# Hakimler ve savcılar kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s 1217)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mehmet Ziya Yergök (CHP, Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim
- **Tarih:** 29 Haziran 2006
- **Gündem:** HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S 1217)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c126/b122/tbmm221261220132.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ziya-yergok-22-2006-06-29-hakimler-ve-savcilar-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasar

> Mehmet Ziya Yergök (CHP), 29 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S 1217)); konuşma 958 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MEHMET ZİYA YERGÖK (Adana) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; 1217 sıra sayılı yasa tasarısının 4 üncü maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; yüce meclisimizi ve yüce milletimizi saygıyla selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum.

4 üncü maddeyle, hâkim ve savcılara, mesleğe atandıklarında, görevlerinde kullanılmak üzere, zati demirbaş olarak 1 adet bilgisayar verilebileceği ve belirli şartlarla bunların ilgililere devredileceği öngörülmektedir. Bu, doğru ve yerinde bir düzenlemedir. Yargımızı ve yargıcımızı, içinde bulunduğumuz bilgi çağında teknolojinin tüm olanaklarıyla donatmalıyız. Adliyelerimizi, adliye binalarımızı teknolojinin tüm olanaklarıyla donatmamız gerektiği açıktır. Bu konuda atılan olumlu adımları da takdirle karşıladığımızı belirtmek istiyorum.

Bu tasarıyla, görüşmekte olduğumuz tasarıyla yeni bir sistem kurulmak suretiyle hâkim ve savcıların özlük haklannda iyileştirme yapılması amaçlanmaktadır. Bu, genel gerekçede de bu şekilde vurgulanmıştır. Ancak, bir noktaya dikkati çekmek istiyorum.

Yine, genel gerekçede "Avrupa Birliği ile yürütülen müzakere sürecinde, ülkemize ilişkin hazırlanan raporlarda hâkim ve savcıların özlük haklarının artınlmasına ilişkin tavsiyeler yer almakta olup, mevcut iş yükü nedeniyle Türkiye'de adlî sistemin verimliliği ve işlevinin artırılması gerektiği belirtilmektedir" denmektedir ve Avrupa Birliği süreciyle ilgili sanki bu iyileştirmenin yapıldığı da genel gerekçede yer almaktadır. Halbuki, buna gerek yok, buna dayanmaya gerek yoktu. Biz, Cumhuriyet Halk Parti Grubuna mensup milletvekilleri olarak, 22 nci Dönemin başından bu yana, her vesileyle bu kürsüde yargımızın içinde bulunduğu koşullara dikkati çekmiş, ağır iş yükü altında bulunduklarını, çok önemli görev yaptıklarını, özlük haklarının iyileştirilmesi gerektiğini, yargı bağımsızlığının sağlanması gerektiğini her fırsatta vurgulamıştık. Sadece bizim açıklamalarımıza, taleplerimize, isteklerimize de kulak verilmiş olsaydı, bu noktaya gelinirdi.

Ayrıca, sadece bizim söylemlerimizle değil, Avrupa Birliğinin taleplerinden önce, Anayasamızda gerekli hükümler vardır. Anayasamızın "ücrette adalet sağlanması" başlıklı 55 inci maddesinde böyle bir vurgu yapılmaktadır. Bu maddede "Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır" denmektedir.

Yine, Anayasamızın yargı erkini ulus adına kullanan yargıç ve savcıların aylık ve ödeneklerinin de yargı bağımsızlığı ve yargıçlık güvencesi esaslarına göre ayrı bir yasayla düzenlenmesi gereğini emretmektedir. Bu, Anayasanın 140 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer almaktadır.

Değerli milletvekilleri, özellikle içinde bulunduğumuz hayat şartlarının çok zorlaştığı dönemde, tüm memurlarımızın hayat standartları, kuşkusuz, olumsuz yönde etkilenmektedir. Öğretmenimizin de, polis memurunun da, üniversite öğretim üyesinin de, doktorun da, mühendisin de, vergi memurunun da, kaymakamın da, kısaca, tüm kamu personelinin özlük haklannda iyileştirme gerektiği ortadadır; ancak, kabul edelim ki, yargıç, herhangi bir devlet memuru değildir, yargıç sıradan bir meslek memuru değildir. Yargıç, millet adına karar vermekte ve bu nedenle hiçbir kamu görevlisinde olmayan bir sorumluluğu taşımaktadır. Yargıç ve savcılanmıza diğer kamu görevlilerinden daha fazla bir ücret vermek, onlara sağlanan bir imtiyaz, bir ayncalık değil, aslında millete, aslında vatandaşa sağlanan bir güvencedir. Bunu böyle görmek durumundayız.

Gerçekten de, yargımız, yargıçlanmız, yargı mensuplanmız çok sıkıntılı durumlar yaşamışlardır. 18 Mayıs 2004'te yine ilgili bir yasayla ilgili, ben, bu kürsüde konuştuğumda, 5 Nisan 2004 tarihli Sabah Gazetesindeki bir manşete Genel Kurulun dikkatini çekmiştim, onu yine hatırlatmak istiyorum: "İngiliz Konsolosluğu, yargıç anne ile savcı babanın oğluna 'sizin ailenin maaşı bizim kapıcıdan az' diye vize vermedi. Genç A.G. yabancı dilini ilerletebilmek amacıyla İngiltere'de kursa gitmek istedi. Altı aylık vize için İngiltere'nin İstanbul Başkonsolosluğuna belgelerle başvurdu. Görevli, anne ve babasının maaşlannı görünce vize vermedi." Şimdi, böyle acıklı bir durumdan geçmiştir yargıçlanmız ve savcılanmız. Ayrıca, diğer ülkelere baktığımızda, oralarda da yargıçlarımızın ve savcılarımızın, yargı mensuplarının, yüksek mahkeme mensuplarının diğer kamu görevlilerinden çok farklı bir ücret aldıklarını görüyoruz. Bazı örnekler vermek istiyorum. Örneğin, Finlandiya'da tüm memurların yıllık ortalama maaşı 28 000 euro iken, mesleğin başında bir hâkimin yıllık aldığı maaş 48 000 eurodur, yine, aynı ülkede yüksek mahkeme ya da temyiz mahkemesi hâkiminin yıllık aldığı maaş ise 99 000 eurodur; böyle 2'ye katlanarak gitmektedir. Almanya'da, yine, tüm memurların yıllık ortalama maaşı 25 500 euro iken, mesleğin başındaki bir hâkimin yıllık aylığı 35 542 euro, bir yüksek mahkeme üyesinin yıllık ortalama aldığı maaşı ise 83 000 eurodur. Yine, bir başka örnek vermek istiyorum. İsviçre'de tüm memurların yıllık ortalama maaşı 51 000 euro iken, mesleğin başında bir hâkimin yıllık aldığı maaş 100 000 eurodur, yüksek mahkeme ya da temyiz mahkemesi hâkiminin yıllık aldığı maaş ise 200 000 euroyu bulmaktadır. Yani, bütün bunlar, yargıca bir imtiyaz için değil, biraz önce söylediğim gibi, vatandaşa bir güvence için sağlanmıştır.

Şimdi getirilen düzenlemede olumlu artışlar vardır; ama, kendi içinde de dengesizlikler olduğunu kabul etmek lazım. Bunu arkadaşlarımız belirttiler ve bu konuda bunları giderecek, iyileştirecek önergeleri de yine verilmektedir. Örneğin, Anayasa Mahkemesi başkanvekili, Anayasa Mahkemesi üyeleri ayrı bir statüde; ancak, yüksek yargı dediğimizde aklımıza gelen nedir; Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay; ancak, görüyoruz ki, Anayasa Mahkemesi başkanvekili, Anayasa Mahkemesi üyeleri, Yargıtay ve Danıştay birinci başkanvekilleri, daire başkanları bir üst grupta, aynı yüksek mahkeme kategorisinde olan Yargıtay ve Danıştay üyeleri ise bir alt kategoride. Hatta birinci sınıf hâkim konumunda olan Adalet Bakanı müsteşarı bile Yargıtay ve Danıştay üyelerinin üzerinde görülmektedir. Bu yanlıştır. Buna da dikkati çekmek istiyorum.

Ayrıca da, arkadaşlarım değindi, yardımcı adalet personelinin konumu da iyi değildir. Yine, yargının ayrılmaz bir unsurunu oluşturan kamu avukatlanmn özlük haklan, ücretleri de son derece yetersizdir. Yine, zorunlu müdafilikten doğan ücretler var -Ceza Muhakemesi Kanunundan doğan- binlerce avukat para olmadığı için, gerekli para verilmediği için uzun süredir bu ücretlerini alamamaktadır, Bakanlık bu durumdan haberdardır; bunun da giderilmesi gerekir.

Fakat, asıl önemli bir noktaya daha değinmek istiyorum. Gerçekten, emeklilere yansıtılmamış olması bu iyileştirmelerin, son derece yanlış olmuştur, haksızlık olmuştur. Bu noktada, Yüce Önderimizin emeklilere dönük sözleriyle bu haksızlığa dikkati çekiyor ve sözlerimi tamamlamak istiyorum. "Bir milletin emeklilerine karşı tutumu, o milletin yaşama kudretinin en önemli kıstasıdır. Mazide muktedirken bütün kudretiyle çalışmış olanlara karşı minnet hissi duymayan bir milletin istikbale güvenle bakmaya hakkı yoktur. Böyle bir toplumda adalet hissi kaybolmuş demektir." Bu yanlışlığın da umanm ki, vereceğimiz önergeler doğrultusunda değiştirilmesi söz konusu olur.

Sonuç olarak, yapılan düzenlemenin tüm yargı camiasına hayırlı ve uğurlu olmasına diliyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyor, Yüce Meclisi, tekrar, saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Ziya Yergök (CHP, Adana). “Hakimler ve savcılar kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s 1217)”. TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim tutanağı, 29 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ziya-yergok-22-2006-06-29-hakimler-ve-savcilar-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasar (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c126/b122/tbmm221261220132.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
