# Elektrik piyasası kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s1099)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Vedat Melik (CHP, Şanlıurfa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim
- **Tarih:** 4 Mayıs 2006
- **Gündem:** ELEKTRİK PİYASASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S1099)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-vedat-melik-22-2006-05-04-elektrik-piyasasi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi

> Mehmet Vedat Melik (CHP), 4 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ELEKTRİK PİYASASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S1099)); konuşma 1.460 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MEHMET VEDAT MELİK (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 6 ncı maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, insanlık tarihinin, yazıdan sonra, sanıyorum en önemli buluşu, elektrik enerjisinin insan yaşamında kullanılmasıdır. Bence, ülkelerin ve o ülkede yaşayan fertlerin refah ölçülerinin başında da kişi başına düşen elektrik tüketiminin geldiği kanısındayım.

Ancak, gelişmiş ülke fertlerinin yaklaşık yüz yıldır nereden, nasıl geldiğini unuttuğu elektrik enerjisinin kullanımını, biz, 21 inci Yüzyılda dahi insanlarımızın hizmetine sürekli ve tam olarak sunabilmiş değiliz. Bu sorun, elbette ki bugün ortaya çıkmış bir sorun değildir ve çok değişik nedenleri vardır. Bu sorunlar ve nedenleri, değerli konuşmacılar tarafından dile getirilmiştir. Sayın Bakan tarafından da, Sayın Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı tarafından da zaman zaman açıklanmaktadır. Ancak, sorunu tespit anlamında hükümetle aramızda açık ve net olarak görüş ayrılığı vardır ki, o da bugünkü elektrikle ilgili sorunların nedeninin, elektrik enerjisini kullanan tüketicinin, yani vatandaşın olmadığıdır.

Değerli arkadaşlar, şu anda üzerinde görüşme yaptığımız 6 ncı madde ise, herkes tarafından dikkatle, bence, birkaç kez okunmalıdır. Çünkü, yasa maddesinde "fiyat eşitleme mekanizmasının geçiş dönemi, 2010 yılında sona erer" hükmü yer almaktadır. Bunun doğal sonucu olarak, sözü edilen tarihten sonra elektrik fiyatlarının oluşumuna bölgesel bazda müdahale edilmemesi ve bu tarihten sonra bölgedeki enerji maliyetlerine göre fiyatların belirlenmesi amaçlanmaktadır. Başka bir anlatımla, elektrik dağıtımında yüksek maliyete neden olan sorunların 2010 yılına kadar giderileceği varsayılmaktadır. Oysa, temsilcisi olduğum Şanlıurfa İlinin de yer aldığı, Diyarbakır, Mardin, Şırnak, Siirt, Batman İllerinden oluşan 1 no'lu bölgede faaliyet gösteren ve bir kamu kuruluşu olan Dicle Elektrik Dağıtım Şirketinin elektrik kayıp oranı, 2004 yılı bilanço verilerine göre yüzde 62,57'dir. Başka bir deyişle, bölgede satışa sunulan her 100 kilovat elektriğin 62,57'si satılamamaktadır. Bu oran 2005 yılının ilk altı ayında yüzde 69,97'ye yükselmiştir. Aynı dönemde bilançoya mükerrer konulan aydınlatma oranı da yaklaşık yüzde 5'tir. Bu nedenle bölgedeki kayıp yüzde 74'e ulaşmaktadır.

TEDAŞ ve Enerji Bakanlığı yıllardır sorunlara kayıtsız kaldığı için, sorunlar dağ gibi büyümüş ve büyümeye de devam etmektedir. Taahhütlü kayıp/kaçak ilk defa bu bölgede uygulanmaktadır. Bölgede yapılan bu tutarsız uygulamalar ve partizanca atamalar birbiriyle birleşince enerjiyle ilgili sorunlar azalmamakta, aksine her gün daha da artmaktadır.

Değerli arkadaşlar, kayıp/kaçak, elektrik tüketimi tesislerin kullanım ömürlerini de azaltmıştır. Bölgede zamanında yeterli ve doğru yatırım yapılmadığı için, başta enerji nakil hatları olmak üzere dağıtım tesislerinin yetersiz kalınmasına yol açılmıştır. Kısacası, 1 no'lu bölgede, verimsiz, sorunlu ve kötü bir kamu işletmesi bulunmaktadır. Sözü edilen kamu işletmesinin bu durumda olmasının ve dolayısıyla elektrik dağıtım sisteminin düzgün çalışmamasının sorumlusu da elbette ki bölge halkı değildir. Şöyle ki, siz, kurum olarak, bölgede ilk iletim hatları çekilirken sözleşme şartlarına uymayan müteahhitlere belli nedenlerden dolayı göz yumacaksınız; yani, iletim hattının kablosunu 5 milim yerine 3 milim döşeyen, trafosunu, kesicisini, daha birçok teknik aksamını sözleşme şartlarına uygun olmayan malzeme kullanmasına izin vereceksiniz, yine bölgenin gelişimini göremeyerek enerji kullanım planlamasını doğru yapamayacaksınız, insanların, bizim oranın tabiriyle, yaşamını sürdürmek için boğazını bıçağa sürterek, ülkemizin diğer bölgelerinde olduğu gibi, sulama kuyuları açmalarını, açacaklarını tahmin edemeyeceksiniz; ama, ondan sonra dönüp, bölge halkı kaçakçılık yapıyor, işte ülkemizin kayıp kaçak oranı şu kadardır, ama, bölgede yüzde 60'lardadır deyip, bölge halkını elektrik kaçakçılığıyla suçlayacaksınız. Ancak, bu, doğru bir yaklaşım değildir. Konuya böyle yaklaşmak, sorunun gerçek nedenlerini gözardı etmemize neden olur ki, ayrıca samimî bir yaklaşım olmadığı kanaatindeyim.

Değerli milletvekilleri, bundan iki yıl önce Urfa İlindeki elektrik sorunlarından bahsederken, AK Parti Hükümeti döneminden önce, Urfa TEDAŞ Bölge Müdürlüğünde 1 000 trafonun kayıp olduğunu, bölge müdürünün veya müessese müdürünün birbuçuk yıl hapis yattığını… Onun için bu bölgenin özellikle incelenmesi konusunda istemde bulunmuş, hatta bir Meclis araştırması önergesi de vermiştim, ki, o önerge hâlâ bekliyor; ki, bu sorun, sizin yönetiminizle ilgili değildir. Şimdi, hırsızlık yapılan, 1 000 trafosu çalınan, müessese müdürü hapiste olan bir bölgede nasıl hemen çıkıp dersiniz ki halk kaçakçılık yapıyor?! (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, evet, bölgede kayıp kaçak oranı gerçekten kabul edilebilir seviyelerin çok üstündedir. Fakat, gerek geçen yasama yıllarında yaptığım konuşmalarda gerek Sayın Bakana yönelttiğim soru önergelerinde gerekse bölgedeki müessese müdürlerinin verdiği bilgiler ışığında konuyu ele aldığımızda, aslında, bu kayıp kaçak olarak ifade edilen oranın çok büyük bir bölümünün yukarıda anlatmaya çalıştığım nedenlerden kaynaklanan kayıplar olduğu ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla, iletim hatlarından kaynaklanan -ki, benden önceki Urfa Milletvekilimiz de özellikle kırsal alandaki iletim hatlarından bahsetti- kayıplardan ötürü bölge halkının suçlanması vicdanla bağdaşmamaktadır.

Değerli arkadaşlar, tarımın olmazsa olmazlarından biri olan su sorununu çözmek için, bölgeye elektrik geliş tarihi olan 1985'ten itibaren, Niğde, Nevşehir, Konya, Manisa ve daha birçok ilimizdeki çiftçiler gibi, Şanlıurfa çiftçisi de, arazilerini sulamak üzere, binlerce kuyu açmıştır. Bugün, Viranşehir ve Ceylanpınar İlçelerinde 7 000, Siverek'te 1 000, Hilvan'da 500, Akçakale ve Harran'da 1 000'den fazla sulama kuyusu, toplam 10 000'den fazla kuyu vardır. Mardin'in Kızıltepe İlçesinde de durum aynıdır. Yalnız, Kızıltepe'de 4 000'den fazla kuyu vardır. Bu kuyularla sulanan araziler, şu anda bölgede GAP Projesiyle sulanan arazilerden çok daha fazladır; ancak, bu kuyuların büyük bir çoğunluğunun derinliği 250 ilâ 300 metreden daha derindir; onun için, dizel motorlarla bu suyu çekmek mümkün değildir. Dolayısıyla, suyu çekmenin tek yolu, elektrik enerjisi kullanmaktır; yani, elektrik varsa su vardır, elektrik yoksa su yoktur; kısaca, elektrik varsa ekmek vardır, elektrik yoksa ekmek yoktur. Ama, maalesef, özellikle son dört beş yıldır bu çiftçilerin çektiği eziyeti, bir kendileri bir de Allah bilir. Özellikle de pamuk sulama döneminde 1-2 saat dahi aralıksız su çekmek, sulama yapmak mümkün değildir.

Bölge kaymakamları, yöneticileri, sorunun önemini ve büyüklüğünü çok iyi bilmektedirler. Elektrik enerjisinin düzenli olarak verilememesi nedeniyle Şanlıurfa'nın Viranşehir İlçesinde evvelki yıl çıkan olayları hepimiz hatırlıyoruz. Sayın Enerji Bakanı da, olaylar sırasında, Urfa'ya gelmişti ve Sayın Bakan, konuyla ilgili açıklama yaparken, yine, sorunun kaçak elektrik kullanımından kaynaklandığını söyleyip, işin içinden çıkmıştı maalesef.

Peki değerli arkadaşlar, eğer, sorun, yalnız kaçak kullanımsa, yani, idare, olaya sadece kaçak yönüyle bakıyorsa, o olayların çıkmasından bugüne kadar niçin Viranşehir bölgesinde özellikle enerji nakil hatları ve trafo merkezi noktasında süratle yatırım yapılmaktadır? Niçin Karakeçi hattını ayırdılar Viranşehir hattından? Neden Karakeçi'ye, Hilvan'a ve Viranşehir'e yeni trafo merkezleri yapılıyor? Demek ki, sorun, sistemdedir; idare de bunu kabul etmiş ki, geç de olsa, yatırım yapıyor. Daha doğrusu, sorun, soruna tam teşhis koyamayan idarededir; çünkü, arkadaşlar, Viranşehir'e 1977'de ilk elektrik bağlandığında nüfusu 10-15 bin civarındaydı, bugün, 120 000 nüfuslu bir şehirdir ve ben dün konuştum, ilçe merkezinin yarısında elektrik yoktu.

Değerli arkadaşlar, kısacası, 1 no'lu bölgede, verimsiz, sorunlu ve kötü bir kamu işletmesi bulunmaktadır. Sözü edilen kamu işletmesinin bu durumda olmasının sorumlusu da bölge halkı değildir; ama, Türk Halkının kaderinde, ezelden beri, gökten taş yağsa da yönetenler tarafından suçlanmak vardır; onun için, halkımız buna da alışkındır.

Değerli milletvekilleri, anlatmaya çalıştığım bu sorunların, yani, bölgedeki elektrik dağıtım şebekelerindeki teknik sorunların -ki, tamamen idareden kaynaklanmaktadır- önümüzdeki üçbuçuk yıl içinde, 2010 yılına kadar ortadan kaldırılamaması durumunda bakın neler olacak: 1 no'lu bölgede; yani, Diyarbakır, Urfa, Mardin, Şırnak, Batman bölgesinde elektrik fiyatları birkaç kat artacak.

Bölgede zaten güç koşullar altında varlığını sürdürmeye çalışan sanayi tesisleri, temel girdilerin artmasıyla, ülkenin diğer bölgelerindeki sanayicilerle ve ülke dışındaki sanayicilerle rekabet etme gücünü yitirecek ve var olan fabrikalar kapanacak veya bölge dışına çıkacaktır.

Başta Urfa olmak üzere, bölgedeki çiftçiler tarımsal sulamada elektrik kullanma olanağını kaybedecektir.

Bölge çiftçisi, tarımsal sulamada kullanılan elektrik fiyatlarında ciddî indirimler beklerken, çok ciddî bir artışla karşı karşıya kalacaklardır.

Tarımsal üretimin düşmesi, köylülerin, çiftçilerin yoksullaşmasına yol açacaktır; bunu hepimiz biliyoruz. Bu durum, kırsal kesimde de işsizliğin, şu anda görünmeyen, saklı olan işsizliğin de ortaya çıkmasına neden olacaktır.

Ayrıca, köyünde üretici konumunda olan insanları, kentlerde, işsiz tüketiciler durumuna getirecektir.

Elektrik dağıtım sektöründe yapılmak istenen bu düzenlemeler, bölgenin, zaten ağır ve karmaşık olan sorunlarını daha da artıracak ve içinden çıkılamaz hale getirecektir.

Değerli arkadaşlar, yıllardır maksatlı olarak Türkiye'nin enerji talep tahminleri abartılarak, ülkenin gelecek yıllarda elektrik kesintileriyle karşılaşacağı korkusu basın yayın kuruluşlarınca ve sorumsuz, birikimsiz, çapsız siyasî ve bürokratların çabalarıyla işlenmiştir. Bunun neticesinde, özellikle doğalgazda alım garantili anlaşmalar yapılmak suretiyle, ülke, ciddî anlamda kaynaklarını heba etmiştir ve etmeye de devam etmektedir. Gelinen noktada, çok daha ucuza üretim yapan ve ekonomik ömrü daha uzun olan hidroelektrik santralları tam kapasiteyle, verimli olarak çalıştırılmamaktadır. Geçen yıl Atatürk Barajına yaptığımız bir gezide 8 üniteden sadece 1'inin çalıştığı ve diğerlerinin kapalı olduğu tespit edilmiştir.

Şimdi, ben, biraz önceki elektrik dağıtım şirketlerinin hangi il merkezinde kurulması tartışmasında, elbette ki, Atatürk Barajının Şanlıurfa İlinde olduğunu, ama, Şanlıurfa İlindeki Atatürk Barajında 8 üniteden sadece 1'inin çalıştırıldığını, bunun yanında da, bütün ilçelerde doğru dürüst elektrik olmadığını söylemeyi pek gerekli görmüyorum.

Değerli arkadaşlar, elektrik dağıtımı kamusal hizmet niteliğindedir. Bu nedenle, Avrupa Birliği ülkelerinde yapılan özelleştirme uygulamaları ülke kamuoyunda tartışmaya açılmaktadır. Ülkemizde ise, elektrik dağıtımının özelleştirilmesi için kamuoyu oluşturmak amacıyla, olayın sadece fiyatlandırma yönünün tartışılmasına izin verilmektedir. İlk özelleştirme uygulamalarının gerçekleştirildiği İngiltere'de yeterli yatırımın yapılması, elektrik nakil hatları ve dağıtım sisteminin eskimesi tartışılmaktadır. Bu tartışmalar, ne yazık ki, ülkemizde yapılmamaktadır, geçmişte de yapılmamıştır. Bölgenin ve enerji sektörünün sorunları, sektörü ve bölgeyi bilmeyen bürokratların İngiltere'yi örnek alarak hazırladıkları yönetmelik ve yasalarla çözülemez.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Vedat Melik (CHP, Şanlıurfa). “Elektrik piyasası kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s1099)”. TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim tutanağı, 4 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-vedat-melik-22-2006-05-04-elektrik-piyasasi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
