# Kutlu doğum haftası ve yunus emre haftası nedeniyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Yılmazcan (AK Parti, Kahramanmaraş)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim
- **Tarih:** 25 Nisan 2007
- **Gündem:** KUTLU DOĞUM HAFTASI VE YUNUS EMRE HAFTASI NEDENİYLE
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c154/b094/tbmm221540940389.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-yilmazcan-22-2007-04-25-kutlu-dogum-haftasi-ve-yunus-emre-haftasi-nedeniyle

> Mehmet Yılmazcan (AK Parti), 25 Nisan 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KUTLU DOĞUM HAFTASI VE YUNUS EMRE HAFTASI NEDENİYLE); konuşma 1.125 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET YILMAZCAN (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hayatın gayesi, yaratılışın manası silinmiş, yok olmuştu. Her şey manasız başıboşluk ve hüzün örtülerine bürünmüştü. Kız çocukları diri diri toprağa gömülüyor, kadınlar bir eşya gibi alınıp satılıyor, güçlüler güçsüzü eziyordu. Ruhlar, bir nurun, zulmet perdesini yırtmasını içten içe bekliyordu. O vahşet devrinde, miladi takvimde 20 Nisan 571 Pazartesi günü, kâinat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş, ahir zaman Peygamberi Hazreti Muhammed Aleyhissalatu Vesselam idi.

O gece, her türlü küfrün, zulmün, şirkin ve her türlü batıl inanç ve âdetlerin parçalanıp, yok olması, imanın, nurun ve hidayetin kainatı aydınlatması için gönderilmiş bir peygamber doğdu. Âlemlere rahmet olarak gönderilen o yüce insan, kırk yaşına geldiğinde peygamberlik verilerek, İslami- yeti tebliğe başladı.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İslamiyet, insanlara insanca yaşayabilmenin temel ortak paydasını kazandırmak için gelmiş olan bir dindir. Her insan özgün ve özgür bir varlıktır. Bir arada yaşamak, üst seviyede sorumluluk bilincini gerektirir. Bunun için de, insanlara renklerine, sosyal statülerine, ekonomik durumlarına göre değil, Allah'ın yarattığı en güzel varlık oldukları gerçeğinden hareketle değer vermek gerekir. Bunun din dilindeki adı "takva"dır. Kimin Allah katında daha değerli olduğunu ancak Cenabı Allah bilebilir.

İşte, Hazreti Muhammed, getirdiği evrensel mesajla, insanlara insan olma gerçeğinin anlam ve önemini anlatmış; insanlığa "önce insan" diyerek, insana saygıyı öğretmiştir. Hazreti Muhammed, bir Yahudinin cenazesi geçerken ayağa kalkarak saygı göstermiş, insanlara, öncelikle insan oldukları için değer vermiştir. Osmanlının İspanya'daki ölüm kamplarından kaçan Yahudilere kucak açması, Hazreti Peygamber'in bu tavrının ne kadar benimsendiğini ortaya koymaktadır. Laikliği bu zemin üzerinde anlamak gerekir. İnsana saygının olmadığı yerde ne laiklik ne de demokrasi olur.

Hazreti Muhammed, Kur'an-ı Kerim'in emrine uyarak, sosyal hayatta işlerin şûra prensibine göre yürütülmesini sağlamıştır. Toplumu ilgilendiren her hususta diğer Müslümanların görüşlerini almış, ortak aklın etkin olmasına çalışmıştır. Hendek Savaşı'nda Medine'de kalınarak savunma savaşı yapılması, müştereken alınan bir karardır. Hazreti Muhammed'in bu tavrı, cumhuriyetin üzerine kurulduğu temel değerlerden birisini çağrıştırmaktadır. Ezcümle, cumhuriyet İslam'ın özüdür. Cumhuriyet karşıtı olanlar, Hazreti Muhammed'i ve getirdiği İslam dinini anlamayan zavallılardır. Bugün, bize düşen görev, bütün insanlığa örnek olabilecek, sağlıklı işleyen bir cumhuriyeti dimdik ayakta tutabilmek ve Türkiye Cumhuriyeti devletini mahşere kadar payidar kılmaktır.

Hazreti Muhammed diğer Müslümanların eleştirilerine, onların farklı görüşlerine değer vermiş ve hiçbir zaman, bir diktatör gibi davranmamıştır. Bir gün, kendisini ziyarete gelen, onu görünce titremeye başlayan bir kimseye şöyle demiştir: "Ey insan, sana ne oluyor? Ben, ne bir kralım ne melikim. Ben, kurutulmuş et yiyen bir kadının oğluyum."

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hazreti Muhammed'i doğru anlamak, İslamiyet'in adaleti ve ahlaklı bir toplumu esas aldığını anlamak demektir. Hazreti Muhammed, hem adaleti gerçekleştirmek için olağanüstü çaba sarf etmiş ve hem de, hukukun üstünlüğü bilinci olmadan adaletin olamayacağını insanlara anlatmaya çalışmıştır. Kur'an-ı Kerim, hukukun üstünlüğü bilincinin toplumda etkin olmasını istemektedir. Hazreti Peygamber de, hukuk olmadan adalet olmayacağını, ahlak olmadan da hukukun yeterince etkin olamayacağını insanlara anlatmaya çalışmıştır.

Sağlıklı demokrasi, adalet üzerine kurulur. Adaleti ahlaklı bir toplumda etkin kılmak için, Hazreti Muhammed "Ben, güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim" buyurmuştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Yılmazcan.

MEHMET YILMAZCAN (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hazreti Peygamberimiz "sizin en hayırlınız, kadınlara karşı en iyi davrananınızdır" buyurarak, kadınları bir eşya olarak gören cahiliye devri görüşünü yıkmış ve "cennet, anaların ayağı altındadır" buyurarak, kadını toplumda en üst konuma getirmiştir. Veda Hutbesi'nde "Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim." diyerek, kadm haklarını çok veciz bir şekilde vurgulamıştır. "İşçiye ücretini teri kurumadan veriniz." diyerek, işçilerin ve kölelerin sömürülmesini önleyecek bir sistemin temellerini atmıştır. 1948 yılında Birleşmiş Milletlerin kabul ettiği İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Veda Hutbesi'nde bildirilerin ilkelerin tekrarından ibarettir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hazreti Peygamber Efendimiz, evini süpürür, hayvana ot verir, deveyi bağlardı; koyunun sütünü sağardı; söküğünü diker, çamaşırını yamardı; hizmetçisi el değirmeni çekerken yorulunca ona yardım ederdi, pazardan öte beri alıp eve getirirdi. Bu davranışlarıyla ideal bir koca olmanın ve aile saadetinin temini mesajını tüm erkeklere vermiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kur'an-ı Kerim, Müslümanları birlik ve beraberliğe çağırmaktadır. Bunun Kur'an dilindeki adı Allah'ın ipine sımsıkı sarılmaktır. Allah'ın ipine sımsıkı satılmayanlar birlik ve beraberliklerini kaybederler; birlik ve beraberliklerini kaybedenler, devletini kaybederler; devletini kaybedenler özgürlüklerini kaybederler. Kur'an-ı Kerim'in bu emrine uyulmadığı takdirde neler olabileceğinin en güzel örneğini Irak'ta görmekteyiz.

Hazreti Peygamber Mekke'den Medine'ye hicret edince, ilk önce, Evs ve Hazrec kabilelerini barıştırdı. Savaşsız günü geçmeyen bu iki kabilenin insanları, daha sonra, kardeşlik, barış ve iyilik yolunda birbirleriyle yarışmaya başladılar. Hazreti Peygamber, Mekke'den gelenleri bu iki kabile- nin insanlarıyla kardeşleştirdi. Bu olayın insanlık tarihinde bir örneği daha yoktur. Bugün, Türkiye'nin, bu ruhu yeniden keşfetmesi gerekmektedir. Farklı görüşte olanları bu gerçeği yeniden hatırlamak zorundadırlar. Etrafımız ateş çemberidir. Gün, birlik günüdür. İşte, Hazreti Muhammed'i anlamak bu demektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hazreti Muhammed'in hem peygamber olmadan önceki hem de peygamber olduktan sonraki en belirgin özelliklerinden birisi dürüstlüğü, inanılır ve güvenilir olmasıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Yılmazcan, konuşmanızı tamamlayınız lütfen, buyurun.

MEHMET YILMAZCAN (Devamla) - Onun lakabı "El Emin" idi. Bugün, insanlığın, doğruluğa, dürüstlüğe, güvenilirliğe ne kadar ihtiyacı olduğu ortadadır. İnsanların insanca yaşayabilmesi için, özgürlüklerin sorumluluk bilinciyle beslenmesi gerekir. Sorumluluk bilinci, hem başkalarının hak ve özgürlüklerine saygıyı hem de devlet bilincini beraberinde getirir. Rüşvetin, adam kayırmanın, haksızlığın ve insan haklarına saygının olmadığı yerde huzur ve adalet olmaz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hazreti Peygamber Efendimiz zengin müşriklerin hakir gördüğü fakir ve yoksullarla birlikte otururdu. Köleler arpa ekmeğine bile davet etseler, davetlerine icabet ederdi.

HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Antalya) - Sayın Başkanım, saati şildiniz.

BAŞKAN - Sayın Yılmazcan, lütfen son cümlelerinizi alayım.

MEHMET YILMAZCAN (Devamla) - Hemen bitiriyorum efendim.

HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Antalya) - Yanlışlık oldu herhalde, saati şildiniz Sayın Başkan.

MEHMET YILMAZCAN (Devamla) - Sayın Vekilim...

BAŞKAN - Sayın Yılmazcan, lütfen... Vakit geçirmeyelim, tamamlayalım.

MEHMET YILMAZCAN (Devamla) - Tamam efendim, peki.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri...

NECATİ UZDİL (Osmaniye) - Ne kadar güzel konuşuyor.

BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen... On beş yirmi saniye daha sabırlı olun.

Buyurun Sayın Yılmazcan.

MEHMET YILMAZCAN (Devamla) - Hazreti Peygamber Efendimiz, bir topluluğun yanına vardığında, boş bulduğu yere oturur ve ashabına da bunu emrederdi. Karşısındaki ayrılmadan onu bırakıp gitmezdi. Bu davranışlarıyla mütevazılığın ve halk adamı olmanın en güzel örneğini sergilerdi. O, inanan, inanmayan her yoksula yardım ederdi. Onun tavsiyelerine uygun hareket edebilseydik, bugün yeryüzünde tek bir yoksul kalmazdı. Hazreti Peygamber Efendimiz, hem yardımlaşma ve dayanışmanın en güzel örneğini sergilemiş ve hem de "Komşusu açken tok yatan bizden değildir." buyurarak, bugünkü sosyal devletin temelini atmıştır.

HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Antalya) - Sayın Bakana söyle Mehmet Bey.

BAŞKAN - Sayın Ekmekcioğlu, lütfen...

MEHMET YILMAZCAN (Devamla) - Son cümlem efendim.

İslam ülkeleri içinde Hazreti Muhammed'i en iyi anlayan ve en çok seven, İslamiyeti en iyi yaşayan necip Türk milletidir. Ne mutlu bize ki, o bizi seviyor, biz onu canımızdan çok seviyoruz.

Kutlu Doğum Haftası'nın işgal altındaki İslam ülkelerinin özgürlüklerine kavuşmasına vesile olmasını, tüm insanlığa huzur, barış, kardeşlik ve sevgi getirmesini diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Yılmazcan (AK Parti, Kahramanmaraş). “Kutlu doğum haftası ve yunus emre haftası nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 25 Nisan 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-yilmazcan-22-2007-04-25-kutlu-dogum-haftasi-ve-yunus-emre-haftasi-nedeniyle (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c154/b094/tbmm221540940389.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
