mi böyle bir değişiklik yapmaya gerek görüyor; bunları takdirlerinize sunuyorum.

Ben, vakıf müessesesinin gerçek anlamında kullanılması gerektiğine inanıyorum ve bunu kuran insanların da yönetmeye, sürdürmeye hakları olduğuna inanıyorum ve bu vakıf müessesesinin gelir kaynaklarının da devlet eliyle sağlanmıyor ve devlet tarafından yönlendirilmiyor olmasını diliyorum.

Bizim önerimiz şudur: Gelin, bu yasayı hakikaten deldirmeyelim, 5072 sayılı Yasa çok önemli bir yasa, çok büyük miktarda parayı vergi denetimi altına alıyor, buna destek veriyoruz; ama geçişte ortaya çıkan, feryatlarını hepimizin paylaştığı değişik, çok iyi niyetle kurulmuş, çok hayırlı işler yapan bazı derneklerin, bazı vakıfların çalışmasına engel oluyor şu anda; bir anlamda bağış toplanma mekanizmasını da güçleştiriyor; gelin bunu, bu süreyi uzattığımız zaman derleyelim, toplayalım, kanunun eksikliklerini giderelim, kurulmuş olan komisyonun raporunu da dikkate alarak yeniden düzeltelim, yasayı daha uygulanabilir bir hale getirelim. İstiyorsak, bugün devlet madem bu vakıflara ve derneklere bu kadar muhtaç durumda, geçiş sürecini biraz daha uzatalım, devletin aslî görevlerine geçmesini sağlamakta biraz daha zaman kullanalım; fakat devleti restore edelim; devlet kendi kurumunun yani hastanesinin, okulunun, işlemesini sağlasın; isterse sizlerin düşündüğü gibi özel sektörden hizmet alarak, isterseniz bizim düşündüğümüz gibi kamu görevi olarak; ama hangi şekilde yapılacaksa yapılsın devlet aslî görevini yapsın; İstanbul Emniyeti, İstanbul Emniyet Müdürlüğüne bağışlanan paralara muhtaç durumdan çıkarılsın. İstanbul'un emniyetini emanet ettiğimiz insanın eline biraz da para verelim, camı kırıldığı zaman, arabası arıza yaptığı zaman bunları tamir ettirme olanağı bulsun. Hem vakıf müessesesine, sahip olması gereken saygınlığı da bu arada kazandırmış oluruz diye düşünüyorum.

Biz, bu eklenen geçici 2 nci maddenin metinden çıkarılması için önerge vereceğiz, birazdan duyacaksınız. Gelin, siz de bu önergeye destek olun.

Eğer bir değişiklik yapacaksak, bu komisyon raporunu da dikkate alarak, bu altı aylık süreyi kullanıp, yeniden düzenlenecek kanunun içerisine bu değişiklikleri koyalım; ama, şu anda, en azından, bunu bekleyen çok insan var... Hani bir laf vardır, hepiniz çok iyi biliyorsunuz "Anayasayı bir kere deldirmekle bir şey olmaz" diye. Aynı yolla, vakıflarla ilgili çıkardığımız yasayı bir kere deldirirsek, bir daha arkasını tutmamız mümkün olmaz. Bu delinmeye olanak tanıyan bu geçici 2 nci maddeyi -lütfen, komisyon da, sayın bakanlar da dikkate alsınlar- bu metinden çıkaralım ve yasanın yeniden tanzim edilmesiyle birlikte, yeni şeklini en doğru şekilde verelim.

Ben, hepinize iyi tatiller diliyorum, sevgiler, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Uğur Neşşar (CHP, Denizli). “Bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hk (s.s.635)(özelleştirme hk.)”. TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim tutanağı, 16 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ugur-nessar-22-2004-07-16-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamelerde-degisiklik-yapilmasi-hk-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
