# 2005 mali yılı bütçe kan.tas. (5 inci tur görüşmelerinde ) gençlik ve spor genel müdürlüğü,vakıflar genel müdürlüğü,danıştay başkanlığı

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Ziya Yergök (CHP, Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim
- **Tarih:** 22 Aralık 2004
- **Gündem:** 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS. (5 İNCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) GENÇLİK VE SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ,VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ,DANIŞTAY BAŞKANLIĞI
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ziya-yergok-22-2004-12-22-2005-mali-yili-butce-kan-tas-5-inci-tur-gorusmelerinde-genclik-ve

> Mehmet Ziya Yergök (CHP), 22 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS. (5 İNCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) GENÇLİK VE SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ,VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ,DANIŞTAY BAŞKANLIĞI); konuşma 1.204 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MEHMET ZİYA YERGÖK (Adana) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; Danıştay bütçesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüş ve düşüncelerini açıklamak üzere, söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlayarak sözlerime başlıyorum.

Anayasamızın 155 inci maddesi ile 2575 sayılı Danıştay Yasasında belirtildiği gibi yargı görevinin yanı sıra danışma ve inceleme görevini de yerine getirmekte olan Danıştay, cumhuriyetimizin, laik ve demokratik hukuk devletimizin en temel, en saygın kurumlarından biridir. Toplumumuzun demokratik açılımında çağdaş ve uygar toplumlar düzeyine ulaşmasında önemli görevler üstlenmiş, bunu da yüzotuzaltı yıllık tarihi süresince onurla ve başarıyla yerine getirmiştir.

Bugün, kamu yararı ile vatandaşların hak ve özgürlüklerinin dengeli biçimde korunmasında idarî mahkemeler ile Danıştayın yapmakta olduğu görevin önemi ve değeri her türlü takdirin üstündedir. Danıştay, ülkemizde hukuk devleti ilkesinin gerçekleşmesi ve böylece, hukukun üstünlüğü kavramının yerleşmesinde, kararlarıyla çok önemli katkılar yapmıştır.

İdarî yargı, devleti oluşturan erklerden yürütme ve onu bütünleyen eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunu denetler, devlet yönetiminin hukuk içinde kalmasını sağlar. Ülkeyi yönetenler böyle bir denetimin bulunduğunu bilerek hukuka uygun hareket ederlerse, vatandaşlar da hak ve özgürlüklerinin güvencede olduğu inancı içinde yaşarlar. Bir demokrasi ve hukuk toplumunda, bir hukuk devletinde olması gereken de budur. Hukuk devletinin en önemli unsuru, yasama ve yürütme organları işlemlerinin bağımsız yargı tarafından denetlenebilmesidir. Çünkü, üstün ve geniş yetkilerle donatılmış olan güçlü yasama ve yürütme karşısında bireylerin ve toplulukların temel hak ve özgürlüklerini gerçekleştirmek ve korumak, ancak genel ve yetkili bir yargı denetiminin varlığıyla mümkündür.

Bilinmelidir ki, yasama ve yürütme organları işlemlerinin hukuka uygunlukları yargı tarafından onaylandığı oranda güvenirlik kazanırlar. Bu nedenle, iktidar çevrelerinin bu yargısal denetimden zaman zaman yakınmaları, hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmayacak bir tutumdur.

İdarenin yargısal denetimiyle ilgili en temel ilkeyi düzenleyen Anayasanın 125 inci maddesinde "idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır" denilmesine rağmen, aynı maddenin değişik fıkralarında bu temel ilkeye sınırlamalar getirilerek idarî yargının yargısal denetimi önemli ölçüde kısıtlanmıştır. Bu durum, hukuk devleti ilkesini zedelemektedir.

Bugün de örneklerini sıklıkla gördüğümüz gibi, devlet, kendi koyduğu kurallara zaman zaman uymamakta, bazen yürütmeyi durdurma kararlarını, hatta kesinleşmiş yargı kararlarını bile uygulamaktan kaçınmaktadır. Böyle bir durum, devletin hukuk devleti niteliğiyle asla bağdaşmayacak bir durumdur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; toplumlar, yüzyıllar süren çetin ve zorlu mücadeleler sonunda, egemenliği oluşturan yasama, yürütme ve yargı erklerini birbirinden ayırarak ve kurumsallaştırarak, demokratik yönetimleri gerçekleştirmiştir. Son genel seçimlerde oluşan parlamento yapısında, parlamento ve hükümet işleyişine baktığımızda, hükümetin açık üstünlüğünü, neredeyse hem yasama görevini hem de yürütme görevini birlikte götürdüğünü görüyoruz. Parlamenter sistemin özüne aykırı olan ve siyasetbilimcilerince "başbakancı yönetim" olarak adlandırılan bu durum, demokrasi açısından kabul edilemez. Ancak, asıl üzücü olan, iktidar çevrelerinin bu sakıncalı durumla da yetinmeyerek ve başkanlık sistemi tartışmalarını açarak, başbakanlık ile cumhurbaşkanlığı görevlerini tek elde toplama niyetlerini ortaya koymuş olmalarıdır. Bunu, şahsî ve keyfî yönetim arzularının yeni bir aşaması olarak görüyor ve bu yaklaşımı son derece sakıncalı buluyoruz. Hiç kimse, Siyasî Partiler Yasasındaki eksiklikler, Seçim Yasasındaki yetersizlikler nedeniyle parlamenter sistemin iyi işletilmemesinin faturasını yine parlamenter sisteme çıkarmamalıdır.

İktidar Partisinin şahsî, keyfî, partizan yönetim anlayışı ve kadrolaşma çabaları, bugün, idarî mahkemelere ve Danıştaya işyükü olarak yansımaktadır. Kamu çalışanlarının hukukî durumlarını belirleyen yasal düzenlemelerde kariyer ve liyakat ilkeleri esastır. İşe alınmada olduğu gibi meslek içinde ilerleme, yükselme ve görevin sona erdirilmesinde de ehliyet ve başarının, kamu yararının ve hizmette yararlılık ilkesinin esas alınması öngörülmüştür; ancak, ülkemizdeki iktidar değişikliklerinde üst düzey devlet memurları ve kamu görevlileri görevlerinden alınmakta, yerlerine, iktidar partisiyle daha uyumlu çalışacaklarına inanılan, yandaş olduğu düşünülen kişiler atanmaktadır. Görevlerinden alınanlar ise, pasif görevlere atanarak, hizmet yönünden etkisiz ve işlevsiz hale getirilmektedir. AKP İktidarı döneminde de üst düzey kamu görevlileriyle başlayan bu haksız, hukuksuz ve yanlış uygulama, giderek daha alt görevlere inmiş bulunmaktadır. Bu durumda, görevden alınanlar, görev yeri değiştirilenler, haklı olarak idarî yargıya gitmekte, iktidarın bu uygulamaları nedeniyle idarî yargının işyükü sürekli artmaktadır. Bugün Danıştayda idarî ve dava dairelerindeki dosya sayısı 80 000'e ulaşmıştır. Dairelerin yılda 60 000 dosyayı karara çıkardığı gözönüne alındığında, bu ağır işyükünün altından kalkmak için büyük bir özveriyle çalışıldığı ortaya çıkmaktadır.

Bölge idare mahkemeleri ve idare mahkemeleri de ağır işyüküyle karşı karşıyadır. Son yasal düzenlemeyle idarî para cezalarıyla ilgili itirazlara bakma görevlerinin bu mahkemelere verilmesi, buraları da tıkamaya başlamıştır. Bu mahkemelerde de, Danıştayda olduğu gibi çalışma koşullarının olumsuzluğundan, işyükünün ağırlığından, hizmet binalarının yetersizliğinden, hâkim ve personel eksikliğinden kaynaklanan önemli sorunlar çözüm beklemektedir.

Değerli milletvekilleri, bugün görüşmekte olduğumuz 2005 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarısıyla, Danıştay bütçesi için, toplam 19 751 200 Yeni Türk Lirası ödenek konulması teklif edilmiştir. Her ne kadar, bu ödenek, bir önceki yıl ödeneğine göre bir artışı ortaya koysa da, bu artışın büyük bir kısmı, personel harcamalarından oluşmaktadır ve yetersizdir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Danıştay ve idarî yargıyla ilgili bazı sorunları ve önerilerimizi satırbaşlarıyla sıralayarak sözlerimi tamamlamak istiyorum.

Bugün, Danıştayın hizmet binası çok yetersiz ve içler acısı bir durumdadır. Yargının onurunu taşıyacak ve Danıştay gibi bir yüksek mahkemeye yakışacak çağdaş mimariye ve her türlü donanıma sahip bir hizmet binasına acilen ihtiyaç vardır. Burada, hem ilgili Bakan olarak hem de hukukçu kimliği ve kişiliğiyle konuya vâkıf biri olarak, Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Ali Şahin'e büyük görev düşmektedir.

Anayasada kendileri için teminat hükümleri getirilerek farklı bir statüye oturtulan hâkim ve savcıların özlük hakları da, teminatlı statülerinin bir gereği olarak ve yürüttükleri hizmetin önemi, ağırlığı ve saygınlığına uygun biçimde belirlenmelidir.

Yargıcı sıradan bir meslek memuru olarak gören anlayışı terk etmeliyiz. Yargıç, millet adına karar vermekte ve bu nedenle, hiçbir kamu görevlisinde olmayan bir sorumluluğu taşımaktadır. İdarî yargıda da adlî yargıda da nitelikli ve eğitimli personel seçimine önem verilmeli, adalet meslek yüksekokulu mezunlarına öncelik tanınmalı, yargı personelinin de aylık ve özlük hakları iyileştirilmelidir.

Yargı bağımsızlığının önündeki bütün engeller kaldırılmalıdır. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısı ve işleyişi değiştirilmelidir. Bağımsız yargı ve güvenceli yargıç, hukuk devleti olmanın vazgeçilmez koşuludur.

Hükümet programında "ülke sorunlarının çözümü, hızlı, güçlü ve bağımsız yargının varlığıyla gerçekleştirilecek hukuk devletinden geçer" denilmesine rağmen, iktidar, yargı gücünü bir biçimde etki altında tutmak için, programındaki taahhütleri doğrultusunda hiçbir adımı bugüne kadar atmamıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ZİYA YERGÖK (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun.

MEHMET ZİYA YERGÖK (Devamla) - Yirmiiki yıl önce Millî Güvenlik Konseyi döneminde yasalaştırılmış olan Danıştay Kanunu ve idarî yargılama usul kanunlarında, etkin ve yaygın bir yargısal denetimi gerçekleştirmek, hızlı ilerleyen ve sonuçlanan bir yargılamaya olanak sağlamak için gerekli değişiklikler süratle yapılmalıdır.

Bugün, Danıştaya temyizen gelen bir dosyanın, dairesine göre bir ile üç yıl arasında beklediği bilinmektedir. Makul süre geçtikten sonra verilen yargı kararları, dava lehine sonuçlanmış olsa bile, ilgilisi için değerini yitirmektedir. Bu, aynı zamanda, ağır bir hak ihlalidir.

Yine, hükümet programında taahhüt edilmesine rağmen bugüne kadar yasalaştırılamayan genel idarî usul yasasının yasalaştırılıp yürürlüğe konulması, idare-birey ilişkilerindeki keyfîliği önleyici ve idarî faaliyetlerde istikrar sağlayıcı bir etki yaratacak ve idarî yargıya yansıyan dava sayısının azalmasına neden olacaktır.

Adlî yargı, yargıç ve savcılığına atanabilmek için hukuk fakültesi mezunu olmak şart kılınmış iken, idarî yargıya hukuk fakültesi mezunu olmayanların da yargıç olarak atanması uygulamasına son verilmelidir. Bugün, idarî yargıda görev yapan yargıçların tümü dikkate alındığında, hukuk fakültesi mezunlarının oranı yüzde 28'dir; yüzde 72'si ise hukuk fakültesi mezunu olmayan yargıçlardan oluşmaktadır. Adalet, en önemli bir kamu hizmetidir ve bu hizmeti yerine getirecek yargıcın anakaynağı da, tartışmasız olarak hukuk fakülteleridir. Ancak, hukuk eğitiminin kalitesi de süratle yükseltilmelidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimi tamamlarken, Danıştayın, idarî ve adlî yargının, sınırlı olanaklara karşın, sınırsız bir özveriyle çalışan tüm mensuplarına başarılar ve esenlikler diliyor; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Ziya Yergök (CHP, Adana). “2005 mali yılı bütçe kan.tas. (5 inci tur görüşmelerinde ) gençlik ve spor genel müdürlüğü,vakıflar genel müdürlüğü,danıştay başkanlığı”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ziya-yergok-22-2004-12-22-2005-mali-yili-butce-kan-tas-5-inci-tur-gorusmelerinde-genclik-ve (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
