# Vııı.tur. (dışişleri bak.,kültür ve turizm bak.,çalışma ve sosyal güv.bak.)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Zekai Özcan (AK Parti, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim
- **Tarih:** 22 Aralık 2003
- **Gündem:** VIII.TUR. (DIŞİŞLERİ BAK.,KÜLTÜR VE TURİZM BAK.,ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜV.BAK.)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-zekai-ozcan-22-2003-12-22-viii-tur-disisleri-bak-kultur-ve-turizm-bak-calisma-ve-sosyal-guv

> Mehmet Zekai Özcan (AK Parti), 22 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VIII.TUR. (DIŞİŞLERİ BAK.,KÜLTÜR VE TURİZM BAK.,ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜV.BAK.)); konuşma 814 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET ZEKAİ ÖZCAN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 2004 yılı bütçesi üzerinde AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; şahsım ve Grubum adına, sizleri saygıyla selamlıyorum.

Ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 70'ine hizmet sunan, borç, faiz ödemeleri dışında bütçeden en büyük transfer ödemesini alan, çalışma hayatını düzenleyen, kurum ve kuruluşları bünyesinde bulunduran Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının bütçesi, bu yönleriyle oldukça önem taşımaktadır.

Bütçenin sosyal güvenlik bölümü üzerinde görüşlerimi özetle arz etmek istiyorum. Sosyal güvenlik hizmetlerini yürütmekle yükümlü olan Sosyal Sigortalar Kurumu, Bağ-Kur ve Türkiye İş Kurumunun, 2003 yılına girerken yürürlükte bir yasası bulunmamaktaydı. 2003 yılı içerisinde bu kurumların hukuksal statülerine kavuşturulması sağlanmıştır.

Yine, 2003 yılına girerken, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin maaşları, sefalet ücreti denilebilecek bir düzeydeydi. Bunun sebebi, 1999 yılında çıkarılan 4447 sayılı Yasayla, emeklilerimizin aylıklarının, TÜFE artışlarına bağlanmış olmasıdır.

Hükümetimiz, 2003 yılına girerken, bu yasayı uygulamamış ve SSK emeklisine 75 000 000, Bağ-Kur emeklisine 100 000 000 Türk Lirası sosyal destek ödemesinde bulunmuştur. Bunun anlamı şudur: Eğer yasayı uygulamış olsaydık, SSK emeklisinin asgarî aylığı, bu sene sonu itibariyle, ancak 303 000 000 olacakken, ocak ayından beri, biz, 332 000 000 Türk Lirası ödemeye devam etmekteyiz. Yine, tarım sigortalısı, sene sonu itibariyle 80 000 000 alamazken, ocak ayından beri, biz, 165 000 000 Türk Lirası ödemekteyiz. Bağ-Kur emeklilerinin durumu daha da olumlu olmuştur. Bunların sene sonu itibariyle alacakları maksimum maaş 178 000 000 olacakken, biz, ocak ayından beri 248 000 000 ödemekteyiz. Bu durumda, toplam 5 300 000 civarındaki emeklimiz ve aile fertlerini de düşünürsek, 15 000 000'u aşan vatandaşımızın yararlandığı bu sosyal destek ödemesinden dolayı hükümetimizi gerçekten kutlamak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, zamanın sınırlı olmasını da göz önüne alarak, sosyal güvenlik kuruluşlarının içinde bulunduğu problemler üzerinde özetle durmak istiyorum. SSK, dünyada pek benzeri olmayan bir kurumdur. Bütün sigorta kollarından topladığı primlerin karşılığını, yine, bizzat, kendi vermek zorundadır. Bu ise, son yıllarda sosyal güvenlikte, emeklilik sigortalarından toplanan primleri, yine, emeklilik sigortalarının giderlerine oranladığımız zaman, ancak, yüzde 57'sini karşılar duruma gelmiştir. Bu, çok ciddî bir açıktır. Dolayısıyla, Sosyal Sigortalar Kurumunun buradaki temel problemi, zorunlu sigortalı sayısının pasif sigortalı sayısına oranının 1,4'ün altına düşmüş olmasıdır. Başka bir ifadeyle, 3 çalışan işçiden alınan primle 2 emekli maaşının ödenmesine çalışılması bu bakımdan mümkün olmamaktadır; ancak, istikrarın sürmesi, ekonomik büyümenin yüzde 5-6 düzeyinde olması, hükümetimizce alınacak tedbirlerle istihdamın artacağını, özellikle, bugün, SSK kapsamında olması gerekirken, 4 000 0000-4 500 000 civarında kayıt dışında çalışan işçilerin en az yüzde 50'sinin kayıt altına alınması halinde bu açıkların azalacağını, hatta, kısa zaman içerisinde de kapanacağını düşünüyoruz. Hükümetimizin 2004 yılını kayıtdışıyla mücadele yılı ilan etmesi ve gösterdiği gayretler, umudumuzu bu oranda artırmaktadır.

Sağlık sigortasına gelince: Yılda 60 000 000'u aşan poliklinik sayısını 6 150 doktorla ve 1 500 000 civarında yatan hastayı ise 34 000 yatakla karşılamak mümkün olmamaktadır.

Sağlık sigortası son yıllara kadar açık vermezken, özellikle, dışarıdan alınan sağlık hizmetlerinin artması, ilaç tüketiminin son yıllarda aşırı artması sebebiyle sağlık sigortasında da açık verilmeye başlanmıştır. Sekiz yıl öncesinde dışarıdan alınan sağlık hizmetinin toplam sağlık harcaması içerisindeki oranı yüzde 22 iken, bugün yüzde 30'lara dayanmıştır.

Yine, ilaçla ilgili... İlaç tüketiminin altı yıl önce toplam sağlık harcamasındaki payı yüzde 35 iken, bugün yüzde 50'yi aşmıştır. İlaçta aşırı tüketim, daha doğrusu israf, Sosyal Sigortalar Kurumunun sağlık sigortasındaki açığının sebebidir.

Yine, ilaçla ilgili ikinci bir problem de, ithal ilaçtaki artışların devam etmekte olmasıdır. Sekiz sene önce, ilaçtaki ithal ilacın payı yüzde 30 iken, bugün yüzde 50'lere yaklaşmıştır. Bu oran, ithal, pahalı ilaçların SSK reçetelerine yazılmaya devam ettiğini göstermektedir. Bu, bir haksızlıktır.

SSK'nın 2003 yılındaki ilaç tüketiminin 2,5 katrilyon olduğunu düşünürsek, 2004 yılı hedefinin 2,5 katrilyonun altında gösterilmesi, bu israfın önleneceği anlamına gelmektedir ki, bunu olumlu bulmaktayız.

Yine, Sosyal Sigortalar Kurumu, Sağlık Bakanlığıyla yaptığı protokollerle, pilot bölgelerde, sağlık hizmeti almaya başlamıştır. Bu uygulama, şu anda 11 ilde devam etmektedir. Bu, Türkiye'nin geneline yayılacaktır. Burada da önemli neticeler alınmıştır. Mesela, en problemli illerimizden biri olan İstanbul'da günlük poliklinik sayısı 45 000 dolayındayken, 36 000-37 000'e inmiştir. Bunu, Ankara'da da gözlemek mümkündür; günlük poliklinik sayısında yüzde 15 civarında bir azalış görülmektedir. Eğer, ilaç ve eczane problemi çözülürse, bunu yüzde 30'lara vardırmak mümkündür; fakat, hükümetimizin hedefi, hastaneleri tek çatı altında toplamaktır ve kısa vadeli sigorta kolları ile uzun vadeli sigorta kollarını tamamen birbirinden ayırmaktır. Emeklilik sigortası kurumu ve sağlık sigortası kurumuyla ilgili düzenlemeler, tahmin ediyoruz ki, 2004 yılı içerisinde Meclis gündemine gelecek ve sosyal güvenlikte gerçek bir reform anlamında, kurumsallaşmalar olacaktır.

Bağ-Kura gelince: Bağ-Kur, hem emeklilik sigortasında hem sağlık sigortasında çok ciddî açıklar vermektedir. Genelleme yaparsak, Bağ-Kurun sağlık ve emeklilik sigortasından topladığı primler, giderinin ancak yüzde 35'ini karşılamaktadır, yüzde 65'ini genel bütçeden almaktadır. Yine, Bağ-Kurda da ilaç tüketiminin çok yüksek olduğunu görüyoruz. Bunun, genel sağlık harcamaları içerisindeki payı yüzde 55'in üzerindedir. Bütçedeyse, ilaç tüketiminin yüzde 50 azalacağı belirtilmektedir. Oldukça iddialı bir hedeftir. Bunun gerçekleşmesini umuyoruz.

Her iki kurumun bozulan aktuaryel dengesini göz önüne alırsak, dediğim sebeplerden dolayı, bu kurumların -özellikle SSK'nın- kısa süre içerisinde düzelmesini mümkün görmekteyiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Zekai Özcan (AK Parti, Ankara). “Vııı.tur. (dışişleri bak.,kültür ve turizm bak.,çalışma ve sosyal güv.bak.)”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-zekai-ozcan-22-2003-12-22-viii-tur-disisleri-bak-kultur-ve-turizm-bak-calisma-ve-sosyal-guv (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
