# Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu toplantısındaki konuşma

- **Tür:** Komisyon konuşması (TBMM 28. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Zeki İrmez (DEM Parti, Şırnak)
- **Yer:** TBMM Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu
- **Tarih:** 20 Ekim 2026
- **Gündem:** Tutanak Metni
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90706
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-zeki-irmez-2026-10-20-tutanak-metni-2

> Mehmet Zeki İrmez (DEM Parti), 20 Ekim 2026 tarihinde TBMM Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 1.546 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEHMET ZEKİ İRMEZ (Şırnak) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Komisyonumuzun değerli milletvekilleri, kurum temsilcileri, Sayın Genel Müdür; hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Şimdi, kamu iktisadi teşebbüsleri içerisinde en özgün konuma sahip ve yurttaşın derdine çözüm olması gereken kurumların başında gelen TOKİ'nin hesap dökümünü incelemek üzere buradayız.

Üzülerek belirtmem gerekir ki tablolara, rakamlara ve Türkiye'deki mevcut barınma krizine baktığımızda, özellikle sayın Toplu Konut İdaresi Başkanının çizdiği olumlu tablodan eser yok çünkü kurumun bizzat varoluş nedenini oluşturan konut ve barınma sorunu doğrudan iktidarın politikaları sonucunda kökleşmiş ve çözülememiştir. Sayın Sungur konut ve barınma ihtiyacının bir yatırım aracına dönüşmesinin dar gelirli, daha doğru bir ifadeyle açlık değil ölüm sınırında yaşayan yurttaşların konuta erişmesini engellediği tespitinde bulunuyor. Elbette ki biz de bu tespite katılıyoruz fakat iş yalnızca tespit etmekle bitmiyor. Önemli olan kurum olarak mevcut durumun çözümünü ortaya koyabilmektir. Kendisi sorunun doğrudan iktidarın politikalarından kaynaklandığını açıkça söylemekten kaçınsa da biz onun yerine de söyleyelim. Şimdi, barınma sorununun, evsizliğin, kiraya mahkûm olmanın ve ay sonunu getirememenin müsebbibi elbette ki bu iktidar, bu iktidarın mevcut politikaları, doğalında bağlı oldukları bakanlık ve ölümüne savundukları kapitalist ekonomik sistemdir. Bugün Türkiye'nin en hayati ve acil meselelerinin başında ekonomik kriz ve bunun akabinde barınma krizi yer alıyor. Yurttaş canından bezmiş bir biçimde evsizliğin acısını çekiyor. Eskiden emekli olan bir yurttaş kıdem ikramiyesiyle kendine rahatça bir ev alabiliyorken üstüne de artırabiliyorken şimdi bırakın ev almayı, ikramiyesi bir evin çeyreğine bile yetmiyor ve TOKİ hem 2023 yılında da hem de 2024 yılında da milyarlarca lira net kâr açıklıyor. 2023 yılında 42,1 milyar TL, 2024 yılında da 77,5 milyar TL. Ancak burada durup sormamız gerekiyor tabii ki. Bu kadar büyük bir gelir fazlası varken yurttaşların uygun fiyatlı konut ihtiyacı ne ölçüde karşılanıyor? Kârın büyümesi tek başına kamu hizmetinin başarılı olduğu anlamına gelir mi? Elbette ki gelmez ve gelmiyor da çünkü Türkiye'nin ekonomik tablosu ortada; yoruma yer bırakmayacak biçimde açık ve sarih. Görmek istemeyenlere, duymak istemeyenlere biz bir kez daha hatırlatalım buradan. TOKİ'nin her ne kadar "asrın projesi, sosyal konut projeleri" diye kamuoyuna duyurduğu projeler olsa da 2023 ve 2024 yıllarını kapsayan konut üretimi verileri çarpıcı bir biçimde önümüzde duruyor. Bakın, konut üretiminin her iki yılda da yaklaşık yüzde 74'ü afet konutlarına ayrılmış durumda. Tabii ki buna karşı çıkacak değiliz. O büyük yıkımın ardından yaraların sarılması elbette birincil önceliktir. Hele de enkaz altında yurttaşlarını kurtaramayan bir devletin en birincil görevidir ama sosyal devlet olma iddiasındaki bir yapı diğer yurttaşlarını asla yüzüstü bırakamaz. Rakamlara bakmak gerekir. Dar ve orta gelir grubuna 2023'te yüzde 17,3; 2024'te yüzde 20,5 konut verilirken alt gelir grubuna yani ölüm sınırında yaşayan o yoksul yurttaşa düşen pay 2023'te sadece yüzde 2,28; 2024'te ise sadece yüzde 2,48. Buradan soruyoruz ve cevabını istiyoruz: 2025'te ve 2026'da da bu utanç verici oranlar acaba kaçla sınırlı kaldı? Devasa kârlar açıklayan bu kurum yoksulun derdine ne kadar derman oldu? "Ev vereceğiz." dediniz, zamanında teslim ettiniz mi? Ödeme planları zaten el yakıyor. Zaten geçim sıkıntısı çeken, ay sonunu getiremeyen insanlara bir de bu taksit belasını yüklüyorsunuz. Yetmiyor gibi memur zammına endeksli olarak iki yılda bu taksitleri artırıyorsunuz. Buradan soruyoruz: Milyonlarca insan bu ülkede asgari ücretle geçinmeye çalışmıyor mu? Bir asgari ücretli yılda kaç kez zam alıyor ki siz o garibanların ödeme planına yılda 2 kez zam yapıyorsunuz? Rakamlar ortada. Örneğin, bir yere 1.000 veya 2.000 adet konut yapılacak. Başvuru sayılarına bakıyoruz; talep arzın neredeyse 100 katı. Hem öyle sanılmasın ki evler de muazzam. Kente en uzak noktada olur genellikle ve ulaşım sorunu da yıllarca çözülmez. Ev sahibi olan yurttaş bir de kötü işçilikle, baştan savma evlerle uğraşmaya çalışır.

Tabii ki bulunduğum ile, vekili olduğum Şırnak'a değinmeden elbette ki geçmem de mümkün değil. Türkiye'de her kentin tüm yurttaşları aynı kaderi paylaşmakta, bunu deneyimleyerek yaşıyoruz ama bir de ekonomik darboğazın neredeyse hiçbir iş kolunun bulunmadığı kentler var. Sosyoekonomik gelişmişlik sıralamasında son sırada yer alan kentler var. Bunların başında da tabii ki Şırnak geliyor. Bakınız, elimde Şırnak'ta devreye konulan 1.521 kişilik sosyal konut projesi var. Ev fiyatları değişkenlik gösteriyor. 60 ile 100 metrekareyle sınırlı olan konutlara bakıyorsunuz, neredeyse 3 milyondan başlıyor; 3,5 milyona hatta 4 milyona, 5 milyona kadar çıkabiliyor. Bu fiyatlar Şırnak'taki mevcut konut piyasasının hakikaten çok çok üzerinde. Yani el insaf diyoruz. İnsanlar bunu hakikaten nasıl ödeyecek? Şırnaklının mevcut geçim sıkıntısından kaynaklı da bunu ödemesi de elbette ki mümkün değil. Aylık taksitlere bakıyorsunuz; asgari ücretin yarısı kadar. Şırnak'ta insanlar karın tokluğuna çalışırken, ölüm sınırında yaşarken nasıl bu taksitlerle başa çıksın? TOKİ halkın sırtından kâr elde etme kurumu değil halka konut sunma ve barınma sorununu sonlandırma yeridir. Bu kamu kurumunun esas görevi budur. Konut fiyatlandırması o kentin gelir durumuna göre, bizlerin değil bizzat bakanlıkların yayınladıkları sosyoekonomik gelişmişlik sıralamasına göre tekrardan düzenlenmeli. Bir kentin mevcut ekonomik gerçekliği göz önüne alınmadan, masa başında alınan kararların toplum nazarında hükmü yoktur. Ayrıca, 500 Bin Konut Projesi'nde Şırnak ve ilçelerinde yapılması planlanan evler için bugüne kadar herhangi gibi çivi de çakılmış değil. Bu çalışmaların ne zaman başlayacağını Şırnaklılar merak ediyor. Tabii ki sadece Şırnaklar değil tüm Türkiye hakikatleri duymak istiyor, sorunlarına çözüm üretilmesini bekliyor.

Kurumun yönetim anlayışından ihale düzenine, kurumsal kapasitesinden taşeronlaşmaya kapı aralayan yapısına, güvencesizliği körükleyen uygulamalarından proje ve planlamalarına kadar her şey baştan aşağı problemli. İlk olarak açık ihale düzeninden kaçıldığını görüyoruz ve bunun arkasına sığınılan en büyük kılıf da büyük deprem felaketi. Hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza bir kez daha rahmet diliyorum. Bakın, açık ihale oranı 2022'de yüzde 81 iken 2023 yılında yüzde 43,3'e çıkılıyor ve korkarım ki bu vahim tablo artarak devam ediyor. Neden mi? Çünkü bu ülkede yanlıştan dönmek yerine tutturulan bir yanlış ısrarla derinleştiriliyor da ondan. Evet, deprem süreci yakıcı ve yıkıcı, çözüm bekleyen insanlar var, evet, acele davranılması da gerekiyor ama bu durum kapalı kapılar arkasında hangi pazarlıkların yapıldığı bilinmeden yandaş şirketlere sermaye kazandırma organizasyonuna çevriliyor. Bunun da çok iyi farkındayız.

Bir diğer konu: Sayıştay raporunda önemle vurgulanan bir husus var TOKİ'nin kamu kurum ve kuruluşlarından alacaklarına yönelik. 2023 sonu için 33,52 milyar TL, 2024 yılı içinse yaklaşık 47,45 milyar TL. Bu kurum cevabında "Alacaklar zamanında tahsil edilmeye çalışılıyor." dese de mevcut durum hiç de öyle değil. TOKİ alacaklarına ulaşamadığı için gidip faizle kredi çekiyor. Bir de yurttaşın vergisi zamanında yapılmayan ödemelerden dolayı faize akıtılıyor. Hangi kurumda ne kadar alacak var veya kaldı, bunun ayrıntılarıyla bizimle paylaşılması elbette ki gerekiyor.

Bakın, bir başka skandal daha var: Milyarlarca lira kâr açıkladığıyla övünen TOKİ çıkıp "Personelimiz yetersiz, o yüzden Sayıştayın istediği belgeleri yetiştiremiyoruz." diyor. Bu bir mazeret mi, uydurulan ucuz bir kılıf mı? Milyarlık kurumda "Personel yok." diye Sayıştay belge verilememe lüksü olabilir mi? Yetmedi; hesaplar hâlâ 1997 yılından kalma mali işler ve muhasebe yönetmeliği ile yürütülüyor. Sayıştay her yıl yırtınıyor, "Bu yönetmeliği yenileyin." diyor ama ne yenileyen var, ne dokunan çünkü düzen aynı düzen, zihniyet aynı zihniyet.

Sözü şimdi emeğe, alın terine getirmek istiyorum. Buradan İstanbul Sazlıbosna TOKİ inşaatında direnen, emeğine sahip çıkan tüm emekçi kardeşlerimi yürekten selamlıyorum, haklı mücadelelerinin sonuna kadar arkasındayız. Peki, ne yaşanıyor orada? Arnavutköy Sazlıbosna TOKİ inşaat şantiyesinde işçiler açıkça sömürülüyor. Kimin marifetiyle? Ana yüklenici Ilgın İnşaat ve taşeron İEM Mühendislik eliyle işçilerin üç aydır maaşı yok, sigortalar asgari ücretten yatıyor, kalanı elden veriliyor; yetmiyor, hakkını arayan işçi kapı önüne konuluyor. Başlarını soktukları yer ise tavanı akan, insanlık dışı koşullarla dolu konteynerler. Bakın, bu sadece en güncel örnek, sakın münferit sanmayın. Bugün Türkiye'de piyasa yanlısı emek rejimini ulaştığı vahşi nokta işte tam da budur. TOKİ kamusal üretimden tamamen kopmuş, şantiyelerini tamamen taşeron çarkına teslim etmiştir.

Daha bir ay önce Menemen Doğaköy'deki TOKİ şantiyesinde 250 işçi aylardır tek kuruş alamadığı için iş bıraktı, eyleme başladı. Ağustos ayında Isparta'da TOKİ inşaatının çatısına çıkan işçiler "İki buçuk aydır evimize ekmek götüremiyoruz." diye haykırdı. Örnekler bir değil, bin değil, memleketin dört bir yanında tablo aynı. Bu kimin eseri? Elbette ki hepimiz de biliyoruz. Bu, insanı hiçe sayan kapitalist piyasacı düzenin eseri, kamu kaynaklarını peşkeş çekenlerin eseri, bu, zincirleme sömürü ve taşeron sistemi düzeninin ta kendisidir.

Peki, TOKİ bu tablonun neresinde, bunlarla başa çıkmak için ne yapıyor? Sayıştay raporlarında ya da çıkıp kürsüde konuşan TOKİ Başkanı Sungur'dan emekçinin hakkını savunan tek bir cümle duymadık. Elbette ki bunu gerçekten duymak da istiyoruz. Rakamlara bakın: Kurumun kendi kadrolu personel sayısı sadece 618 ama taşerondan aldığı hizmetle çalışan insan sayısı 272. Siz kendi evinizde güvencesizliği hâkim kılarsanız, kamusal üretimi bitirip her şeyi taşerona devrederseniz o işçi hakkını alamaz, perişan olur, aylarca ekmeksiz bırakılır ve bu sömürü düzeni ülkenin her yerinde karşımıza bir kural olarak çıkar. Sonuç ne? Kazanan kamu değil, kazanan yurttaş değil, kazanan işçi değil, emekçi değil, zenginleşen bir avuç yandaş sermayedar, tıpkı o devasa ihaleleri kapatıp paraları cebe indiren 5'li çete gibi, tıpkı emekçinin kanı ve teri üzerinden doymak bilmez patronlar gibi.

Sonuç olarak, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve değerli hazırun; TOKİ'nin başarısını açıkladığı milyarlarca liralık kârla değil, bu ülkede kaç yoksulun başını sokacak bir eve kavuştuğuyla, kaç işçinin alın terinin karşılığını aldığıyla ölçmek zorundayız.

Buradan bir kez daha soruyorum, soruyoruz: Kamu kaynakları kimin için kullanılıyor, ihaleler kimleri zengin ediyor, yoksul neden hâlâ barınamıyor, emekçi neden hâlâ hakkını alamıyor? Bizim talebimiz açık, umut bir yatırım aracı değil, temel bir haktır. Kamu kaynakları sermayenin değil, halkın yararına kullanılmalıdır. İhaleler açıktan yürütülmeli, Sayıştay bulguları giderilmeli, taşeron sömürüsüne son verilmeli ve yoksul yurttaşların ödeme gücüne uygun sosyal konutlar üretilmelidir. TOKİ'nin görevi kâr rekorları kırmak değil, bu halkın barınma hakkını güvence altına almaktır.

OTURUM BAŞKANI YÜKSEL COŞKUNYÜREK - Toparlayalım Sayın İrmez.

MEHMET ZEKİ İRMEZ (Şırnak) - Herkes için barınma, herkes için güvenceli çalışma, insanca bir yaşam istiyoruz diyerek dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Zeki İrmez (DEM Parti, Şırnak). “Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu tutanağı, 20 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-zeki-irmez-2026-10-20-tutanak-metni-2 (erişim: 20 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90706

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
