# Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Vedat Melik (CHP, Şanlıurfa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim
- **Tarih:** 28 Şubat 2004
- **Gündem:** KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-vedat-melik-22-2004-02-28-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349

> Mehmet Vedat Melik (CHP), 28 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 1.001 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MEHMET VEDAT MELİK (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısının 48 inci maddesi hakkında görüşlerimi belirtmek üzere, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, iktidarların görevleri, elbette ki, halkın her türlü sorununu çözmeye çalışmak ve çağdaş medeniyetin getirdiği olanaklardan azamî ölçüde yararlanmalarını sağlamak için her türlü çabayı göstermektir; bu doğrultuda her türlü yasal düzenlemeyi yapma hakkına da sahiptirler. Ancak, ülkeye getirilecek herhangi bir yeniliğe önce toplumun ihtiyacının olup olmadığına karar verilmesi, eğer varsa, bu ihtiyacın nasıl ve hangi yollardan giderileceğinin açıklanması gerekir. Kime açıklanacaktır veya kimden onay alınacaktır? Elbette ki meselenin asıl sahibi olan halkın görüşü alınmalıdır. Genel bir görüş birliği sağlandıktan sonra da, düşünülen değişikliğin yapılmasında ve uygulanmasında hiçbir sorun kalmayacaktır.

Bu tür iktidar davranışlarının örneklerini, son yıllarda, çok önemsiz konularda dahi, gelişmiş, çağdaş ülkelerde sık sık görmekteyiz; ama, hepimiz biliyoruz ki, bu tür davranış biçimlerine ancak katılımcılığı ve çoğulculuğu benimsemiş, esas iktidarın parlamenter çoğunluğu elinde bulunduran hükümette değil halkın kendisinde olduğuna inanan, demokrasi kültürüne sahip toplumlarda rastlamak mümkündür. Demokrasinin temel kurallarının dahi bir türlü yerleştirilemediği, ekonomik, siyasî, hukukî kimliğini bir türlü bulamayan ve kültürel kimliğini giderek kaybeden bizim gibi toplumlarda ise, bu değişimi sağlayan dinamikler başka şekillerde oluşagelmiş ve o şekilde devam etmektedir.

Değerli arkadaşlar, son ikiyüz yıldır, bu toprakları yöneten insanların çıkardığı tüm önemli yasalar veya yaptıkları tüm önemli düzenlemeler, maalesef, yabancı ülkelere danışılarak veya onlara benzemek için veya daha kötüsü, onlar öyle istiyor diye yapılmıştır; yani, son ikiyüz yıldır, yabancı ülkeler, çoğunlukla da bizim şimdi girmek için can attığımız Avrupa Birliği üyesi ülkeler ve Amerika Birleşik Devletleri ne demişse öyle olmuştur. Bunun çok değişik versiyonları vardır. Bazen, eğer, bizim gibi olmak istiyorsanız, sosyal yaşamınızla ilgili şu yasayı çıkarın; yok ekonomik sıkıntıları atlatmak istiyorsanız, şöyle davranın gibi telkinlerde bulunmuşlar ve bu ülkede, her zaman da, kendilerini destekleyen taraftarlar bulmuşlardır. Bu dayatmalara, bu empozelere karşı çıkanlar, bazen çağdışı veya geri kafalı, bazen de komünist insanlar veya partiler olarak suçlanmışlardır. Bunun tek istisnası, Türkiye halkının inandırıldıktan sonra verdiği mücadele sonunda kurduğu cumhuriyet ve o yıllarda alınan temel ekonomik kararlarla yapılan yatırımlardır; ancak, halkı önemsemeyen, milletin devlet için var olduğu düşüncesinde olan atanmış memurlar ile halkın tamamının benimsemediği seçim yasalarıyla Meclise gelmiş, seçilmiş yöneticilerinin büyük bir kısmı, yapılan bu empozeleri, halkın menfaatına uygun olup olmadığına bakmadan veya halkın yaşamını kökten değiştirecek olan çok önemli kararları alırken dahi, halka sorma gereğini bile duymamışlardır.

Değerli milletvekilleri, günledir, burada, gece geç saatlere kadar bu kürsüde konuşan birçok konuşmacının da defalarca belirttiği gibi, ülke insanımızın yaşamını çok yakından ve uzun süreli etkileyecek bir yasa tasarısını görüşmekteyiz. Bizim düşünce ve görüşlerimize göre, 22 nci Dönem milletvekillerinin şu ana kadar görüştükleri en önemli yasa tasarısıdır; ancak, bu kadar önem arz etmesine rağmen, ilgili bütün kurum ve kuruluşlarca yeterince tartışılamamış, vatandaşa ise sorma gereği bile duyulmamıştır. Anayasa kadar önemli olan böyle bir yasa bütün illerde halka anlatılmalı ve bu kanunla birlikte yaşamlarının nasıl değişebileceği izah edilmelidir.

Bazı maddelerinin Anayasamıza uygun olmadığı gerekçesiyle, Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderileceği kesin gözüyle bakılan böyle bir yasanın görüşülmesi sırasında, Anamuhalefet Partisi olarak, en azından, iktidarı uyarma ve bizleri izleyen vatandaşlarımıza gerçekleri anlatma zorunluluğunda olduğumuzu, başta, İktidar Partisi olmak üzere, herkesin anlaması gerektiğine inanmaktayız.

Değerli arkadaşlar, son maddelerine yaklaştığımız bu kanun tasarısı üzerinde, birçok konuşmacı arkadaşımız görüşlerini dile getirdiler; ama, ben de, birkaç önemli konuya tekrar dikkatinizi çekmek isterim.

Bu yasa tasarısıyla, yerel yönetimlere birçok görev, yetki ve malî kaynak aktarılırken, bunları denetleyici bir mekanizma önerilmemektedir. Teftiş kurullarının kaldırılarak, merkezî ve yerel yönetimlerin tüm denetlenmesi Sayıştaya yüklenmektedir. Sayıştayın yapısı ve personelinin nitelikleri değiştirilmeden, böyle bir denetimin gerçekleştirilmesi imkânsızdır; ancak, Sayıştayın denetimi bizzat yapmayıp başkalarına yaptırması olanağı da sağlandığı için, bunda amaç, bir süredir Türkiye'de özel firmaların yaptırdığı gibi, bu denetimleri yabancı kurumlara yaptırmaktır.

Merkezî devletin hantallığı ve kırtasiyeciliğinin iktisadî kalkınmanın önündeki en önemli engeller olduğu gösterilerek, kamu yararı kavramı bir tarafa bırakılırken, verimlilik, etkinlik ve kârlılık gibi kavramlara sihirli işlevler yüklenerek yüceltilmektedirler.

Yine, bu bağlamda, söz konusu tasarının ilgili maddelerinde, kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunlarla kendilerine açıkça görev olarak verilmeyen alanlarda işletme kuramayacağı, mal ve hizmet üretimi yapamayacağı, yerel yönetimlerin sorumluluk alanlarına giren görev ve hizmetler için yerel düzeyde birimler kuramayacağı; yerel yönetimlerin görev, yetki ve sorumluluk alanlarına giren konularda, merkezin, bu yetkileri kısıtlayıcı ve yerel yönetimleri zayıflatıcı tüzük ve yönetmelikler çıkaramayacağı ve buna benzer hükümler getirilmektedir. Böylece, teknolojik ve toplumsal gelişmenin zorunlu kılacağı ve ulusal ölçekte yerine getirilmesi gereken işlevlerin merkezî hükümet görevleri arasına alınması, ancak bu konularda yeni yasalar çıkarılmasıyla mümkün olacaktır. Halbuki, yapılması gereken ise, bunun tam tersi olmalı ve bu türden sınırlamalar yerel yönetimler için getirilmelidir. Merkezî hükümetin yetkilerinin önemli bir bölümünün yerele devredilmesinin gerekçeleri gösterilirken, ekonomik etkinlik ve demokratikleşme amaçları da ortaya konmaktadır; ancak, merkezî hükümetin yetkilerinin büyük bir çoğunluğunun yerel yönetimlere devredilmesinin ne ekonomik gelişmeyi ne de demokratikleşmeyi güçlendirme olasılığı vardır. Aksine, ülkemizin sosyal yapısı gözönüne alındığında, özellikle küçük bölgelerde, ekonomik ve demokratik yapı bazı insanların aleyhine gelişebilecektir.

Değerli arkadaşlar, ayrıca, bu yasa tasarısıyla birlikte, yerel yönetim birimlerinin küresel sermayeyle bütünleşmesini kolaylaştırıcı bir model sunulmaktadır. Buna göre, yerel yönetimlerin yabancı bankalardan borç alabilmesine ve tahkim yasalarına tabi olabilmelerine imkân vermektedir. İşte, başlıbaşına bu ibare bile, bu yasa tasarısının daha büyük bir titizlikle incelenmesini gerektirmektedir.

Değerli arkadaşlar, aramızda, Türkiye'nin çok değişik bölgelerinde idareci olarak çalışmış çok değerli milletvekilleri vardır. Bu arkadaşlarımızın, ülkemizin şartlarını bizden çok daha iyi bilmeleri gerekir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Melik.

MEHMET VEDAT MELİK (Devamla) - Şimdi, biz, bu tasarıyla, çok değerli yeraltı kaynakları ve dünyada eşi bulunmayan coğrafî güzelliklere sahip olan, ancak, bunu şimdiye kadar değerlendirme imkânı bulamayan bir yerel yönetim birimine, sahibi bulunduğu bu güzellikleri, bu kaynakları değerlendirebilmek için, yabancı bankalarla veya yabancı yatırımcılarla, bire bir, merkezî yönetimin onayını almadan anlaşma yetkisi veriyoruz. Ülkemizin şartlarını düşündüğünüz zaman, iyi niyetli olmayan yatırımcıların hangi amaca hizmet etmek için bu tür yatırımlara girişebileceğini, Türkiye'yi tanıyan her insanın anlayabileceği kanaatindeyim.

Değerli milletvekilleri, ülkemizin çıkarları, halkımızın huzuru için, bu tasarının, şimdilik geri çekilerek, komisyonlarda daha detaylı görüşüldükten ve halka daha iyi anlatıldıktan sonra Yüce Meclisin huzuruna getirilmesi düşüncesiyle, hepinizi saygılarımla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Vedat Melik (CHP, Şanlıurfa). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 28 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-vedat-melik-22-2004-02-28-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
