# İcra ve iflas kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin (s.s.915)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Ziya Yergök (CHP, Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim
- **Tarih:** 31 Mayıs 2005
- **Gündem:** İCRA VE İFLAS KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN (S.S.915)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ziya-yergok-22-2005-05-31-icra-ve-iflas-kanununda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-s-s-915

> Mehmet Ziya Yergök (CHP), 31 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İCRA VE İFLAS KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN (S.S.915)); konuşma 1.090 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MEHMET ZİYA YERGÖK (Adana) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; İcra ve İflas Yasasında Değişiklik Yapılmasına Dair, Hatay Milletvekili Sayın Sadullah Ergin'in Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonunun raporunun görüşüldüğü bugünkü gündemde, 12 nci maddeyle ilgili, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına, görüş ve düşüncelerimi belirtmek üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisimizi ve Yüce Milletimizi saygıyla selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum.

İcra ve İflas Yasası, özel ve ticarî yaşamı düzenleyen temel yasalarımızdan biri olup, 19 Haziran 1932 tarihinden bu yana yürürlüktedir. 2004 sayılı bu Yasamız, günün koşullarına uyum sağlamak ve ihtiyacı karşılamaya dönük olarak, bugüne kadar, tam 14 kez değişikliğe uğramıştır. En kapsamlı değişikliklerden biri de, bu dönemde, 22 nci Dönem Meclisimizce, 17 Temmuz 2003 tarihinde, 4949 sayılı yasayla yapılmıştır. 4949 sayılı Yasayla, uygulamaya ilişkin pek çok esaslı değişiklik ve yenilikler de getirilmiştir. 107 maddeden oluşan 4949 sayılı Yasayla, İcra ve İflas Yasasının 81 maddesinde değişiklik yapılmış, yasanın değişik maddelerine 17 fıkra eklenmiştir. Ancak, daha üzerinden bir yıl geçmeden, 5092 sayılı ve 12.2.2004 tarihli 13 maddelik bir yasayla yeni bir değişiklik yapılmıştır. Bu değişikliğin gerekçesine baktığımız zaman "ekonomik koşullardaki beklenmedik değişiklikler nedeniyle, aslında ekonomik varlıklarını devam ettirmesi mümkün olan sermaye şirketleri muaccel borçlarını ödeyemedikleri için faaliyetlerini durdurmak tehlikesiyle karşı karşıya kalabilirler. Faaliyetlerine devam etmelerini sağlamak amacıyla bu tasarı hazırlanmıştır" denilmiştir. İlk değişiklikten kısa süre sonra, bu genel gerekçedeki özetle, değişiklik yapılmıştır.

Bununla da yetinilmemiş, bir yıl sonra, 5311 sayılı Yasayla 2 Mart 2005 tarihinde, bu kez 31 maddelik bir değişiklik daha yapılmıştır. Bu değişikliğin de genel gerekçesine baktığımız zaman "İcra ve İflas Kanununun bazı maddelerinde önceki tarihlerde değişiklikler yapılmış ise de günümüzün değişen sosyal ve ekonomik koşulları nedeniyle alacaklı ile borçlunun menfaatlarının bağdaştırılması ve kanunun aksayan yönlerinin düzeltilmesi, kanundaki boşlukların doldurulması, bazı kötü niyetli kişilerin bu boşluklardan yararlanma teşebbüslerinin önlenmesi, uygulamada tereddütlerin giderilmesi ve bazı konulara açıklık getirilmesi amacıyla bu tasarı hazırlanmıştır" denilmiştir. Ayrıca, devamla, bölge adliye mahkemelerinin kurulduğu, icra tetkik mercii kararlarına karşı istinaf yoluna başvurma olanağı getirilmesine yönelik düzenlemeler yapılmasının zorunlu hale geldiği belirtilerek, bu dönem içerisinde, bu 3 üncü değişiklik yapılmıştır.

Şu anda görüşmekte olduğumuz, Sayın Sadullah Ergin'in kanun teklifi ise, 22 nci Dönemde, yani 2003 ile 2005 yılları arasında getirilen 4 üncü değişikliktir.

Değerli arkadaşlar, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunumuz, gerçekten temel yasalarımızdan biridir ve kabul tarihi 9 Haziran 1932'dir. 9 Haziran 1932'den 2003 yılına gelinceye kadar sadece 11 defa değişmiştir; yani, yetmişbir yılda İcra ve İflas Yasasında 11 kez değişiklik yapılmış iken, bu 2003-2005 yılları arasında, 22 nci Dönemde, AKP İktidarı döneminde 4 kez değişiklik yapılmıştır. Bu da, kanun tekniği açısından, bu kanunların hazırlanması açısından, yeteri kadar tartışılmadan, görüşülmeden kabul edilmesi açısından yeniden değişiklik yapılma ihtiyacını sık sık gündeme getirmiş bulunmaktadır. O nedenle, bugün -bizim arkadaşlarımız da ifade etti, AKP Grubuna mensup arkadaşlar da ifade etti- Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin her yasa maddesi üzerinde çıkıp görüşlerini açıklamış olmasını, yasanın daha sağlıklı, daha olgun, daha uygulanabilir şekilde çıkması açısından yararlı bir çalışma olarak görüyoruz ve engelleme olarak değerlendirilmesini kabul etmiyoruz. Bir yasanın çok hızlı, görüşülmeden, rahat bir şekilde çıkmış olması, o yasanın sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Nitekim, öyle yapıldığı zaman, acele edildiği zaman, hızlı yapılsın denildiği zaman, yapılan her değişiklik yeni bir değişikliği gerekli kılmaktadır.

Değerli milletvekilleri, bugün görüşmekte olduğumuz kanun teklifi, 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu bağlamında yapılması zorunlu değişiklikleri öngörmektedir. Yeni Türk Ceza Kanununun kabulüyle birlikte, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun ceza içeren hükümlerinin, yeni Ceza Kanunu çerçevesinde yeniden düzenlenmesi gerekmiştir. Yeni Türk Ceza Kanununun "Özel kanunlarla ilişki" başlığını taşıyan 5 inci maddesi "bu kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır" demektedir.

Ancak, yasa teklifi bu kadar da masum değildir; çünkü, yasa teklifinin 21 inci maddesinde, 333/a maddesinin kaldırıldığını düşündüğümüzde -ki, bu, ancak, bizim arkadaşlarımızın komisyondaki müdahalesiyle yeniden konulmuştur- sadece Ceza Kanunu bağlamında bir uyum teklifi olmadığı ortaya çıkmaktadır.

Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin Adalet Komisyonunda kabul edilen metnin 12 nci maddesiyle, İcra ve İflas Kanununun 341 inci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Bu madde, çocuk teslimi emrine aykırı davranmanın cezasını düzenlemektedir.

Bu maddeyle ilgili değişiklik, 6 Haziran 1985 tarihinde 3222 sayılı Yasayla ilk defa yapılmıştır. Bu yasayla, madde, o tarihte "çocuk teslimi hakkındaki ilamın icrası sırasında çocuğu gizleyen veya ilamın icrasından sonra tekrar kaçıran borçlu ile bu fiillere bilerek iştirak edenler, lehine hüküm verilmiş kimsenin şikâyeti üzerine, tetkik mercii tarafından, bir aydan üç aya kadar hafif hapis cezasıyla cezalandırılır" şeklinde düzenlenmiştir ve bu şekilde yasalaşmıştır.

Çocuk teslimi emrine muhalefetin cezası, 17 Temmuz 2003 tarihinde kabul edilen 4949 sayılı Yasayla yeniden düzenlenmiş ve yeni düzenlemeyle, çocuk teslimine ilişkin ilama veya ara kararına uyulmaması cezaî müeyyideye bağlanmış ve madde şu şekli almıştır: "Çocuk teslimi hakkındaki ilamın veya ara kararının icrası sırasında çocuğu gizleyen ya da ilamın veya ara kararının icrasından sonra tekrar kaçıran borçlu ile bu fiillere bilerek iştirak edenler, lehine hüküm verilmiş kimsenin şikâyeti üzerine, tetkik mercii tarafından, iki aydan altı aya kadar hafif hapis cezasıyla cezalandırılırlar."

Burada da görüldüğü üzere, cezanın alt ve üst sınırlarında artış yapılmış bulunmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuyla ilintili olması ve önemli bulunması bakımından, 17 Mart 2003 gün ve 4949 sayılı Yasayla İcra İflas Yasasına getirilen bir yeniliği de anımsatmakta yarar görüyorum. 4949 sayılı Yasayla, İcra ve İflas Yasasının 25/a maddesinden sonra gelmek üzere, yasaya, 25/b maddesi eklenmiş ve eklenen bu madde hükmüyle, çocuğun, ülkemizin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmede öngörülen yüksek yararının gözetilmesi, ana babasından veya bunlardan birinden ayrılmasına karar verilen çocuğun, kendi yüksek yararına aykırı olmadıkça, ana babanın ikisiyle de düzenli bir biçimde kişisel ilişki kurma ve doğrudan görüşme hakkına, sözleşmenin 9 uncu maddesi uyarınca, taraf devletlerin saygı gösterecekleri esasına uyum sağlanması amacıyla, çocuk teslimine ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilamların icrasında, icra müdürünün yanında, bir uzmanın hazır bulundurulması zorunluluğu, çocuğun psikolojik ve rahatsız edici unsurlardan etkilenmemesi için getirilmiştir. Bu, gerçekten de, yasamızda getirilen son derece olumlu bir düzenleme olmuştur; çocukların geleceği açısından, korunması açısından gerçekten yerinde bir düzenleme olmuştur.

Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin 12 nci maddesiyle ise, İcra ve İflas Kanununun 341 inci maddesi yeniden değiştirilmektedir. Adalet Komisyonunun kabul ettiği metne göre, çocuk teslimine muhalefetin cezasını düzenleyen yeni 341 inci madde, çocuk teslimi hakkındaki ilamın veya ara kararının gereğini yerine getirmeyen veya getirilmesini engelleyen kişinin, lehine hüküm verilmiş kimsenin şikâyeti üzerine, altı aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Burada, tazyik hapsinde özellik şudur: Hapsin tatbikine başlandıktan sonra, ilamın veya ara kararırın gereği yerine getirilirse kişi tahliye edilecektir; düzenleme bu şekildedir. Yapılan bu değişiklikle, maddede düzenlenen çocuk teslimi kararına muhalefetin cezası, hapis cezasından tazyik hapsine dönüştürülmektedir. Ayrıca, kararın gereği yerine getirilince de kişi tahliye edilecektir.

Bu yeni düzenlemenin ülkemize ve ulusumuza yararlı olmasını diliyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Ziya Yergök (CHP, Adana). “İcra ve iflas kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin (s.s.915)”. TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim tutanağı, 31 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ziya-yergok-22-2005-05-31-icra-ve-iflas-kanununda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-s-s-915 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
