# 2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Metin Çobanoğlu (MHP, Kırşehir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim
- **Tarih:** 20 Aralık 2008
- **Gündem:** 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/metin-cobanoglu-23-2008-12-20-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim

> Metin Çobanoğlu (MHP), 20 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)); konuşma 1.145 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA METİN ÇOBANOĞLU (Kırşehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çevre ve Orman Bakanlığı bütçesi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, günümüzde çevre kirliliği ve küresel ısınma o boyutlara gelmiştir ki, artık bu konuda hiç kimsenin kayıtsız kalma gibi bir şansı kalmamıştır. Sebebine gelince, bilimsel araştırmalar neticesinde çevre kirliliğinin ve küresel ısınmanın neticesinde ülkemiz de dünya da çok olumsuz bir şekilde etkilenmekte, önümüzdeki günlerde özellikle kutuplardaki buzulların da erimesiyle dünya üzerinde iklimlerin değişmesi ve birçok alanın çölleşmesi söz konusudur. Bunun için mutlaka gereken önlemler alınmalı, gereken bütçeler ayrılmalıdır

Değerli milletvekilleri, bunun en önemli nedeni dünyanın hızlı nüfus artışı, çarpık kentleşmesi, kontrolsüz sanayileşme ve özellikle fosil yapılı yakıtların dünyada yoğun bir şekilde kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Artık tehlike çanları çalmakta, tehlike kapımıza gelmiş durumdadır. Bunu önlemenin, bozulan doğal dengeyi tekrar doğal hâline getirmenin en önemli yolu dünya üzerindeki mevcut ormanları korumaktan, çoğaltmaktan geçmektedir. Fakat bu noktada dünya üzerindeki yeşil alanlara ve ormanlara baktığımızda çeşitli sebeplerle orman varlığının da her geçen gün azaldığına şahit olmaktayız. Bunda tabii nüfus artışı, tarımsal amaçlı açmalar, orman yangınları, yerleşim amaçlı ormanların tahribatı, yine orman emvalinden aşırı faydalanma gibi birçok sebebi sayabiliriz ama geldiğimiz nokta itibarıyla orman varlığı da dünya üzerinde azalma göstermektedir. Bu da gerçekten -tabiattaki olan doğal dengeyi- çevre kirliliği ve küresel ısınmayı hızlandıracak bir şekilde sürüp gelmektedir.

Değerli milletvekilleri, bugün geldiğimiz nokta itibarıyla, Brezilya’daki yağmur ormanlarının yok oluşundan Türkiye’de yaşayan bizler “Bana ne?” deme şansını bulamamaktayız. Sebebine gelince, orada bozulan denge, orada yok olan ormanların çevreye verdikleri zararlar bir müddet sonra Asya’daki ülkelerde de baş göstermekte ve bizi de tehdit etmektedir. Dünyada hâl böyle olunca, ülkemizde de bu konuda istediğimiz noktada olmadığımızı üzülerek ifade etmek istiyorum.

Ülkemizin 27 milyon hektarlık alana yayılmış ormanlarının yarısı verimli, yarısı verimsiz durumdadır. Yine ülke genel alanıyla kıyaslayacak olursak, orman varlığımız ülke alanımızın yüzde 26’sı civarındadır, bu da dünya ortalamasının altında. Dünya ortalamasını yakalayabilmek için süratle ağaçlandırma yapmak durumundayız. Bu kadar önemi haiz olan ormanlarımızla ilgili maalesef Türkiye’de de birçok olumsuzluğu bir arada yaşamaktayız. Bakınız, hâlâ biz, 1935’ten beri ormanlarımızın sınırlarını henüz belirleyememişiz ve özellikle 2/B’lik alanlarla ilgili 31/12/1981 baz alındığında 500 bin hektarlık bir alanda orman vasfı kaybedilmiş ama bu konuda da yeterli çalışma henüz yapılamamıştır. Maalesef, İktidar, bu konuya 25 milyar dolarlık bir gelir gözüyle, bir arsa, bir rant gözüyle baktığından dolayı doğru bir çözüm noktasında bugüne kadar buluşulamamıştır. Muhalefet partileriyle oturulup bu konuda ülkemizin yararına, ormanlarımızın yararına, orman köylülerimizin yararına bir ortak nokta da bugüne kadar bulunulamamıştır.

Değerli milletvekilleri, bakın, 1 santimetreküp toprağında 500 bin canlının yaşadığı ormanlarımız, havza içerisinde entegre tesislerdir. Bu tesislerin ekolojik değeri, ekonomik değerinin tam 2 bin katıdır değerli milletvekilleri. Bir de bu değere toprak tutma, toprak muhafazası, havayı temizleme, temiz su üretimi, karbon depolama gibi stratejik ve hayati öneme sahip fonksiyonlarını göz önüne aldığımızda, ormanlarımızın değerini bugün tespit edebilecek dünyada henüz bir veri tabanı ortaya konmamıştır. Yani yaşamamız için, dünyamız için bu kadar önemli olan ormanlarımızla ilgili, devlet olarak, ülke olarak ve Bakanlık olarak yeteri kadar üzerine düştüğümüz kanaatinde değilim. Bakın, İstanbul’da hâlâ ormanlar talan ediliyor. Bu kadar kıymetli olan, bu kadar yaşamsal öneme sahip olan varlıklarımız bir kerelik rant için, bir kerelik para kazanabilmek için o güzelim ormanlar yok ediliyor ve arsa hâline getiriliyor.

Değerli arkadaşlarım, binlerce yılda meydana gelmiş orman toprağını bir kere kaybettiniz mi tekrar o toprağı yerine getirmek mümkün değil, o sahayı ağaçlandırmak mümkün değil, mümkünse de çok çok pahalı. Bu konuda hepimiz üzerimize düşen hassasiyeti göstermek durumundayız.

Değerli milletvekilleri, mutlaka ve mutlaka, ağaçlandırma çalışmalarına hız vermek zorundayız. Orman alanları itibarıyla zaten ormanlarımızın yarısı verimsiz orman ama dünya ortalamasının da altında bir orman alanına sahibiz. Bunun için mutlaka yeni alanlar ağaçlandırılmalı. 2007 yılında, Orman Bakanlığının Erozyonla Mücadele ve Ağaçlandırma Seferberlik Planı’nda -memnuniyetle karşıladığımız- beş yıllık bir periyotta 2 milyon 300 bin hektarlık bir alanın beş yılda ağaçlandırılacağı varsayılmaktadır. Ama, bu Plan biraz daha detaylı incelendiğinde, bunun 1 milyon 700 bin hektarı orman içi rehabilite olarak gözükmektedir; yani geriye 600 bin hektarlık, beş yıllık bir süreçte bir alan kalmaktadır. 2 milyon 300 bin hektarlık alan Trakya bölgemizin tamamı kadar bir alandır. Bunu desteklemememiz mümkün değil ama rakamları gerçekçi bulmuyoruz. Yine, ülkemizin imkânları ve fidan üretimi konusunda bu, yıllık 400-450 bin hektarlık bir alanda ağaçlandırma yapılması biraz bize uzak bir hedef gibi geliyor. Bu konuda mutlaka ve mutlaka bu başarılabilecekse buna şapka çıkarırız, destekleriz, saygı duyarız. Ama, vatandaşımıza veya kamuya yönelik böyle sanal bir ağaçlandırma projesiyle, planıyla ortaya çıkıp kamu aldatılıyorsa, bizler aldatılıyorsak, bunun hiç kimseye faydasının olmayacağını da buradan ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, yine orman yangınlarıyla ilgili çok ciddi mücadele edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bakın, bu konuda da endişelerimiz var. Geçtiğimiz yaz Antalya Serik-Taşağıl bölgesinde çıkan orman yangınında, gerçekten, ormancı arkadaşlarımız cansiparane yangınla mücadele etmişlerdir ama yangın neticesinde çok ciddi bir alan yanarak kül olmuştur. Fakat bu konuda da basının ve kamuoyunun yanlış bilgilendirildiğine hep beraber şahit olduk.

Bunu niye vurguluyorum? Eğer bir yerde 16 bin 925 hektarlık bir alan yandı da bunu 4 bin-5 bin hektar olarak gösteriyorsanız, siz, periyodik olarak yaptığınız bu yangın tespitlerinde önlemlerinizi alırken, o 5 bin hektarlık alana göre önlemlerinizi alırsınız. Ama gerçekte 17 bin hektarlık alan yanmış, siz 5 bin hektara göre hesabınızı ve önlemlerinizi yapmışsınız. Bu sizi de yanıltır, ülkemizi de yanıltır. Bu anlamda herkes vatandaşımızı, kamuoyunu, basını doğru bilgilendirmek gereğinde hissetmelidir. Kendi kendimizi kandırarak hiçbir yere varamayacağımız kanaatindeyim.

Değerli milletvekilleri, gerçekten Orman Bakanlığında, Orman Genel Müdürlüğünde çalışan fedakâr ormancı arkadaşlarımızın birçok rahatsızlıkları vardır. Bunların başında, bir kere, sendikal faaliyetleri yürüten birtakım sendikalar konusunda Orman Genel Müdürlüğü baskıcı bir anlayışla yaklaşmaktadır. Memur sendikaları noktasında 2002’de 500 civarında üyesi olan bir sendika “bizim” ve “ötekiler” anlayışıyla destekleniyor, KESK’e bağlı sendikalarla Türkiye KAMU-SEN’e bağlı sendikalara üye olan ormancılar baskıyla istifa ettirilerek kendilerinden TOÇ BİR-SEN’e üye olmaları isteniyor.

Değerli milletvekilleri, zorla güzellik olmaz. Sendikalar memurumuzun haklarını savunmak üzere kurulmuş kurumlardır. Kanunlarla kurulmuştur. Yöneticilerimizin kendilerine yakın gibi görerek birtakımını desteklemesi, bir kısmının aleyhinde olması ve çalışanların da tayin tehdidiyle, baskıyla o sendikalara kayıt yapmalarını sağlaması yine kendi kendini aldatmaktır. Zorla güzellik olmaz. Sendikalar faaliyetleriyle, çalışmalarıyla, o memurun, o çalışanın hakkını savunmalarıyla memurun gönlünde yer edecekler ve çalışanlar da istedikleri sendikalara hür iradeleriyle üye olacaklardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Çobanoğlu, devam edin.

METİN ÇOBANOĞLU (Devamla) – Değerli milletvekilleri, yine böyle bir yanlı davranış noktası da işçi sendikalarında görülmüştür. Bundan beş yıl önce TÜRK-İŞ’e bağlı sendikadan baskıyla istifa ettirilen işçiler HAK-İŞ’e bağlı Öz Orman-İş’e geçirilmiştir. Bunu niye söylüyorum? Burada binlerce orman işçisi şu anda mağdur durumdadır. Mahkemelik olmalarından dolayı hâlâ toplu sözleşmelerini yapamamışlar, altı yıllık bir mağduriyet söz konusudur. Yine, henüz kadrolarını alamamış 2.500 civarında yangın işçimiz mevcuttur. Önümüzdeki günlerde yine yangın mevsimi gelecek. Kadrolarını alamamış bu işçilerimizin o orman yangınlarıyla nasıl mücadele edeceklerini… Diğer arkadaşları almışlar, küçük sürelerden dolayı kadrolarını alamamış işçilerimiz moral bozukluğu içerisindedirler.

Yine, “Eşit işe eşit maaş.” anlayışıyla Orman Bakanlığında çalışan teknik personel mağdur edilmiştir. Bu konuda bize birçok şikâyet gelmektedir. İnşallah bunların da giderileceğini ümit ediyor, hepinize saygılarımı sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Metin Çobanoğlu (MHP, Kırşehir). “2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/metin-cobanoglu-23-2008-12-20-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
