# Bazı kamu kurum ve kuruluşlarına ait sağlık birimlerinin sağlık bakanlığına devredilmesine dair kan.tas. ( ss. 686 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Zekai Özcan (AK Parti, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim
- **Tarih:** 5 Ocak 2005
- **Gündem:** BAZI KAMU KURUM VE KURULUŞLARINA AİT SAĞLIK BİRİMLERİNİN SAĞLIK BAKANLIĞINA DEVREDİLMESİNE DAİR KAN.TAS. ( SS. 686 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-zekai-ozcan-22-2005-01-05-bazi-kamu-kurum-ve-kuruluslarina-ait-saglik-birimlerinin-saglik-bakanl

> Mehmet Zekai Özcan (AK Parti), 5 Ocak 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KAMU KURUM VE KURULUŞLARINA AİT SAĞLIK BİRİMLERİNİN SAĞLIK BAKANLIĞINA DEVREDİLMESİNE DAİR KAN.TAS. ( SS. 686 )); konuşma 1.264 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET ZEKAİ ÖZCAN (Ankara)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şahsım ve AK Parti Grubu adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Ait Sağlık Birimlerinin Sağlık Bakanlığına Devri Hakkında Kanun Tasarısını görüşüyoruz. Şüphesiz, bu tasarı, Sosyal Sigortalar Kurumu mensuplarının daha kolay ve yeterli sağlık hizmetini alabilmesi bakımından son derece önem arz etmektedir. SSK, 1951 yılından beri sağlık işletmeciliği yapmaktadır; ancak, günümüzde sağlık hizmetleri büyük bir sıkıntı içerisindedir.

Son olarak, 1992'de, fiilen açık vermeye başladığı tarihten itibaren bir kıyaslama yapacak olursak; SSK'da yatan hasta sayısı, yatak sayısına göre 3 kat artmıştır. Poliklinik sayısındaki artış ise, sağlık tesisleri sayısındaki artışa göre 2,5 kat daha fazla olmuş; sağlık personeline göre ise, 3 kat daha fazla olmuştur. Aslında bu durum, SSK'nın nasıl kilitlendiğini göstermesi bakımından önemlidir.

Değerli arkadaşlarım, bugün, Sosyal Sigortalar Kurumunun, sadece Türkiye ortalamasını yakalayabilmesi için 78 000 yatağa ihtiyacı vardır; elinde 34 000 yatak bulunmaktadır. Bunun anlamı şudur: 44 000 yatak için, bugün itibariyle, 200 yataklı en az 220 hastane inşa edilmesi gerekir. Bunun maliyeti, personel hariç, 10 katrilyonun üzerindedir. Yılda yaklaşık 6 katrilyon açık veren bir kurumun bu tesisleri yapması, ne malî yönden ne de zaman açısından mümkündür.

Norm ve standart birliği içerisinde olması gereken eğitim hastanelerinde 1 hekime düşen hasta sayısına baktığımızda; Sosyal Sigortalar Kurumunda 1 hekime düşen hasta sayısı, Sağlık Bakanlığında 1 hekime düşen hasta sayısının 3 katından daha fazladır. Bu oranlar illere göre farklılık arz etse de, durum vahimdir.

Bu olumsuzluklardan dolayı, SSK, dışarıdan sağlık hizmeti almaya devam etmektedir. SSK'nın dışarıdan aldığı sağlık hizmeti oranı daha 1995'te yüzde 22 iken, bu oran, bugün yüzde 40'ı aşmıştır. Bunun anlamı şudur: Sosyal Sigortalar Kurumunun, bu trendle, 3-4 sene içerisinde, dışarıdan aldığı sağlık hizmeti kendi ürettiği sağlık hizmetinin üzerinde olacaktır; yani, kendi ürettiği hizmet azınlıkta kalacaktır.

SSK mensuplarının sağlık hizmeti alımı sıkıntıları giderek artmaktadır. SSK sağlık personelinin olağanüstü gayretlerine rağmen, tekrar ediyorum, sağlık personelinin gerçekten olağanüstü gayretlerine rağmen, demin belirttiğim gibi, fizikî ve personel yetersizlikleri sebebiyle sağlıktaki sıkıntılar her geçen gün artmakta ve bu durum, SSK mensuplarını bunaltmaktadır.

Biliyoruz ki, yakın zamana kadar SSK hastanelerinin önünde miting meydanı gibi kalabalıklar oluşuyordu. İnsanlar, sabah saat 4'te, 5'te kuyruğa giriyor ve yazın sıcakta, kışın soğukta saatlerce bekliyorlardı. SSK, palyatif bir tedbirle, telefonla randevu sistemine geçmek suretiyle bu kalabalıkları ortadan kaldırdı; ama, bu defa, mahdut sayıda kontenjan yüzünden, SSK'lılar evlerinde telefon başında randevu almak için uğraşmaktadır.

Buna örnek şudur: Ankara Eğitim Hastanemizde, daha Sağlık Bakanlığıyla ortak protokol yapılmadan önce, günlük acil servis sayısı 1 500 civarındayken, bugün 700'e düşmüştür. Bu, aslında, SSK'lıların sistem dışına çıktığının bir göstergesidir ve çektiği sıkıntıları göstermesi bakımından da çok önemlidir. Bu da doğaldır; çünkü, 4 000 poliklinik hizmeti yapabilecek bir hastaneye, eğer 5 000- 6 000 talep varsa, bu, sistemi tıkar.

Değerli arkadaşlarım, kan alma, tahlil yapma, ameliyat randevuları ise çok sıkıntılı olmaktadır. Bakın, en büyük illerimizden olan İstanbul'da, geçen sene, kulak -burun- boğaz ameliyatlarının randevusu ocak ayında dolmuştu. Tabiî, bu durumda, SSK yönetimi, palyatif tedbirlerle, özel hastanelerle anlaşmak zorunda kalmaktadır. Bu ise, yolsuzluklara açılacak bir alan olmaktadır.

İlaç meselesi ise, gerçekten, Sosyal Sigortalar Kurumu mensupları için tam bir çiledir. Bugün, ilaç kuyruğunda bekleme süresi ortalama üç dört saattir. Ankara'da bile, daha geçen haftaya kadar, Etlik Polikliniğindeki bekleme süresi üç dört saatti. Bugün, Türkiye'de, Bağ-Kurlular, Emekli Sandığı mensupları, kamu personeli, hatta yeşilkartlılar eczanelerden ilaçlarını rahatlıkla alırken, Sosyal Sigortalar Kurumu mensuplarına çile çektirmeye kimsenin hakkı yoktur. Bu tasarıyla, aslında, bu da ortadan kalkacaktır.

Öncelikle, SSK'lıların sağlık alanındaki çilesini sona erdirmek hedeflendiği için, bu tasarı, çok iddialı bir tasarıdır. İkincisi, kaynak israfı önlenecektir. Birçok ilimizde, hem Sağlık Bakanlığının hem SSK'nın hem de bazı kamu kuruluşlarının sağlık birimleri bulunmaktadır. Bunların bazılarında sağlık personeli eksikliği vardır bazılarında cihaz sorunu vardır bazılarında yatak sorunu vardır. Bu tasarıyla -bunların da birleştirilmesi suretiyle- daha az sağlık personeliyle, daha az sağlık tesisiyle daha çok sağlık hizmeti verilmesi hedeflenmektedir.

Çokbaşlılık ortadan kaldırılacaktır. Bugün, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, SSK ve Bağ-Kur sebebiyle, sağlıkta, Sağlık Bakanlığından daha etkilidir. İlaç bedellerini tespit edebilmekte, sarf malzemesi fiyatlarını tespit edebilmekte, paket programlar yapabilmektedir. Bu ise, bir çokbaşlılıktır ve sağlıkta, ortadan kaldırılması gereken önemli bir durumdur. Burada, kamu sağlık tesislerinin tek çatı altına alınmasıyla, sağlıkta, kamu sağlık kurumlarının rehabilite edilerek özerk bir yapıya kavuşturulması hedef alınmıştır. Nihaî hedef, Türkiye'de sağlık sistemi ile emeklilik sistemini tamamen ayırmak olacaktır.

Bu tasarıdan olumlu sonuçlar alabilmek için üzerinde durulması gereken birkaç noktayı da burada ifade etmek zorundayım. Sağlık Bakanlığının teşkilat yapısı, bu yeni duruma göre, acilen yeniden düzenlenmelidir; SSK da, özellikle fatura kurulları ve diğer yönleriyle, bu yeni duruma adapte olmak için yeniden düzenlenmelidir. Sağlık tesisleri, Sağlık Bakanlığının çatısı altında uzun süre bekletilmemelidir; bunlar süratle rehabilite edilerek özerk yapıya kavuşturulmalıdır. Aksi takdirde, kamu hantallığı içerisinde, sıkıntılı durumlar ortaya çıkabilir.

Biz, AK Parti Grubu olarak, AK Parti milletvekilleri olarak, illerimizde, bu projeyi yürekten destekleyeceğiz. Bürokrasinin hantallığına bırakmayacağız, bu projeyi sıkıntılı duruma sokturmayacağız.

Değerli arkadaşlarım, burada, aslında, SSK tesis mi kaybediyor yoksa tesis mi kazanıyor diye sormamız gerekir. SSK'nın elinde 148 hastane var; ama, Sosyal Sigortalar Kurumu, Sağlık Bakanlığının hastaneleriyle birlikte 826 hastaneye sahip olacaktır. 34 000 yatağı 128 000'e, 25 000 sağlık personeli ise 195 000'e yükselecektir. Yani, burada, Sosyal Sigortalar Kurumu, aslında, tesis kaybetmiyor, aksine, başka tesislere de sahip oluyor.

Değerli arkadaşlarım, çok tartışmalı bazı konulara da değinmek istiyorum. Özellikle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Başbakanlığa yazdığı yazı konusunda, Cumhuriyet Halk Partisinin değerli milletvekillerinin ve demin de Sayın Genel Başkanının tenkitleri bulunmaktadır.

SSK'nın -2003 fiyatlarını söylüyorum, bunlar kesin değerlerdir- tedaviye harcadığı para kişi başına 114,5 Yeni Türk Lirasıdır, Bağ-Kurun ise 130 Yeni Türk Lirasıdır. Bu, Sosyal Sigortalar Kurumunun, Bağ-Kura göre, kişi başına yaklaşık yüzde 13 daha az para harcadığını göstermektedir. Bunu çarpacak olursak, bu 390 trilyon liradır.

Tabiî, burada, Sosyal Sigortalar Kurumunun tecrübesi ve birikimi sayesinde bu 390 trilyon liranın oluşmayacağı düşüncesindeyim; çünkü, bugüne kadar Sağlık Bakanlığının 35 000 000 civarında SSK'lıya verdiği hizmetlerin rakamlarına bakacak olursak, bu rakamlar, aksine, azalacaktır. Dolayısıyla, tedavide Bağ-Kurla yapılan kıyaslama doğru değildir; aksine, SSK'nın lehinedir.

Burada sıkıntılı olan ilaçtaki durumdur. İlaçta, Sosyal Sigortalar Kurumu kişi başına 83,5 Yeni Türk Lirası, Bağ-Kur ise 192 Yeni Türk Lirası harcamaktadır. Arada, gerçekten, ciddî anlamda bir fark vardır. Bu, toplamda 2,7 katrilyon lira civarında ilave yük getiriyor anlamı çıkabilir; fakat, hükümetimizin hem ilaç firmaları ve eczanelerle yaptığı anlaşmalar hem sosyal güvenlikle ilgili yapılan indirimler hem ithal ilaçlarda AB'deki en düşük ülke fiyatının esas alınması hem de KDV'deki indirimlerin, bu oranı azaltacağını düşünmekteyiz; çünkü, SSK'nın yataklı tedaviye harcadığı ilaç yüzde 22, ayakta tedaviye harcadığı ilaç yüzde 57, anlaşmalı eczanelerdeki oranı ise yüzde 21'dir. Demek ki, burada, sıkıntılı olan yüzde 57'lik bölümdür. Bunun tedbirleri alınmak suretiyle, burada bir rahatlama görülmesi imkânı vardır.

Şimdi, burada, özellikle üzerinde durulması gereken, Sosyal Sigortalar Kurumunun mallarının Sağlık Bakanlığına satılıp satılmayacağı konusudur. Önce, bir defa, SSK özerk midir; bu soruyu sormak gerekir. Maalesef, SSK, özerkliğini kaybetmiştir. 4958 sayılı Yasaya baktığınızda, sadece 1 inci maddesinde, Sosyal Sigortalar Kurumunun malî ve idarî yönden özerk olduğu söylenmektedir. Bu maddenin dışındaki hiçbir maddesinde SSK'nın özerk olduğunu bulamazsınız.

Bu kurumun en üst karar organı olan Yönetim Kurulunun yapısı da bunu göstermektedir. 5 atama vardır, 3 de seçilmiş üye bulunmaktadır. 5'e 3 oranında bir özerklik aranması mümkün değildir. Kaldı ki, Sosyal Sigortalar Kurumu Yönetim Kurulunun yetkileri de yoktur, kaldırılmıştır. SSK Yönetim Kurulunun yetkileri 20 madde üzerinden ifade edilmiştir. Bu 20 maddenin 11 maddesi Bakanın onayına tabidir; yani, Bakan onay vermediği sürece bu kararlar geçersizdir. Halbuki, geri kalan 9 madde zaten rutin maddelerdir, Yönetim Kuruluna gelmesine de gerek yoktur.

BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - SSK'dayken "bunları değiştireceğiz" diye bağırmıyor muydun?!

MEHMET ZEKAİ ÖZCAN (Devamla) - Evet, ben bağırıyordum; ama, siz sessiz kaldınız Sayın Meral; şimdi onlara da geleceğim; siz sessiz kaldınız...

BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Batırdın, şimdi de üzerine basıyorsun.

MEHMET ZEKAİ ÖZCAN (Devamla) - Söyleyeceğim şimdi, söyleyeceğim...

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Zekai Özcan (AK Parti, Ankara). “Bazı kamu kurum ve kuruluşlarına ait sağlık birimlerinin sağlık bakanlığına devredilmesine dair kan.tas. ( ss. 686 )”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 5 Ocak 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-zekai-ozcan-22-2005-01-05-bazi-kamu-kurum-ve-kuruluslarina-ait-saglik-birimlerinin-saglik-bakanl (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
