# Sivil havacılık genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kan.tas. (ss: 940 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Vedat Melik (CHP, Şanlıurfa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim
- **Tarih:** 24 Haziran 2005
- **Gündem:** SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KAN.TAS. (SS: 940 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-vedat-melik-22-2005-06-24-sivil-havacilik-genel-mudurlugu-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kan-tas

> Mehmet Vedat Melik (CHP), 24 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KAN.TAS. (SS: 940 )); konuşma 1.374 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MEHMET VEDAT MELİK (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının geçici 7 nci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına düşüncelerimizi ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi, öncelikle, saygılarımla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, çağdaş dünyada gelişmişliği tanımlarken birçok ölçüt gözönünde bulundurulmaktadır; ama, son yüzyıla baktığımızda bir toplumun veya devletin gücünü göstermesi bakımından hayat seviyesinin yüksekliği anlamında en büyük ölçüyü havacılık sektöründeki gelişmişlik seviyeleri gösterir olmuştur. Hava araçlarının o toplumun ulaşımında ne kadar çok kullanıldığı da, o toplumun gelişmişliğinde kıstas olarak görülmektedir.

Günümüzde eğer bir kişi veya toplum ulaşım ve yük taşımacılığında hava araçlarını ne kadar çok kullanıyorsa, o toplum o kadar gelişmiştir diyebiliriz. Elbette ki, bunu yaparken birinci kural, hava ulaşımında düzen, güvenlik ve dünyanın gelişmiş toplumlarının kabul ettiği standartlara uyabilmektir; çünkü, hava ulaşımı en çağdaş ulaşım yolu olmasının yanında, düzenli ve belli kurallar çerçevesinde yapılmadığı zaman, büyük felaketlere yol açabilecek bir sistemdir. Dolayısıyla, hava ulaşımında kullanılan hava ulaşım araçlarının güvenilirliği, bu araçları kullanan, bakım ve onarımında bulunan ve seyrüseferini sağlayan personelin eğitimiyle de yakından ilgilidir. Bu personel, her gün değişen yeniliklere kendini adapte edebilmelidir. Bu da gerekli hizmetiçi eğitim faaliyetleriyle sağlanabilir.

Günümüzde ticaret ve sanayiin çok hızlı bir şekilde gelişmesi, çok ciddî bir rekabetin yaşandığı dünyamızda hava ulaşımının önemini daha da fazla artırmaktadır. Havacılık sektöründe olmayan toplum, dünyada da dikkate alınmamaktadır. Ayrıca, insanların özellikle son otuz yılda seyahat etme arzuları, turizm sektörünün ekonomik alanda birçok sektörün önüne çıkmasını sağlamıştır. Öyle ki, hiçbir sanayi veya ticarî varlığı olmayan bazı ülkelerin, sadece turizm gelirleriyle ayakta durabildikleri ve turizmden dolayı da zengin toplumlar haline geldiklerini görmekteyiz.

Turizm, bugün, hepimizin bildiği gibi, çok büyük bir oranda, havacılıkla karşılıklı bağımlılık içinde olan bir sektör haline gelmiştir. Hatta, son yıllarda, bütün dünyada olduğu gibi, ülkemizde de özellikle yabancı turist gruplarının bağlantılarını havayolu şirketleri yapmaktadır.

Bütün bunların yanında, seyahat eden insanların veya yükü taşınan firmaların hedeflere varmadaki titizlikleri, sivil havacılığın kusursuz yapılması şartını getirmektedir.

Yine, hava ulaşım araçları ile seyrüsefer cihazlarını kullanan personelin belli bir düzeyin üzerinde özel bir eğitim almaları gerektiğinden, sivil havacılığın gelişmesi, kaliteli personelin istihdam edildiği bir sektör haline gelmesini sağlamıştır.

Gelişmişlik sıralamasında kendimize ölçü aldığımız birçok ülkeden geri olan ülkemizde, son yıllarda yapılan birtakım değişikliklerle, özellikle uçak yakıtlarındaki Özel Tüketim Vergisinin kaldırılmasından sonra, yolcu ve kargo taşımacılığında, Türk Hava Yolları dışında birçok hava taşımacılık firmasının kurulması ve faaliyet göstermesi, havacılık sektöründe, hem iç rekabeti artırmış hem de coğrafî olarak geniş bir alana yayılmış olan ülkemizde, halkımızın, hava ulaşımına yönelmesine neden olmuştur; ama, bütün bunların yanında, bu konudaki planlamaların çok doğru yapıldığı kanısında değiliz.

Şöyle bir örnek verecek olursak: Şimdi, bu ülke, yani, Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en büyük bölgesel kalkınma projesini uygulamaya koyuyor. Nedir bu proje; hepimizin, artık, söylemekten bıktığı, bu hükümet döneminde de hiçbir ciddî kaynağın aktarılmadığı ve kendi kaderine terk edildiği Güneydoğu Anadolu Projesi; yani, GAP Projesi. GAP Projesi kapsamında, bölgede üretilecek mamul ve yarı mamul maddelerin yurtiçi veya yurt dışındaki merkezlere süratle ulaştırılması için bir havaalanı inşaatı başlatıyorsunuz; ama, bu havaalanını da kendi kaderine terk ediyorsunuz.

Şu anda Şanlıurfa İlinde yolcu taşımacılığına yönelik STOL; yani, kısa iniş ve kalkış şartlarına uygun bir havaalanı var. Aslında bu mevcut havaalanı da STOL şartlarına tam anlamıyla uygun değil. Türk Hava Yollarının elindeki uçaklardan sadece RJ-100 ve RJ-70'ler buraya iniş kalkış yapabiliyor. Bunların da, bildiğiniz gibi, kira sözleşmeleri bitmek üzeredir. Türk Hava Yollarının elindeki diğer uçakların da bu havaalanına inip kalkmaları çok riskli olarak değerlendirilmektedir.

Türk Hava Yollarının son olarak yaptığı uçak alım sözleşmesinde ise, STOL tipi havaalanlarına inip kalkacak uçakların üç yıldan önce teslim edilemeyeceği bildirilmektedir; dolayısıyla, inşaatı devam etmekte olan ve çevredeki 9 ile de hizmet verecek olan kargo ağırlıklı Şanlıurfa GAP uluslararası havaalanı inşaatının bir an önce bitirilmesi gerekmektedir.

Değerli arkadaşlar, söz konusu Şanlıurfa GAP uluslararası havaalanı hem Urfa için hem de GAP projesi için büyük önem arz etmektedir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi sahip olduğu tarihî ve kültürel zenginliklerin turizm getirisinden hava ulaşımındaki zorluklar nedeniyle yeterince yararlanamamaktadır. Diğer yandan da hava ulaşımındaki yetersizlikler bölgenin bitki desenindeki değişimini ve yabancı yatırımcıların gelmesini de engellemektedir.

Şimdi, biz, bir yandan bölgeye yatırım yapılsın, yabancı yatırımcı gelsin derken, diğer yandan bölgedeki bitki deseninden şikâyet ediyor ve diyoruz ki: Bu insanlar pamuk ve buğdaydan başka bir şey ekmesini bilmez mi; elbette ki bilirler; ama, özellikle ihracata yönelik bitki ektikleri zaman bunu nasıl taşıyacaklar? Kargo ağırlıklı havalimanı bitirilemediği için yabancı yatırımcı da bölgeye gelmemekte, gelen de Urfa'da bir dolaştıktan sonra geri dönüp gitmektedir. Bakın, geçen gün, Güney Koreli bir yatırımcı grup Urfa'ya geldi; bu grubun üçüncü gelişiydi. Ciddî yatırım düşünüyorlardı. Avrupa'ya ihraç edilmek üzere, çiçekçilik konusunda ortak arıyorlardı, yerel ortak. Bu yerel ortağı da bulmuşlardı. Birçok insan, birçok yerel yatırımcı Güney Korelilerle birlikte çiçek yetiştiriciliği yapmak istiyor; ancak, havaalanının bitirilememesinden ötürü, üretilecek ürünün bir an önce uluslararası pazara ulaştırılması mümkün olmadığından, Güney Koreliler de çekip gitti.

Değerli arkadaşlar, bu tür firmalar çoktur; ancak, ulaşım olanaklarının çok kısıtlı olmasından dolayı, özellikle bölgede yükte hafif; ama, pahada ağır üretilecek malların taşınması uçakla olacağı için ve bu uluslararası havaalanı da bitirilemediği için, yatırımcılar buraya gelmemektedirler.

Ben, 18 Şubat 2005 tarihinde bu konuyla ilgili olarak Sayın Başbakana yönelttiğim bir yazılı soru önergesine, Başbakan Yardımcısı Sayın Abdüllatif Şener tarafından 25 Mart 2005 tarihinde verilen yanıta değinmeden geçemeyeceğim. Sayın Bakan verdiği yanıtta, GAP uluslararası havaalanı inşaatı projesinin 2004 yılı sonu itibariyle fizikî gerçekleşme oranının yüzde 84 olduğunu söylüyor. 2005 yılı için Şanlıurfa GAP havaalanı inşaatına ayrılan ödenek 3 000 000 Yeni Türk Lirasıdır; yani, 3 trilyon Türk Lirasıdır. Sayın Bakan projenin 2007 yılında bitirilmesinin öngörüldüğünü söylüyor. Hemen ardından da, yine soru önergesine cevap verirken "GAP havaalanı inşaatı, ülkemizin çok yönlü ve entegre projesi olan GAP kapsamında planlanmıştır" diyor. Bu nedenle havaalanının bitim tarihini de GAP Projesinin bitim tarihine uyumlu olarak anlıyoruz.

Değerli milletvekilleri, GAP şu tarihte tamamlanacaktır diyerek taahhütte bulunacak bir hükümet yetkilisi var mıdır, bilmiyorum; ama, şunu hepimiz çok iyi biliyoruz ki, projenin bitim tarihine yönelik, herkes farklı tarihler söylüyor ve zaten bugüne kadar, AK Parti Hükümeti döneminde -yaklaşık üç yıl geçti- hepinizin bildiği gibi GAP Projesine sulama anlamında hiçbir yatırım yapılmamıştır ve zaten bundan dolayı da hiç kimse net bir tarih veremiyor. Bu durumda, Şanlıurfa GAP havaalanının bitim tarihini de, ne zaman tamamlanacağı belli olmayan ve yeterli ödenek ayrılmadığı için kaplumbağa hızıyla yol alan GAP Projesinin bitim tarihine mi bağlayacağız?! Şanlıurfa GAP havaalanının bir an önce bitirilmesi, hem Şanlıurfa'nın hem de 9 çevre ilin ekonomisinin gelişimi bakımından son derece önemlidir.

Değerli milletvekilleri, geri kalmış il, geri kalmış ülke tanımı, gerçeği tam olarak yansıtmamaktadır. Daha yumuşak bir ifadeyle, gelişmekte olan ülke veya illerimiz... Arkadaşlar, bunun adı geri bırakılmışlıktır. Şanlıurfa'nın ve çevre illerin ekonomiye katkı sunmasını istiyor, işsizliğe yerinde istihdamla çözüm bulmayı arzuluyorsak, bir an önce bu yarım kalmış projeleri tamamlayıp hizmete, üretime sunmalıyız. Yüzde 84'ünün tamamlandığı söylenen Şanlıurfa GAP havaalanının kalan kısmının tamamlanması için hükümet süratle eködenek çıkarmalı ve bu proje kısa sürede bitirilmelidir; çünkü, bu proje, bölgenin çok yüksek üretim, imalat ve turizm potansiyelini harekete geçirecektir veya RJ-100 ve RJ-70'lerin uçuştan alınmasından sonra, Şanlıurfa'nın şu andaki mevcut havaalanına daha büyük uçakların iniş kalkışını sağlayabilmek için, mevcut pistin derhal 500 metre daha uzatılması gerekir. Bununla ilgili olarak da yine sorun kaynaktır. Onun için, kaynağın hiç olmazsa mevcut pistin 500 metre daha uzatılması için aktarılması gerekir.

Ancak, değerli arkadaşlar, anlaşılan, bu Urfa'nın kadersizliği AK Parti Hükümeti döneminde de sürecektir. Urfalı, yine havaalanlarında perişan olacak, mevsimlik işçi olarak gittikleri illerde, tarlalarda ve trafik kazalarında ölmeye devam edecektir. Bakın, geçtiğimiz gün, evvelki gün, Şanlıurfa halkı tarafından "ölüm kavşağı" olarak adlandırılan Sigorta Kavşağında, bir TIR ve kamyonun çarpışması sonucu, yaya kaldırımında yürüyen bir vatandaşımız ölürken, 5 kişi de yaralanmıştır. Şanlıurfa'ya, hükümet, gerekli ödenek aktarımını yapmaz ise, bu ölümler ve yaralanmalar devam edecektir; çünkü, günde, yaklaşık 20 000 araç, 500 000 nüfuslu bir şehrin tam ortasından geçmektedir, şehri boydan boya katetmektedir. Peki, bunu önlemenin çaresi nedir; bu 20 000 aracın şehrin içinden geçmesini engelleyecek çevre yollarının bir an önce yapılması ve ihalesi bitmiş olan; ancak, kaynak bekleyen Sigorta Kavşağı Projesine bir an önce kaynak aktarılması gerekir. Şanlıurfa Belediyesinin kaynakları ne çevre yolu yapımına ne de kavşak inşaatına yetmektedir. Hükümetin ve ilgili bakanlığın, bir an önce, Şanlıurfa'ya acil olarak kaynak aktarması gerekmektedir.

Değerli arkadaşlar, bu tasarının, sivil havacılık sektörüne çağdaş bir anlayış getirerek, sektörümüzün dünyadaki gelişmelere hızla ayak uydurabilmesine katkı sunacağı umuduyla, hayırlı ve uğurlu olmasını diliyor, Yüce Heyetinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Vedat Melik (CHP, Şanlıurfa). “Sivil havacılık genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kan.tas. (ss: 940 )”. TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim tutanağı, 24 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-vedat-melik-22-2005-06-24-sivil-havacilik-genel-mudurlugu-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
