# 2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Zafer Çağlayan (AK Parti, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim
- **Tarih:** 19 Aralık 2010
- **Gündem:** 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-zafer-caglayan-23-2010-12-19-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi

> Mehmet Zafer Çağlayan (AK Parti), 19 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 2.821 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DEVLET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Bakanlığıma bağlı Dış Ticaret Müsteşarlığı ve yine İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi bütçesiyle ilgili söz almış bulunuyorum.

Öncelikle, tüm konuşmacılara teşekkür ediyorum. Yapılan eleştirilerden, getirilen önerilerden ben ve ekibim en iyi şekilde faydalanmaya çalışacağız. Tabii ki bunların içinde anlayabildiğimizi, yapılabilir olanları mutlaka değerlendireceğimizi ifade etmek istiyorum.

Efendim, öncelikle şunu ifade etmek istiyorum -ki her fırsatta söylüyorum- bir değerli milletvekili konuşmacı arkadaşım da ifade etti: Benim ekonomiyle ilgim, üretimle, ihracatla, yatırımla, istihdamla ilgim defter, kitap sayfalarından gelmiyor. Ben işin mutfağından, ocağından geliyorum. Beş sene işçilik yaptım üniversite hayatım boyunca, yirmi yedi yıl da aktif sanayicilik yaptım. Yani üretimi, yatırımı, istihdamı televizyon programlarından öğrenmedim, defterden, kitaptan da öğrenmedim. Fiilen, bire bir yaşayarak, ihracatı yaparak, ithalatı yaparak, üretimi yaparak, yanımda çalıştırdığım insanların sigortasını, maaşlarını ödeyerek bu işi yaptım. Dolayısıyla konuşmam da bu çerçevede olacaktır.

2009 küresel krizi üzerine biraz evvel değerli konuşmacılar ifade ettiler. 2009 küresel krizini, bana göre, anlamakta, değerlendirmekte biraz daha fayda olduğu kanaatindeyim.

16 trilyon dolarlık dünya mal ticareti, 2009 yılında, hiç kimsenin öngörmediği, hiç kimsenin hesap etmediği, Amerika’da başlayan bir mortgage kriziyle beraber 12,3 trilyon dolara düştü. Yani bir yılda dünya ticaretindeki düşüş 3,7 trilyon dolardır. 3,7 trilyon dolar demek, bir İngiltere ve Almanya’nın veya Almanya, Fransa’nın bir yıllık gayrisafi yurt içi hasılası demektir. 3,7 trilyon dolar demek, Afrika Kıta’sının yaklaşık bir yıllık gayrisafi hasılası demektir. Kriz, böyle bir kriz. Öncelikle, krizi bir doğru okumak lazım ve Türkiye’nin de küresel bir oyuncu olarak, küresel ekonomiye entegre olmuş bir ekonomi olarak, elbette ki bu küresel gelişmeden, bu küresel krizden bir şekilde etkilenmemesi zaten söz konusu olamazdı. Türkiye gibi, özellikle ihracatının yüzde 50’sinden fazlasını Avrupa’ya yapan, yine değerli konuşmacı arkadaşlarımızın söylediği gibi, dünyadaki 224 gümrük bölgesinin 221’ine 20 binden fazla ürün çeşidiyle ihracat yapan bir ülkenin de dünya ekonomisinin içine girmiş olduğu böyle bir krizde, yüzlerce bankanın battığı, devletlerin iflas etme noktasına geldiği ve Avrupa ekonomisinin uzun yıllar sürecek olan ciddi bir bunalıma girdiği bir ortamda tabii ki Türkiye ekonomisi de, aynen Sayın Başbakanımızın ifade ettiği gibi, bu küresel krizin teğet geçtiği ender ülke olmuştur. Sayın Başbakanımızın bu ifadesi bugün çeşitli kuruluşlar tarafından tek tek teyit edilmiştir. Bunu ister kabul edin ister etmeyin. Bugün, Türkiye bu küresel krizde, özellikle en az, en hafif etkilenen, bankacılık sektörü hiçbir şekilde etkilenmeyen ve bankacılık sektörüyle beraber Türkiye’nin kredi notları, iki kere arka arkaya artırılan tek ülke olmuştur. Rakamlar ortada, ben şimdi 2 kere 2‘yi size 5 diyemem, siz de bana 2 kere 2’yi 3 diye anlatamazsınız. Bu bir kere mümkün değil. Yani ben makine mühendisiyim, ben fen okudum. 2 kere 2‘nin 4 olduğunu herkes biliyor. Şimdi 2 kere 2’yi 3 göstermeye kalkarsak inandırıcı olmayız, 2 kere 2’ye 5 dersek bu da inandırıcı olmaz ve bu çerçevede özellikle bazı arkadaşlarımın elindeki kitabı daha iyi okuması, okuduğunu daha iyi anlaması için bakın bir örnek vereyim, diyoruz ki biz o kitapta: “Türkiye, 2008 yılında cumhuriyet tarihinin en başarılı ihracat rakamını yakalamıştır.” Bu, Hükûmetimiz döneminde 132 milyar dolarlık ihracattır, tarihe altın harflerle yazılmıştır ve 2009 yılında…

MUHARREM VARLI (Adana) – İthalat nedir Sayın Bakanım, ithalat?

ALİM IŞIK (Kütahya) – Hep ihracattan bahsediyorsunuz, ithalat ne oldu?

DEVLET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) – Hepsini anlatacağım, hepsini ya. Merak etmeyin daha konuşmam var.

…ihracat 102,2 milyar dolara düşmüştür. Bakın, diyorum ki: “İhracat 29 milyar dolar azalmıştır.”

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Hani teğet geçmişti.

DEVLET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) – Anlatacağım bak şimdi, anlatıyorum. (MHP sıralarından gürültüler)

Vallahi bir daha anlatmam bakın. Bak, bir daha anlatmam bunu.

Arkadaşlar, 29 milyar dolar ihracatın -özellikle bazı arkadaşlarımızın dağıtmış olduğumuz kitapçığı iyi okuması için bunu söylüyorum- sadece 21 milyar doları Türkiye'nin Avrupa’ya olan ihracatının azalmasından kaynaklanıyor. Peki, şimdi soruyorum size: Bana hangi biriniz Avrupa’ya Türkiye'nin yapmış olduğu ihracatın 21 milyar dolar azalmasının tek bir sentinin Türk ihracatçısının başarısızlığından veya rekabet anlayışından, rekabetçiliğinden kaybettiğini söyleyebilirsiniz?

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Hükûmetin başarısı mı?

DEVLET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) – Bu tamamıyla 21 milyar dolar Avrupa ekonomisinin daralması, Avrupa ekonomisinin şu anda hâlâ, girmiş olduğu ciddi krizin oluşması ve talep daralmasından dolayı olmuştur. Bir kere, benim verdiğim 21 milyar rakamı doğru, rakam doğru da anlama yanlış.

Geliyorum ikinci kısmına: 29 milyar doların sadece 6 milyar doları da Türkiye'nin, Birleşik Arap Emirlikleri’ne –bakın, tek bir ülkeye- yapmış olduğu ihracatın bir yılda 6 milyar dolar azalmasından kaynaklanıyor. Şimdi bana, çıkın biriniz deyin ki 6 milyar dolar azalmanın 6 senti Türkiye'nin rekabet başarısızlığından dolayı gelişmiştir, ihracatçının rekabet başarısızlığından dolayı gelişmiştir. Bunu kimse söyleyemez. Bu tamamıyla, Birleşik Arap Emirlikleri’nin gayrimenkul sektörünün getirmiş olduğu bunalımın, krizin sonucunda sadece demir çelik sektöründe yaşanan eksilmedir.

Şimdi, değerli arkadaşlar, 21 milyar artı 6 milyar doları koyduğunuz zaman, Türkiye'nin 29 milyar dolarlık ihracat azalmasının bir tanesi Avrupa Birliği, biri de Birleşik Arap Emirlikleri’dir. Buraya kadar anlaşıldı mı arkadaşlar? 27 milyar dolar.

YILMAZ TANKUT (Adana) – Kur politikası doğru mu Sayın Bakan?

DEVLET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) – Şimdi, şuna gelmek istiyorum…

Zamanımı iyi kullanmak istiyorum arkadaşlar, her fırsatta ben size cevap veririm biliyorsunuz yani bu konuda her türlü cevabı veririm biliyorsunuz.

Şimdi burada, ihracat rakamı bu ve 98,5 milyar, Orta Vadeli Program hedefimizi biz aslanlar gibi geçmişiz, 2009 ihracatımızı 102,2 milyar dolara getirmişiz. Eğer biz, 2009 yılında yeni ihracat pazarları, yeni ihracat portföyleri yaratmamış olsaydık, bizim ihracatımız belki 90 milyar doların altına düşecekti. Çünkü, tekrar söylüyorum, dünya ihracatındaki azalma 3,7 trilyon dolardır. Bir kere, bunu bilmek lazım bunun üzerine yorum yapmak için.

Ve diğer taraftan, değerli arkadaşlar, gene Sayın Kaplan’ın anlaması için bunu özellikle söylüyorum, bugün ihracatımız, bu yıl için ihracatımız, önce, daha evvel, daha küçük bir Orta Vadeli Program’da program hedefimiz vardı, 107,5 milyar dolardı, sonra bunu 111,7 milyar dolara revize ettik, Sayın Başbakanımızın ifade etmiş olduğu rakam da 2010 yılı ihracatıdır. Yani yılları, rakamları, sayfaları karıştırırsanız tabii ki kafanız karışabilir. Ben şimdi ona zihin açıklığı getirmeye çalışıyorum. Ve 2010 ihracatı ile Sayın Başbakanın söylemiş olduğu, 112 milyar doları ihracatımızın aşacağıdır. Burada bir kargaşa yok, herkesin söylediği rakamlar belli, yazılan rakamlar belli.

Bakın şimdi, ben, ihracatı gün gün takip ediyorum. Bizim 1-17 Aralık 2010 tarihinde ihracatımız, bundan iki gün öncesi itibarıyla, 6,6 milyar dolar olmuştur. Bu gözüküyor ki eğer bir aksilik olmazsa, yılın geri kalan on gününde, ihracatımız geçen yıla göre bir rekor olacak ve Aralık ihracatımız 11 milyar doların üzerinde gerçekleşecektir. Yine, 1 Ocak-17 Aralık 2010 tarihi itibarıyla baktığımız zaman, bizim şu anda ihracatımız -arkadaşlar, bunu sevinin diye özellikle hakikaten önemli rakam olduğu için söylüyorum- şu anda, cuma akşamı itibarıyla Türkiye'nin ihracatı 108,8 milyar dolar olmuştur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Geri kalan on gün içinde de… Bizim ihracatımız ortalama günlük 300-500 milyon olur. Sayın Kürşat Tüzmen bunu iyi bilir, değil mi Sevgili Bakanım, ortalama 300-500 milyon? Şimdi, ben buradan diyorum ki biz Allah’ın izniyle 112 milyar doları da geçeceğiz, sizi biraz daha şaşırtacağız ama bu şaşırtmak Türkiye için de…

MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş) – İthalat?

DEVLET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) – Geleceğim.

Şimdi, ihracatta, değerli arkadaşlar, şuna bakmak lazım: Bizim ihracatımızda yılbaşından bugüne kadar artış yüzde 16’dır.

Şimdi, biraz evvel şu söylendi, hakikaten önemsiyorum, değerli bir arkadaşım söyledi, işi bilen biri söyledi: “İhracatta pazar çeşitliliği gerekiyor, sektörel çeşitlilik gerekiyor, ihracatçı artışı gerekiyor.” Bir kere, çok teşekkür ediyorum. Aynen bu rakamları şimdi size ifade edeceğim ama bu konu şu anda üzerinde çalışmış olduğumuz bir projedir ancak biz 2002’den sonra boş durmadık. Bakın, 2002’den 2007’ye kadar ben beş yıl yine sanayiciydim, ihracatçıydım, sanayi odası başkanıydım; fiilen ben de o ordunun içindeyim.

YILMAZ TANKUT (Adana) – O zaman hep şikâyet ediyordunuz Sayın Bakanım.

DEVLET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) – Şimdi, bakın, değerli arkadaşlar, 1 milyon dolar üstü ihracat yapan 2002’de firma sayısı 3.712, 2009 yılında firma sayısı 8.816. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Evet, 100 milyon dolar üstü 2002’de ihracat yapan firma sayısı 44, 2009’da 100 milyon dolar ihracat yapan firma sayısı 109. 1 milyar dolar ihracat yapan 2002’de 5 il vardı, 1 milyar dolarlık, şimdi, ihracat yapan 11 ilimiz var, 11 tane il arkadaşlar ve yine size bir veri daha, bu son derece önemli: 1 milyar dolar ihracat yapan firma sayısı 2002 tarihinde tahmin edin kaçtı? 1. Bugün kaç? Bugün itibarıyla, 2009 yılında Türkiye’de 1 milyar dolar üzeri ihracat yapan firma sayısı tam 8 kat artmış, 8 olmuş. Doğrudur. Yani bunu hakikaten yapıyoruz. Onun için, bu çerçevede yapmış olduğumuz çalışmaları son derece önemsediğimizi ifade etmek istiyorum.

Şimdi, değerli arkadaşlar, yine, sorulan bir soru vardı.

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Sizin firmanın durumu ne Sayın Bakan?

DEVLET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) – Şimdi, bakın, bu sorulan soruya cevabımı ben mutlaka size ifade edeceğim, sonra mutlaka arkadaşlarımın heyecanla beklemiş olduğu ithalat rakamlarını da vereceğim çünkü orada da bir bilgi düzeltmesine kesinlikle ihtiyaç olduğu kanaatindeyim.

Değerli arkadaşlar, bizim 2002 yılında Avrupa’ya olan ihracatımız yüzde 58 mertebesindeydi, bizim şimdi ihracatımız, şu anda Avrupa pazarlarına olan ihracatımız yüzde 48. Niye? Çünkü Avrupa pazarlarının uzun süre toparlanamayacağı belli. Biz onun için yeni ihracat stratejisinde, ülke ve pazar çeşitlendirmesi yaptık. Şu anda, 2002 yılında yüzde 58’den yüzde 48’e düştük. Buna karşılık Asya’ya ihracatımız 2002 yılında ihracatımız içinde sadece yüzde 14’tü, bugün bu rakam yüzde 30 olmuştur. Afrika’ya olan ihracatımız 2002 yılında sadece yüzde 3,5’tu, bugün itibarıyla yüzde 10’ları geçmiştir. Alın size bölge çeşitlendirmesini de yaptık Allah’a şükürler olsun.

Bu çerçevede şunu çok net ifade edeyim: Biraz evvel bir konuşmacımız ifade etti, 2023 yılında 500 milyar dolar hedefinin gerçekleşmeyeceği konusunda zannediyorum bir endişesi var. Çok Değerli Vekilime diyorum ki: Sayın Vekilim, 500 milyar dolar ihracat hedefini Türkiye bal gibi gerçekleştirir, hiç endişeniz olmasın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Hiçbir endişeniz olmasın. Niye? Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır.

Bakın, biz 2002’de 36 milyar dolar ihracatı 2008 yılında 132 milyar dolara çıkardık. Yani ihracatı 4 kat artıran bir hükûmet, 2023 yılında, on üç yıl içinde de 500 milyar doları geçecek. Eğer bu hedefi önemsemezseniz ihracatçılarımızı yaralarsınız.

KEMALETTİN NALCI (Tekirdağ) – İthalat ne kadar Sayın Bakanım, onu söyle.

AKİF AKKUŞ (Mersin) – İthalatı söyle, ithalatı.

DEVLET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) – Bakın, bugün -bir rakam daha size vereyim, bunun da bilinmesinde fayda var- yine ihracatçı sayısına baktığımız zaman, değerli arkadaşlar, 2002’de Türkiye’de toplam ihracatçı sayısı 31.719’du, bugün itibarıyla ihracatçı sayımız 48.589 ve Türkiye’de ihracat yapmayan il yok, Muş da dâhil olmak üzere. Muş’un ihracatı da şu anda -Hasip Bey demin sordu- 14 milyon dolara çıkmıştır, inşallah 514 milyon dolara çıkacak, Şırnak da diğerleriyle beraber olmak üzere.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Çok destek lazım.

DEVLET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) – Bu noktada, değerli arkadaşlarım, gelmek istediğim konu şu: Evet, Türkiye ihracatını daha fazla artıracak. Biz Türkiye'nin şu anda özellikle ithalatının ihracatı karşılama oranını artırmak için gayret sarf ediyoruz. Türkiye ithalat da yapıyor. Bugün sizin koskoca bildiğiniz Çin, koskoca bildiğiniz dünyanın süper gücü Amerika Birleşik Devletleri bile 1,6 trilyon dolar ithalat yapıp 1 trilyon dolar da ihracat yapan bir ülke. İthalattan bir kere korkmanın bir anlamı yok. Ancak şunu söylüyorum: Türkiye'nin ara malına yönelmesinin sebepleri konusunda yeni bir sanayi stratejisi yazılmıştır…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – İşte onu konuşalım.

DEVLET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) – …ve Türkiye'nin özellikle bu konudaki gerek cari dengesinde gerek dış ticaret açığında biz artık olayı bilimsel çalışıyoruz ve şu anda önümüzde bizim bir yol haritamız var, bizim radarımız var. Biz, İGEME vasıtasıyla 34 ülke masası kurduk, şu anda 71 tane ülkenin, kimin ne ithalat yaptığını ne ihracat yaptığını, ne aldığını ne sattığını tek tek inceliyoruz. Gözümüz açık ve önümüzde iyi bir radarımız var ve bu çerçevede de hedef ülkeleri, öncelikli ülkeleri belirliyoruz. Efendim biz Rusya’dan ithalat yapıyoruz.

Değerli vekilim, bakın şunu size ifade edeyim: İthalat dediğiniz zaman ithalatın içinde ne var? Ham madde var, ara malı var, tüketim var. Ara malı ithalatı toplam ithalatımızın yüzde 72’si, tüketim malı yüzde 13, geri kalan yatırım malı. Bizim yapmış olduğumuz ithalatı ister beğenin ister beğenmeyin, geçmişte Türkiye'nin yapmış olduğu yanlış politikalardan dolayı enerji alanındaki hatalı politikalardan dolayı, enerjiyi Türkiye’ye getirip dışa karşı bağımlı hâle getiren Hükûmetimiz öncesindeki yanlış politikadan dolayı bugün Türkiye yapmış olduğu ithalatının yüzde 20’sini enerji ithalatı yapıyor.

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Sayın Bakanım, her şeyi değiştirdiniz, onu da değiştirin .

DEVLET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) – Eğer bulunan petrol, doğal gaz var da biz bilmiyorsak bilmiyorum. Ama biz 2008 yılında 48 milyar dolar enerji ithalatı yaptık arkadaşlar. (MHP sıralarından gürültüler) Bakın, ithalatı sordunuz anlatıyorum, dinleyin bari.

2008 yılında biz ithalat olarak 48 milyar dolar enerji ithalatı yaptık. Yani bu konuda ne olur, yaparken biraz sayfa karıştırın, biraz hesapları karıştırın.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Rüzgâr duruyor, güneş duruyor…

DEVLET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) – Enerji fiyatlarındaki artış, değerli arkadaşlar, 2009-2010 arasında yüzde 23’tür. Petrol fiyatlarını biz tespit etmiyoruz ve aslında bugün enerji ithalatından utanılacak varsa Türkiye’ye getirip doğal gazdan dolayı elektrik enerjisine mahkûm edenler utansın. Bizim utanacak bir şeyimiz yok bu konuda. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUHARREM VARLI (Adana) – Yapan sizsiniz Sayın Bakan.

DEVLET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) – Ve bugün biz enerji ithalatını azaltmak için de önemli çalışmalar yapıyoruz. (MHP sıralarından gürültüler)

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Biz dinliyoruz burada. Duyamıyoruz, müsaade eder misiniz?

DEVLET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) – Biz diyoruz ki: Enerji ithalatında bugün Türkiye enerji çeşitlendirmesine gidiyor. Biz, şimdi, kendi öz kaynaklarımıza dönüyoruz. Kendi su kaynaklarımızı, kendi termik kaynaklarımızı, kendi kömür kaynaklarımızı, rüzgâr kaynaklarımızı, güneş kaynaklarımızı, enerjide şimdi bunları kullanıyoruz.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Kanunu geri çekiyorsunuz, kanunu!

DEVLET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) – Öbür türlü ithalata kalkıp, Rusya’dan sizin bahsetmiş olduğunuz ithalatı getirip burada koyarsak, arkadaşlar, yanlış yaparız.

AKKİF AKKUŞ (Mersin) – Niye kanun çıkmadı, niye?

DEVLET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) – Sayın Kaplan, bakın, size… Kitapta demek ki siz iyi okuyamamışsınız ama ben size not olarak söyleyeyim, tutanaklardan bakabilirsiniz.

Şimdi, Rusya’dan bizim yapmış olduğumuz 2009 yılı ithalatı…

AKKİF AKKUŞ (Mersin) – Kanunu niye engelliyorsunuz?

DEVLET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) – Değerli arkadaşlar… Değerli arkadaşlar, bakın, bu rakam çok önemli.

…19,5 milyar dolardır, Rusya’dan yapmış olduğumuz ithalat. Bunun 15 milyar doları sadece enerji ithalatıdır.

AYLA AKAT ATA (Batman) – Türkiye’yi enerjide dışa bağımlı hâle getirdiniz.

DEVLET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) – Bizim Rusya’dan yapmış olduğumuz ithalat ham madde olarak, madde olarak, plastik olarak, demir çelik olarak sadece geriye 4 milyar dolar kalıyor. Bizim de şu anda Rusya’ya ihracatımız 3,6 milyar dolardır.

İyi okuyun, yanlış okumuşsunuz…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – İyi okuyun…

DEVLET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) – Yahu, kitabı biz dağıttık ama yanlış değerlendirmeyin lütfen, ne olur.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Ne yazdıysanız onu okuyacağım!

DEVLET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) – Siz iyi bir hatipsiniz, iyi bir okuyucusunuz. Bir de benim hatırım için bir daha okuyun. O zaman çıkıp bana mutlaka diyeceksiniz ki “Bu yanlış oldu, doğrusu şudur.” diye.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Cevap alacağım, aynısını okuyacağım.

DEVLET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, gelmek istediğim konu şu: Biz, şimdi, yeni bir İhracat Değerlendirme Strateji Kurulu oluşturduk. Bütün ihracat kararlarımızı, bütün ithalat kararlarımızı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türkiye İhracatçılar Meclisinin, bütün kurumlarımızın, bütün teşkilatlarımızın dâhil olduğu bir kurulda belirliyoruz. Türkiye hangi sektörlerin ihracatında başarılı olacaktır, Türkiye hangi sektörlerde dış ticaret açığı veriyor? Kimya sektörü, demir çelik sektörü, makine sektörü, tekstil sektörü ve bunun yanı sıra tarım sektöründe bütün sektörleri tek tek masaya yatırdık ve şu anda özellikle dış ticaret açığı vermiş olduğumuz sektörleri tek tek inceleyerek girdi tedarik stratejisi oluşturduk. Bu tedarik stratejisiyle biz ithalata olan bağlılığımızı asgari düzeye çekecek olan çalışmalar yapıyoruz, yeni teşvik sistemimizi bunun üzerine oturtuyoruz.

Biraz evvel yine değerli bir hatip aynen şunu ifade etti: “Avrupa pazarlarının ve Avrupa’nın Gümrük Birliği Anlaşması Türkiye’ye zarar vermiştir.”

Arkadaşlar, ben, 1 Ocak 1996 yılında Ankara Sanayi Odasının Başkanıydım ve bu konuyu en iyi çalışanlardan biriydim. O tarihte de ifade etmiştim. O dönem 52’nci Hükûmet vardı. Hükûmetin Başkanı Başbakan Tansu Çiller, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı da Sayın Murat Karayalçın’dı. O tarihte yapılan Gümrük Birliği Anlaşması ve bugüne geldiğimizde Türkiye Avrupa’yla yapmış olduğu dış ticaretinde ithalatın ihracatı karşılama oranı 1 Ocak 1996’da yüzde 40’lar mertebesindeyken bugün yüzde 85’ler mertebesine gelmiştir. Yani Türk sanayisine biraz sıkıntı getirmekle beraber Gümrük Birliği Türkiye’ye rekabetçiliği öğretmiştir. Ancak burada söylemem gereken bir şey var: Maalesef o tarihte Dışişleri Bakanlığının yapmış olduğu hatalı uygulamayla ve Avrupa Birliği anlaşmasına koymamış olduğu bir maddeyle Türkiye bugün Avrupa’nın yapmış olduğu serbest ticaret anlaşmalarını maalesef yapamıyor. Niye? Çünkü o tarihte maalesef bizim Hükûmetimiz Avrupa Birliği’yle anlaşma yaparken Avrupa’nın yapmış olduğu ikili anlaşmalara Türkiye’nin olmaması noktasında kendi çekinceyi koymuş, kendisi çıkmıştır. Bugün Türkiye Avrupa’yla haksız rekabeti 1 Ocak 1996’daki Hükûmetin yapmış olduğu hatadan dolayı yaşıyor. Ben o zaman da söyledim bunu, bugün de söylüyorum ve bugün de bu hatayı düzeltemiyoruz. Şimdi burada tekrar not etmek istiyorum ki: Evet, ihracat önemli. Sizler de bizim gibi, sağ olun, biliyorum ki ithalatın en asgariye düşmesini istiyorsunuz. Bu konuda bir anlayış birliğimiz yok arkadaşlar. Söylemek istediğim hadise: Ne olur bu konuda neler yapılacaksa, ne olacaksa, sizlerin bu konudaki değerli fikirlerini, değerli bilgilerini alıp hep birlikte bunları değerlendirelim ve hep birlikte bunu oluşturalım çünkü Türkiye’nin ihracatı bugün bakın gayrisafi yurt içi hasılanın 2002-2009 arasında yüzde 20’ye gelmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

DEVLET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) - Ben tabii konuşacak çok şey var ancak zaman konusunda herhangi bir şekilde zamanı geçirmek istemiyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum, sağ olun, var olun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Zafer Çağlayan (AK Parti, Ankara). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim tutanağı, 19 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-zafer-caglayan-23-2010-12-19-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
