# Endüstri bölgeleri kanununda değ.yap.hak. kan.tas.(ss.611 ve 611'e 1 inci ek)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Vedat Yücesan (CHP, Eskişehir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim
- **Tarih:** 22 Haziran 2004
- **Gündem:** ENDÜSTRİ BÖLGELERİ KANUNUNDA DEĞ.YAP.HAK. KAN.TAS.(SS.611 VE 611'E 1 İNCİ EK)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-vedat-yucesan-22-2004-06-22-endustri-bolgeleri-kanununda-deg-yap-hak-kan-tas-ss-611-ve-611-e-1-i

> Mehmet Vedat Yücesan (CHP), 22 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ENDÜSTRİ BÖLGELERİ KANUNUNDA DEĞ.YAP.HAK. KAN.TAS.(SS.611 VE 611'E 1 İNCİ EK)); konuşma 847 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MEHMET VEDAT YÜCESAN (Eskişehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.

Kalkınma, büyüme ve refahın tüm toplum katmanlarına adil bir biçimde dağıtılması, birçok ülkenin temel sorunları arasında yer almaktadır. Bazı ülkeler, doğal kaynaklar yönünden zengin olmalarına karşın, yeterli büyüme sağlayamamaktadır ve kişi başına düşen gelirleri son derece düşüktür. Bireylerin mutluluğunu sağlamanın yolu, toplumsal ve ekonomik hizmetlerin, bu hizmetlerin dayandığı ekolojik ve toplumsal sistemlerin varlığını tehdit etmeksizin, herkese eşit sunulmasından geçmektedir.

Çıkarılmak istenen kanun çerçevesinde yapılacak yatırımlar, özellikle sanayileşme ve kentleşme sürecinde giderek artan kentsel nüfusu, ülke yüzeyinde mekânsal organizasyonu, bölge ölçeğinde kent planlama çalışmalarında ve kalkınma planı düzeyinde olumsuz yönde etkileyecektir.

Ülkemizin ekonomik zenginliği sadece yeraltı cevherleri, tarımsal ürünler ve imalat sanayii ürünleri değildir. Ülkemiz, yaygın olarak, yeraltı ve yerüstü taşınır ve taşınmaz kültür ve doğa varlıklarına sahiptir. Özellikle, kentlerimizin tarihsel gelişme sürecinde kazandığı kentsel doku, sivil, dinî, askerî yapılar ve doğal çevre verileri, özgün birer kimlik öğesi olarak sadece sosyokültürel zenginlik kaynağı değil, aynı zamanda turizm için çekim nedeni olarak zengin ekonomik kaynaklardır. Uygun olmayan sanayi yer seçimlerinden doğacak kayıplar, sadece yerel, bölgesel, ülkesel değil, evrensel boyutta onarılmaz, yerine konulamaz kayıplara neden olacaktır.

Değerli arkadaşlarım, unutmamalıdır ki, kültür ve doğa varlıkları, evrensel boyutta bir ortak mirastır. Bu bakımdan, sanayi yer seçiminin yapılmasında planlama ilkelerine uymak, dikkat etmek gerekmektedir. 4737 sayılı Kanun, yabancı sermaye yatırımlarını teşvik etmek ve yabancı sermaye girişinin artırılmasını sağlamak amacıyla çıkarılmış ve mevcut şekliyle, zaten Anayasa ve İmar Kanununa aykırıdır. Yapılmak istenen değişiklik, tamamen özel istekleri karşılamaya yönelik olup, haksızlıklarla doludur. İmar Kanununun amacı, yerleşme yerleriyle bu yerlerdeki yapılaşmaların plan, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamaktır. Yine, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun amacı, korunması gereken taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarıyla ilgili tanımları belirlemek, yapılacak işlem ve faaliyetleri düzenlemek, bu konuda gerekli ilke ve uygulama kararlarını alacak teşkilat, kuruluşları ve görevlerini tespit etmektir. Günümüzde, çevre, kültür, tabiat varlıklarının korunmasının sivil toplum örgütleriyle ve halkın katılımıyla gerçekleştirilmesi genel kabul görmektedir. Böylesine, korumanın aleyhine ve merkezî bir kararla, sadece tek boyutlu ekonomik çıkarları gözeten bir yasa, çok şaşırtıcı ve üzüntü vericidir. Kanuna kent planlaması yönünden baktığımızda da, maalesef, çok acı bir tabloyla karşı karşıya kalmaktayız.

Değerli arkadaşlarım, imar planını oluşturan öğelerden nazım imar planı, arazi parçalarının genel kullanılış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğu, çeşitli yerleşim alanlarının gelişme, yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini düzenlemektedir. Böylece, kentsel yerleşmelerde olması gereken yerleşme sistemini yaratmak, nüfus ve yapı yoğunlaşmasını işlevsel kılmak amaçlanmaktadır. Durum böyleyken, çıkarılacak bu yasa güvencesinde, birtakım kuruluşların veya kişilerin talepleri doğrultusunda, Bakanlıkça resen belirlenen veya önerilen yerlerde yapılaşma izni, bölge planlama, kent planlama anlayışına temelden aykırıdır.

Değerli milletvekilleri, bu durumda, çevre koruma, çağdaş kent planlama ilkeleri, şehircilik esasları ve kamu yararları düşünülmeksizin birtakım yerler rahatlıkla endüstri bölgesi ilan edilebilecektir. Daha açık bir ifadeyle, bir kentsel dinlenme alanı, bir doğal SİT bir koruma alanı gibi nitelikli arazilerin durumu dikkate alınmaksızın ve konut bölgesine komşu alanın, konut bölgesinin duyarlılığı dikkate alınmaksızın bir sanayi tesisine tahsisi kolaylıkla yapılabilecektir.

Objektif, bilimsel analizlere dayanmadan, sadece bir yatırımcının talebine bağlı olarak bu arazilerin tahsisi, kent planlama ilkelerine ve kamu yararına aykırıdır.

Kanun koyucu olarak bizlerin, kamu menfaatına uygun kanun yapma yetkimiz var; ama, çocuklarımızın geleceğini karartmaya hakkımız yok diye düşünüyorum. İnanıyorum ki, İktidar Partisine mensup sağduyulu milletvekili arkadaşlarımız, bu güzelim arazilerin bazı özel firmalara peşkeş çekilmesine izin vermeyeceklerdir.

Öte yandan, Anayasamızın 166 ncı maddesi, planlı bir kalkınmanın gerçekleştirilmesi görevini devlete vermiştir. Yine, Anayasamızın 56 ncı maddesi, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkından söz etmektedir.

Değerli arkadaşlarım, bu maddeyi bütünüyle incelediğimizde, sağlıklı ve dengeli çevre kavramına, doğal güzelliklerin korunduğu, kentleşme ve sanayileşmenin getirdiği hava ve su kirlenmesinin önlendiği çevre kadar, belli bir plan ve programa göre düzenlenmiş çevrenin de gireceği kuşkusuzdur. Bu yönüyle baktığımızda, tasarı, Anayasaya aykırıdır değerli arkadaşlarım.

Merkezî ve planlı ekonomilerden serbest piyasa ekonomisine geçen ülkelerde düzenleyici mekanizmanın bulunmayışı, rant arama, yolsuzluk ve büyük çaplı soygunlara neden olmaktadır. Yolsuzluk yapmanın ve rant aramanın çok çeşitli yolları vardır. Ben, size, burada, konuyla doğrudan ilgisi olduğu için sadece ikisinden bahsetmek istiyorum. Birincisi, çıkar veya baskı gruplarının, siyasal karar alma sürecinde iktidar partilerini, bürokratlarını etkileyecek kendi menfaatları doğrultusunda yönlendirmek için yaptıkları lobi faaliyetleridir. Bu tür faaliyetler, kamu sektöründe kamu yararına en uygun kararın alınmasını engellemektedir. Diğeri ise, rant kollamadır. Rant kollama, çıkar veya baskı gruplarının, devlet tarafından sunî olarak yaratılmış bir ekonomik transferi elde etmek için giriştikleri faaliyetlerdir. Bazı ekonomik faaliyetlerin devlet tarafından düzenlenmesi veya ekonomik faaliyetler üzerine sınırlar konulması suretiyle baskı ve çıkar gruplarının menfaatı korunmaktadır. Bu kanunla hükümetin yapmak istediği de budur.

Endüstri bölgesi kurmak farklı bir iş, kurulu üretim merkezlerini endüstri bölgesi olarak ilan etmek çok farklı bir iştir. Bu ikisini birbirinden ayırmamız gerekmektedir. Eğer endüstri bölgesi kurulacak, istihdamın önü açılacak, ülkenin ekonomisine bir katkı sağlayacaksa, gelin, o kanunu hep beraber çıkaralım. Ancak, mevcut ve hakkında ciddî problemler olan firmaların bulundukları yerlerin endüstri bölgesi olarak ilan edilmesi her yönüyle sakıncalı olacaktır ve biz bu işte de olmak istemiyoruz. Bu durumda, en verimli arazilerimizin, ormanlarımızın şahsî taleplerle endüstri bölgesi ilan edilmesi çok kolay olacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Vedat Yücesan (CHP, Eskişehir). “Endüstri bölgeleri kanununda değ.yap.hak. kan.tas.(ss.611 ve 611'e 1 inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim tutanağı, 22 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-vedat-yucesan-22-2004-06-22-endustri-bolgeleri-kanununda-deg-yap-hak-kan-tas-ss-611-ve-611-e-1-i (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
