# Iıı.tur. (hazine müst.gümrük müst.dıştic.müst.dpt müst.die bşk.lığı

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Vedat Yücesan (CHP, Eskişehir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim
- **Tarih:** 19 Aralık 2003
- **Gündem:** III.TUR. (HAZİNE MÜST.GÜMRÜK MÜST.DIŞTİC.MÜST.DPT MÜST.DİE BŞK.LIĞI
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-vedat-yucesan-22-2003-12-19-iii-tur-hazine-must-gumruk-must-distic-must-dpt-must-die-bsk-ligi

> Mehmet Vedat Yücesan (CHP), 19 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: III.TUR. (HAZİNE MÜST.GÜMRÜK MÜST.DIŞTİC.MÜST.DPT MÜST.DİE BŞK.LIĞI); konuşma 896 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET VEDAT YÜCESAN (Eskişehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2004 malî yılı bütçe görüşmelerinin 3 üncü turunda yer alan kurumların bütçeleri hakkında şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

2004 yılı bütçesi, borç ve faiz ödeme esasına göre hazırlanmış, istihdam yaratıcı yatırımlara, sağlığa, eğitime yeterli payın ayrılmadığı sosyal boyutu düşünülmemiş bir bütçedir. Bu bağlamda, bütçe, memurun, çiftçinin, emekçinin, sanayicinin, yani vatandaşın sorunlarını çözmek amacıyla, onları refaha kavuşturmak için hazırlanmış bir bütçe değildir ve bu gerçeklere rağmen, her zaman olduğu gibi, bütçe, aşırı bir iyimserlikle topluma lanse edilmektedir.

Toplumdan kopuk, sahte kanaat sahiplerinin değerlendirmelerini bir kenara bırakarak, halkın ve reel sektörün içinden gelen bir arkadaşınız olarak, halkın yaşadığı gerçekleri sizlere aktarmak istiyorum. Aylardır, geniş bir hayal gücü, yanlış yapılan hesaplar, aşırı bir iyimserlikle ekonominin doğru yönde ilerlediğini ifade eden hükümet, ekonomide bir bahar havasından bahsediyor. Söylemler hep aynı "Türkiye büyüyor, enflasyon düşüyor." Bu ifadelerin gerçekleşmesi, hepimizin ortak amacı, ortak arzusu; ama, bu söylemlere paralel olarak, vatandaşın cebine, çarşı, pazara yansıyan olumlu bir gelişme, maalesef, yok. En büyük toplumsal sorunumuz işsizlik; işsizliğin her geçen gün arttığı, esnafın, memurun, çiftçinin, sanayicinin sıkıntı içerisinde olduğu bir ortamda "ekonomi doğru yolda, sorun yok" demek de ne derece doğru?! Bu soruyu, takdirlerinize sunuyorum.

Dillerde sürekli dolaşan bir başka ifade de şu: İhracat artıyor, dışticaretimiz gelişiyor. Doğru, haklısınız, ihracat artıyor; ama, aynı zamanda, ithalat da artıyor değerli arkadaşlarım. Kasım ayında dışticaret açığı, 2002 Kasım ayına göre yüzde 40,2 arttı. İhracatın ithalatı karşılama oranı, 2001 Şubat ayından beri en düşük düzey olan yüzde 68,5'e geriledi. Bu yılın ocak-kasım döneminde, ihracat, 2002 yılının aynı dönemine kıyasla yüzde 30,8 artarak 25 512 928 000 dolara; ithalat ise, yüzde 34,5 artarak 36 607 206 000 dolara yükseldi. İthalat, ihracattan fazla arttı. Aynı dönemde, dışticaret açığı yüzde 40,9 artarak 15 400 000 000 dolara çıkarken, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 71,3'ten yüzde 68,5'e düştü. İhracatın fedakârlığı olmasa, bu oran daha da düşük çıkardı.

Değerli arkadaşlarım, sizlere sormak istiyorum; her şey iyi gidiyor da, bu rakamların anlamı nedir; ihracatçı neden bas bas bağırıyor, neden kurdan şikâyet ediyor? Bir ihracatçı düşünün, hükümetin verdiği ortalama dolar kuruna güvenerek ihracat bağlantısı yapmış, gecesini gündüzüne katmış, kredi almış, borçlanmış, alacaklısına ödeme günü vermiş, siparişlerini yetiştirmiş, dönüp arkasına baktığında, bir de ne görsün, dolar alaşağı olmuş. Şimdi, burada, ortaya çıkan sonuç şu: Hükümet, kendi hedeflerini bile göremeyecek derecede tutarsız davranıyor.

Değerli milletvekilleri, Türkiye sıcak paranın istilası altındadır. Bu durum, AKP İktidarının, kısa vadeli politikaları benimsediğinin bir işaretidir. Oysaki, istihdam ile büyüme, ancak, orta ve uzun vadeli sermaye teminiyle gerçekleşebilir. Değerli arkadaşlarım, örneğin -özellikle bunu, dikkatinize sunmak istiyorum- bir yatırımcı, yıllık yüzde 1 faizle Japonya'da 134, yıllık yüzde 1,2 faizle Avrupa Birliği ülkelerinde 112, yıllık yüzde 1,5 faizle Amerika Birleşik Devletlerinde 89 yılda kazanacağı faizi, Türkiye'de, sadece 24 ayda kazanabiliyor. Yabancı bir yatırımcı, 2001 yılının 22 Eylülünde elinde bulunan 1 000 000 doları, dönemin kuru olan 1 526 000 liradan bozdurup, eline geçen 1 trilyon 526 milyar lirayı, ortalama yüzde 50, yüzde 60 faizle bankalarda değerlendirmeye başladığında, 24 ay sonra, bu parayı 5 trilyon 193 milyar liraya çıkarabiliyor. Değerli arkadaşlarım, bu para, doların 1 362 000 lira olduğu Eylül 2003' te dolara çevrildiğinde, yatırımcının eline 3 812 000 dolar geçiyor. Üstelik, devlet olacaksınız ve bu tür rant gelirlerinden 1 kuruş vergi almayacaksınız. Bu nasıl bir düzen, bu nasıl bir soygun, bu nasıl bir soygun düzenidir değerli arkadaşlarım?! Hükümet, bu türden çarpıklıkların önüne set çekeceğine, vatandaşa dayatacağı ekvergilerle, özel tüketim vergileriyle, artışlarla uğraşıyor.

Biliyorsunuz, hükümetin ekvergi konusundaki ısrarı, Türkiye'ye kaos yaşattı. Vergide adalet vaat eden Adalet ve Kalkınma Partisi, vatandaşla, hukukla, adaletle inatlaştı. Kayıtlı mükellef; yani vergi kaçırmayan, vatandaşlık görevini yerine getiren mükellef, bütçe açıklarını kapatmak için çifte vergi ödemeye zorlandı. Adalet ve Kalkınma Partisinin adalet anlayışına göre aynı vergi yükümlüsünden iki kez vergi almak mubah, Ek Motorlu Taşıtlar Vergisinin hukuka aykırı olduğu baştan belliydi; ama hükümet, bilerek ve isteyerek, ısrar ederek hukuku çiğnedi. Başvurumuz üzerine, Anayasa Mahkemesi yasayı iptal etti. Burada hükümetimiz birinci tokadı yedi; ama hükümet, yangından mal kaçırır gibi yeni bir yasa çıkardı değerli arkadaşlarım. Yine partimizin başvurusu üzerine, yüksek mahkeme, ikinci kez iptal kararı verdi. Şimdi soruyorum: Birinci tokadı yediniz, ikinciye niye yüzünüzü dönüyorsunuz değerli arkadaşlarım? Bu süreçte 5 000 000 taşıt vergisi mükellefini ilgilendiren böylesi önemli bir konuda Başbakan ile Maliye Bakanı görüş ayrılığı içine düştüler, birbiriyle çeliştiler. Nihayetinde, mahsuplaşmaya gidileceği açıklandı. Vatandaş, vergisini ödediğine bin pişman oldu. Ekverginin iptal edilmesinden sonra "yeni vergiler getirmeyeceğiz" denildi; ama var olan vergiler de arttırıldı değerli arkadaşlarım.

Şimdi, hükümet, iptal edilen ek taşıt vergisinden kaybettiği 800 trilyon lirayı, Özel Tüketim Vergisiyle vatandaşından tekrar geri alacak. ÖTV'deki artış toplumun bütün kesimlerini olumsuz etkileyecek. Göreceksiniz, tartıştığımız 2004 bütçesinde belirtilen hayalî gelir hedeflerini tutturamayınca, gözlerini, yine emekçinin, yoksulun cebine dikecekler, vergi almaya devam edecekler.

Bütçenin vergi gelirleri arasında, Özel Tüketim Vergisiyle, Katma Değer Vergisinin 46 katrilyon 698 trilyon lira olarak öngörülmesi, vatandaşın dolaylı yoldan mağduriyetinin bu yıl da süreceğini göstermektedir.

Biliyorsunuz, benzin fiyatları, dolar artışına endeksli. Dolar, uzun senedir aynı seviyesini koruduğu halde, benzine sürekli zam yapılıyor; bunu nasıl açıklayacaksınız?! Benzin fiyatlarındaki artış, enflasyon artışını nasıl ikiye katlar; bunun izahını yapabilir misiniz?!

AKP Hükümeti, işbaşına geldiğinden beri, ekvergilerle, dolaylı vergilerle, zamlarla vatandaşın üzerine yürüyor. Sonuçta, çiftçi perişan, esnaf perişan, memur perişan, hükümet ise perperişan değerli arkadaşlarım!

Bu olumsuzluklara rağmen, son dönemde enflasyonun düşme eğilimine girmesi, elbette ki, sevindirici; ancak, enflasyonun düşmesindeki temel neden, piyasalardaki daralmadır. Hane halkının vazgeçemeyeceği ihtiyaçlarından olan gıda harcamalarında büyük bir daralma yaşanmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Vedat Yücesan (CHP, Eskişehir). “Iıı.tur. (hazine müst.gümrük müst.dıştic.müst.dpt müst.die bşk.lığı”. TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim tutanağı, 19 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-vedat-yucesan-22-2003-12-19-iii-tur-hazine-must-gumruk-must-distic-must-dpt-must-die-bsk-ligi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
