# Hakimler ve savcılar kanununda değ.yap.hk kan tas.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Ziya Yergök (CHP, Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim
- **Tarih:** 18 Mayıs 2004
- **Gündem:** HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNUNDA DEĞ.YAP.HK KAN TAS.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ziya-yergok-22-2004-05-18-hakimler-ve-savcilar-kanununda-deg-yap-hk-kan-tas

> Mehmet Ziya Yergök (CHP), 18 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNUNDA DEĞ.YAP.HK KAN TAS.); konuşma 820 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MEHMET ZİYA YERGÖK (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hâkimler ve Savcılar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 1 inci maddesi hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlayarak sözlerime başlıyorum.

Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarı, yargının ve yargı mensuplarının, hızlı nüfus artışı, yoğun iş yükü ve çalışma koşullarının olumsuzluğundan kaynaklanan sorunlarını çözme konusunda, ne yazık ki, bugüne kadar güçlü bir irade ortaya koyamamıştır. Bu nedenle de, adalet mekanizması, bugün, çağdaş ve demokratik bir toplumun hizmet beklentilerinin gerisinde kalmıştır.

Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarının yargıya dönük bu olumsuz yaklaşımı Adalet Bakanlığı bütçelerine de yansımış, hem 2003 hem de 2004 yılında Bakanlığın genel bütçedeki payı yüzde 1'in altında gerçekleşmiştir. Ne yazık ki, İktidar Partisi sözcülerinin bu konudaki söylemleri ile uygulamaları birbiriyle örtüşmemektedir. 2002 malî yılı bütçesi üzerinde konuşan AKP sözcülerinden biri, açıkça şunu söylüyordu: "Bir ülkenin hukuk devleti olup olmadığının bir turnusol kâğıdı vardır; o da, Adalet Bakanlığına bütçeden ayrılan paydır. Bir ülkede Adalet Bakanlığına bütçeden yüzde 1'in altında pay ayrılıyorsa, o devlet, hukuk devleti değildir" demiştir. Yine, Adalet ve Kalkınma Partisinin bir diğer sözcüsü ise "adaletten tasarruf edemezsiniz; adaletten tasarruf demek, hırsıza, soyguncuya doğrudan yardım etmek demektir; bu tasarruf nedeniyle, bu düşüncede olanları ayıplıyorum" demiştir; ancak, eylem ile söylem hiçbir zaman birbirini tutmamış ve iki dönemde, AKP'nin büyük bir çoğunlukla İktidarda olduğu dönemde gelen iki bütçede de, Adalet Bakanlığının bütçedeki payı yüzde 1'in altında gerçekleşmiştir.

Bu konuda kamuoyuna dönük konuşmalarında en çok esip yağan, gürleyip kükreyenlerden biri de, ne yazık ki, Sayın Adalet Bakanı. Sayın Bakan birçok konuşmasında, adalete ayrılan payın yüzde 1'in altında tutulmasını utanç verici olarak niteliyor, acı itiraflarda bulunuyor, adliyenin ve yargı mensuplarının içinde bulunduğu sefalete isyan ettiğini söylüyor ve bu koşullarda, ülkemizin hukuk devleti olduğuna inandırmak için bin şahit gerektiğini haykırıyor; ancak, bu nasıl İktidarsa, bu nasıl samimiyetse, bu nasıl anlayışsa, yargıyla ilgili acı gerçek değişmiyor, yargının ve yargı mensuplarının sorunları katlanarak devam ediyor ve hükümet, hâkim ve savcılara 80 000 000 ile 100 000 000 lira arasında, gülünç bir artış öngören bir yasa tasarısını "iyileştirme" adı altında Meclise sunabiliyor ve bu tasarının altında, doğal olarak, Sayın Adalet Bakanının da imzası bulunuyor.

Bu tasarının genel gerekçesinde de, Anayasanın "Ücrette adalet sağlanması" başlıklı 55 inci maddesine vurgu yapılıyor. Bu maddede "devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımdan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır" denilmektedir. Hükümetin sevk ettiği tasarıdaki bu komik artış oranının, Anayasanın 55 inci maddesine ne kadar uygun düştüğünün takdirini Yüce Genel Kurula ve saygıdeğer kamuoyuna bırakıyorum.

Ne yazık ki, adalet hizmetlerini yalnız tüketici bir hizmet sektörü olarak gören, yargının yerini ve önemini kavramayan, yargının güçlü, etkin, yansız ve bağımsız olmasından korkan anlayış, bugünkü iktidara da egemen olmuştur; ancak, unutulmasın ki, bağımsız yargı ve güvenceli yargıç, hukuk devleti olmanın vazgeçilmez koşuludur.

Özellikle son yıllardaki fiyat artışlarıyla tüm kamu personelinin hayat standartları, kuşkusuz, olumsuz yönde etkilenmiştir. Öğretmenin de, polis memurunun da, vergi memurunun da, kaymakamın da, tüm kamu personelinin özlük haklarında iyileştirme gerektiği ortadadır; ancak, kabul edelim ki, yargıç, millet adına karar vermekte ve bu nedenle, hiçbir kamu görevlisinde olmayan bir sorumluluğu taşımaktadır. Bu nedenle, yargıcı herhangi bir devlet memuru, sıradan bir meslek memuru olarak gören anlayışı süratle terk etmeliyiz. Yargıcına, savcısına yoksulluk sınırının altında, yardımcı adalet personeline açlık sınırının altında aylık veren bir devletin hukuk devleti olduğuna kimseyi inandıramazsınız.

Bugün, yargıçlarımız ve savcılarımız, sınırlı olanaklara karşın, sınırsız bir özveriyle görev yapmaktadırlar. Çalışma koşulları olumsuz, iş yükü ise çok ağırdır. Bugün Almanya'da yargıç ve savcı sayısı bizim 3 katımız; bizde 9 000, onlarda ise 27 000; ancak, dosya sayısına baktığımız zaman, bizdeki dosya sayısının üçte 1'inden de az. Yargıtaya bugün bir yılda gelen dosya sayısı 500 000'dir. Diğer yüksek mahkemelerimiz, Danıştay, Anayasa Mahkemesi de, ağır iş yükü altında bulunmaktadır.

Sayın Başbakan, gittiği, gezdiği ülkelerde "sizde başbakanın maaşı kaç lira" diye soracağına "sizde hâkim ve savcının maaşı kaç lira" diye sorsaydı, inanıyorum, böylesine komik bir artış öngören tasarıyı Meclise sevk etmez, böyle bir tasarının altına imza atmazdı.

Plan ve Bütçe Komisyonunda yapılan iyileştirme de yetersizdir. Nitekim, Plan ve Bütçe Komisyonunun Cumhuriyet Halk Partili üyeleri de ayrışık oy yazılarında bu durumu dile getirmişlerdir. İnanıyorum ki, hâkim ve savcı aylıklarındaki artışlarda makul artış öngören değişiklik önergemiz Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunca da desteklenir ve bundan böyle, yurt dışında eğitim için vize isteyen hâkim ve savcı çocuklarının bu talepleri "ailenin gelir düzeyi düşük" diye reddedilmez.

Değerli üyeler, gerçekten de utanç verici bir durum. 5 Nisan 2004 tarihli Sabah Gazetesindeki "Vize İsteğine Utandıran Ret" başlıklı haberi dikkatinize sunmak istiyorum:

"İngiliz Konsolosluğu, yargıç anne ile savcı babanın oğluna 'sizin ailenin maaşı bizim kapıcıdan az' diye vize vermedi. Genç A.G. yabancı dilini ilerletebilmek amacıyla İngiltere'de kursa gitmek istedi. Altı aylık vize için İngiltere'nin İstanbul Başkonsolosluğuna belgelerle başvurdu. Görevli, anne ve babasının maaşlarını görünce 'vize veremem' deyip ekledi: 'Bu maaşlar yoksulluk sınırının altında; ailen bu gelirle eğitimini karşılayamaz.'"

Değerli arkadaşlar, bu utanç verici tabloyu değiştirmek için Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun verdiği önergeyi desteklemenizi diliyor, Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Ziya Yergök (CHP, Adana). “Hakimler ve savcılar kanununda değ.yap.hk kan tas”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 18 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ziya-yergok-22-2004-05-18-hakimler-ve-savcilar-kanununda-deg-yap-hk-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
