# Aile mahkemelerinin kuruluş ve görev ve yargılama usullerine dair kanun tas.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Ziya Yergök (CHP, Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim
- **Tarih:** 9 Ocak 2003
- **Gündem:** AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ VE GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN TAS.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ziya-yergok-22-2003-01-09-aile-mahkemelerinin-kurulus-ve-gorev-ve-yargilama-usullerine-dair-kanu

> Mehmet Ziya Yergök (CHP), 9 Ocak 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ VE GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN TAS.); konuşma 1.697 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MEHMET ZİYA YERGÖK (Adana) - Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin sayın üyeleri; Adalet Komisyonunda oybirliğiyle kabul edilerek Genel Kurula sunulan Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun Tasarısı hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına görüş ve düşüncelerimi açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum.

Ancak, öncelikle, Diyarbakır'daki uçak kazasında yaşamını yitiren yurttaşlarımıza Tanrı'dan rahmet, yakınlarına ve tüm ulusumuza başsağlığı diliyorum. Ayrıca, Türk Hava Kuvvetlerinin eğitim uçaklarının çarpışması sonucunda yaşamını yitiren şehitlerimizin ailelerine ve Türk Silahlı Kuvvetleri camiasına da başsağlığı dileklerimi iletiyorum.

Değerli milletvekilleri, önceki yasama döneminde hazırlanıp, 57 nci hükümet tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan; ancak, İçtüzüğün 77 nci maddesi uyarınca hükümsüz sayılan bu yasa tasarısının 58 inci hükümet tarafından da benimsenerek, yeniden, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulması doğru ve yerinde bir karar olmuştur.

Daha önce, 14.1.1998 tarihinde 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun yürürlüğe girmiştir. Ayrıca, geçtiğimiz süreçte, Türk hukuk devriminin simgesi olan ve 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe giren Medenî Yasa, özüne dokunulmaksızın, değişen koşullara göre, çağdaş bir anlayışla yenilenmiştir. Türk ve İsviçre doktrini ile yargı içtihatlarında ileri sürülen görüşler ve anılan ülkelerdeki gelişmeler de göz önünde bulundurularak, pek çok yeni hükümler içeren, özellikle kadın-erkek eşitliğine yer veren 4721 sayılı yeni Medenî Yasa 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Yeni Medenî Yasada en köklü değişiklikler aile hukuku alanında yapılmıştır. Bu anlamda, kadın-erkek eşitliğine aykırı olan veya uygulamada eşitsizlik doğuran hükümler yeniden düzenlenmiştir. İşte, Medenî Yasanın aile hukukuna ilişkin hükümlerinden beklenen amacın gerçekleşmesi bakımından, aile mahkemelerinin kurulması, bugün, gerçek bir ihtiyaç haline gelmiştir. Bu anlamda, tasarının daha fazla gecikmeden yasalaşması son derece isabetli olacaktır.

Bünyesinde psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı bulunan aile mahkemeleri, önlerine gelen dava ve işlerin özelliklerine göre, esasa girmeden önce, aile içindeki karşılıklı sevgi, saygı ve hoşgörünün korunması bakımından eşlerin ve çocukların karşı karşıya oldukları sorunları tespit ederek, bunların sulh yoluyla çözümünü sağlamaya çalışacaktır, sulh sağlanmadığı takdirde yargılamaya devam edip, esas hakkında bir karar verecektir; yargılama görevi yanında, toplumun temelini oluşturan ailenin korunmasına yönelik, hem yetişkinler bakımından hem de küçükler bakımından, koruyucu, eğitici, uyarıcı ve sosyal önlemler alma gibi önemli işlevleri de yerine getirecektir. Bu düzenlemenin son derece yararlı olacağına inanmaktayız.

Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Yasa Tasarısının kabulüyle, hem tarafı olduğumuz ve imzacısı bulunduğumuz uluslararası sözleşmelerin hem de Anayasanın önemli bir gereğini yerine getirmiş olacağız; zira, Anayasamızın "Ailenin korunması" başlığını taşıyan 41 inci maddesinde "Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar" denilmektedir. "Teşkilatı kurar" ifadesini tekrar Yüce Meclisin dikkatine sunuyorum. Gerçekten de, Anayasanın sözüne ve özüne uygun bir iş yapılacaksa, sadece Yüce Meclisten yasa çıkarmak yetmiyor. Yasayı mutlaka çıkaralım; ancak, bu yasanın gereklerinin yürütme organı tarafından süratle yerine getirilip uygulamaya geçirilmesi de önem kazanıyor. Kısaca, bu yasanın öngördüğü mahkemeler, Adalet Bakanlığınca süratle kurulmalı, gerekli kadrolar çıkarılmalı, personel atamaları yapılmalı ve mahkemenin gereği olan her türlü donanım süratle sağlanmalıdır.

Bu yönde neden bir kaygı taşıdığımızı da Yüce Meclisin dikkatine sunmak istiyorum. Zira, benzer bir konuda yaşanmış olumsuz bir örnek önümüzde durmaktadır. Nedir bu?.. Daha önce Çocuk Hakları Sözleşmesini imzalamışız. 21.11.1979 tarihinde de 2253 sayılı Yasa ile Çocuk Mahkemeleri Kanununu çıkarmışız. Amaç, ceza vermek yerine, suça itilmiş çocukları topluma kazandırmaktı. Yasada, 1 Haziran 1982 tarihi yürürlük tarihi olarak belirtilmiş ve geçici 1 inci maddesine göre de, on yıl içerisinde, yani 1 Haziran 1992 tarihine kadar da bu mahkemelerin kuruluşunun tamamlanması gerekiyordu. Aile Mahkemeleri Kanunu Tasarısında olduğu gibi, çocuk mahkemelerinin de her il merkezinde ve nüfusu 100 000'i aşan her ilçede kurulması öngörülüyordu; ancak, aradan yirmi yıl geçmiş olmasına rağmen, yasanın gereği yerine getirilememiştir. Bunca yıla rağmen, bugün sadece Ankara, İstanbul, İzmir ve Trabzon'da çocuk mahkemesi kurulmuş bulunmaktadır. Bunun dışında hiçbir ilde çocuk mahkemeleri kurulamamıştır. Aile mahkemelerinin de aynı akıbete uğramamasını diliyor ve temenni ediyoruz.

Yüce Meclis, toplumun ihtiyaç duyduğu temel bir yasayı çıkaracak, bu yasa şu veya bu nedenlerle yıllarca uygulanmayacak ve yaşama geçirilmeyecek, ondan sonra da hukuk devletinden, hukukun üstünlüğünden söz edilecek. Böyle bir uygulama devlet ciddiyetiyle bağdaşmaz, hukuk devletine ise, hiç yakışmaz. Ondan sonra da birileri çıkıp "yasa çıkarmanız yetmez, uygulamayı göreceğiz" dediği zaman alınganlık gösterip kızıyoruz. Öncelikle bu yanlışlığımızı düzeltmeliyiz ve çıkardığımız yasaları uygulayarak, topluma mal etmeliyiz.

Kurulmasını büyük bir memnuniyetle karşıladığımız ve desteklediğimiz aile mahkemelerinin de çocuk mahkemelerinin akıbetine uğrayacağı kaygısını taşımamızın bir önemli nedeni de şudur: Zira, bu mahkemeleri kuracak olan Adalet Bakanlığının son yıllarda genel bütçedeki payı binde 7'lere kadar gerilemiştir. Öncelikle bu yanlışlığın giderilmesi gerekir. Adalet Bakanlığının bugünkü bütçe imkânlarıyla, 81 il merkezinde ve nüfusu 100 000'i aşan ilçe merkezlerinde makul bir süre içinde bu mahkemelerin kurulmasının zorluğu, hatta, imkânsızlığı ortadadır.

Yeri gelmişken bir önemli ayrıntıyı da Genel Kurulun bilgisine sunmak istiyorum. Cumhuriyet döneminin yoklukları ve zorlukları içinde adalete ayrılan pay, bugünkünün neredeyse 4 katı civarındaydı. Bir iki örnek verecek olursak, 1924 yılında Adalet Bakanlığının genel bütçe içindeki payı yüzde 3,5; 1934 yılında ise yüzde 4'tür. Bu oran, 1960 yılına kadar yüzde 3'lerin altına düşmemiştir. Ancak, 1990'lı yıllarda bu pay yüzde 1'lere kadar düşmüş, son üç yılın içindeyse yüzde 1'in altına inmiştir, rakamlar artık bindeli sayılarla ifade edilmektedir. Adalet Bakanlığının genel bütçe içindeki payı 2000 yılında binde 7,7'ye, 2001 yılında binde 9,3'e, 2002 yılında ise binde 8,2'ye kadar gerilemiştir. 2003 yılında öngörülen pay ise binde 7,5'tir. Bu imkânlarla çocuk mahkemelerini, aile mahkemelerini yaşama geçirmek şöyle dursun, Bakanlık rutin işlerini yürütmekte bile zorlanmaktadır. Bugün, Fransa gibi gelişmiş ve yargıyla ilgili bütün sorunlarını çözmüş bir ülkede adalete bütçeden ayrılan pay yüzde 9 olmasına rağmen bunun azlığı ileri sürülmekte ve sürekli eleştiri konusu yapılmaktadır.

Dileğimiz ve önerimiz şudur: Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun Tasarısını mutlaka yasalaştıralım. Bu dahi başlıbaşına önemli bir adım, yerinde bir atılım olacaktır. Ancak, yakın gelecekte Genel Kurul gündemine inecek olan bütçe kanun tasarısı görüşülürken, hem aile mahkemelerinin kuruluşuna olanak sağlamak hem de yargının artan sorunlarını çözmek ve hukuk alanında yapılması gereken reformları yaşama geçirebilmek için, Adalet Bakanlığının genel bütçedeki payını, ciddî ve gerçekçi oranda artıralım.

Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu doğrultuda her türlü desteği vermeye, her türlü katkıyı sunmaya hazırız. Her zaman bu anlayış içerisinde olmuşuzdur. Umarız ki, AKP Hükümeti ve Grubu da aynı anlayış içerisinde hareket eder; ancak, durum pek öyle olmayacak gibi gözüküyor. Zira, 4 Ocak 2003 tarihli Hürriyet Gazetesinde, gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Sayın Ertuğrul Özkök'ün köşesindeki yazısında şu satırları okuyunca, karamsarlığa ve umutsuzluğa kapılmakta haksız olmadığımız anlaşılacaktır.

Sayın Özkök, beş gün önceki yazısında aynen şöyle diyor: "Geçen gün Başyazarımız Oktay Ekşi ve ben, Başbakan Yardımcısı Ertuğrul Yalçınbayır ile sohbet ediyorduk. 'Bütün medyadan bir ricam var' diyerek şunu söyledi: 'Türkiye'de yargıyı rahatlatmamız lazım. Bunun için, bütçeden adalete ayrılan parayı artırmalıyız; ama, ben, tek başıma bunu başaramıyorum. Ne olur, bize yardımcı olun.' -Yazı şöyle devam ediyor- Koskoca Bakanın yalvarırcasına istediği şey neydi biliyor musunuz; adalete bütçeden ayrılan payın binde 7'den, yüzde 2'ye çıkarılması."

Sayın Bakan haklı olarak feryat ediyor, tek başına kaldığını söylüyor. Bu soruna hep birlikte sahip çıkmalıyız; aksi halde, mevcut bütçe imkânlarıyla, ne bu mahkemeler kurulabilir ne AKP Hükümetinin programında uzun uzun anlatılan yargı reformu yaşama geçirilebilir.

Önemine değindiğimiz ve kuruluşunu desteklediğimiz aile mahkemelerinin de çocuk mahkemelerinin durumuna düşmemesi ve aynı akıbete uğramaması için, Genel Kurula önerimiz, bütçe kanun tasarısı geldiğinde gereğini hep birlikte yapalım, Adalet Bakanlığının genel bütçe içerisindeki payının artırılmasına destek verelim, aile mahkemelerinin de, yargı alanında yapılması gereken diğer reformların da yaşama geçmesine olanak sağlayalım. Aksi halde, burada Meclis kürsüsüne çıkıp, haktan, hukuktan, hukuk devletinden söz etmek, 2003 yılını hukuk yılı ilan etmek, hoş; ama, boş bir söylem olarak kalır; ama, kalmamalıdır. Tez elden hukuk devletini kurumlaştırmak, bunun için gerekli altyapıyı hazırlamak ve her türlü olanağı sağlamak gerekir. Aksi halde, yargının çalışma koşullarının olumsuzluğundan, iş yükünün ağırlığından, yargıç, savcı ve adalet personelinin yetersizliğinden, adliyenin onurunu ve saygınlığını taşıyacak hizmet binalarının bulunmamasından ve yargı bağımsızlığının sağlanmamış olmasından doğan sorunlar katlanarak devam eder. Adalet mekanizmasının çağdaş ve demokratik bir toplumun hizmet beklentilerinin gerisinde kalması ve adaletin etkin, hızlı ve doğru şekilde tecellisinin güçleşmesi durumunda da hukukdışı güç odaklarında hak arama eğilimi ister istemez artar. Nitekim, ülkemizde de bunun pek çok örneği yaşanmıştır ve yaşanmaktadır.

Bugün, gelişmiş ülkelerde 1 yargıç yılda 70 ile 100 arasında davaya bakarken, bizde, neredeyse, 1 günde bakılan dava sayısı bu kadardır. Adana Asliye Ticaret Mahkemesinin 2002 yılından devreden dosya sayısı 2 000'dir.

Açıkçası, artık adalet terazisi bu kadar sıkleti çekmiyor. Ortaya çıkıp, adalet mülkün temelidir; geciken adalet, adalet değildir nutukları atmak yetmiyor. Bu da bugünkü bütçe imkânlarıyla olmuyor. Bu durumu mutlaka düzeltmeliyiz.

Bugün yargının sorunları öyle boyutlara ulaşmıştır ki, çözümlerinin de köklü, geniş kapsamlı olmasını zorunlu kılmaktadır. Yaşananlar ortaya koymuştur ki, sadece yasa çıkarmak, birkısım yasa ve usul yasalarında değişiklik yapmak yeterli olmayacaktır. Beş yıllık kalkınma planlarında adalet hizmetlerinden adil, hızlı, etkin ve ekonomik sonuç almayı sağlamak üzere, teşkilat yapısında yargıç, savcı ve adalet meslek personeline ilişkin politikalarda köklü düzenlemeler yapılması, adalet hizmetlerinde fizikî altyapı eksikliklerinin tamamlanması, yargı sisteminin modern araç ve gereçlerle takviye edilmesi ve bilgisayar kullanımının yaygınlaştırılması, ihtilafları azaltıcı ve davaları süratle çözüme bağlayıcı yönde mevzuat düzenlemesi öngörülmüş olmasına rağmen, adalet hizmetleri için yıllardır yeterli kaynak aktarılmadığından bu öneriler gerçek anlamda gündeme getirilememiş, yaşama geçirilememiştir.

Bu durumun bir başka nedeni ise, yürütme organının, adalet hizmetlerini yalnızca tüketici bir hizmet sektörü olarak görüp değerlendirmesidir. Ancak, bu, son derece yanlış bir yaklaşımdır. Yürütme organları, adalete olan bu yaklaşımını değiştirmeli, adalet hizmetlerine yatırımı hızlandırmalı, kadro açıkları hızla kapatılmalı, yeni kadrolar açılmalı ve her kademede yargıya en son teknoloji sokulmalı, işlevi olan, çağdaş mimarîye sahip adliye hizmet binaları yapılmalı, yargıç güvencesi ve yargı bağımsızlığı kesin olarak sağlanmalıdır. Unutmayalım ki, bağımsız yargı ve güvenceli yargıç, hukuk devleti olmanın vazgeçilmez önkoşuludur. Tüm bu olumsuzlukların giderilmemesi, ne yazık ki, adalete olan güvenin azalması sonucunu doğuruyor. Hoca Ahmet Yesevi'nin takipçilerinden birinin, dönemin Osmanlı padişahına yazdığı şiirdeki şu dörtlük, ne kadar anlamlı ve değindiğimiz konuyu ne kadar güzel açıklıyor:

"Ekmek, su, aş bulmak gecikebilir,

Temele taş bulmak gecikebilir,

Devlete baş bulmak gecikebilir;

Adalet gecikmez, tez verilmeli."

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz ve yasalaşmasını desteklediğimiz, son derece önemli ve yararlı bulduğumuz Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun Tasarısının bir an önce yürürlüğe girmesini, uygulama koşullarının sağlanmasını ve gerekli altyapının hazırlanarak bu mahkemelerin, yasanın öngördüğü her yerde kurulup hayata geçirilmesini içtenlikle diliyor ve yasanın ülkemize ve ulusumuza yararlı olmasını temenni ediyorum. Bu vesileyle, Yüce Meclisin değerli üyelerine tekrar saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Ziya Yergök (CHP, Adana). “Aile mahkemelerinin kuruluş ve görev ve yargılama usullerine dair kanun tas”. TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim tutanağı, 9 Ocak 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ziya-yergok-22-2003-01-09-aile-mahkemelerinin-kurulus-ve-gorev-ve-yargilama-usullerine-dair-kanu (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
