# 2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Metin Çobanoğlu (MHP, Kırşehir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim
- **Tarih:** 19 Aralık 2009
- **Gündem:** 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/metin-cobanoglu-23-2009-12-19-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi

> Metin Çobanoğlu (MHP), 19 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)); konuşma 938 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA METİN ÇOBANOĞLU (Kırşehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2010 yılı Çevre ve Orman Bakanlığı ve Orman Genel Müdürlüğü bütçesi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, dünyamızı çevre kirliliği, iklim değişikliği ve küresel ısınma çok ciddi bir şekilde tehdit etmektedir. Bunun en önemli nedeni de hızlı nüfus artışı, çarpık kentleşme, göç, sanayileşme ve dünya üzerindeki orman varlığının hızlı bir şekilde azalmasından kaynaklanmaktadır. Tabii, ne çevreyi ihmal etme şansımız var ne de kalkınmayı, sanayileşmeyi ihmal etme şansına sahibiz; ikisini dengeli bir şekilde sürdürmek durumundayız. Sürdürülebilir bir kalkınma, sürdürülebilir bir çevre ile mümkün olmalıdır; ne birini ihmal edebiliriz ne diğerini, ne birinden vazgeçebiliriz ne diğerinden. Geçtiğimiz yıllarda, geçtiğimiz dönemlerde ormanlarımız sadece bir odun, ham madde üretim kaynağı olarak görülmekte iken bugün çok farklı bir fonksiyon ifa etmeye başlamışlardır. Ormanlarımız özellikle toprak muhafazası, temiz su üretimi, karbon depolaması, temiz hava noktasından düşünecek olursak dünyanın geleceğiyle ilgili en önemli çevresel sıkıntıları önleyecek kaynaklarımız olarak ortaya çıkmaktadır.

Tabii, ülkemizde de 21,2 milyon hektar ve ülke genelinin yüzde 27’sini kaplayan bir orman varlığımız söz konusudur. Tabii, çevresel problemler, orman varlığımız bununla ilgili hepimize sorumluluklar, hepimize görevler düşmektedir ama genel itibarıyla ülke idaresi noktasında birinci derecede sorumluluk da tabii ki Çevre ve Orman Bakanlığı ve Orman Genel Müdürlüğünündür.

Değerli milletvekilleri, işte böyle hayati öneme haiz olan bir noktada Orman Bakanlığı ve Orman Genel Müdürlüğünde çalışan değerli teknik elamanlarımız, memurlarımız, işçilerimiz gerçekten kendi maaşlarıyla orantılanmayacak bir şekilde fedakârane çalışmalarını sürdürmektedirler. Her çıkan orman yangınından sonra bir ormancı olarak endişeyle bakıp “Acaba, bir meslektaşımızın başına bir sıkıntı gelecek mi, geldi mi?” diye endişeyle takip etmekteyiz.

Değerli milletvekilleri, bugün Orman Bakanlığı ve Orman Genel Müdürlüğünde çalışan arkadaşlarımız arasında ciddi sıkıntılar yaşanmakta, idare açısından “Benim memurum, benim teknik elemanım, bana yakın, bana uzak” şeklinde, çalışanlar arasında iş barışını, sosyal barışı kaldıracak birtakım uygulamalar söz konusu olmaktadır.

Yine Orman Bakanlığında ve Orman Genel Müdürlüğünde faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri vardır, sendikalar vardır, işçi sendikaları vardır, memur sendikaları vardır. On yıl Orman Bakanlığında çalışmış bir orman mühendisi olarak şu an Orman Bakanlığında çalışan birçok arkadaşımızla zaman zaman bir araya geliyoruz, sıkıntılarını, problemlerini dinliyoruz. Çok objektif olarak söylüyorum, bir kere, idare açısından, çalışan herkes o idarenin memurudur, çalışanıdır, herkese eşit mesafede yaklaşılmak kanunlarımızın da insanlığın da gereğidir ama üzülerek söylüyorum, bazı sendikalar idare tarafından korunuyor, kollanıyor, bazıları dışlanıyor. Bu konuda da çok ciddi eleştiriler, çok ciddi bize gelen şikâyetler söz konusu. Bakın, bir sendika, 2002 yılında 500 üyeyle teşkilatlanmış, bugün 19 bin üyeye gelmiştir.

Yine bakıyorsunuz, atamalar yapılacak, yönetmelikler var ama o yönetmeliklere uygun atamalar yapılmıyor. İmtihanlar açılıyor, bazı yerlerin müdürlükleri bu imtihandan saklanıyor doluymuş gibi. Arkasından, oralara kimse müracaat etmeyince yönetmeliklere aykırı bir şekilde buralara atamaların yapıldığına şahit oluyoruz. Bunun hiç kimseye faydası yok. Sizin sendikanız, benim sendikam, onun sendikası diye bir yaklaşım, devlet idaresi noktasında doğru bir yaklaşım değildir, bunun kimseye de faydası yoktur. İşte, bir müddet sonra iktidardan gittiğinizde, baskılarla üye edilen insanlar, bir müddet sonra o sendikalardan ayrılacaklardır. Ne siyaseten ne insanlık adına böyle bir yaklaşımın doğru olmadığını görüyoruz, geçmiş tecrübelerimizden de biliyoruz.

Yine, işçilerle ilgili: Bir sendikaya üye, Türk-İş’e bağlı Orman-İş’e üye olan işçiler bir gecede istifa ettirilerek tamamı Hak-İş’e bağlı Özorman-İş’e geçirilmişlerdir. Bir iddia Sayın Bakanım, bunun özellikle araştırılmasını istiyorum. İşçilerin işletmelerden, idareden alacakları var. Bu alacakları için işletmelere gittiklerinde şöyle bir baskıyla karşı karşıya kalıyorlar, diyorlar ki: “Siz eğer bu alacaklarınızın bir kısmını üye olduğunuz, üye ettirilen sendikaya hibe ederseniz bu alacaklarınızı öderiz, yoksa gidin mahkemeye.” Bu konunun özellikle araştırılmasını da Sayın Bakandan rica ediyorum.

Yine, ülkemizdeki orman varlığının hızla büyütülmesi lazım. Bu, dünyanın geleceği için de ülkemizin geleceği için de. Bunun en önemli yolu da ağaçlandırmadır. Ağaçlandırmada çok ciddi ekonomik birtakım güce ihtiyaç vardır yani paraya ihtiyaç vardır. Ama bakıyorsunuz, İstanbul Orman Bölge Müdürlüğünde senede 10 milyon lira gelir getiren bir imkânı elimizin tersiyle itmişiz, İstanbul Belediyesine vermişiz. Şimdi buradan sormak istiyorum. Senede 10 milyon lira ile İstanbul’da çok ciddi bir ağaçlandırma, çok ciddi bir rehabilitasyon yapılabilecekken şimdi bundan vazgeçmişiz. Sebebini de anlamakta zorlanıyorum.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde ciddi bir ağaçlandırmaya, orman varlığının artırılmasına ihtiyaç olduğunu ifade ettim. Bu çok ciddi bir maliyet. Orman Bakanımız açıklamalarıyla 2008-2012 yılları arasında 2 milyon 300 bin hektarlık bir alanda ağaçlandırma yapılacağını bu kürsüden söyledi. Bir ormancı olarak, bu ülkenin bir yurttaşı olarak bundan memnun ve mutlu olmamamız mümkün değil ama bütçe rakamlarına baktığımızda bunun gerçekleştirilebilmesinin mümkün olmadığını da görüyoruz. Niye görüyoruz? Tabii, söylenen rakamlar… Bu beş yıllık periyot zarfında aşağı yukarı, ortalama, her yıl 450 bin hektarlık bir alanda ağaçlandırma yapılması lazım ama Ağaçlandırma Genel Müdürlüğünün bütçesine baktığımızda, 2009 yılında 30 bin hektarlık bir alan ağaçlandırılmak için bütçeye konmuş ama gerçekleştirilebilen rakam 5 bin hektar. 2010 yılı için 24 bin hektarlık bir alan tahminî bütçeye konmuş ama maalesef 30 bin hektarın 5 bin hektarını gerçekleştirebilen bütçe imkânları, 24 bin hektarın ne kadarını gerçekleştirebilecektir?

Değerli milletvekilleri, 450 bin hektarlık bir alan için, kabaca bir hesap yaptığımızda, şu karşımıza çıkıyor: 450 bin hektarı ağaçlandırabilmek için... 1 hektarına ortalama 2 bin liralık bir harcama yapmanız gerekiyor. 450 bini 2 bin lirayla çarptığımızda 900 milyon lira gibi bir rakamla karşı karşıya kalıyoruz her yıl için. Ama bakıyorsunuz, Ağaçlandırma Genel Müdürlüğü, 30 bin hektarlık bir alanı bile bütçe imkânlarıyla ağaçlandırma konusunda zorlanmakta ve 5 bin hektarını ancak ağaçlandırabilmektedir.

Yine, değerli milletvekilleri, bu 1 hektar orman alanını ağaçlandırabilmek için 1.300 civarında -ortalama rakamları söylüyorum- fidan dikmeniz gerekiyor. 450 bin ile 1.300’ü çarptığınızda 585 milyon fidana ihtiyacınız var. Ama böyle bir üretim yok. Bakıyorsunuz kapasite itibarıyla -orman fidanlıklarının çoğunu kapatmışız, çoğunu satmışız, bir kısmını başka kurumlara devretmişiz- 270 milyon fidan üretecek bütün imkânları zorlamanız noktasında ama sizin, tamamlamaları da koyacak olursanız, 600 milyonun üzerinde fidan üretmeye ihtiyacınız var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Metin Çobanoğlu (MHP, Kırşehir). “2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)”. TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim tutanağı, 19 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/metin-cobanoglu-23-2009-12-19-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
