# 209 sayılı sağlık bakanlığına bağlı sağlık kurumları ile esenlendirme (rehabilitasyon) tesislerine verilecek döner sermaya hakkında (s.s1101)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Uğur Neşşar (CHP, Denizli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim
- **Tarih:** 7 Mart 2006
- **Gündem:** 209 SAYILI SAĞLIK BAKANLIĞINA BAĞLI SAĞLIK KURUMLARI İLE ESENLENDİRME (REHABİLİTASYON) TESİSLERİNE VERİLECEK DÖNER SERMAYA HAKKINDA (S.S1101)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ugur-nessar-22-2006-03-07-209-sayili-saglik-bakanligina-bagli-saglik-kurumlari-ile-esenlendirme-2

> Mehmet Uğur Neşşar (CHP), 7 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 209 SAYILI SAĞLIK BAKANLIĞINA BAĞLI SAĞLIK KURUMLARI İLE ESENLENDİRME (REHABİLİTASYON) TESİSLERİNE VERİLECEK DÖNER SERMAYA HAKKINDA (S.S1101)); konuşma 1.127 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime, Sayın Bakana bir iki dileğimi ileterek başlamak istiyorum. Bir tanesi, çok sevineceğini düşündüğüm bir haber; Sayın Bakan, size bir Alman uyruklu doktor buldum. Hemen atamak isterseniz, CV'si elimde. Yalnız, şartları tutmuyor; çünkü, Türk vatandaşı, cumhuriyetin ilk üniversitesinden mezun olmuş, Ankara'nın güzide bir üniversitesinde kalp damar cerrahisi ihtisası yapmış ve şu anda Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yeşilkarta müracaat eden ilk hekim olarak, gazetelerde hepinizin tanıdığı bir arkadaş. Eğer Alman uyruklu olması atanması için yetecekse Sayın Bakan, arkadaşımız ameliyat yapabileceği herhangi bir yere atanmak için hazır.

İkinci, bir örneğim daha var; o da, Sayın Bakanın demin kadrolaşmakla ilgili bize verdiği çok doyurucu yanıtların tam tersini ortaya koyan bir şey. Şimdi, aldığımız bilgi yanlış değilse Sayın Bakan, Dışkapı Hastanesinden çocuk endokrinoloğu Sayın Doç. Ergin Çetinkaya'yı Horasan'a tayin etmişsiniz.

Şimdi, bilmeyen arkadaşlar ve televizyonda izleyen yurttaşlar için söyleyeyim; bu çocuk endokrinolojisi, çocuk iç salgı bezleriyle ilgili çok özel bir dal; yani, kişiyi pilot olarak alırsak, Sayın Bakan, bir pilotu gidip bir kağnı arabasına tayin ediyor. Doğru dürüst doktor gönderemediği bir Doğu Anadolu kasabasında bir pediatrik endokrinoloğun ne işi var, altyapısı var mı, laboratuvarı var mı ya da ona ihtiyaç var mı, onu tartışmak gerekiyor.

İkinci bir örnek var; bu, çok daha çarpıcı. Bildiğiniz gibi, Sayın Bakanın Müsteşarı da endokrinolog ve hiç gitmediği Ankara Numune Hastanesinde şef olarak görev yapıyor. Şimdi, Sayın Bakanın bana iki yıldır yanıtlamadığı bir soru var, kendisine sorduğum bir yazılı soru önergesi. "Madem burada çok güzel eğitim hizmetleri veriyor Sayın Müsteşar, acaba, yaptığı seminerler, dersler, diğer bilimsel aktivitelerin bana bir dökümünü yollar mısınız" diye kendisine bir soru önergesi vermiştim; maalesef, iki yıldır yanıt yok. Bu, Bakanın, sadece bu örnek bile, kadrolaşmayla ilgili yaklaşımlarını tümüyle bana göre çürütüyor; ben, Bakana, Sayın Müsteşarını Müsteşarlığa, Sayın Ergin Çetinkaya'yı da Numune Hastanesinin endokrinoloji klinik şefliğine atamasının daha uygun olacağı konusundaki düşüncemi ileteyim.

Değerli milletvekilleri, dönersermaye ödenmesiyle ilgili Bütçe Kanununda yapılan bir değişiklik nedeniyle, tekrar bir yasa yapmak durumundayız. Bu dönüşlere biz artık alıştık, sağlık alanında AKP'nin yaptığı dönüşlere alıştık; mecburî hizmette olduğu gibi, bu dönersermaye ödemesinin, bir gece, ansızın, kasap kesim usulü -bu bir ekonomi tabiri, harcıâlem bir tabir olarak dile getirmedim- kesilen dönersermaye alacaklarının geri iade edilmesini amaçlıyor.

Şimdi, bu gidiş gelişler devam ediyor; ama, bu gidiş gelişler, takdir edeceksiniz ki, AKP'nin sağlık politikalarını ne kadar rasgele, ne kadar özensiz, ne kadar savruk bir şekilde oluşturulduğunu ve özellikle de işin bu malî kısmı, sağlık ekonomisinden ne kadar bihaber -maalesef bihaber- olduğunu ortaya koyuyor. Bunun gibi uygulamaları önümüzdeki yıllarda göreceğiz. Tekrar gündeme geldiği zaman, yerinde, gerekli eleştirilerimizi yapacağız.

Bu yasa, değerli arkadaşlar, bir pansuman yasası. Yani, işi iyi bilmeyen bir cerrah bir ameliyat yapıyor, dikişler patlıyor; aman, patlayan dikişlerin altında ne var ne yok görülmesin diye, üzeri pansumanlarla kapatılıyor. Pansumanı kaldırdığınız zaman, altı bir fecaat. Demin arkadaşım gazete örneklerini verdi, başka örnekler de var.

Neticede, bu bütçe kanun tasarısının 28 inci maddesi ve daha önce IMF'ye verilen niyet mektubunun 13 üncü paragrafıyla bir kısıtlama sağlık giderlerine IMF tarafından konmuş olduğu için hükümet sıkışıyor.

Tabiî, bütçeyi denkleştirmek, ayarlamak için, bir gece, Sayın Unakıtan, o çok ilginç yaklaşımlarından bir tanesiyle "sildim" ya da "siline" dedi ve hastanelerin alacakları silindi; fakat, bu, evdeki hesap çarşıya uymadı, hastanelerin önünde kuyruklar oldu. Her ne kadar Sayın Bakan "paralar ödendi" diyorsa da, kendisi çok iyi biliyor ki, hastaneler, 2006 bütçesinden aldıkları avanslarla borçlarını ödediler, altı aydır biriken dönersermayelerini ödediler. Her ne kadar Sayın Bakan "eczanelere düzgün para ödeniyor" dediyse, hepinizin basından hatırlayacağı gibi, kısa bir süre önce, Sayın Unakıtan'ın "şubat sonuna kadar aman 2005'in borçlarını kapatalım" dediği için borçlar şimdilik kapanmış görünüyor; ama, 2006'da da, bu ameliyat yine başarıyla yapılmayacak, dikişler yine açılacak. Eğer hakikaten doğru dürüst cerrahî bilmiyorsanız, karnı kapattığınız zaman açılması kaçınılmaz oluyor.

Bu sorunun çözülme olanağı da yok; çünkü, 2006'dan borç alarak 2005'in borçlarını kapatmaya çalışıyorsanız, 2006'nın sonunu zaten getiremeyeceksiniz demektir. Kaldı ki, siz, demin söylediğim sınırlarla; yani, bütçenin 28 inci maddesiyle ve IMF'ye verilen niyet mektubuyla "ben, buna bir tavan getiriyorum, bundan sonrasını ödemem" demişseniz, o zaman, 2006'nın da sonunun gelmeyeceği şimdiden görünüyor.

Dün bir yurttaşımız "git, Meclis kürsüsünden, demokrasi diye diye, Ahmet Efendi, sermayeyi kediye yüklettiniz diyor" diye söyle dedi. Onun da hatırını kırmamış olayım. Hakikaten, sermaye kediye yüklenmiş durumda.

Şimdi, bunu çözebilmek için; yani, sağlığı çözebilmek için, her zaman dile getirdiğim bir şeyi tekrar edeceğim, tümüyle ekonomik olarak bağımsız, kendi kararlarını kendi veren ve ulusal programlar yapan bir hükümet olmak gerekiyor; ama, bu, maalesef, IMF'yle ve AKP Hükümetiyle mümkün değil.

Şimdi, hemen itiraz edeceksiniz; ama, sizin de seçim bildirgenizde, yanlış hatırlamıyorsam, IMF'yi kısa zamanda kovalayacağınızı söylemiştiniz; ama, maalesef, IMF'yle, üstelik üç yıllık bir stand-by'ı yine yapmaktan çekinmediniz ve bunu büyük bir ekonomik başarı olarak önümüze koyuyorsunuz.

Şimdi, Grup Başkanvekilim Sayın Gündüz'e, konuşmayla ilgili aramızda bir diyalog geçti, onu fazla üzmeden, geçen hafta üstüme alındığım bazı eleştirilere, bazı buradaki ifadelere de yanıt vermek istiyorum. Geçen hafta bizim Atatürkçülüğümüz eleştirildi sınırlarla ilgili konuşurken. Ben, bu konuda son derece hassasım. Şimdi, Atatürk, tam ekonomik bağımsızlık diyordu, siz, IMF'ye teslim olmuş durumdasınız. Kendi bütçenizi kendiniz yapamıyorsunuz, sağlık bütçenizi. Atatürk, ulusal egemenliğe çok önem veriyordu, siz, ulusal egemenlik hakkımızı 8,5 milyar dolara sattınız. Atatürk, emperyalizme karşılığıyla bilinen büyük bir önderdi, hâlâ ondan aldıklarını yaşayan başka ülkeler var Hindistan gibi; ama, siz, emperyalist orduları Türkiye'ye davet ettiniz. Bunu yaparken de, kendi çıkarlarınızı müstevlilerin çıkarlarıyla eşdeğer ya da yan yana gördünüz. Bütün bunların üzerine de, sağlıkta "beni Türk doktorlarına emanet edin" diyen Atatürk'ün, Türk doktoruna sahip çıkan Atatürk'ün tam tersi istikamette Türk doktorlarını reddediyorsunuz ve kalkmış, gelip, burada, bize Atatürkçülük dersi vermeye çalışıyorsunuz. Bundan, sizler adına hicap duyuyorum.

Bir de, Sayın Bakan, özellikle de beni kastederek söyledi zannediyorum, bizim ufkumuzdan söz etti. Ona da usulü dairesinde cevap vermek istiyorum: Eğer vizyonunuz -sadece sağlık alanında, fazla konuyu dağıtmayacağım- Bütçe Kanununun 28 inci maddesini ya da IMF niyet mektubunun onüçüncü paragrafını aşamıyorsa, o zaman, lütfen, gelip de bizim vizyonumuzdan bahsetmeyin. Siz, 1919'un vizyonuna önce bir gelin; ondan sonra bizim vizyonumuzu eleştirmeye imkân bulabilirsiniz diye düşünüyorum.

Bundan sonraki maddede konuşacağım, vaktimi taşırmayacağım Sayın Başkan.

Son olarak da, bu TTB'yle ilgili Sayın Bakanın "ideoloji" yaklaşımına bir yanıt vermek istiyorum. TTB'nin öteden beri ideolojik yaklaşımlar içerisinde olduğunu söylüyor, Türk Tabipleri Birliğinin, Sayın Bakan.

ALİM TUNÇ (Uşak) - Ben de söylüyorum.

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Siz de söyleyebilirsiniz; ama, Sağlık Bakanlığında hangi tarikatın ideolojisinin işlemekte olduğunu, size, ılımlı İslam ideolojisini bu ülkeye kimin getirdiğini de ben sorma hakkını taşıyorum o zaman. Onun için, rica ediyorum, başkalarını ideolojiyle "izm"lerle suçlarken, bunun altına saklanmak istenenin Kemalizm olduğunu da gayet iyi biliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun.

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Dolayısıyla, lütfen, başkalarına bir laf söylerken, kendi açıklarınızı iyi hesap edin, kendi yaptıklarınızı iyi hesap edin ve ondan sonra gelip başkalarını eleştirin.

Şimdilik, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Uğur Neşşar (CHP, Denizli). “209 sayılı sağlık bakanlığına bağlı sağlık kurumları ile esenlendirme (rehabilitasyon) tesislerine verilecek döner sermaya hakkında (s.s1101)”. TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim tutanağı, 7 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ugur-nessar-22-2006-03-07-209-sayili-saglik-bakanligina-bagli-saglik-kurumlari-ile-esenlendirme-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
