# İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Ziya Yergök (CHP, Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim
- **Tarih:** 15 Mayıs 2003
- **Gündem:** İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ziya-yergok-22-2003-05-15-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73

> Mehmet Ziya Yergök (CHP), 15 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 1.037 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MEHMET ZİYA YERGÖK (Adana)- Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; görüşmekte olduğumuz İş Kanunu Tasarısının 104 üncü maddesiyle ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüş ve düşüncelerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; şahsım ve Grubumuz adına hepinizi saygıyla selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum.

Değerli üyeler, ben de önce bir konuya açıklık getirmek istiyorum. Her ne kadar İzmir Milletvekilimiz Ali Rıza Bodur değinmiş olsa da, bu doğruyu bir kez daha Yüce Genel Kurulun huzurunda tekrar etmekte yarar var. Adalet ve Kalkınma Partisinin en yetkili kişileri ve bu arada Sayın Bakan zaman zaman "bu tasarı bilim kurulunun tasarısıdır, hükümet tasarısı değildir" gibi bir izlenim vermektedirler. Bu, kesinlikle doğru bir yaklaşım değildir. Şimdi, önümde, daha önce Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan ve 13 maddesini görüştükten sonra Komisyonca çekilen tasarıyla ilgili yazıyı dikkatinize sunmak istiyorum:

"Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanan ve Başkanlığınıza arzı Bakanlar Kurulunca 6.3.2003 tarihinde kararlaştırılan İş Kanunu Tasarısı ile gerekçesi ilişikte gönderilmiştir.

Gereğini arz ederim.

Abdullah Gül

Başbakan"

Değerli arkadaşlar, yasa tasarıları -ki, biz Adalet Komisyonunda görev yapıyoruz- çeşitli bilim kurulları tarafından, çeşitli teknokratlar, bürokratlar tarafından hazırlanır; ama, hükümet tarafından benimsenir, Meclisi sunulursa, o, artık, hükümet tasarısıdır.

O nedenle, işveren tarafına dönüldüğünde, bu tasarıya hükümet tasarısı gibi yaklaşıp, eleştirilerin yoğunlaştığı işçi kesimi tarafına dönüldüğünde de "ne yapalım, bu, bilim kurulunun, bilim komisyonunun tasarısıdır" yaklaşımı kesinlikle doğru değildir; bunun altını bir kez daha çizmek istiyorum.

Değerli üyeler, tasarının 104 üncü maddesinde, işin düzenlenmesine ilişkin hükümlere aykırılık halinde uygulanacak cezalar belirlenmiştir. Ceza yaptırımı öngörülen hükümler, tasarının çalışma süresini düzenleyen 63 üncü maddesi, telafi çalışmasıyla ilgili 64 üncü maddesi, kısa çalışma ve kısa çalışma ödeneğiyle ilgili 65 inci maddesi, ara dinlenmeyle ilgili 68 inci maddesi, gece süresi ve gece çalışmalarıyla ilgili 69 uncu maddesi, çocukları çalıştırma yasağıyla ilgili 71 inci maddesi, yer ve sualtında çalıştırmayla ilgili 72 nci maddesi, gece çalıştırma yasağıyla ilgili 73 üncü maddesi, analık halinde çalıştırmayla ilgili 74 üncü maddesi, işçi özlük dosyası tutulmasıyla zorunluluğuyla ilgili 75 inci maddesi ve yönetmeliklerle ilgili 76 ncı maddesidir.

Bu maddelerden 64 üncü ve 65 inci maddelerde öngörülen hükümlere aykırı davranan işveren veya işveren vekiline bu durumda olan her işçi için 100 000 000 lira para cezası verileceği belirtilirken, yukarıda sayılan diğer madde hükümlerine uymayan işveren veya işveren vekiline 500 000 000 lira para cezası verileceği belirtilmiştir.

Ne yazık ki, tasarının 104 üncü maddesinde de, çalışanlar aleyhine ve işveren lehine yeni bir düzenlemeye gidilmiştir. Daha önce Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan ve Genel Kurulda 13 üncü maddesine kadar görüşülen tasarının 104 üncü maddesinde para cezası 1 milyar olarak belirtilmiş olmasına rağmen, tasarının komisyonca geri çekilmesinden sonra yapılan düzenlemede para cezası 500 000 000 liraya düşürülmüştür.

Değerli üyeler, bilim komisyonunun hazırladığı metinde aynı hüküm 108 inci maddede düzenlenmiştir ve burada da 1 milyar olduğunu dikkatinize sunmak istiyorum. Bu 500 000 000 lira para cezası yetersiz olup, işveren yönünden hiçbir caydırıcılığı söz konusu olmayacaktır. Aksine, maddede belirtilen yasaklara uymama konusunda işvereni teşvik edecektir. Özellikle, kötü niyetli işveren elinde bu durumun, çalışanlar aleyhinde çok kötüye kullanılacağı açıktır. Söz konusu yasakların ihlali durumunda bu madde uyarınca verilecek cezanın artırılması gerekmektedir. Bu yönde vereceğimiz önergenin sayın milletvekilleri tarafından desteklenmesini bekliyoruz.

Değerli milletvekilleri, İş Güvencesi Kanununa tepki olarak çıkarılmak istenen bu İş Kanunu Tasarısı, başta esnek çalışma olmak kaydıyla, ödünç işçilik, iş sözleşmesinin devri, telafi çalışması, çağrı üzerine çalışma, özel istihdam büroları, kısmî süreli iş sözleşmeleri gibi yeni kavram ve düzenlemelerle çalışanların ve işçi sendikalarının haklı tepkisini çektiği halde, bu da yetmezmiş gibi, tasarının Genel Kuruldaki görüşmelerinde Adalet ve Kalkınma Partili üyelerin verdiği önergelerle işçi haklarını daha geriye götürerek, iş güvencesi kapsamı daraltılmış, İş Güvencesi Yasasının içi boşaltılmış, işçiye ödenecek tazminat miktarı düşürülmüştür. Esneklik içeren bu tasarının yasalaşması, iş güvencesinin uygulanmasını ortadan kaldıracak, sosyal güvenlik sisteminin sorunlarını ağırlaştıracak, kayıtdışı ekonomiyi daha da büyüterek sosyal korunma dışında kalanların sayısını artıracaktır. Bu haliyle görüşmekte olduğumuz yasa, iş barışına da iç barışa da katkı sağlamayacak, aksine, toplumsal gerginliği artıracaktır.

Söz konusu tasarı, sosyal devlet ilkesine de sosyal adalet anlayışına da aykırı bir düzenlemedir.

Anayasamız, 2 nci maddesinde, sosyal bir hukuk devletinden söz ediyor. Sosyal devlet, vatandaşlarının sosyal durumlarıyla, refahlarıyla ilgilenen ve sosyal güvenlik yasaları, iş yasaları ve başka önlemler yoluyla, vatandaşlarına asgarî bir yaşam düzeyi sağlayan bir devlettir. Devletin sosyal devlet olma derecesini Anayasadaki ekonomik ve sosyal hakların gerçekleştirilme derecesi belirler.

Sosyal devlet, bir toplumlumdaki güçsüzlerin ezilmesini önlemek, toplumda eşitsizlikler ve dengesizlikler yaratılmasını engellemek, ulusal gelirin adalete uygun biçimde dağıtılmasını sağlamak amacı güdüyor ve bunun için gerekli kurumları gerçekleştiriyor ve oluşturuyorsa sosyal devlettir. Yoksa, sosyal devlet, tek yanlı iyiniyet belirtileriyle yukarıdan aşağıya lütuf dağıtan tutumlarıyla bir sosyal devlet değil, bir sadaka devleti olur. Türkiye'nin emek kesimi, çalışan kesimi, sadaka devleti değil, sosyal devleti arıyor ve sosyal devleti özlüyor.

Devletin sosyal devlet olması, güçsüzlerin gücünü devlet yapısında hissettirecek kurumların, mekanizmaların ve yolların var olmasına bağlıdır.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşan gerek sendika kökenli milletvekillerimiz gerek hukukçu milletvekillerimiz gerekse diğer sözcülerimiz, görüşülmekte olan bu tasarının sosyal devlet ilkesine, sosyal adalet ilkesine, hukuk devleti ilkesine ve Anayasaya aykırı olduğunu, bu haliyle yasalaşması durumunda Anayasa Mahkemesince iptal edilebileceğini ve harcanan bütün mesainin boşa gideceğini ve bu nedenle uyarıların dikkate alınmasını istediklerinde, kızıyorsunuz ve tepki gösteriyorsunuz. Aksine, kızacak ve tepki gösterecek yere, bu haklı ve yerinde uyarılara kulak vermeniz, bu uyarılardan yararlanmanız gerekir. Nitekim, Anayasa Mahkemesi, 1961 Anayasası döneminde, 1972 yılında verdiği bir kararda "Anayasanın 2 nci maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir. Toplumsal devlet, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği ve dolayısıyla toplumsal dengeyi sağlamakla yükümlü olan devlettir. Genellikle toplum yaşamında ve özellikle sanayi toplumu olmuş ya da olma yoluna girmiş toplumların yaşamında işverenler güçlü, işçiler ise güçsüz sayılır" demiştir. Bu değerlendirme, Anayasa Mahkemesinin değerlendirmesidir. Bu değerlendirmeyi mutlaka dikkate almak gerekir diye düşünüyorum.

Değerli üyeler, bir devlette güçsüzlerin örgütlenip ağırlık koyabilmeleri için yalnız siyasal mekanizmalar yetmez, çalışma yaşamına ilişkin yasaların da bu ağırlığın özgürce ve serbestçe konulmasına imkân sağlayacak biçimde düzenlenmesi gerekir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Yergök.

MEHMET ZİYA YERGÖK (Devamla) - Sosyal devlet ilkesinin gerçekleşmesi bakımından atılabilecek en değerli ve en gerçekçi adım budur. Aksi halde, bu tasarının yasalaşması durumunda, sosyal devlet, hoş, ama, boş bir kavram olarak kalacak ve Anayasanın "sosyal devlet" ilkesi zedelenmiş olacak, Anayasaya aykırılık doğacaktır.

Açıkladığımız nedenlerle, tasarının, belirtilen sakıncalarının giderilmesi için geri çekilmesinin uygun olacağını belirtir, Yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Ziya Yergök (CHP, Adana). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim tutanağı, 15 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ziya-yergok-22-2003-05-15-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
