# Güneydoğu anadolu projesi bölge kalkınma idaresi teşkilatının kuruluş ve görevleri hk. (s.s. 677)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Vedat Melik (CHP, Şanlıurfa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim
- **Tarih:** 4 Kasım 2004
- **Gündem:** GÜNEYDOĞU ANADOLU PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ TEŞKİLATININ KURULUŞ VE GÖREVLERİ HK. (S.S. 677)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-vedat-melik-22-2004-11-04-guneydogu-anadolu-projesi-bolge-kalkinma-idaresi-teskilatinin-kurulus

> Mehmet Vedat Melik (CHP), 4 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GÜNEYDOĞU ANADOLU PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ TEŞKİLATININ KURULUŞ VE GÖREVLERİ HK. (S.S. 677)); konuşma 1.613 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MEHMET VEDAT MELİK (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresinin görev süresini yeniden düzenleyen yasa teklifi hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; öncelikle, hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, aslında, şu anda görüştüğümüz, hepinizin bildiği gibi, iki yasa teklifi vardır. Bu yasa teklifleri birbirlerine çok benziyor gibi görünebilirler; ama, aralarında, olaya temel bakış açısını belirleyen, ufak gibi görünen bir farklılık vardır. Eğer, bu yasa tekliflerinden iktidar kanadına mensup milletvekillerinin sunduğu yasa teklifi kabul edilirse, belki de, cumhuriyet tarihimizin en önemli bölge kalkınma projesini yeniden düzenleyen değil de, cumhuriyetten sonraki en büyük proje olan GAP Projesini tarihe gömen yasa teklifini burada oylayacağız demektir.

Değerli arkadaşlar, niçin bu tabiri kullanıyorum, isterseniz olaya biraz o yönüyle bakalım. Eğer iktidar kanadına mensup milletvekillerinin sunduğu yasa teklifi kabul edilirse, ülkemizin, yıllardır milyarlarca dolar harcadığı ve yine karşılığında milyarlarca dolar gelir elde ettiği; ancak, henüz tamamlanamayan bu en önemli projenin koordinatörü, planlarının uygulayıcısı olan idare; yani, GAP İdaresi, üç yıl sonra ortadan kalkacaktır. Dolayısıyla, ülke ekonomisine çok önemli katkılarda bulunabilecek yatırımlar da, en azından gecikecek veya ortada böyle bir proje kalmayacaktır.

Değerli milletvekilleri, Güneydoğu Anadolu Bölgemizde devam etmekte olan bu projenin ülke için önemini, galiba, yöneticilerimiz -bundan öncekiler, şimdiye kadar olanlar da dahil- kamuoyuna tam olarak anlatamadılar.

Zaten, dikkat ederseniz, bölge, özellikle son iki yılda, kamuoyunda ve medyada, barajlar, elektrik santralları ve sulama yatırımlarından ziyade, biraz da etnik ve kültürel zenginlikleri nedeniyle, magazin yönüyle anılmaya başlandı; bu arada, giderek, ülkedeki birçok sıkıntının nedeni olarak gösterilmeye veya görülmeye de başlandı. Kamuoyunda, sanki, bu sıkıntılardan bir an önce kurtulma ve bu sıkıntıların sonlandırılması yönünde bir çaba harcanması istemi belirdi.

İşte, benim, sonun başlangıcı dediğim; yani, bu projenin sonu olacak oylamayı biraz sonra yapacağız; ama, acaba, sözde, ülkeyi sıkıntılara sokan sıkıntılarımızı mı gidereceğiz, yoksa, altın yumurtlayan tavuğu mu keseceğiz; bunu da, elbette ki, zaman içerisinde göreceğiz.

Ancak, kamuoyunu aydınlatmak ve ileride kısmen de olsa vicdanî sorumluluktan kurtulmak ve rahatlamak için, GAP Projesi hakkında, fazla da zamanınızı almadan, aslında ilgililer tarafından çok iyi bilinen proje hakkında birkaç şey söylemek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bildiğiniz gibi, kavimler göçünün temel nedeni kuraklıktır, yani, sudur. Ortadoğu probleminin birinci nedeni topraksa, ikinci nedeni de, yine, sudur. Kudüs, Arap-İsrail problemindeki üçüncü önem arz eden problemdir. Ortadoğu probleminde birinci önemli problem su problemidir. Suriye ile İsrail arasındaki son ve tek anlaşmazlık Taberiye Gölüdür; yani, Golan Tepeleri problemi de, aslında, iki ülke arasında çözülmüştür. Ancak, Golan Tepelerinin kenarındaki gölün hâkimiyeti konusunda anlaşmazlık olduğu için, iki ülke arasında barış sağlanamamaktadır. Hal böyleyken, Ortadoğu'nun en önemli iki su kaynağı olan ve ülkemizde doğup, gelişen Fırat ve Dicle Nehirlerinden, biz, Türkiye olarak, niçin azamî faydayı sağlamaya çalışmayalım?!

İşte, 1930'lardan itibaren, Atatürk döneminde, Türkiye'deki su kaynaklarından yararlanma fikri ortaya konulmuş ve bu düşüncenin sonucunda GAP Projesi ortaya çıkmıştır. Kısaca GAP Projesi dediğimiz Güneydoğu Anadolu Bölgesi Kalkınma Projesi ve bu proje dahilinde birçok baraj, hidroelektrik santralları ve sulama sistemleri ile tabiî, o bölgenin göreceli olarak geri kalmışlığını gidermek için eğitime, sağlığa yapılacak yatırımlara başlanılması ve bugüne kadar devam etmesi, Fırat ve Dicle Nehirlerinin barajlar ve hidroelektrik santrallarıyla kontrol altına alınarak, bu nehir havzalarında bulunan verimli ovaların sulanması ve yüksek gelir elde ederek, hem yöre halkının gelir ve yaşam seviyesini yükseltme hem de ülke sanayiinin enerji ve hammadde sorununu çözme amacı taşınmaktadır.

Elbette ki, proje, yalnız bir sulama ve enerji üretimi projesi değildir. Ancak, özellikle hükümetin, projenin ülkeye beklenen yararı sağlamadığı yönündeki görüşlerine karşı vereceğim örneklerden dolayı, ağırlıklı olarak sulama ve enerji yatırımlarını esas alacağım.

Değerli milletvekilleri, GAP Projesinin enerjiyle ilgili tüm yatırımları bitirildiği zaman, yıllık enerji üretiminin toplam 27 milyar kilovat-saat olması beklenmektedir. Bu miktar, Türkiye'de termik ve hidroelektrik kaynaklardan üretilen toplam enerjiye yakın olup, bölgede üretilen hidroelektrik enerji tüm Türkiye'de üretilen hidroelektrik enerjinin 2 katıdır.

Yine, sulama hedeflerinin ancak yüzde 13'lere ulaşmasına rağmen, yalnız Urfa İli, Türkiye'nin ürettiğinin değil, ihtiyacı olan pamuğun yaklaşık yarısını üretmektedir ve bu pamuğun hemen hemen tamamı ülkemizin başka bölgelerinde değerlendirilmektedir.

Bugün ülkemizde, başta sanayi ve turizm tesisleri olmak üzere, elektrik enerjisi sıkıntısı çekilmiyorsa, nedeni GAP Projesi kapsamında Fırat ve Dicle Nehirleri üzerindeki hidroelektrik santrallarıdır. Kısacası, projeye yatırılan maddî kaynak çoktan geri dönmüş ve bütün ülke tarafından da paylaşılmıştır. Belki de bölge halkı bu projeden en az faydalanmaktadır.

Şimdi, elinizde böyle bir kârlı yatırım alanı varken ve eğer 4 milyar dolarlık kaynağınız da varsa, bu kaynakla Türk Hava Yollarına uçak mı satın alırsınız, yoksa sulama projeleri mi geliştirirsiniz; ki, bu ülke, yılda 500 000 000 dolarlık pamuk ve yine o kadar dolarlık mısır ve ayçiçeği ithal etmesin! Çünkü, bir gazete haberinde okuduğuma göre, Türk Hava Yollarının yıllık kârı 30 000 000 doları geçmemektedir; ama, siz, bu projenin tüm ülkeye faydalarını göremiyorsanız ve "ülkenin kaynakları niçin yalnız bu bölgeye akıyor, ülkemizde gelir düzeyi daha düşük başka bölgeler de var ve hazır, ülke yönetiminde etkin bir görevdeyken, bazı hizmetleri kendi seçim bölgeme götüreyim" düşüncesinde olursanız, ileride, şu anda yönetiminde bulunduğunuz ülkenizin sahip olduğu olanakları kaybetmesine neden olan insanlar olarak anılırsınız. Geçen çarşamba günü yaptığım konuşmamda da belirttiğim gibi, Avrupa İlerleme Raporunun Türkiye'nin üyeliğinden doğan konuların ele alındığı bölümünde belirtildiği gibi, GAP bölgemizdeki su kaynaklarımızın ne şekilde değerlendirileceğine bundan sonra uluslararası bir yönetim mi karar verecektir? Eğer böyle bir düşünceniz yoksa, neden iki yıldır bölgede yeni sulama projelerine başlamadınız?

Hepinizin bildiği gibi, şu anda, Fırat ve Dicle Nehirleri üzerinde yapılmış olan barajlarda, hidroelektrik santrallarının arkasında, 1 000 000 hektarlık araziyi sulayabilecek kadar suyumuz mevcuttur; ama, sulanabilen arazi miktarı 250 000 hektar civarındadır. O halde, geriye kalan 750 000 hektar araziyi sulayabilecek su, kimi veya neyi beklemektedir? Doğal olarak, bu soruyu sorma ihtiyacı hissediyorum.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, bize, GAP İdaresinin görev süresinin üç yıl sonra biteceğini; ama, bölgeye olan yatırımların durmayacağını; çünkü, GAP İdaresinin doğrudan yatırım yapan bir kuruluş olmadığını; dolayısıyla, bu hadisenin çok önemsenmemesi gerektiğini söyleyebilirsiniz veya GAP İdaresinin yerine düşündüğünüz bölgesel kalkınma ajansları vasıtasıyla bu organizasyonu yapacağınızı iddia edebilirsiniz; ancak, unutmayınız ki, GAP İdaresi, GAP Master Planının tek koordinatörüdür. Devlet Su İşleri, Karayolları, Köy Hizmetleri gibi yatırımcı kurumlar, yıllık bütçelerini yaparken, GAP İdaresini, dolayısıyla, GAP bölgesindeki projeleri göz önünde bulundurmak zorunda kalırlardı. Elbette ki, son iki yıl hariç; çünkü, anlaşılan, bu hükümet, işbaşına geldiği günden beri, bu projeyi gündemden çıkarmak için belli bir çaba içindedir. Ayrıca, unutulmaması gereken en önemli nokta, GAP Projesi Fırat ve Dicle Nehri havzalarını baz alarak kalkınmayı hedeflerken, bölgesel kalkınma ajansları yasası taslağı istatistikî bölge birimini gözönüne almaktadır, ki, bu tür bir yapı değişikliği, GAP Projesini, önce parçalayacak, sonra ortadan kaldıracaktır.

Yine, en az bu yatırım kadar önemli olan bir şey daha vardır ki, o da, GAP dediğimiz, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yapılan yatırımları temsil eden 3 harfli kelime, onbeş yıllık yoğun bir çalışma sonucu oluşan, artık, dünya çapında bir markadır, bir simgedir ve yine, yalnız bölge halkının değil, bütün Türkiye'nin umudu ve iftihar kaynağıdır. Bu umut ve moralledir ki, bugün, son on yılda, Gaziantep'ten sonra, Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin ve Adıyaman İllerimizde onlarca sanayi tesisi kurulmuş ve binlerce köylü kardeşimiz sigortalı işçi konumuna gelmiştir.

Son aylarda basında sık sık çıkan, GAP bölgesinde yabancılara arazi satışı haberleri ile Harran Ovasındaki sulama nedeniyle oluşmaya başlayan ve çoraklaşma belirtileri gösteren araziler olduğu, bölgeye yapılan yatırımların boşa gittiği, zaten bölge halkının arazisini yabancılara sattığı, aslında ülkede, son onbeş yirmi yıldır yaşanan yüksek enflasyonun nedeninin bu proje olduğu gibi, aslı olmayan dedikodularla da, sanki bu projenin askıya alınması için kamuoyu yaratılmaya çalışıldığı kanısı verilmektedir. Halbuki, Harran Ovasındaki sulamada yaşanan temel sorunun, yanlış ve eksik sulama sisteminden kaynaklandığını konuyla ilgili herkes bilmektedir.

Yine, ülkemizin diğer bölgelerindeki, yabancı uyruklulara gayrimenkul satışları, GAP bölgesine oranla kat kat fazla olmasına rağmen, gündeme gelen, ağırlıklı olarak GAP bölgesindeki yabancı uyrukluların mülkiyetleridir. Halbuki, ülkemizin tarihine kısaca bir göz atacak olursak, özellikle, Hatay, Kilis ve Gaziantep İllerinde 1963-1964 yıllarına kadar Suriye vatandaşlarının gelip arazi işlediğini, bunun karşılığında da Türk vatandaşlarının karşı tarafa geçerek arazilerini işlediklerini hepimiz hatırlayacağız. Bugün GAP bölgesinin güneyindeki bazı illerde özellikle Suriyelilere ait araziler olduğu tapularda görülmektedir; ama, Suriye Devletinin tapularına bakıldığı zaman, en az onun kadar tarım arazisinin de Türk vatandaşlarına ait oldukları görülecektir.

Değerli arkadaşlar, tekrar söylüyorum: GAP Bölge Kalkınma İdaresinin süresinin yalnızca üç yıl uzatılması demek, bölgeye yapılacak yatırımların durması demektir; bu projenin gözardı edilmesi demektir. Bu proje bölgenin projesi değildir; bu proje, Türkiye'nin projesidir. Bu proje tamamlandığı zaman ülkeye getireceği faydalar ortadadır. Proje, zaten konuşmamın başında verdiğim rakamlarla kendini ispatlamıştır. Defalarca söylediğimiz gibi, proje, özellikle elektrifikasyondaki gerçekleşme oranından dolayı maddî olarak geri dönüşünü sağlamış, 20 milyar dolardan fazla elektrik enerjisi kazancı ülkemize temin etmiştir. Ama, eğer GAP İdaresinden istenilen verim alınamıyor diyorsanız, İdarenin daha aktif ve verimli çalışabilmesi için gerekli düzenlemeler yapma yetkisi de sizdedir. GAP İdaresi derhal bölgeye taşınmalıdır. GAP İdaresi yeniden yapılandırılarak, ülkenin sivil toplum örgütlerinin, bölgenin sivil toplum örgütlerinin, işadamlarının, ticaret ve sanayi odalarının, ziraat odalarının bu proje kapsamında daha aktif bir rol alması sağlanabilir. Fakat, bütün bunlara çözüm arayabilmek için, önce projeye, yani, öncelikle ülkemizdeki tüm sulanabilir arazilerin sulamaya açılarak tarımın ıslah edilmesi gerektiğine inanmanız lazım. Unutmayınız ki, dünyanın en büyük sanayi ülkeleri, en gelişmiş sanayi ülkeleri, aynı zamanda, dünyanın en önemli tarım ülkeleridir. Nüfuslarının çok küçük bir bölümü tarımda çalışır; ancak, tarıma dayalı sanayiler de ciddî anlamda insan istihdam ederler.

Değerli arkadaşlar, Sayın Bakan, belki de, bölgedeki yatırımların devam edeceğini, telaşa gerek olmadığını; zaten, GAP İdaresinin yatırımcı bir kuruluş olmadığını, yatırımların bundan sonra da devam edeceğini söyleyebilir; ama, ben şimdi soruyorum:

Sayın Bakan, iki yıldır, iktidarınız bu proje kapsamında bir tek metrekare araziyi sulamaya açmış mıdır veya geliştirdiğiniz böyle bir proje var mıdır? 2005 yılı yatırım programı çerçevesinde, Suruç, Viranşehir, Ceylanpınar ve Kızıltepe Ovalarından herhangi birini sulamaya açmayı düşünüyoruz diyebiliyor musunuz? Bunların ihale tarihlerini bildirme imkânınız var mı? Diyemiyorsunuz; çünkü, siz, bu projeye inanmıyorsunuz; ama, bana göre, yanlış yapıyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, ülkemizin, hem günlük yaşantısını hem de bölgedeki geleceğini ve etkinliğini ilgilendiren bu tür dev projelere hükümetlerin değil, Türkiye Büyük Millet Meclisinin sahip çıkması gerektiğini düşünerek, hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Vedat Melik (CHP, Şanlıurfa). “Güneydoğu anadolu projesi bölge kalkınma idaresi teşkilatının kuruluş ve görevleri hk. (s.s. 677)”. TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim tutanağı, 4 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-vedat-melik-22-2004-11-04-guneydogu-anadolu-projesi-bolge-kalkinma-idaresi-teskilatinin-kurulus (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
