# 2090 sayılı tabii afetlerden zarar gören çiftçilere yapılacak yardımlar hk.(2/282)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Vedat Melik (CHP, Şanlıurfa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim
- **Tarih:** 4 Ocak 2005
- **Gündem:** 2090 SAYILI TABİİ AFETLERDEN ZARAR GÖREN ÇİFTÇİLERE YAPILACAK YARDIMLAR HK.(2/282)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-vedat-melik-22-2005-01-04-2090-sayili-tabii-afetlerden-zarar-goren-ciftcilere-yapilacak-yardimla

> Mehmet Vedat Melik (CHP), 4 Ocak 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2090 SAYILI TABİİ AFETLERDEN ZARAR GÖREN ÇİFTÇİLERE YAPILACAK YARDIMLAR HK.(2/282)); konuşma 1.823 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MEHMET VEDAT MELİK (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; akaryakıt kaçakçılığının, başta ülke ekonomisi olmak üzere, insan ve çevre sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini incelemek ve bu sorunla ilgili etkin çözüm yolları araştırmak üzere Meclis araştırması açılması konusunda Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini belirtmek üzere Grubum adına söz almış bulunuyorum; öncelikle Yüce Meclisi saygılarımla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, ülkelerin gelişmişlik ölçülerinden biri de petrol ürünleri tüketimidir. Bir ülkede nüfusuna oranla ne kadar petrol tüketiliyorsa o ülke o kadar gelişmiştir diyebiliriz. Elbette ki, burada ölçü alınan, özellikle günlük yaşamda sade vatandaşın yaşam seviyesinin yüksekliğinin bir başka göstergesi olan, mal ve yolcu taşımacılığından ziyade, kendi özel aracında kullandığı petrol ürünleri, akaryakıt, daha doğrusu mazot ve benzin kullanımıdır; ancak, Türkiye gibi -ki, belki de dünyada bir başka benzeri yoktur- yolcu ve mal taşımacılığının yüzde 80'den fazlasının kara nakil araçlarıyla yapıldığı, fakat, ihtiyaç duyduğu petrolün yüzde 90'dan fazlasını ithal eden bir ülkede, akaryakıt ve akaryakıt fiyatları, her gün, her an, özellikle nüfusumuzun yarıdan fazlasını oluşturan taşımacılık ve tarım sektörüyle uğraşan insanların üzerinde konuştukları bir maldır; çünkü, akaryakıt, özellikle son otuz yıldır, dünyada hiçbir ülkeyle mukayese edilemeyecek kadar toplumumuzu yakından ve şiddetle etkilemiştir. Bugün ve yakın bir gelecekte de ülke ekonomisini yakından etkileyecek akaryakıttan daha önemli bir mal düşünülmemektedir. Öte yandan, akaryakıt, ülkemizde, hiçbir ülkede olmadığı kadar en çok ve en kolay dolaylı verginin alındığı malların başında gelir. Öyle ki, yıllardan beridir hükümetlerin kaynak bulmakta zorlandıkları anda kullandıkları tek yol akaryakıta değişik isimlerle yeni vergiler koymak veya bu vergileri artırmaktır.

Değerli arkadaşlar, ülkemizin coğrafî durumu, dünyanın en büyük petrol üreticisi iki ülkeyle komşu olması, ayrıca, Basra Körfezi ve Karadeniz'den denizyoluyla taşınan akaryakıt veya petrolün transit geçiş yolu üzerinde bulunması, vergi ödenmeden ülkeye sokulabilen akaryakıt kaçakçılığındaki muazzam kâr, akaryakıt piyasasındaki düzensizlik ve disiplinsizlik, Türkiye'de kaçak akaryakıt ticaretini körükleyen nedenlerin başında gelmektedir.

Kaçak akaryakıt ülkeye çeşitli yollardan girmektedir. Bunları, şimdiye kadar konuşan değerli konuşmacılar ve Sayın Bakan da ifade ettiler; ama, ben de, kendi görüşüm açısından bir daha sıralamak istiyorum. Bunları, kısaca şöyle sıralayabiliriz:

Bunların en önemlisi, petrol ithalat izni almış ve bunu, denizyoluyla getiren herhangi bir firma -ki, bu, elbette ki, konuyla iştigal eden ve ilgili resmî kurumlardan izin almış ve ilgili resmî kurumlarca tanınan bir firmadır- gümrüklere beyan ettiği miktardan çok daha fazlasını getirmekte, gümrük beyannamesinde yazılı olan miktarın vergisini ödemekte, diğerini ise tamamen gümrüksüz olarak içeriye sokmaktadır. Biraz önce Sayın Bakan da, sanıyorum, bunu kabullendiği için bu örneği verdi. Değişik konşimentolarla gemiler Türk boşaltma limanlarına yanaşabilmektedirler. Bu işleri, söz konusu, örnek verdiğimiz firmanın tek başına yapamayacağını hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu işler, hepinizin de iyi bildiği gibi, çok iyi organize edilmesi gereken işlerdir. Ne akaryakıtı içeri sokarken ne de bu kadar yüklü bir malı satarken ciddî organizasyonlar olmadan böyle bir işi yapabilmek mümkün değildir.

Diğer önemli bir kaçakçılık şekli ise şöyledir: Söz konusu firma -adı önemli değil- kolayca mazota veya benzine dönüştürülebilen bir malı, bir petrol ürünü malı, gümrük vergi tarifesinde ya hiç vergi alınmayan veya çok düşük vergi alınan, ÖTV ve KDV'si düşük olan bir ürünü beyan ederek ülkeye sokmaya çalışmakta veya soktuktan sonra kendi antrepolarına dökmekte, daha sonra, bu ürünü kolayca mazota veya benzine dönüştürebilecek başka bir madde katmakta ve bu kalitesiz ürünü, çevreyi kirleten, Türkiye ve Avrupa Birliği standartlarına uymayan bu malı, yine çok yüksek fiyatlarla vatandaşa satmaktadır.

Bu konudaki çok basit bir olayı, yazılı soru önergesine konu olduğu için söyleyeceğim. Bu vereceğim örnekte çok sayıda olaylar var, adliyeye intikal etmiş olaylar var, etmeyen olaylar var; ancak, basına intikal ettiği için kamuoyu tarafından duyulan ufak bir olayı anlatmak istiyorum ki, bu aysbergin sadece çok küçük bir ucudur, gerçekten nokta kadar görünen bir ucudur. Geçenlerde, bundan dört beş ay önce, Denizli Milletvekili Sayın Ümmet Kandoğan'ın, 7 Haziran 2004 tarihinde, Sayın Başbakana, Gebze açıklarında meydana gelen, değişik bir şekilde yapılmak istenen kaçakçılıkla ilgili olarak yönelttiği soru önergesi ve verilen cevap da bu tür işlere kimlerin bulaşabileceğinin ve bu işlerde ne büyük paraların dönebileceğinin basit bir örneğidir.

Bir başka önemli kaçakçılık şekli de "ihrakiye" dediğimiz, uluslararası sularda veya kendi karasularımızda seyreden yabancı gemilere yakıt ikmali yapmak bahanesiyle yapılan kaçakçılıktır. Aslında açıklarda seyreden ve bütün işi gücü Türkiye'ye kaçak yakıt taşımak olan gemilere açık denizde daha küçük tonajda gemiler yanaşmakta, büyük gemiden küçük gemiye 2 000-3 000 ton yakıt aktarılmakta, kendilerine sorulduğu zaman da, açıklarda yakıtı biten gemiye ikmal yapmaktan geri döndüklerini söylemektedirler. Bu mal da, aynı yukarıdaki örnekte olduğu gibi, ülke içine tamamen gümrüksüz girmekte, ancak, vatandaşa gümrüklü fiyatıyla satılarak, inanılmaz bir yasadışı para kazanılmaktadır.

Yine, başka bir kaçakçılık şekli, ki, o da, Irak savaşıyla birlikte başlamıştır. Irak'taki rafineriler tahrip edildikten, çalışamaz hale geldikten sonra, Irak'ın ihtiyaçlarını karşılayabilmek için, 2003 yılı nisanından sonra, bu ülkeye Türkiye'den yoğun olarak benzin, mazot ve LPG ihracatı başlamıştır. Halen devam etmekte olan bu taşımacılık, Irak'taki güvenlik nedenleriyle, son aylarda ilk günlerdeki yoğunluğunu kaybetmiştir. Biliyorsunuz, bu güzergâhta çalışan birçok şoförümüz de zaten bu nedenden dolayı katledilmiştir.

Burada da, özellikle Irak'a mal taşıyan LPG tankerleri dönüşte tanklarının içinde bıraktıkları birkısım LPG'yi, yurt içinde LPG dağıtım şirketlerine çok düşük fiyatlarla satmaktadırlar. Aynı şekilde, bu LPG de, aracılarının çok yüksek kazançlar elde etmesinden sonra, nihaî tüketiciye Türkiye'deki LPG fiyatından satılmaktadır; yani, burada yasadışı bir olay yapılmaktadır; ama, yasadışı bir olaydan nihaî tüketici de faydalanamamaktadır. Yani, sonuçta, geniş tüketici kesiminin bu yasadışı işten hiçbir faydası olmamaktadır. Günümüzde, özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgemizde kaçak LPG satışı çok yoğun bir şekilde devam etmektedir. Sırf kaçak LPG toplamak için, çok sayıda LPG tankeri, bölgede, âdeta cirit atmaktadır.

LPG konusuna girmişken, yine, denizyoluyla ithal edilen LPG'nin durumunu da incelemek gerekir; yani, ülkeye denizyoluyla giren LPG'nin, 5 000 tonluk, 10 000 tonluk tankerlerle ülkeye giren LPG'nin standartları, bizim Türk standartlarına uygun mudur? Bütan, propan oranları, Türk standartlarına uygun mudur, değil midir? Sayın Bakan buradayken, özellikle kendisinden rica ediyorum. Türkiye'ye denizyoluyla ithal edilen ve büyük depolara dökülen LPG'lerin kontrol edilmesi gerekir.

Yine, LPG'ye değinilmişken, tabiî, çok uzağa gitmeye gerek yok. Birkaç yıldır Ankara'da otogazın niçin düşük fiyatla satıldığına hiçbiriniz baktınız mı acaba? LPG'li araç kullananların hepsi biliyor. Şimdi, LPG'nin özellikle otogaz olarak rafinerilerden bir alış fiyatı var. Bu, en pahalı olan LPG türüdür. Tüplü LPG, en ucuz LPG'dir. Otogaz olarak kullanılan LPG, Ankara'da birkaç yıldır çok düşük fiyata satılmaktadır. Bunun sebebine bakmak lazım; yani, kaçakçılık derken çok uzağa gitmeye gerek yok. Bu firmaların, LPG'yi, rafineriden veya ilgili firmadan aldıkları fiyat bellidir, satabilecekleri fiyat da bellidir; yani, yasal kârlarını yapmak için satacakları fiyat bellidir; ama, birkaç yıldır Ankara'da bu fiyatın çok altında LPG satılmaktadır. Bence, öncelikle, buraya da bakmak gerekir fazla uzağa gitmeden.

Değerli arkadaşlar, İran ve özellikle Irak'a karayolu taşımacılığı yapan kamyon ve tankerlerin kendi akaryakıt depolarında getirdikleri mazot, yukarıda vermeye çalıştığımız örneklerin yanında çok küçük kalmaktadır. Şimdi, burada, değerli AK Parti milletvekillerinin hazırladığı Meclis araştırma önergesinin gerekçesinin son sayfasında verilen örnekte, özellikle, doğu ve güneydoğu illerimizden İran ve Irak'a yapılan taşımacılığa değinildiği için, bu konuyu burada dile getirmek istedim.

Bakın değerli arkadaşlar, Irak'a giriş-çıkış yapan bir TIR'a dönüşte 600 litre, kamyona ise 400 litre mazot getirme hakkı tanınmaktadır. Bunun dışındaki mazot, orada, TPIC -eski Petrol Ofisi- tarafından yapılan depolara döktürülmekte, 400 ve 600 litreden fazla mazot getiren kamyonlara da bunun cezası kesilmektedir. Bu mazotun büyük bir kısmı da, o aracın, gidiş-dönüş mesafesi hesaplanarak kendisine bırakılmaktadır. Ancak, özellikle, Irak'a transit mal taşıyan LPG veya akaryakıt taşıyan tankerlerin yaptığı başka bir şey vardır; bu da, Türkiye içinde, Irak'a çıkış yapmadan önce bu malın bir kısmını boşaltmak; ondan sonra, onun yerine ya evsafı bozuk bir mal koymak veya su koyarak malı götürüp son noktaya taşımaktır; fakat, Habur sınır kapımızda biliyorsunuz bir laboratuvar var; ancak bu laboratuvar, ya cihazları eksik olduğu için ya da elemanları eksik olduğu için tam olarak çalıştırılamamakta, bu nedenle, böyle bir kaçakçılığa da sebebiyet verilmektedir. Ancak, özellikle Irak ve İran kapısından geçen kamyonların başka bir sorunu vardır: Şimdi, siz, İskenderun veya Mersin Limanlarından Musul'a -bazen daha aşağılara- 40 000 lira gibi çok düşük bir nakliye ücreti verirseniz, kamyoncuya, bu yasadışı yollardan başka bir yol kalmamaktadır. Bana göre, hükümetin en önemli görevlerinden biri de budur. Yani, taşımasını 300 000 liraya aldığı malı, can güvenliği olmayan bir bölgeye 40 000 liraya taşıtan firmaya bence hükümetin müdahale etmesi gerekir. Bu kaçakçılığın, bölgede yapılan kaçakçılığın ana sebeplerinden biri de budur.

Değerli milletvekilleri, ülkemize çeşitli yollardan sokulan akaryakıt, araştırma önergesinin gerekçesinde birçok yerde belirtildiği gibi, önemli miktarda vergi kaybına neden olmaktadır. Sayın Bakan ve değerli konuşmacılar bu rakamları verdiği için, ben tekrar ona girmek istemiyorum; ama, bunun yanında çok önemli miktarda haksız kazanca da neden olmaktadırlar. Bu işi yapan insanların yasadışı yollardan elde ettikleri bu kazancı, hangi yasadışı işlerde kullanacakları da belli değildir.

Kaçak akaryakıtın, özellikle denizyoluyla getirilen yakıtın ne olduğu da belli olmadığından, standartlara uygun olmadığı kesin olduğu gibi, ciddî anlamda çevre kirliliğine neden olduğu ve kanserojen madde yoğunluğu içerdiği de çok açıktır. Yani, bugün, benzin diye bazı istasyonlarda satılan benzinin, ülkemizde artık satışı yapılmayan, pek kullanılmayan süper benzinden kalitesinin daha düşük olduğu araba kullanan herkes tarafından bilinmektedir.

Şimdi, biraz önce Sayın Bakanın da, tabiî, belirttiği gibi, akaryakıt piyasasına bir düzen, disiplin getirmek çabasında olan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, ulusal işaretleme, yani, marker yöntemini devreye sokmaya çalışmaktadır. Her firmanın bir işareti olacağından, yapılan denetlemelerde, bayii bulunduğu dağıtım firmasının işaretini taşımayan malı satan bayi, kaçak mal sattığı gibi işlem görecektir. Bu doğru bir yaklaşımdır; elbette, bu sektöre bir disiplin, bir düzen getirilmesi gerekmektedir; ama, böyle bir incelemede, akaryakıt dağıtım firmasının da sorumlu tutulması gerektiği kanaatindeyim. Bu yasada, bu yönde bir değişiklik yapılması gerekir.

Değerli arkadaşlar, biz, bütün bu düzenlemeleri yapmaya çalışıyoruz. Sayın Bakan da, burada, Meclis araştırması önergesiyle ilgili konuşurken, bu arada kendi Bakanlığıyla ilgili de değişik konularda ne kadar başarılı olduğu yönünde açıklamalar yaptı. Ona da saygı duyuyoruz ve o konuda kendisiyle, burada, bu madde üzerinde tekrar bir tartışma konusu yaratmak istemiyoruz; ama, burada, bütün konuşmacıların hemfikir olduğu bir şey var ki, akaryakıt kaçakçılığının yüzde 80'e varan bölümü denizyoluyla yapılmaktadır. Kaçakçılık deyince de, maalesef, denizyolu deyince hatırımıza İstanbul gelir; ama, Çevre altkomisyonunda yapılan çalışmalarda, Çevre Yasasında yapılacak bir değişiklikle, İstanbul Boğazında ve Marmara Denizinde, çevreyle ilgili, özellikle deniz taşımacılığında çevreyle ilgili denetleme yetkisi Sahil Güvenlik Komutanlığından alınarak İstanbul Büyükşehir Belediyesine verilmek istenmektedir, bu yönde bir yasa çalışması vardır. Eğer böyle bir yasa çıkarsa, Türkiye'nin en büyük akaryakıt kaçakçılığının yapıldığı, Türkiye'ye en çok solventin girdiği yer olan İstanbul'da ve Marmara Bölgesinde, bu yetki Sahil Güvenlik Komutanlığından alınacak, İstanbul Büyükşehir Belediyesine verilecek ve mücadele -tabiri caizse- tavsamış olacaktır. Bu konuda size küçük bir örnek vermek gerekirse, 2003 yılında denizlerde yakalanan kaçak akaryakıt miktarı yalnızca 346 tondur; yani, ülkeye giren yüzde 80 kaçak akaryakıttan sadece 346 tonu yakalanabilmiştir.

Değerli arkadaşlar, burada, tabiî, Cumhuriyet Halk Partisi olarak sevindirici bir hadiseye daha tanık olduk; o da şudur: Bu Meclis araştırması önergesini hazırlayan değerli AK Partili milletvekili arkadaşlarımız, iki yıldır, cumhuriyet hükümetinin, yani, AK Parti İktidarının olduğu cumhuriyet hükümetinin bu konuya gerekli hassasiyeti gösteremediğini kabul etmişler ki, böyle bir araştırma önergesi vermişler. Bu nedenle, önergeyi hazırlayan AK Partili milletvekili arkadaşlara teşekkür ediyorum.

Ülkemizde yoğun bir şekilde devam eden, başta akaryakıt kaçakçılığı olmak üzere, her türlü kaçakçılığın nedenlerinin araştırılması ve bu soruna etkin tedbirler bulunup uygulanması için açılması istenilen Meclis araştırması önergesini, Cumhuriyet Halk Parti Grubu olarak desteklediğimizi belirtir, hepinize saygılarımı sunarım. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Vedat Melik (CHP, Şanlıurfa). “2090 sayılı tabii afetlerden zarar gören çiftçilere yapılacak yardımlar hk.(2/282)”. TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim tutanağı, 4 Ocak 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-vedat-melik-22-2005-01-04-2090-sayili-tabii-afetlerden-zarar-goren-ciftcilere-yapilacak-yardimla (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
