# Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Metin Çobanoğlu (MHP, Kırşehir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim
- **Tarih:** 28 Nisan 2010
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/metin-cobanoglu-23-2010-04-28-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas

> Metin Çobanoğlu (MHP), 28 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 839 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA METİN ÇOBANOĞLU (Kırşehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 497 sıra sayılı Anayasa Değişikliği Teklifi’nin 26’ncı maddesine bağlı geçici 18’inci madde üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, dokuz günlük bir maratonunun ilk etabını bitirmek üzereyiz. Gerçekten çok yoğun bir çalışma oldu. Meclise şöyle bir baktığımızda bu yorgunluğu görmemiz mümkün. Çok sayıda arkadaşımız da bugün salonda bulunmuyor. Tabii, bu kadar yoğunluğa, bu kadar sıkıştırmaya gerek var mıydı? Bunu, bu teklifi getirenlerin takdirine bırakıyorum.

(x) 497 S. Sayılı Basmayazı 19/04/2010 tarihli 88’inci Birleşim Tutanağı’na eklidir.

Değerli milletvekilleri, bu Anayasa Değişiklik Teklifi, uzlaşma üzerine tesis edilememiş ve uzlaşma olmadan yani toplumsal uzlaşma metni hâline getirilememiş, iktidar partisinin, AKP’nin bir Anayasa teklifi olarak gelmiş ve dokuz gündür de bu görüşmeler devam etmektedir. Keşke uzlaşılsaydı, toplumsal bir metin hâline gelseydi ve bu kadar kavga, gürültü, tartışma da bu Mecliste çıkmasaydı, ama bu fırsat kaçırılmıştır.

Değerli milletvekilleri, bu Anayasa, AKP’nin ihtiyaçlarına göre düzenlenmiş ve bir AKP Anayasası olarak da tartışmaları uzun süre devam edecektir. Üzülerek söylüyorum: Hukuk devleti ilkemiz, kuvvetler ayrılığı prensiplerimiz bu anlamda hiçe sayılmıştır. Bu değişikliklerle, yargı yürütmenin kuşatması hâline getirilmiş ve yürütme yargıyı istediği gibi yönlendirecek bir noktaya gelmiştir.

Değerli arkadaşlarım, bu, ülkemiz açısından, hukuk devletimiz, kuvvetler ayrılığı prensipleri açısından ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin geleceği açısından hepimizi ciddi endişelere sevk etmektedir. Bu konuyla ilgili bu Anayasa değişikliği teklifi gündeme gelmeden önce de Adalet ve Kalkınma Partisinin birtakım uygulamalarından hepimiz rahatsızlık duyar hâle gelmiştik, ülkemizin geleceğiyle ilgili endişelere kapılmıştık. Bakın, iki örnek vermek istiyorum: Habur’da yaşanan rezalete hep beraber şahit olduk, Habur’da Kandil’den gelen PKK’lı teröristlerle ilgili yapılan hukuk dışı uygulamalara hepimiz şahit olduk ve oradaki uygulamaları endişeyle takip ettik.

Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinde ifade veren bir sanık Habur’la ilgili aynen şunları mahkeme kayıtlarına geçirmiştir: “İçişleri Bakanı Sayın Beşir Atalay’la yapılan görüşmede, İçişleri Bakanı, hâkimleri, savcıları ayarladığını, hiçbir teröristin tutuklanmayacağını bize ifade etmiştir.” Bu, Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin zabıtlarına geçmiş bir ifadedir. Değerli milletvekilleri, tabii İçişleri Bakanı tarafından yalanlanmıştır ama olayın seyrine bir bakalım.

Habur’dan teröristler giriş yapıyor ve malum şovlarıyla da hepimizi endişeye sevk ediyor fakat İçişleri Bakanının Müsteşarı Habur’da. Hâkimler, savcılar Habur’da geçici mahkeme kuruyorlar. Bizim hukuk usulümüzde böyle bir şey yok.

Ayrıca, değerli milletvekilleri, gelenler asla ve asla bir pişmanlık emaresi göstermiyorlar. Orada, kendilerine soruyorlar: “Pişman mısınız?” Cevap: “Biz –İmralı canisini kastederek- önderimizin talimatlarıyla geldik. Pişman değiliz, barış elçisiyiz.” Peki, hâkimler, savcılar ne yapıyor? “Yaz kızım, pişman oldukları anlaşılmıştır.”

Şimdi, değerli milletvekilleri, böyle bir hukuk anlayışı, yargının üzerinde idarenin böyle bir baskısı, bu Anayasa değişiklikleri olmadan önce meydana gelmiş ve hepimizi endişeye sevk etmiştir. Erzincan Savcısının tutuklandıktan sonra bir sözü var, diyor ki: “Artık hiç kimse güvence altında değildir.”

Değerli milletvekilleri, hukuk hepimize bir gün lazım olacaktır. Size göre ayrı, bize göre ayrı hukuk olmaz. Hukuk devleti olacaksak, mutlaka ve mutlaka hâkimlerin, savcıların tarafsızlığını korumak durumundayız ama üzülerek söylüyorum, gelinen nokta itibarıyla, bu ortadan kaldırılmak durumundadır.

Değerli milletvekilleri, İçişleri Bakanımızın 10 Kasım 2008 tarihinde Plan ve Bütçe Komisyonunda yaptığı bir konuşma var. Diyor ki: “Belediye başkanları seçilmişlerdir. Seçilmişleri görevden almak doğru değildir, görevden almamak için gayret ediyoruz, bu konuda çok titiz davranıyoruz.” Bu sözlerine katılıyorum. Zaten İçişleri Bakanının bir belediye başkanını görevden alması Anayasa’nın 127’nci maddesinde istisna bir görevdir, her zaman başvurulacak bir konu değildir ama Adana Büyükşehir Belediye Başkanı söz konusu olunca İçişleri Bakanı 10 Kasım 2008’de konuştuklarını unutuyor ve alelacele Adana Büyükşehir Belediye Başkanını görevden alıyor. Tabii, Belediye Başkanı da bu konuyla ilgili idare mahkemesine başvuruyor.

Değerli arkadaşlarım, tabii, Belediye Başkanı da kendi savunmasını yapacaktır ama 24 Nisanda burada arkadaşlarımız Adalet Bakanımıza bir soru sordular, dediler ki: “Tam Adana İdare Mahkemesinde Adana Büyükşehir Belediye Başkanıyla ilgili bir karar verileceği günde Adalet Bakanının Müsteşar Yardımcısı Adana’ya gelmiş midir, Adana’da Bölge İdare Mahkemesi Başkanıyla görüşmüş müdür, toplantı yapmış mıdır?” diye sorular sordular. Sayın Ergin de bu soruları cevaplandırdı, dedi ki: “Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcımız 13.00 uçağıyla Adana’ya gitmiştir, Bölge İdare Mahkemesine uğramamıştır, doğrudan Mersin’e geçmiş, Mersin adliye binasının temeliyle, zemin etütleriyle ilgili incelemelerde bulunmuştur. Yani Bölge İdare Mahkemesi Başkanıyla görüşmemiştir, toplantı yapmamıştır.”

Değerli milletvekilleri, ben, size bir resim göstermek istiyorum.

AHMET DENİZ BÖLÜKBAŞI (Ankara) – Bakana ver, Bakana!

METİN ÇOBANOĞLU (Devamla) – Bu resim Mersin’de, Adliye Binası’nın temelinde incelemelerde bulunuyor Müsteşar Yardımcısı. Yanında kim var biliyor musunuz? Adana Bölge İdare Mahkemesi Başkanı Sayın Ali Yaşar Yurdabak.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – Şimdi Bakan istifa edecek mi?

METİN ÇOBANOĞLU (Devamla) – Evet, değerli milletvekilleri, böyle bir şey olur mu?

ALİM IŞIK (Kütahya) – Bakanı istifaya davet et!

METİN ÇOBANOĞLU (Devamla) – Sayın Bakan yalanladı, “Görüşmemiştir.” dedi ve son derece kritik bir dönemde bu ziyaret gerçekleştiriliyor. Yani, Türkiye’de birçok adliye binası yapılıyor ama Mersin Adliye Binası’nın zemin etütleriyle ilgili, Müsteşar Yardımcısı, Adana aktarmalı Mersin’e gidiyor ama yanında kim var? Adana Bölge İdare Mahkemesinin Başkanı.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Bir araya gelmemeleri gereken kişiler mi?

YILMAZ TANKUT (Adana) – Bırak Allah’ını seversen ya! Ne konuşuyorsun ya! Utanmadan konuşuyorsun bir de!

OKTAY VURAL (İzmir) – Böyle yargı mı olur?

METİN ÇOBANOĞLU (Devamla) – Değerli milletvekilleri, şunu anlarım: Adana Başsavcısı, Başsavcı Vekili olsa diyeceğim hiçbir şey yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Metin Çobanoğlu (MHP, Kırşehir). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim tutanağı, 28 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/metin-cobanoglu-23-2010-04-28-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
