# Yasama dokunulmazlığı konusunda

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Ziya Yergök (CHP, Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim
- **Tarih:** 17 Haziran 2003
- **Gündem:** YASAMA DOKUNULMAZLIĞI KONUSUNDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ziya-yergok-22-2003-06-17-yasama-dokunulmazligi-konusunda

> Mehmet Ziya Yergök (CHP), 17 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YASAMA DOKUNULMAZLIĞI KONUSUNDA); konuşma 1.380 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MEHMET ZİYA YERGÖK (Adana) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; Ankara Milletvekili Sayın Yakup Kepenek ve 44 milletvekilinin, yasama dokunulmazlığı konusunda, Anayasanın 98, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüş ve düşüncelerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, yasama sorumsuzluğu ve yasama dokunulmazlığı, Anayasamızın 83 üncü maddesinde "Yasama dokunulmazlığı" başlığı altında düzenlenmiştir. Milletvekili dokunulmazlığının sınırlanması ve makul sınırlara çekilmesi konusu, son yıllarda toplumsal bir talep haline gelmiştir. Bunda, milletvekillerinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasıyla ilgili taleplerin Meclisce yıllarca karara bağlanmamış olması, kamuoyunu sarsan ve ülke ekonomisini çökerten büyük yolsuzluk olaylarının siyasî iradeden güç aldığı inancı, dokunulmazlığın, adaletin işleyişini engelleyen, yargının önünü tıkayan bir ayrıcalığa dönüştüğü düşüncesinin toplumda yerleşmiş olması etkili olmuştur. Bu durumda, diğer ülkelerdeki sınırlamalar da gözönüne alınarak, milletvekillerinin yasama çalışmalarına engel olmayacak biçimde dokunulmazlığın sınırlandırılması kaçınılmaz hale gelmiştir.

Bugün, yasama dokunulmazlığının sınırlandırılması noktasında toplumsal bir mutabakat olduğunu söyleyebiliriz. Nitekim, Türkiye Barolar Birliği ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği gibi sivil toplum kuruluşlarınca da konuyla ilgili öneriler geliştirilmiş ve ayrıca, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 20 nci ve 21 inci Dönemlerinde aynı doğrultuda kanun teklifleri hazırlanmıştır; ancak, geçtiğimiz yasama dönemlerinde, milletvekillerinin, dokunulmazlığın sınırlandırılmasıyla ilgili düzenlemelere destek vermedikleri görülmektedir. Nitekim, 20 nci Dönemin ikinci yasama yılında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının yasama dokunulmazlığını düzenleyen 83 üncü maddesinin değiştirilmesine dair, Meclis Başkanının ve Parlamentodaki siyasî parti genel başkanları ile 292 milletvekilinin imzasını taşıyan ve yasama sorumsuzluğunun kapsamını genişletirken, Anayasanın 76 ncı maddesinde öngörülen milletvekili seçilmeye engel suçları dokunulmazlık kapsamı dışına çıkararak yasama dokunulmazlığı kapsamını nispeten daraltan kanun teklifi, 22.3.1999 tarihinde yapılan gizli oylamada yeterli oyu alamayarak reddedilmiştir.

Yine, 21 inci Dönemin üçüncü yasama yılında, Başbakan ve koalisyonu oluşturan siyasî parti genel başkanları ile 288 milletvekili tarafından verilen Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi de, yine aynı şekilde, 3.10.2001 tarihli birleşimde Anayasada belirlenen çoğunlukta oy alamadığı için yasalaşmamıştır; ancak, yasama dokunulmazlığının sınırlandırılmasına karşı bu direniş, Meclisin ve milletvekillerinin saygınlığına ağır bir darbe indirmiştir. Nitekim, bu durum, 3 Kasım seçim sonuçlarına da yansımış olup, 3 Kasım 2002 tarihinde yapılan seçimden önce, topluma yasama dokunulmazlığının sınırlanması taahhüdünde bulunan iki parti, Cumhuriyet Halk Partisi ile Adalet ve Kalkınma Partisi, Meclise girebilmiştir.

Yüce Meclisin ve milletvekillerinin saygınlığının korunması, temiz toplum özlemine dayalı değerlere uyulması ve yolsuzlukla mücadelede kararlılık ortaya konulması, yargının önünün açılarak bu mücadeleye güç verilmesi için, yasama dokunulmazlığının mutlaka sınırlandırılması gerekmektedir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinde, yeni yasama dönemi başlar başlamaz bu konunun ele alınması ve ilk anayasa değişikliğinin yasama dokunulmazlığının sınırlandırılması konusunda yapılması, kuşkusuz, daha şık ve doğru bir adım olacaktı; ne yazık ki, bu adım atılamamıştır. Cumhuriyet Halk Partisinin, tutarlı bir politika ortaya koyarak, dokunulmazlığın sınırlandırılması konusunu seçimden sonra da aynı kararlılıkla gündemde tutmasına ve talep etmesine karşın, Adalet ve Kalkınma Partisinin "dokunulmazlık konusu ilk bir yıl gündemimizde yoktur" gibi açıklamalarla duraksama geçirmesi ve yeteri kadar istekli görünmemesi, konunun bugüne kadar ele alınmasına imkân vermemiştir. Ancak, bir süredir yoğun bir gündemle görev yapmakta olan Meclis Yolsuzlukları Araştırma Komisyonunun çalışmalarının ulaştığı aşama, yolsuzlukların, bürokrasiyle işbirliğine girilmeden, siyasî iradeden destek alınmadan yapılamayacağı gerçeğini bir kez daha bütün çıplaklığıyla gözler önüne sermiş ve milletvekili dokunulmazlığının sınırlandırılması konusu, yeniden gündeme gelmiştir. Meclis Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu Başkanının dün kamuoyuna yansıyan açıklamaları da, bu durumu teyit etmektedir. Bugüne kadar konuyu ağırdan alan ve sürekli erteleyen Adalet ve Kalkınma Partisini de, gelinen noktada, olumlu bir tutum içinde görmekten memnun olduğumuzu ifade etmek isterim.

Yasama sorumsuzluğu ve yasama dokunulmazlığı iki ayrı kavram olmasına karşın, bizim Anayasamızda, aynı madde metninde düzenlenmiştir. "Kürsü dokunulmazlığı" olarak da nitelendirebileceğimiz yasama sorumsuzluğu, milletvekillerinin, yasama çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden ötürü sorumlu tutulmamasıdır. Görevin gereği olan ve milletvekilinin, her türlü korku ve baskıdan uzak olarak, siyasal görüş ve düşüncelerini yasama çalışmasına taşımasını amaçlayan bu kural, Anayasamızın 83 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer almaktadır. Yasama sorumsuzluğu, ifade özgürlüğüne ilişkin olduğu için, özgürlükler hukukunun temel konusunu oluşturmaktadır. İfade özgürlüğü, genel olarak, kullanım alanı geniş, sınırlanması ise, ancak, istisnaî olarak mümkün olan bir insan hakkıdır. Bu özgürlüğün, milletvekillerince serbestçe kullanılabilmesi, demokratik rejimin ve temsilî demokrasinin gereğidir.

Asıl tartışma konusu, yasama dokunulmazlığıyla ilgilidir. Yasama dokunulmazlığı, seçimden önce veya seçimden sonra bir suç işleyen milletvekili hakkında kovuşturma yapılamamasıdır. Meclisin izni olmadıkça, tutma, tutuklama, sorgulama ve yargılama yasağını kapsayan bu dokunulmazlığın, siyasal görevin gerekliliğini aşarak, bir kişisel ayrıcalığa dönüştüğü ileri sürülmekte ve haklı olarak eleştirilmektedir.

Değerli milletvekilleri, yasama dokunulmazlığı, suç ve cezalara ilişkin olup, daha çok, ceza hukuku alanına giren bir konudur. Bu nedenle, yasama sorumsuzluğunun tersine, dokunulmazlık alanı istisnaîdir. Burada, esas olan, milletvekilinin fizikî özgürlüğünü güvence altına almak ve onu, yasama çalışmalarına katılmaktan alıkoyacak tehditlere karşı koruma altına almaktır. Bu nedenle, yasama dokunulmazlığını düzenlerken, gözaltına alınma ve tutuklama ile sorgulanma ve yargılanma birbirinden ayrı tutulmalıdır. Bir suç işlenmesi durumunda, yargı süreci mutlaka işlemelidir; ancak, ağır cezayı gerektiren suçüstü durumu dışında kesinlikle tutulma ve tutuklanma olmamalıdır. Özetle, gerekli düzenleme yapılarak, milletvekillerinin fizikî özgürlüklerinden alıkonulması engellenerek, yasama dokunulmazlığını daha çok fizikî özgürlükle sınırlı tutan Avrupa ülkeleriyle paralellik sağlanmalıdır. Mevcut düzenlemede olduğu gibi, bu amacı aşan yasama dokunulmazlıklarının tamamı yersiz, dokunulmazlık gerekçesine ve adalete aykırıdır. Aksi halde, yasama ve yürütmeye görev gereği tanınan özgürlüklerin bir başka anayasal işlevin; yani, yargının yürümesini engellemesi, üç erk arasındaki işbölümüne dayalı dengeyi de sarsmaktadır.

Bugün, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, İrlanda, Kanada ve Avustralya'da yasama dokunulmazlığı cezaî alanda geçerli değildir, sadece hukukî alanda geçerlidir. Parlamento üyeleri diğer vatandaşlar gibi suçlarından dolayı tutuklanabilir ve yargılanabilir. Ayrıca Hollanda ve Yeni Zelanda'da yasama dokunulmazlığı bulunmamaktadır.

Hindistan, Mısır, Meksika ve Bulgaristan Anayasalarında yasama dokunulmazlığı, tarihî gerekçeye uygun bir şekilde, mecliste ileri sürülen düşünceler ile kullanılan oyların suç sayılamayacağıyla sınırlıdır.

Almanya, Avusturya, Belçika, Danimarka, Finlandiya, Fransa, İspanya, İsrail, İsveç, İsviçre, İtalya, İzlanda, Japonya, Lüksemburg, Norveç, Portekiz, Yunanistan'da yasama dokunulmazlığı cezaî alanda da geçerlidir. Bu ülkelerde yasama dokunulmazlığı parlamento tarafından kaldırılabilir niteliktedir. Yine bu ülkelerin çoğunda, parlamento üyesi hakkında soruşturma açılabilir, dava açılabilir ve parlamento üyesi tanık olarak dinlenebilir.

Yasama dokunulmazlığı bu ülkelerde parlamento üyesine, gözaltına alınmama ve tutuklanmama gibi güvenceler sağlar. Avrupa Birliği üyesi ülkelerin bir kısmında, ki burada Fransa ve İtalya'yı sayabiliriz, 1990'lardan itibaren yasama dokunulmazlığının kapsamı, üyeler hakkında adlî kovuşturma yapılabilmesi için, parlamentonun öniznini bir şart olmaktan çıkaracak biçimde daraltılmıştır.

Yine Avusturya Anayasasına göre, üyelerin siyasî faaliyetleriyle açıkça ilişkili olmayan suçlar dokunulmazlık kapsamında değildir, Parlamento, dokunulmazlığın kaldırılmasıyla ilgili izin talebini sekiz hafta içinde karara bağlamazsa, gerekli iznin verildiği varsayılmaktadır. Yunan Anayasasına göre de, bir üyenin dokunulmazlığının kaldırılmasının, savcı tarafından Parlamento Başkanından istenmesinden sonra, üç ay içinde bu konuda bir karar verilmemişse, yasama dokunulmazlığının kalktığı varsayılır. İsveç'te, Parlamento üyesinin suçunu itiraf etmesi durumunda veya suç için öngörülen ceza asgarî iki yıl ise, gözaltına alma ve tutuklama işlemi uygulanır. Finlandiya Anayasasına göre, Parlamento üyesinin altı aydan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçu işlediğine ilişkin esaslı sebepler varsa, yasama dokunulmazlığından yararlanamaz. Fransa'da, 1995 Anayasa değişikliğinden sonra, parlamento üyeleri hakkında soruşturma açılabilecek, evinde arama yapılabilecek, parlamento üyesi yargılanabilecek; ancak, parlamento üyesi hakkında tutuklama ve hürriyetten mahrum edici veya hürriyeti sınırlayıcı diğer bütün tedbirler, Parlamentonun izni olmadıkça uygulanmayacaktır.

Anayasamızın 83 üncü maddesindeki düzenlemeyle, sorgulama ve yargılama yasağını da kapsayan dokunulmazlığın, temiz siyaset özlemiyle çeliştiği ortadadır.

Günümüzde, toplumların, siyasal, toplumsal, kültürel ve ekonomik bunalımlara düşmesinde yolsuzlukların büyük payı bulunmaktadır. Ülkemizde, bürokrasiyle işbirliği yapmadan ve siyasetten himaye görmeden yolsuzluk yapılamayacağı gerçeği artık ortaya çıkmıştır. Yolsuzlukların örgütlü ve yaygın hale gelmesiyle, siyasetin de işin içine alınması kaçınılmaz olmaktadır. Yolsuzluk ekonomisinin büyüdüğü bir ortamda, birilerinin, yargı önüne çıkmaktan muaf tutulması, ister istemez, toplumda tepki çekmektedir.

Değerli milletvekilleri, yoksulluk ve yolsuzlukla mücadele isteyen ve bunun için bizlere oy veren milyonlar adına, artık, harekete geçme zamanı gelmiştir. Yüce Meclisin siz değerli üyeleri, Anayasanın 83 üncü ve 100 üncü maddelerinin derhal değiştirilmesine öncülük ederek, milletvekili dokunulmazlığının adi suçlara kalkan olmasını önlemelidir; dokunulmazlığı, düşünce ve ifade özgürlüğüyle sınırlandırmalıdır; görevlerinde suç işleyen bakanların yargı önünde hesap verebilmelerinin önünü açmalıdır.

Adalet ve Kalkınma Partili ve Cumhuriyet Halk Partili tüm milletvekilleri, halkımıza, dokunulmazlıkların sınırlandırılması sözünü vererek Yüce Meclise seçildik ve yemin ederek göreve başladık. Sözümüzün ve yeminimizin gereğini mutlaka yerine getirmek durumundayız.

Yasama dokunulmazlığının sınırlandırılması, hukuk devletine ve siyaset kurumuna olan güveni artıracaktır. Bu nedenle, Cumhuriyet Halk Partisinin ısrarla savunduğu yasama dokunulmazlığının sınırlandırılması konusu, 22 nci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisinin artık ertelenemez görevidir. Bu görevin, tüm milletvekili arkadaşlarımızca, artık duraksamadan yerine getirileceğine olan inancımı ifade ediyor ve görüşmekte olduğumuz yasama dokunulmazlığı konusunda Meclis araştırması açılmasıyla ilgili önergeyi desteklediğimizi belirtiyor ve bu Meclis araştırmasının kısa sürede sonuçlandırılmasını diliyor, Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Ziya Yergök (CHP, Adana). “Yasama dokunulmazlığı konusunda”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 17 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ziya-yergok-22-2003-06-17-yasama-dokunulmazligi-konusunda (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
