# 2003 mali yılı bütçesinde 4 tur görüşmeleri

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Memduh Hacıoğlu (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim
- **Tarih:** 24 Mart 2003
- **Gündem:** 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNDE 4 TUR GÖRÜŞMELERİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/memduh-hacioglu-22-2003-03-24-2003-mali-yili-butcesinde-4-tur-gorusmeleri

> Memduh Hacıoğlu (CHP), 24 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNDE 4 TUR GÖRÜŞMELERİ); konuşma 766 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEMDUH HACIOĞLU (İstanbul) - Birlikte kullanacağız.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Hacıoğlu.

Konuşma süreniz 10 dakikadır.

CHP GRUBU ADINA MEMDUH HACIOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Dış Ticaret Müsteşarlığı bütçesi hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşünü açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Dışticaretimiz, makroekonomik dengelerden biri olan cari işlemler dengesinin sağlanmasında en önemli rolü oynar. Dışticaret açığı rakamları cari işlemler dengesinin sağlanmasında temel göstergedir. Dışticaret açığı büyüdükçe cari işlemler dengesinin sağlanması imkânsız hale gelmektedir ve ekonomik istikrar, ekonomik büyüme ve tam istihdam gibi makroekonomik hedefler şaşmaya başlar. Bunu, 1994 yılı ve 2001 yılı ekonomik krizlerinde çok açık bir şekilde görmüş idik.

Bakınız, bugünün dünyasında, dışticaret politikalarına, gelişmiş ekonomilerde ve aynı zamanda gelişmekte olan ekonomilerde çok önem ve öncelik verilmektedir. Türkiye, dışticaret politikasıyla 24 Ocak 1980 kararlarıyla tanıştı. Gümrük duvarları arkasında yaşamını sürdüren bir ekonomi dış rekabete açıldı bu tarihte. Türkiye ekonomisi 1980-1989 yılları arasında ihracat öncelikli olarak sağlıklı bir şekilde büyüdü. Gelin görün ki, 1989 yılında, o günün siyasî iktidarı, bu ihracat öncelikli politikalardan vazgeçip, 32 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanunu yürürlükten kaldırdı ve aynı zamanda, Türk Lirası faizlerini hızla yükselterek, ihracatı teşvik eden rekabetçi reel kur politikası yerine, yüksek reel faiz politikasına geçiş yaptı. Bu hareketin bir tek nedeni vardı; siyasî popülizmin, iktidarlar tarafından, finansmanını sağlamak için başvurulan bir yöntemdi. Bunun neticesinde, döviz kurları baskı altına alındı ve Türk Lirasına aşırı değer kazandırıldı. Bu tarih, Türkiye'nin ekonomik özgürlüğünün kaybedilmeye başlandığı tarihtir; bu, bir milattır değerli arkadaşlar.

Kamu kesiminin içborcunun hemen hemen hiç olmadığı ve dışborcunun sadece 17-18 milyar dolar civarında olduğu bir ekonomiyi, bugün, 250 milyar dolarlık bir iç ve dışborç rakamına ulaştırdık. Bu kadar büyük bir borç yükü karşılığı nedir diye baktığımızda, nasıl bir tablo karşımıza çıkıyor. 250 milyar doların karşılığı, Türkiye'de çok büyük yatırımlar mı yapıldı, Türkiye'nin ekonomisi çok hızlı bir şekilde mi büyüdü; hayır. Görünen tablo şu: Kendi hâsıla artışının üstünde sürekli yüksek reel faiz ödemeye mahkûm olmuş bir rant ekonomisi, sıcak paranın tahakkümü altında bir rant ekonomisi, küçük bir azınlığın dünyanın hiçbir ülkesinde göremeyeceği cennet; ama, buna karşılık, toplumun büyük bir çoğunluğunun her gün fakirleştiği, umutsuzluğa düştüğü bir Türkiye.

Değerli milletvekilleri, 2003 yılı bütçesinde bu ekonomik düzeni değiştirecek hiçbir radikal önlem göremiyorum, yüksek reel faiz politikasına, çaresiz, devam diyoruz. Sorumlu muhalefet anlayışıyla, size, tekrar, dışticaret politikamızı oluşturmayı öneriyorum. Efendim, bizim politikamız var, görmüyor musunuz, işadamlarını alıp, ülke ülke dolaştırıyoruz demeyin sakın; yapılan, sadece, vitrin süslemesidir. Asıl önemli çalışma, mutfakta yapılmalıdır. Mutfakta yapılması gerekenler nedir diye sorduğunuzda, şu dört ana noktayı size açıklayabilirim.

Birinci nokta, derhal, rekabetçi reel kur uygulamasına geçmek zorundayız. Uygulanan yüksek reel faiz politikası, ihracatta rekabet gücümüzü zayıflattı, ithalatı sürekli cazip kıldı. Bu nedenle, ihracat, ancak hammadde ve aramalı ithalatı sayesinde ayakta durur oldu. Türkiye'nin kendi hammaddelerinin ve aramallarının ihracatta kullanılması, rekabetçi olamayan maliyetleri nedeniyle, her geçen yıl azalmaya başladı.

Tarımda ve imalat sanayiinde ithal mallarının kullanılmasına mecbur kalmak, yaşadığımız sürekli artan işsizlik oranlarının temel nedeni oldu. Dışticaret açığının kapatılmasında ihracat artışı kadar, kendi hammadde ve aramallarımızın ihracatta kullanılması çok önemlidir.

İhracatın finansmanında da dünya fiyatları ve süreklilik sağlanmalı. İhracatçı, ağır aksak çalışan bir finansman sistemiyle boğuşmaktadır; Eximbank dahil, bankacılık sisteminden ne kadar krediyi hangi fiyatlarla kullanabileceğini bilememektedir. Koşullar devamlı değişkenlik arz etmekte ve ihracatçı önünü görememektedir.

İhracatın finansmanı sağlıklı bir yapıya kavuşturulduğu ölçüde ihracatta sağlıklı artış sağlanabilir. Öncelikle, küçük ve orta boy ihracatçının önünü açmamız gereklidir bu konuda.

İhracatçı, yoğun bürokratik engellerden kurtarılmalıdır. Zaman faktörü, ihracatta çok önemli bir rekabet ve maliyet unsurudur. Tek ihracatçı belgesiyle tüm işlemler tamamlanmalı ve ihracatçı, tek bir birime hesap verebilmelidir.

Rekabetçi sektörler, odalar birliği ve sanayi ve ticaret odaları tarafından birlikte saptanmalı ve güçlendirilmelidir. Toplumun tasarrufları, bu, üretken, verimli sektörlere, mutlaka, kaydırılmalıdır.

Dış Ticaret Müsteşarlığı, günün koşullarına uygun olarak, global rekabette, dünya ticaretini izleyebilecek bir kimlik kazanmalıdır. Özellikle, dünya ticaretini yakından izleyip, fırsat ve tehlikeleri saptamalı ve önlemleri ivedilikle alabilmelidir. İthalatta tarife dışı engellemeler, artık, olağan koruyucu politikalar olmuştur. Bu hususta etkinlik kazanmak çok önemlidir; aynı zamanda, antidamping uygulamalarının sıkı takipçisi olabilmelidir.

Evet, mutfakta, yukarıda saydığım konularda etkin çalışmaların yapılmasını gerektiren olağanüstü bir dönemden geçmekteyiz. Savaşın olumsuz etkilerini asgariye indirebilecek en etkin önlem, dışticaretimize kazandıracağımız dinamizm olacaktır. Turizm gelirlerinden doğacak kaybımızı, ancak, akıllı ithalat uygulamaları ve ihracatta sağlanacak artışla azaltabiliriz.

Sonuç olarak, ekonomide dengelerin daha fazla bozulmasını beklemeksizin kendi dinamiklerimize dönelim ve bu rant ekonomisinden verimli üretim ekonomisine doğru yol almaya başlayalım.

Artık, sihirli bir değnekle ekonomik mucize yaratma imkânı yoktur. Çıkış yolu, toplumun tüm kesimlerinin verimli çalışabileceği, üretime katılabileceği bir ekonomik iklimi hazırlamaktan geçmektedir; bu da, siyasî iktidarın temel görevi olmalıdır. Siyasî iktidar, 365 milletvekiliyle, sanıyorum, bunu yapma gücüne sahiptir; yeter ki kararlı olsun, yeter ki eli titremesin.

Yüce Meclise saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Memduh Hacıoğlu (CHP, İstanbul). “2003 mali yılı bütçesinde 4 tur görüşmeleri”. TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim tutanağı, 24 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/memduh-hacioglu-22-2003-03-24-2003-mali-yili-butcesinde-4-tur-gorusmeleri (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
