# Bazı kamu kurum ve kuruluşlarına ait sağlık birimlerinin sağlık bakanlığına devredilmesine dair kan.tas. ( ss. 686 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Uğur Neşşar (CHP, Denizli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim
- **Tarih:** 6 Ocak 2005
- **Gündem:** BAZI KAMU KURUM VE KURULUŞLARINA AİT SAĞLIK BİRİMLERİNİN SAĞLIK BAKANLIĞINA DEVREDİLMESİNE DAİR KAN.TAS. ( SS. 686 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ugur-nessar-22-2005-01-06-bazi-kamu-kurum-ve-kuruluslarina-ait-saglik-birimlerinin-saglik-bakanl

> Mehmet Uğur Neşşar (CHP), 6 Ocak 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KAMU KURUM VE KURULUŞLARINA AİT SAĞLIK BİRİMLERİNİN SAĞLIK BAKANLIĞINA DEVREDİLMESİNE DAİR KAN.TAS. ( SS. 686 )); konuşma 1.262 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Denizli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

İki gündür ve taa tasarı gündeme geldiğinden beri yaşananları ibretle izliyorum. Ben, ne mülkiyetten söz edeceğim ne de hukukçu gibi konuşacağım; doktorum; Sayın Bakanın anladığı dilden gibi konuşacağım. Doktorum. Sayın Bakanın anladığı dilden konuşmaya çalışacağım; ama, bir doktor olarak, Sayın Bakanın da bir muhakeme kusuru olmadığını anlayacak kadar doktor olarak, söylediklerini, hakikaten, dinledikçe ürperiyorum. Eğer bir muhakeme ve bir matematik kusuru yoksa, burada bir taammüden yapılan bir olayın söz konusu olması gerekiyor.

AHMET YENİ (Samsun) - Meslektaşının da söylediği böyle.

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Beyefendi, lütfen, dinleyin!

AHMET YENİ (Samsun) - Meslektaşsınız...

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Söylediklerimizin hepsinin arkasında, sizlerin çok övündüğü o 83'lerden kalma, o gelenekten gelen bir Çalışma Bakanının yazdığı bir metin var; yani, biz uydurmuyoruz. Anayasaya aykırı diyorsak, sizin Bakanınız da aynısını söylüyor. Ben buraya girmeyeceğim. Ben, işin, daha çok sağlık yönüne, daha çok hekimleri ilgilendiren yönüne geleceğim.

Ben, hastalarımın, insanlarımın daha iyi sağlık hizmeti almasını istiyorum ve bunun için de bu memlekette tüm hekim camiası, Sağlık Bakanı işbaşına geldiği günden beri bir mücadele içinde. Bir kere daha söyledim bu kürsüden; öyle bir bakan düşünün ki -bu anlamda tarihe geçecek kendisi gerçekten- işbaşına geldiği günden beri kendisini bu konuda tek ve mutlak bilen, bilici olarak tayin ediyor ve onunla iletişim kurmak isteyen herkesi kendisi kabul ediyor belki, ama bir tane fikri kabul ettiği bugüne kadar görülmemiş. Bu yüzden bu kadar insan sokaklarda ve sıkıştıkça bizim programımıza atıf yapıyor. Bizim programımızla da bu işin alakası olmadığını defalarca söyledik, dün Genel Başkan da söyledi. Kimin haklı olduğunu da zaman gösterecek. Biliyorsunuz, bazı şeyler zamanla çok net anlaşılıyor, yani, Irak savaşına girmemiz konusunda da çok iddialıydı bu grup, Amerika'nın savaşı kazandığını da söylüyordunuz; şimdi Amerika'nın savaşı kazandığı tartışılıyor.

Çok yakında, bu yasa eğer uygulanmaya geçilirse, Sayın Bakanın dediklerinin gerçek olup olmadığı da tartışılacak ve gözler önüne serilecek.

Ben, yine, hastamın, insanımın anladığı dilden birkaç örnek vermek istiyorum. Çıkarılacak yasa, kesinlikle, Sosyal Sigortalının lehine değildir. Sayın Bakan, sosyal sigortacılık anlayışını da yok eden Bakan olarak tarihe geçecek, bu yasalaşırsa.

Bir örnek vereceğim. Sigortalı bir işçi herhangi bir kurumda çalışıyor ve sigortasını yatırıyor, bir zaman sonra işveren bu kişinin sigortasını yatırmaktan vazgeçiyor; bu insan çalıştığı sürece Sosyal Sigortalar Kurumu hastaneleri buna bakmaya devam ediyor; ama, siz, onu, SSK'lı statüsünden alıp Bağ-Kurlu statüsüne çeviriyorsunuz. Bu demektir ki, bu sigortalı, primini yatırmadığı günden itibaren -ki, bunu açık açık çıkardığınız genel sağlık sigortası yasasında belirtiyorsunuz- bu kişi, artık, sağlık hizmetlerinden yararlanamayacak. Bu çok net ve açık ve Sayın Bakanın anlayacağı gibi kesinlikle de hukukla ilgili değil, tıpla ilgili bir konu.

Hizmet paketi daraltılıyor. Onu da GSS yasası geldiği zaman konuşacağız. Çeşitli entrikalarla, çeşitli yasaklarla o hizmet paketi de daraltılıyor; bunu da konuşacağız.

Bu çıkarılan yasanın CHP programına uygun olmadığını söyledim; ama, trajikomik bir şekilde AKP programına da uygun değil. Çünkü, siz, geldiğiniz günden beri sağlıkta özelleştirmeden söz ediyorsunuz; biraz önce bir arkadaşımın Anayasaya atıf yaparak söylediği gibi, kamulaştırma yapıyorsunuz. Kamulaştırmanızın mantığının arkasında da rehabilitasyon var. Şimdi, rehabilitasyonun ne olduğunu, yani SSK hastanelerinin rehabilite edilmesinin ne anlama geldiğini biraz önce Sayın İzzet Çetin belirttiler sorusunda. Tıpkı Sağlık Bakanlığı hastanelerinde olduğu gibi, tıpkı Trafik Hastanesi ve Atatürk Hastanesine geçişte yaşandığı gibi, bütün amaç -bunu pek fazla söyleyen olmadı- bu arada, sigorta hastanelerinde çalışan personeli oradan oraya savurarak kadrolaşma hizmetini, Sayın Bakanın çok iyi yaptığı kadrolaşma hizmetini SSK'ya da taşımak.

Sayın Bakan bunun ulusal bir model olduğunu söyledi. Ben, Dünya Bankası projesini gayet iyi okudum, ulusal olmadığını da çok iyi biliyorum, siz de çok iyi biliyorsunuz. Eğer ulusal bir program ortaya koyduğunuzu iddia ediyorsanız niye habire Küba'dan bahsediyorsunuz? Küba'ya gitmeye biz meraklı değiliz. Niye Norveç'ten örnek veriyorsunuz? Ben, geçen, sizin olmadığınız bir toplantıda, Norveç'le ilgili sağlık göstergelerini ortaya koydum ve o statüye, o düzeye, Norveç'in, sosyalizasyon uygulamasıyla geldiğini ve bu aşamadan sonra ancak aile hekimliğine geçtiğini anlattım; tutanaklarda var. Yine, o Norveç'te, Hindistan'dan ithal edilen tüberküloz aşıları, hiçbir denetimden ve kontrolden geçirilmeden, ertesi gün vatandaşa uygulanmaya başlamıyor Sayın Bakan. Bu konuda da, ben, sizin açıklamanızı bekleyeceğim.

Ulusal bir çözüm, ulusal bir model olmadığını söyledim; aksine, ulusal bir modeli de tümüyle yok eden bir çalışma. Bunun için, hakikaten üzüntü duyuyorum. Bir başka açıdan söylersek, eğer ulusal olduğunu iddia ediyorsanız, niye başka yerlerde çözüm arıyorsunuz, niye taklitçilik yapmaya çalışıyorsunuz? Bir ülkenin bir ulusal modeli olamaz mı, olmamalı mıdır; bunları tartışmak istiyorum.

Bence, Bakanın buradaki temel hatası, Türkiye gerçeklerini yadsıyan bir uluslararası modeli - TÜSİAD'ın raporunda da okudum; o da üç aşağı beş yukarı aynı- tamamen ülkeye yabancı ve çözüm getirmeyecek bir modeli ısrarla uygulamaya çalışıyor olması. Bu nedenle de, sivil toplum örgütleri yanında, maalesef, Türk akademisyenlerini de reddediyor; yani, ben bu bilgileri kendi kafamdan yaratmıyorum; danışıyorum, birçok arkadaşım var; çok güzel bilgiler alıyoruz. Niye, acaba, Türk akademisyenleriyle oturup bir model uygulamıyor da Sayın Bakan, önündeki, hepimizin çok iyi bildiği programı uygulamaya çalışıyor?!

Bu yasa tasarısı ortak hizmet verme amacına da yönelik değil; çünkü, ortak hizmet vermek için, mülkiyetin el değiştirmemesi gerektiğini, hepiniz, benden çok iyi biliyorsunuz. Siz, benden çok daha iyi biliyorsunuz liberal sistemi, ayrıntılarını da gayet iyi biliyorsunuz.

Grupta da söyledi Genel Başkan, burada da söyledi, sözcülerimiz de söyledi; gelin, SSK Yasasını değiştirelim... Ben, daha öteye gideceğim; gelin, SSK'yı, yine, sizlerin, liberal modelin çok iyi bildiği, ayrı bir özerk yapı içerisinde, referans bir özerk sağlık hizmeti sunan kurum haline getirelim. Bunu niye yapmıyorsunuz? Niye, kamulaştırma yanında, bir de, hep reddettiğiniz tekelciliğe yöneliyorsunuz; bunu da anlayabilmem mümkün değil.

Devlet SSK'ya para aktarıyor, dolayısıyla, zaten, devlet bu işi karşılıyor mantığı da doğru değil; çünkü, arkadaşlarım söyledi, aktarılan paranın tümü sağlığa gitmiyor; birincisi. İkincisi, zaten, genel sağlık sigortasını çıkardığınız zaman, hiçbir sigortalı arasında fark kalmayacak; yani, bu hastanelerin devri ile devredilmemesi arasında bir fark kalmayacak ve bu haliyle, sigortadaki hizmetler vatandaşa daha ucuza mal oluyor; bunu da biliyorsunuz. Bunu da, yine, 1980'lerden kalma, çok deneyimli -keşke, o da burada olsaydı, keşke, o da görüşlerini söyleme imkânına sahip olsaydı- Sayın Çalışma Bakanı söylüyor; fiyatlar, rakamlar Çalışma Bakanlığının rakamları. Bu rakamların içerisinde, bu haliyle yapılan bir değişikliğin SSK'ya 4 katrilyon daha ekyük getireceğini hepiniz gayet iyi biliyorsunuz.

Özelleştirmeyi, yani, Özal dönemini çok iyi bilen Sayın Bakan çok çarpıcı bir şey daha söylüyor: "Sizin yasayı dayandırdığınız Anayasa maddesi -yani, 56 ncı madde- aksine, özel sektörü baltaladığınızı söylüyor. O madde gereğince, devlet, sağlık hizmetini yaparken, kamulaştırmak mecburiyetinde değildir, özel sektörden de yararlanmalıdır."

Daha fazla uzatmayacağım, süremin bittiğini görüyorum; sesim de çok iyi değil.

Son olarak, konuşmamın girişinde, hani, dedim ki, bir zaman sonra, tıpkı Irak savaşındaki gibi, ortaya konulan modellerin bir yere varmadığı ortaya çıkacak, anlaşılacak. Buna, Sayın Bakanın, iki gün önceki Kanal D ekranlarındaki itirafıyla örnek vermek istiyorum.

Sayın Bakan -herhalde, beni yalanlamayacaklardır- iki gün önce, Kanal D ekranlarında mecburî hizmeti yeniden çıkarabileceklerini; çünkü, uyguladıkları modelle, Anadolu'ya yeterince hekim gitmediğini söyledi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Neşşar.

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) -Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başbakan, televizyon ekranlarına çıkarak "mecburî hizmeti, Allah'ın izniyle, biz kaldırdık" diye demeçler vermesinin üstünden daha bir yıl geçmeden, Sayın Bakan, eğer mecburî hizmete yeniden dönebileceğini söylüyorsa, bu Sağlık Bakanı, AKP Hükümetinin vitrinindeki Sağlık Bakanı, AKP'nin insanlarımızı oyalamak için ortaya attığı değişiklikler, yenilikler silsilesinin de, çok kısa zamanda, maalesef, gerçek yüzüyle ortaya çıkacağını bu şekilde söylüyor.

Değinmeden edemeyeceğim bir konu daha var; bütün tıp doktorlarının ve burada oturan herkesin bildiği bir konu var; Türkiye'de doktor eksiği falan yok. Sayın Bakan -bir akademisyen olarak hayretle izledim- yeni tıp fakültelerinin açılmasını talep edebiliyor, düşündüklerini söyleyebiliyor. Bu konuda da, kendisini, bir kere daha düşünmeye davet ediyorum.

Son cümlem, her zamanki son cümlem olacak: AKP Hükümetinin sağlıkla ilgili mahcubiyetini, hep beraber, yakında yaşayacağız.

Hepinize saygılar sunarım; teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Uğur Neşşar (CHP, Denizli). “Bazı kamu kurum ve kuruluşlarına ait sağlık birimlerinin sağlık bakanlığına devredilmesine dair kan.tas. ( ss. 686 )”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 6 Ocak 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ugur-nessar-22-2005-01-06-bazi-kamu-kurum-ve-kuruluslarina-ait-saglik-birimlerinin-saglik-bakanl (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
