# Türk tabipleri birliği kanununda değişiklik yapılmasına dair (s.s.1069)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Uğur Neşşar (CHP, Denizli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim
- **Tarih:** 23 Mart 2006
- **Gündem:** TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR (S.S.1069)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ugur-nessar-22-2006-03-23-turk-tabipleri-birligi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-s-s-1069

> Mehmet Uğur Neşşar (CHP), 23 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR (S.S.1069)); konuşma 835 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Denizli) - Kişisel söz talebimi de birleştirebilir misiniz Sayın Başkan...

BAŞKAN - Buyurun.

CHP GRUBU ADINA MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, üçbuçuk yıl aradan sonra Türk Tabipler Birliğinin seçim yapabilmesine olanak verecek yasayı nihayet çıkarıyoruz. Bu bakımdan, hem Grubumuzun yasadaki desteğini hem de Türk Tabipler Birliğinin bu yasanın gündeme alınabilmesi için verdiği ciddî sivil toplum örgütü performansından dolayı kutlamak istiyorum.

Bugün, bu 1 inci madde üzerinde, mümkün olduğu kadar, yasanın geneli üzerindeki ilk konuşmalardan sonra tarafıma ulaşan çok sayıda vatandaşımızın bazı taleplerini -ki, zannediyorum basında yer alan bazı bilgileri bürokratlar Sayın Bakana iletmedikleri için- Bakan Beyin haberi olmayan bazı olayları, bazı taleplerimizi ve bazı saptamaları dile getireceğim ve yasanın da çıkması için Grubumuzun bütün desteği vereceğini de buradan önce dile getirmek istiyorum.

Şimdi, değerli milletvekilleri, gerçekten, sözlerime, ben, geçtiğimiz yasayı, tartışmaya başladığımız günkü noktadan başlayıp, o düzeyden başlayıp, çok fazla üstelemeden bir yumuşak geçişle bugünün gündemine bağlamak istiyorum. Geçtiğimiz görüşmeler sırasında, biliyorsunuz, gazete yazılarında kalmıştık. Onların üzerinde bir tartışma oluyordu; bazılarını yine burada gündeme getireceğim; tesadüf, o gün çok günceldi, bugün de çok güncel. O gün, 2 Martta veremin hortladığı gündeme gelmişti; yarınsa Dünya Verem Günü. Dolayısıyla, Sayın Bakana, eksik iletilen konulardan bir tanesi olarak verem üzerinde çok kısa konuşmak istiyorum.

Gerçekten verem ülkemizde patlamıştır. Cumhuriyetin ilk döneminde büyük bir başarıyla savaşılan verem yeniden patlamıştır. Bunu, verem savaş derneklerinin başkanları söylemektedirler. Bu insanlar, Sayın Bakanımız gibi, benim gibi yüzlerce profesör yetiştirmiş değerli hocalardır; onların laflarını dikkate almak gerektiğini düşünüyorum Sayın Bakan ve bu veremle mücadelenin mutlaka yeniden değerlendirilmesi, özellikle ilaca dirençli verem konusunda denetimli tedavinin mutlaka gündeme alınması gerekiyor. Çünkü, çok iyi biliyoruz ki, sağlık, diğer alanlara benzemiyor. Yani, ülkede ekonomiyi belirli bir şekilde baskı altında tutabilirsiniz, yeni bir krize kadar; ama, sağlıkta bu böyle olmaz. Çünkü, o küçücük mikroplar ne Başbakanın üslubunu dinlerler ne başka şeyleri, aniden Sağlık Bakanlığının yemekhanesine geliverirler ve bir kolera mikrobunun Sağlık Bakanlığının yemekhanesini kapattırdığı gibi hemen kendilerini gösterebilirler. Onun için, veremin de daha fazla iş açmadan bir şekilde denetlenmesi gerektiğini düşünüyorum.

İkinci bir gazete haberi: Herhalde, hepiniz çok iyi biliyorsunuz ki, bazı AK Partili milletvekili arkadaşlarımız da bizimkilerine benzer yaklaşımlarını gündeme getirdiler, bunlar gazetelerde yer aldı, Kızılcahamam toplantılarında dile getirildi. Gerçi Sayın Bakan ikna olmadı; ama, biz bazı konuları yeniden gündeme getiriyoruz. Bu arkadaşımız ne diyor: Düzce'deki aile hekimliğinin amacına ulaşmadığını söylüyor. Ben bir adım daha öteye gideceğim; aile hekimliğini Türkiye'de yapabilemeyeceğinizi söyleyeceğim. Bunu zaman gösterecek; fazla üstünde konuşmayacağım.

Doktor diplomalarının verilmediği dile getiriliyor, biliyorsunuz. Mecburi Hizmet Yasası da Anayasa Mahkemesi tarafından uygulama alanına geri döndü. Dolayısıyla, lütfen Sayın Bakan, artık, atama bekleyen 1 000'in üzerindeki doktorumuzun, diploma bekleyen 1 000'in üzerindeki doktorumuzun, lütfen diplomalarını veriniz.

Eş durumundan çok sayıda tayin bekliyor; bana, çok ilginç şikâyetler geldi. Örneğin, 21 Aralık 2005'te, Sayın Bakanın göreceği bu listede yer alan, eş durumundan tayinlerin 21 Aralıktan beri Bakanlıkta bekletildiğini biliyoruz. İsimleri vermeyeceğim; ama, lütfen, Sayın Bakan, bu arkadaşlarımızın -size iletilmediğinden eminim; mutlaka, birileri, size iletmiyor bunları- bu eş durumundan tayinlerini beklet… Çünkü, benim bir soru önergem vardı biliyorsunuz; "eş durumundan tayinler bekletilmeden yapılıyor" diye de bir cevap vermiştiniz.

Artı, çok ilginç dilekler var; "yani, ben, sözleşme yaptım diye evlenemeyecek miyim" diyene kadar varan tayinler var. Bu işlemlere, lütfen, dikkat etmemiz lazım. Netice'de, sözleşme yaptığınız insanlar da sizin kulunuz olmuyorlar; onlar, hâlâ, bir yurttaş olarak bazı hakları taşıyorlar; bunlara da dikkat etmenizi diliyorum.

Çok ilginç bir haber daha var gazetelerden. Bunu okuyacaktım; ama, bugün kısıyorum süremi. Kişinin biri, bacağındaki varisle hastaneye gidiyor. Güya, hani diyoruz ya "sigortalılar özel hastanelerden sonuna kadar faydalanıyor" diye. Burada, kısacası, bu kişi, o hastaneden o hastaneye, yok bununla anlaşmamız var, onunla yok, filmini orada çektir, buraya katkı payı öde, bunu yapmazsan olmaz, katkı payı olmadan geçen sefer oluyordu bu sefer olmaz diye oradan oraya sürükleniyorlar. Lütfen, Sayın Bakan -mutlaka, haberim var, bürokratlarınız size bunları haber vermiyorlar- bu, basında yer alan bazı özel hastanelerdeki vatandaşların başlarına gelen sıkıntılarla ilgili haberleri de lütfen dikkate alınız.

Çok ilginç durumlar var; bir tanesini, burada, özellikle örneklemek istiyorum: Şu stent konusu Sayın Bakan. Eğer, siz, ilaçlı stentin parasını, devlet -siz demeyeyim; bu sizi aşıyor çünkü- ilaçlı stentin parasını ödemeyip ilaçsız stentin parasını devlet ödüyorsa, bu, açıkça "parası olan yaşasın, parası olmayan ölsün" demektir; çünkü, hepimizin bildiği gibi ilaçsız stent çok kısa sürede tıkanmaktadır. Onun yerine, çağdaş dünyada kullanılan malzeme neyse… Ya hiç karşılamayacaksınız; çünkü, ilaçsız stentin parasının ödenmesi demek "paran yoksa, öl kardeşim" demektir; bunun altını çiziyorum.

İstanbul'da kalp cerrahisi yapan merkezlerin çoğunun standartlarının çok düşük olduğu vatandaşlar tarafından dile getiriliyor. Ağza alınmayacak entrikalar yazılmış; onları, burada, Meclis kürsüsünden dile getirmek istemiyorum.

Doktorlarımızın iş güvencesi yüzünden, buralarda, özel hastanelerde yaşanan birtakım işlemleri duyurmaktan çekindikleri dile getiriliyor. Lütfen, teftiş yapınız, müfettişlerinizi yollayınız bu hastanelere. Gerçekten, bir kullanımlık malzemeler bir kere mi kullanılıyor; yoksa, gerçekten, hastalara sözleşmelerde yazılan malzemeler mi kullanılıyor, yoksa, başka malzemeler mi kullanılıyor; lütfen, bunları araştırınız. Gerçekten insanlardan fahiş farklar isteniyor mu istenmiyor mu, bunları araştırmanızı diliyorum Sayın Bakan.

Tabiî ki, bir de, bugünkü gazetelerden aldığımız meşhur "Ali dibo" düzenimiz var. Bu Ali dibo düzeniyle ilgili, dedikodunun ötesinde, ben, Sayın Bakandan bir ricada bulunacağım.

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Uğur Neşşar (CHP, Denizli). “Türk tabipleri birliği kanununda değişiklik yapılmasına dair (s.s.1069)”. TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim tutanağı, 23 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ugur-nessar-22-2006-03-23-turk-tabipleri-birligi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-s-s-1069 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
