# Ermeni soykırım iddialarına ilişkin

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Yılmazcan (AK Parti, Kahramanmaraş)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim
- **Tarih:** 12 Nisan 2007
- **Gündem:** ERMENİ SOYKIRIM İDDİALARINA İLİŞKİN
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c153/b088/tbmm221530880337.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-yilmazcan-22-2007-04-12-ermeni-soykirim-iddialarina-iliskin

> Mehmet Yılmazcan (AK Parti), 12 Nisan 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ERMENİ SOYKIRIM İDDİALARINA İLİŞKİN); konuşma 1.365 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET YILMAZCAN (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1890- 1914 yılları arasında Doğu Anadolu'dan İstanbul'a kadar uzanan bölgelerde, Ermeniler, kırktan fazla isyan çıkarmış ve terör olayı gerçekleştirmişlerdir.

Osmanlı ordusunun Sankamış'ta Rusya'ya yenilmesi ve arkasından İngiltere ve Fransa'nın Çanakkale'ye saldırmasına paralel olarak, Ermeni komitacılan, savaşan Osmanlı ordularını arkadan vurmak ve ikmal yollarını kesmek için harekete geçmişler ve silahlı isyanlara başlamışlardır. Bu ihaneti önlemek için Osmanlı Devleti'nin aldığı tedbirlere baktığımızda, uyguladığı sevk ve iskân kararının önceden planlı ve siyasi amaçlı olmadığını, tamamen askerî ve güvenlik sebebiyle alındığını görmekteyiz.

Nitekim, bütün ikazlara rağmen yapılan aramalarda Ermenilerin topyekûn bir isyan hazırlığı içinde olduklannın anlaşılması üzerine, Başkumandanlık, 27 Şubat 1915 tarihinde askerî birliklere verdiği talimatla, Ermenilerde yakalanan silah, bomba ve birtakım şifre belgelerinin bir ihtilal ha- zırlığını gösterdiğini, bu sebeple, ordudaki Ermeni askerlerin silahsızlandırılmasını, Ermeniler içinde devlete sadakatle bağlı olanlara zarar verilmemesini, sadece komita mensubu olan Ermeni memurların azledilmeleri emredilmiştir.

Çanakkale savaşları ile İstanbul'un tehlike altına girdiği bir dönemde, Zeytun, Muş, Erzurum ve Van isyanlarının patlak vermesi ve Türklere yönelik katliamların artması üzerine, Osmanlı Hükümeti, 24 Nisan 1915 tarihli genelgeyi yayımlamıştır. Vilayetlere ve mutasarrıflıklara gönderilen bu genelgeyle, Ermeni komitalarının kapatılması, belgelerine el konulması, liderlerinin tutuklanması, bunlardan bulundukları yerlerde kalmaları ve sakıncalı görülenlerin uygun yerlerde toplanmaları emredilmiştir. Dahiliye Nezareti tarafından yayımlanan bu genelge üzerine, İstanbul'da komita mensubu 235 civarında kişi tutuklanmıştır. 24 Nisan'ın, sözde Ermeni soykırımı olarak anılmasının sebebi budur.

Bu sırada, İstanbul'da Alman Büyükelçisi olarak görev yapan Wangenheim, 30 Nisan 1915 tarihinde Alman Başbakanına verdiği raporda, birçok Ermeni ev ve kilisesinde patlayıcı maddeler, bombalar ve silah bulunduğunu; Ermenilerin, 27 Nisan 1915'te, Babıali'ye ve bir kısım resmî binalara bombalı saldırıda bulunacaklarını, bu sebeple, 24-25 Nisan'da İstanbul'da Taşnak örgütü üyesi 500 kadar Ermeni'nin tutuklandığını bildirmiştir. Tutuklananların sıradan Ermeniler değil, Taşnak, Hınçak ve Ramgavar gibi örgüt üyeleri olduğu İngiliz istihbaratı tarafından da doğrulanmaktadır.

Osmanlı Hükümeti, seferberlik ilanından itibaren dokuz ay dayandıktan sonra, Ermeniler konusunda bu köklü tedbirleri almak zorunda kalmıştır.

27 Mayıs 1915 tarihinde "Vakt-ı Seferde İcraat-ı Hükümete Karşı Gelenler İçin Cihet-i Askeriyece İttihaz Olunacak Tedabir Hakkında Kanun-ı Muvakkat" adıyla sevk ve iskân kanunu çıkarılmıştır. Bu Kanun'la askerî yetkililere asayişi bozan silahlı saldırgan ve direnişçileri, casusluk ve vatana ihanet eden köy ve kasaba halkını tek tek veya toplu hâlde başka yerlere sevk ve iskân yetkisi veriliyordu.

Dört maddelik olan bu kanun, tamamen devleti ve kamu düzenini korumaya yönelik şiddete karşı yetki kanunudur. En önemli özelliği ise kanun metninde herhangi bir etnik veya dinî grubun belirtilmemiş olmasıdır.

10 Haziran 1915 tarihli talimatname ile Emvali Metruke Komisyonu kurularak sevk edilen Ermenilerin malları koruma altına alınmıştır.

Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı'nın olağanüstü şartlarına rağmen Ermeni sevkiyatının düzenli ve güvenli bir şekilde uygulanması ve sevk edilen Ermenilerin can ve mallarının korunması amacıyla mümkün olan tedbirleri almıştır.

Osmanlı Hükümetinin Ermeni sevkiyatını büyük bir intizam içinde gerçekleştirdiğini bölgede görev yapan yabancı misyon görevlilerinin bir kısmı da doğrulamaktadır. Bu konuda ABD Halep Konsolosu Jackson'un İstanbul'da bulunan ABD Büyükelçisi Morgenthau'ya 8 Şubat 1916 tarihinde yazdığı raporda Halep, Şam ve Zor bölgesine gelen ve yardıma ihtiyaç duyan 486 bin Ermeni göçmenin bulunduğunu belirtmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Yılmazcan, lütfen toparlayınız.

Buyurun.

MEHMET YILMAZCAN (Devamla) - Zaten Talat Paşa da 29 Ağustos 1915 tarihinde valilik ve mutasarrıflıklara gönderdiği tebligatta, sevk ve iskân kararının amacının, Ermenilerin hükümet aleyhine bulunmalarını önlemek ve bir Ermenistan hükümeti kurma konusundaki emellerini takip edemeyecek hâle getirmek olduğunu, bunların imhasının söz konusu olmadığını, bu sebeple, sevk sırasında, kafilelerin can güvenliğinin sağlanması ve iaşelerinin karşılanmasını Ermenilere kötü muamelelerde bulunan jandarma ve memurların derhal azledilerek divanı haıplere teslim edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Bu genelge uyarınca Ermenilerin sevk ve iskânı sırasında istenmeyen bazı olayların cereyan etmesi ve bir kısım görevlilerin Hükümetin kararlarına aykırı davranışlarda bulunmaları üzerine, Hükümet, ülke çapında durumu incelemek ve sorumluları cezalandırmak üzere harekete geçmiştir.

Ezcümle, Meclisi Vükela, 30 Eylül 1915 tarihinde soruşturma komisyonları kurulması kararı almıştır. Ermenilerin sevk ve iskâna tabi tutulduğu bütün bölgelerde incelemeler yapan bu soruşturma komisyonlarının verdikleri raporlara dayanarak, görevini kötüye kullanan birçok görevli azledilmiş, yargılanmak üzere divanıharplere sevk edilmiştir.

Dâhiliye Nezaretinden Hariciye Nezaretine gönderilen 19 Şubat 1916, 12 Mart 1916, 22 Mart 1916 ve 22 Mayıs 1916 tarihli gizli yazıların ekinde yer alan listelere göre, divanıharplerde 1.673 kişi yargılanmıştır.

Divanıharplerde yargılanmak üzere tutuklanan 1.673 kişinin içinde, asker, polis ve Teşkilatı Mahsusa elemanı sayısı 528 kişidir.

1916 yılı ortalarına kadar divanıharplerde yapılan yargılamaların sonucu verilen cezalar şöyledir: 67 kişi idam cezası, 524 kişi hapis cezası, 67 kişi kürek, para, kalebent cezası, 227 kişi pranga ve sürgün cezasıyla mahkûm edilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin yenilmesi üzerine, 30 Ekim 1918 tarihinde imzaladığı Mondros Mütarekesinden sonra, ülkenin bazı bölgelerinin işgal edilmesi sebebiyle, Osmanlı Hükümetinin, geri dönen Ermenilerin sayısını tam olarak tespit edemediği bilinmektedir. Ancak, Ermeni Patrikhanesi tarafından 1921 yılında hazırlanan bir tabloya göre, geri dönen ve Osmanlı topraklarında yaşayan Ermenilerin sayısı 644.900'dür.

Bilindiği gibi, Ermenilerin büyük bir kısmı da ABD, Rusya, Fransa, İran ve Yunanistan gibi ülkelere göç etmiştir. Zaten, Osmanlı Hükümeti, Ermeniler konusunda ileri sürülen katliam iddialarının araştırılması için, Birinci Dünya Savaşı'nda taraf olmayan İspanya, Hollanda, Danimarka ve İsveç'e Şubat 1919 tarihinde gönderdiği notalarla, ikişer hukukçu gönderilmesini ve soruşturma komisyonu kurulmasını talep etmiştir. Ne yazık ki, bu girişim, İngiltere'nin müdahalesiyle sonuçsuz kalmış, bu ülkeler, temsilci göndermeyi reddetmiş, dolayısıyla, konunun oluşturulması engellenmiştir.

Osmanlı Devleti'nin bu girişimi, gerçekleştirmiş olduğu sevk ve iskân işlemlerinde yanlış bir şeyin bulunmadığını ortaya koyan, kendisine olan özgüvenin önemli bir göstergesidir. Eğer bu komisyon kurulabilseydi, günümüzde Türk milletine yöneltilen gerçek dışı iddialar, o zaman, tarihin derinliklerine gömülebilecekti.

İngiltere ve Fransa, 30 Ekim 1918'de tehcir bölgelerini işgal etmiştir. Toplu katliam bulmuş iseler, Malta tutuklusu 144 Türk yöneticisini neden mahkûm etmemişlerdir? Malta'da İngiliz savcı ve hâkimlerden oluşan mahkeme heyeti, ilgili devletlerin arşivlerini araştırmış...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Yılmazcan...

MEHMET YILMAZCAN (Devamla) - Hemen toparlıyorum efendim. Dünyaya bir mesaj vermek istiyorum.

BAŞKAN - Buyurun Yılmazcan.

MEHMET YILMAZCAN (Devamla) - ... ancak, Ermenilerin soykırıma tabi tutulduğuna dair bir delil bulamadıklarından, Türkleri serbest bırakmışlardır. Yargıladıkları şahıslar arasında Meclis Başkanı, Sadrazam ve diğer üst düzey devlet görevlileri bulunmaktaydı. Bunlardan Sadrazam Sait Halim Paşa, ülkemize dönerken, Ermeniler tarafından Roma'da şehit edilmiştir. 1918-1920 işgal yıllarında katliam izlerini bulamayanlar, ne değişti de, 2000'li yıllarda, Türk milletini, işlemediği bir suçtan mahkûm etmek istiyorlar? Halbuki, Türk milletini suçlayanlar, tarihte, insanlık suçu, katliam ve soykırım arıyorlarsa, önce aynaya bakmak zorundadırlar. Soykırım olmadı demeyi suç saymak için kanun çıkarmaya çalışan Fransa'nın, başta Cezayir olmak üzere, katliam sabıkaları birçok ülkeden fazladır. Hitler'i ve Mussolini'yi üreten Avrupa kültürüdür. Tarihin en vahşi sömürgecileri de, katliamcıları da kendileridir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu olay sadece Ermeni soykırım iddialarıyla sınırlı değildir. Ermeni soykırım iddiaları bir kırılma noktasıdır. Arkasından, Pontus ve Süryani iddiaları gündeme gelecektir. Onun için, bütün dünya üzerimize gelse de, olmayan bir şeyi asla kabul etmemeliyiz. Bu konuda, tarih ve arşivlerimiz en büyük şahitlerimizdir. Ermeniler de, yarattıkları yalan ve suni tarih anlayışının ortaya çıkmasından ve yıkılmasından korktukları için bilimden, ortak tarih komisyonundan, arşiv araştırmasından ısrarla kaçınmaktadırlar.

Tarihi yapan, fakat yazma ve yaşananları yeni nesillerimize ve dünyaya tanıtma konusunda yeteri kadar çaba göstermeyen bir milletiz. Hâlbuki, tarihî gerçeklere baktığımızda, 1821 ve 1922 yıllan arasında Balkanlar'da, Anadolu'da ve Kafkaslar'da öldürülen Türk ve Müslüman sivillerin sayısı 5 milyon, kaybedilen topraklardan Anadolu'ya sürülen, göç etmek zorunda kalanların sayısı 5,5 milyon civarındadır. Sadece Anadolu ve Kafkaslar'da Ermeni çetelerinin katlettiği Türk sayısı 524 bindir. Bu rakamlar, 20'nci yüzyılın ilk ve en vahim katliam ve sürgün olayının Türklerin başına geldiğini göstermektedir.

Türk milleti kendisine reva görülenleri Ermenilere yapmadığı için, şimdi, soykırımla suçlanıyor. Acaba, milletimizin uğradığı faciaları kolayca unutması mı bu ithama yol açıyor?

Osmanlı Devleti, kendisine ihanet edip isyan eden Ermeni vatandaşlarını öldürmemiş, hudut harici etmemiş, Halep, Rakka, Zor, Kerek, Havran, Musul, Diyarbakır ve Cizre gibi güney vilayetlerine geçici olarak iskân etmiştir.

Ermeniler şükretsinler ki, muhatapları Türk milleti ve Türk devletidir. Aynı ihaneti başka bir millete veya devlete yapsalardı bugün yeryüzünde tek bir Ermeni kalmazdı.

Başta Ermeniler olmak üzere bütün dünya şunu iyi bilsin ki, bizler öyle necip bir milletin evlatlarıyız ki, şehit kanlarıyla sulanmış bu toprak, ona vatan olduğu için gururludur; ay yıldızlı bayrak, ona selam durduğu için gururludur; tarih, böylesine yüce bir millete tanık olduğu için gururludur.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh." parolasını dünyaya bir kez daha hatırlatıyor, Ermeni mezaliminde vatanı uğruna hayatlarını feda eden şehitlerimize Yüce Allah'tan rahmet niyaz eder, kahraman gazilerimizi minnetle anarken, yüce heyetinize sevgi ve saygılarımı sunarım. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Yılmazcan (AK Parti, Kahramanmaraş). “Ermeni soykırım iddialarına ilişkin”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 12 Nisan 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-yilmazcan-22-2007-04-12-ermeni-soykirim-iddialarina-iliskin (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c153/b088/tbmm221530880337.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
