# Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılması hak.kan.tas (s.sayısı : 36 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Ziya Yergök (CHP, Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim
- **Tarih:** 22 Ocak 2003
- **Gündem:** ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAK.KAN.TAS (S.SAYISI : 36 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ziya-yergok-22-2003-01-22-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hak-kan-tas-s-sayisi-36

> Mehmet Ziya Yergök (CHP), 22 Ocak 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAK.KAN.TAS (S.SAYISI : 36 )); konuşma 1.027 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MEHMET ZİYA YERGÖK (Adana) - Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin sayın üyeleri; Adalet Komisyonunda değiştirilerek kabul edilen ve Genel Kurula sunulan Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına görüş ve düşüncelerimi açıklamak üzere, söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlayarak, sözlerime başlamak istiyorum.

Tasarının çerçeve 1 inci maddesi, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 445/A maddesinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince verilen ihlal kararlarının iadeimuhakeme sebebi sayılması amacıyla değişiklik yapılmasını öngörmektedir. Adalet Komisyonu, bu değişikliğin 445 inci maddenin birinci fıkrasına bir bent ilavesiyle yapılmasını uygun görmüş ve 445 inci maddenin birinci fıkrasına, hükmün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya Eki Protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olmasını iadeimuhakeme sebepleri arasına sokmuştur. Yapılan değişikliğin sonucu olarak, bu iadeimuhakeme sebebi için başvuru süresini düzenlemek gerektiğinden, süreye ilişkin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 447 nci maddesine bir fıkra eklenerek "445 inci maddenin onbirinci bendinde yazılı sebepten dolayı iadeimuhakeme müddeti, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren 1 yıldır" denilmiştir.

Tasarının çerçeve 2 nci maddesiyle de, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunun 327/a maddesinin değiştirilmesi öngörülmekte ve bu değişiklikle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları bakımından muhakemenin iadesi yoluna gidilmesinin kolaylaştırılması amaçlanmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince verilen ihlal kararlarının, muhakemenin iadesi sebebi sayılması amacıyla Adalet Komisyonumuz, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 327 nci maddesinin birinci fıkrasına 6 numaralı bent ekleyen yeni bir çerçeve madde düzenlemiştir.

Sayın milletvekilleri, 3 Ağustos 2002 tarihinde 4771 sayılı Yasa kabul edilmiş, konuyla ilgili düzenleme yapılmış ve bu yasanın yürürlüğe ilişkin 13 üncü maddesinde, Ceza Muhakemeleri Usul Kanununda 327/a, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda da 445/A maddesiyle yapılan değişikliğin bir yıl sonra, yani 8 Ağustos 2003'te yürürlüğe gireceği belirtilmiştir. Ancak, bugün görüşmekte olduğumuz tasarıyla, henüz yürürlüğe girmemiş bir düzenlemeyi değiştirmiş oluyoruz. Bugün bu tasarı kabul edildiğinde, her iki yasadaki değişiklik, hiç uygulanmadan değiştirilmiş olacaktır. Bu da, geçtiğimiz dönemde bu yöndeki düzenlemenin ne kadar özensizce yapıldığını ortaya koymaktadır.

Hükümet tasarısındaki düzenlemede Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde Yargıtay Birinci Başkanlığından muhakemenin iadesi isteminde bulunulacağı ve bu istemin, hukuk davaları yönünden Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca, ceza davaları yönünden ise, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca inceleneceği, istem, süresi içinde yapılmamış ise reddine, aksi halde dosyanın, davaya bakması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verileceği biçimindeydi.

Adalet Komisyonumuzun kabul ettiği metin çok daha isabetlidir; zira, Yargıtayımızın bilinen iş yoğunluğu karşısında, üstelik de salt süre yönünden yapılacak bir inceleme için Yargıtay Hukuk Genel Kurulunu ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunu meşgul etmenin doğru ve mantıklı bir tarafı bulunmamaktaydı. Şimdiki düzenleme, yani Adalet Komisyonunun kabul ettiği metin çok daha yerinde olmuştur.

Sayın milletvekilleri, hükümet tasarısında 3 üncü madde olarak geçen öğrenci disiplin affıyla ilgili maddenin metinden çıkarılması da ayrıca doğru bir karar olmuştur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye ikiyüz yıldır yüzünü Batı'ya dönmüş, cumhuriyetle birlikte de çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmayı kendisine hedef koymuştur. Bunun için de başta İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi olmak üzere, birçok uluslararası belgeye imza atmıştır.

İşte, çağdaş toplum anlayışına yaşamın her alanında işlerlik kazandırmayı amaç edinen ülkemizde, birey-toplum ve birey-devlet ilişkilerinin yeniden düzenlenmesi, uygar, demokratik bir devlet olmanın tüm gereklerini yerine getirecek köklü, kapsamlı ve hızlı yapısal değişiklikler ve düzenlemelerin bir an önce yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda, gerek Anayasamızda gerekse yasalarımızda bugüne kadar pek çok düzenleme de yapılmıştır. Görüşmekte olduğumuz tasarıyla yapılmakta olan düzenleme de bu amacın gerçekleşmesine katkı sağlayacak bir düzenleme olarak görülmelidir.

Çağdaş demokrasilerde hukuk devleti, anayasanın açık hükümlerinden önce, hukukun bilinen ve tüm uygar ülkelerin benimseyip uyduğu ilkelere, evrensel hukukun üstün kurallarına, yasaların üzerinde, yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkelerine bağlı olan devlettir. Hukuk devleti olmanın gereklerini yerine getirmek için de buna uygun düzenlemeler yapmak zorunlu bulunmaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1 inci maddesine baktığımızda, taraf devletlerin, sözleşmede yer alan hak ve özgürlükleri, yetki alanları içindeki bireylere sağlamakla yükümlü oldukları belirtilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90 ıncı maddesinde de "usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir, bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulamaz" denilmektedir. "Kanun hükmünde" denilmekle beraber kanunların Anayasaya aykırılığı ileri sürülürken, uluslararası sözleşmelerin Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesine gidilemeyeceği öngörülmüştür. Yine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine göre, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları, ilgili devlet bakımından bağlayıcı nitelik taşımaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, sözleşmenin ihlal edilip edilmediğini saptar ve ihlal varsa, tazminata karar verir. Kararın uygulanmasının denetimi ise, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesine aittir. Ne var ki, tazminat ödenmesi bazı durumlarda yeterli olmadığından, yargılamanın iadesi bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmaktadır. Örneğin, sözleşmeye aykırılığı tespit edilen bir mahkeme kararına dayanılarak, şikâyetçinin cezasının infazının sürdürülmesi halinde, böyle bir durum söz konusu olabilir.

Bugüne kadar, birçok devlet, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ihlal kararını, yargılamanın iadesi nedeni olarak kabul etmiştir. Örneğin; Federal Almanya, 1998'de Ceza Muhakemeleri Usul Kanununun 359 uncu maddesine bu amaçla yeni bir fıkra eklemiştir. Buna göre, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bir ihlal kararı varsa ve ulusal mahkemenin hükmü bu ihlal kararına dayanıyorsa, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı, davanın yeniden görülmesi nedeni olabilir. İsviçre, 15 Şubat 1992'de, Federal Usul Yasasında yaptığı değişiklikle aynı olanağı tanımıştır. Avusturya, 1996'da, aynı yönde, Ceza Muhakemeleri Usul Kanununda değişiklik yapmıştır. Keza, Lüksemburg ve Norveç de, sözleşmeye aykırılığı tespit edilen mahkeme kararları açısından yargılamanın yenilenmesi yöntemini kabul ederek, gerekli yasal düzenlemeleri yapmıştır. Hatta, Polonya, 1998 yılının eylül ayında, Ceza Yargılaması Yasasının 540 ıncı maddesinde bir değişiklik yaparak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından adil yargılamanın ihlal edildiği yolunda bir karar verildiği takdirde, yargılamanın yenileneceğini kabul etmiştir.

Sayın milletvekilleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince verilen bir ihlal kararının, bir iadeimuhakeme nedeni olarak kabul edilmesinin aşağıdaki yararları sağlayacağı düşünülmelidir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesiyle ulusal hukuk sistemi arasındaki etkileşim artacak; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin, ulusal hukuk sisteminin bir parçası olduğu, daha belirli bir nitelik kazanacaktır. Dolayısıyla, yargı organları, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını dikkate almaya daha fazla özen göstereceklerdir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması aşamasında, Bakanlar Komitesinde karşılaşılan sorunlar büyük ölçüde sona erecektir.

Yukarıda açıkladığımız gibi, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda değişiklik yapılarak, mevcut iadei muhakeme sebeplerine, sözleşmeye aykırılığı tespit edilen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşen kararlarının da eklenmiş olması, yerinde ve isabetli bir düzenlemedir.

Yapılan düzenlemenin Anayasaya aykırı bir yönü de bulunmamaktadır; bu nedenle, Adalet Komisyonunca kabul edilen şekliyle yapılan düzenlemeyi desteklediğimizi belirtir, Yüce Meclisi, tekrar saygıyla selamlarım. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Ziya Yergök (CHP, Adana). “Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılması hak.kan.tas (s.sayısı : 36 )”. TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim tutanağı, 22 Ocak 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ziya-yergok-22-2003-01-22-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hak-kan-tas-s-sayisi-36 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
