# 2006 merkezi bütçe kan.tas.(adalet bak.,ceza ve infaz kur.ile tutukevleri iş yurtları kur.,türkiye adalet akademisi başk.,yargıtay başk.) 9 uncu tur

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mesut Değer (CHP, Diyarbakır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim
- **Tarih:** 19 Aralık 2005
- **Gündem:** 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(ADALET BAK.,CEZA VE İNFAZ KUR.İLE TUTUKEVLERİ İŞ YURTLARI KUR.,TÜRKİYE ADALET AKADEMİSİ BAŞK.,YARGITAY BAŞK.) 9 UNCU TUR
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mesut-deger-22-2005-12-19-2006-merkezi-butce-kan-tas-adalet-bak-ceza-ve-infaz-kur-ile-tutukevl

> Mesut Değer (CHP), 19 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(ADALET BAK.,CEZA VE İNFAZ KUR.İLE TUTUKEVLERİ İŞ YURTLARI KUR.,TÜRKİYE ADALET AKADEMİSİ BAŞK.,YARGITAY BAŞK.) 9 UNCU TUR); konuşma 758 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MESUT DEĞER (Diyarbakır) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısının Yargıtay Başkanlığı Genel Kurul görüşmelerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun düşüncelerini ifade etmek üzere huzurlarınızdayım; bu vesileyle, Sayın Başkan, sizi, değerli milletvekillerimizi, içten sevgilerle, saygılarla selamlıyorum.

Yargıtay, adliye mahkemelerince verilen ve yasanın başka bir adlî yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme mercii olup, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile Yargıtay Yasası ve diğer yasaların hükümlerine göre görev yapan bağımsız yüksek mahkemedir.

Yargıtay Birinci Başkanlığı, Cumhuriyet Başsavcılığı ile 21 hukuk dairesi, 11 ceza dairesi, Hukuk Genel Kurulu, Ceza Genel Kurulu, Büyük Genel Kurul, Başkanlar Kurulu, Birinci Başkanlık Kurulu, Yüksek Disiplin Kurulu, Yönetim Kurulu gibi karar organlarından oluşur.

Bu birimlerde... 250 Yargıtay üyesi, 439 hâkim, 135 savcı ile 1 104 diğer personel -yani, yazı işleri müdürü, şef, zabıt kâtibi, mübaşir, şoför, hizmetliler, teknik personel gibi- toplam 1 928 kişiden oluşan Yargıtay Başkanlığı, azamî tasarruf anlayışına uyarak görev yapmaktadır ve hizmetlerin mevcut bütçe ödenekleriyle yürütülmesine özen göstermektedirler.

Yargıtayda görev yapan tüm personelin oldukça fazla mesai yaptıkları da aşikârdır.

Yargıtayda çalışan kesimin maaş olarak pek tatminkâr olmadığı da görülmektedir. Örneğin, 1/4 derecedeki 7 600 ekgöstergeli bir daire başkanının aldığı maaş 3 047 YTL, bir Yargıtay üyesinin maaşı 2 965 YTL, 1/4 derecedeki bir müdürün maaşı 1 100 YTL'dir. Diğer personelin maaşları ise, unvan ve derecelerine göre 600-800 YTL arasında değişmektedir.

Yargıtayda görev yapan Yargıtay üyesi ve diğer personelin, tazminat, havuz gibi herhangi bir eködenekleri de bulunmamaktadır.

Yargıtay Başkanlığının 2006 yılı bütçesi 32 499 000 YTL'dir. Bunun yüzde 69,18'i olan 22 160 000 YTL personel giderleridir, yüzde 8,36'sı olan 2 716 000 YTL sosyal güvenlik kurumuna devlet primi giderleridir, yüzde 4,15'i olan 1 350 000 YTL sermaye yatırım giderleridir, yüzde 0,42'si olan 135 000 YTL cari transferlerdir -yani, öğle yemeği katkısı- geriye kalan yüzde 17,89'una tekabül eden 6 138 000 YTL mal ve hizmet alımları olarak tahsis edilmiş bulunmaktadır. 2006 bütçesi budur.

Para bitti ve soruyorum, Yargıtayımızda, daire başkanlarının, Yargıtay üyelerinin, hâkim ve savcıların, mesai saati dışında dahi, gece ve gündüz çalışmakta olmalarının yanı sıra, günümüzdeki zor ekonomik koşullarda maaşları sizce gerçeği yansıtıyor mu? Personelin maaşı ise yoksulluk sınırı içindedir. Bu maaşla Yargıtayda çalışanlar yüzbinlerce dava dosyasıyla mı uğraşsınlar, yoksa ay sonunu nasıl getiririz düşüncesiyle mi çalışsınlar? Günümüz bilgisayar çağıdır. Yargıtayın teknik şartlar açısından da eksikliklerinin olduğu bilinen bir gerçek. 2006'da, bu bütçeyle, eksikliklerin varlığıyla çalışma ortamı daha da zorlaşacaktır. 2006 yılı Yargıtay bütçesinin yetersiz olduğunu vurguluyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yargıdan söz açılmışken, yargıdaki sorunlara da değinmeden geçemeyeceğim. Yargının bağımsızlığının sağlanması için Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulunda Adalet Bakanı ve Müsteşarının görev almaması gerekirken, görev almaları; Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulunun kararlarına karşı yargı yolunun açılmamış olması; 2802 sayılı Kanunun 24 üncü maddesinde yer alan, teftiş kurulu müfettişlerince, hâkim ve cumhuriyet savcıları hakkında hal kâğıdı doldurulması uygulamasının devam etmiş olması; meslekte yükselmeyi büyük ölçüde iş çıkarma oranına bağlayan uygulamanın sürmekte olduğu; terfi ve not sistemindeki zorlukların halen sürdüğü; adlî yargıda görev yapan hâkim ve savcıların maaşları arasındaki dengesizlik, yetersizlik ve az olması nedeniyle, insan onuruna yaraşır şekilde yaşamayı mümkün kılacak yönde iyileştirici adımların atılmadığı; yine, personelin maaşlarıyla geçinemedikleri; hâkim ve savcıların yaptıkları işin önemi ve özelliği dikkate alınırsa, fiilî hizmet süresine ilişkin yıpranma payı düzenlemesinin getirilmediğidir. Bu sorunları daha da sıralayabiliriz.

Gelelim en önemli konulardan birine, yargının siyasallaşması. Yargı bağımsızlığı, yargı güvencesi ve yargıda siyasallaşma tartışmaları için yine canlılığını korumaktadır. Yargıda siyasallaşma, bağımsız olmayan ve güvencesiz bir yargı zemininde mantarlaşmaktadır. Siyasallaşmanın sonraki adımları ise, kadrolaşmak ve giderek yargıdan beklentilere uygun karar elde etmek; yani, meyveleri toplamaktır. Yargıç ve savcıların siyasal iktidarın ilgilendiği dosyaları bekler duruma girerek, kararlarını kendilerine referans yapmaları yanında, siyasal gücü de tatmin etmeleri ise, yargıdaki siyasallaşmanın son aşamasıdır.

2004 yılında 4 000 yargıç kadrosu alınmıştı. Halen görevde yaklaşık 9 000 hâkim ve savcı bulunduğu dikkate alınırsa, Adalet Bakanlığı bu kadroları büyük bir istekle doldurmak için işe koyulmuştur ve 1 500 kişi mesleğe alınmıştır. Çünkü, Adalet Bakanlığı bürokratları özellikle mülakatta tek seçici konumundadırlar. Bürokratlar yargı sınıfından olsalar bile Bakana bağlıdırlar ve Bakana karşı güvenceleri de yoktur. 35 inci madde gereğince, Bakan istediğinde kürsüdeki bir göreve atanmak zorundadırlar. Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu yargıç alımında söz sahibi olmalıdır.

Bugüne kadar adlî teşkilatta bu derece alım yapılan bir başka dönem olmamıştır. İktidar yargıyı şekillendirmektedir. Bu yolun sonu tehlikelidir. Laik hukuk düzeninin kurulmasıyla yargının hukuk ötesi normlara dayanması sonlanmıştır. Yasanın önceden çıkmış olması yanlışlığın sürdürülmesini haklı göstermemektedir. Kısaca, yargı siyasallaşmaktadır. Burada Sayın Bakanın tarih önünde büyük bir sorumluluğu olduğunu, yargının siyasallaşması yönünde sorumluluğu olduğunu vurgulamak isterim.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Yargıtayın bütçesi konusundaki görüşlerimi ve yargıdaki sorunları sizlerle paylaşmak istedim.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mesut Değer (CHP, Diyarbakır). “2006 merkezi bütçe kan.tas.(adalet bak.,ceza ve infaz kur.ile tutukevleri iş yurtları kur.,türkiye adalet akademisi başk.,yargıtay başk.) 9 uncu tur”. TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim tutanağı, 19 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mesut-deger-22-2005-12-19-2006-merkezi-butce-kan-tas-adalet-bak-ceza-ve-infaz-kur-ile-tutukevl (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
