# 2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Metin Ergun (MHP, Muğla)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim
- **Tarih:** 21 Aralık 2008
- **Gündem:** 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/metin-ergun-23-2008-12-21-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim

> Metin Ergun (MHP), 21 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)); konuşma 823 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA METİN ERGUN (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Adımız “siyasetçi” olsa da muhterem milletvekilleri, mümkün olduğunca siyasi mülahazalardan uzak bir konuşma yapmaya gayret sarf edeceğim. Öncelikle, üniversite ve yükseköğretimle ilgili görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Yükseköğretim, bilgi ekonomisine dayalı bugünün dünyasında ekonomik gelişme ve rekabetçi olabilmenin önemli bir lokomotifidir. Dünya ile rekabet edebilmek için, ülkenin üst düzey insan gücünü yetiştiren güçlü bir yükseköğretim sistemi kurulması gerekmektedir. Bugün Türk yükseköğretim sistemi, yenilik üreten, geliştiren ve toplumu yönlendiren bir sistem olmaktan uzaktır. Üniversitelerin bilim, teknoloji ve yenilik üreten kurumlar hâline gelmemeleri durumunda, Türkiye'nin dünyada gelişmiş ülkeler arasına girmesi mümkün olmayacaktır. Her şey mal ve hizmet olarak ithal edilebilir, ancak bilim ve bilginin ithal seçeneği yoktur, ithal edilemez. Bunu üretemeyen ülkelerin ise üretenlerin ürettiklerini tüketmekten başka çareleri yoktur. Geleceğin ve bilgi toplumunun Türkiye'sini şekillendirmek, Türk yükseköğretim sistemini şekillendirmekten geçmektedir. Bunu başarmak için yapılması gerekenler, zamanım kısıtlı olduğu için detaylarına giremeyeceğim ama, kısaca şunlardır:

1) Stratejik bir yükseköğretim vizyonu gerçekleştirmek.

2) Yükseköğretimdeki millî öncelikler bu stratejiye göre belirlenmeli.

3) Yükseköğretim kurumlarında performansa dayalı bütçe sistemine derhâl geçilmeli.

4) Yükseköğretimin iç verimliliğini ve niteliğini artıracak önlemler alınmalı.

5) Üniversitelere insan kaynaklarını yönlendirmede kurumsal özerklik verilmelidir.

Bunların detaylarını anlatamayacağım.

Efendim, burada sözlerimi öncelikle yeni kurulan üniversitelerden bahsederek devam ettirmek istiyorum.

Hepinizin bildiği gibi, dünyanın her yerinde, hele hele bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde fazlasıyla, biz siyasetçiler popülizmi severiz. Attığımız adım, aldığımız karar bize siyaseten ne getirecek onu hesaplarız, ne götürecek onu hesaplarız. Fakat üniversal zihniyet popülizmden uzaktır ve öyle de olmak durumundadır. Üniversitenin tek endişesi bilimdir. İlmin bir endişe olarak yerleşmediği herhangi bir yükseköğretim kurumuna “üniversite” demek mümkün değildir. Belki de adı öyle olabilir, ama özünün üniversite olması imkânsızdır. Üniversitede zihniyet ilme göre, verilere göre şekillenir. Üniversite ona göre yönlendirilir ve yönetilir. Üniversite hayale göre, hayal kurarak yönlendirilemez.

Uzun yıllar Harvard Üniversitesinde dekanlık yapmış olan Henry Rosovsky’nin yazdığı ve TÜBİTAK tarafından Türkçeye kazandırılmış olan “Bir Dekan Anılarını Yazıyor” adlı eserde yükseköğretimin bir gence kazandırdıkları şöyle kategorize edilmektedir:

1) Açık ve etkili düşünebilme ve yazabilme becerisini kazanmış olmalı. Üniversite mezunu, açık, net, inandırıcı ve etkili bir biçimde karşısındaki kişi ile iletişim kurabilmelidir.

2) Dünyayı, içinde bulunduğu toplumu ve kendisi hakkında bilgi edinebilmesi yönünde eleştirel bir yapıya sahip olmalıdır.

3) Farklı kültür ve değerlerin farkında olması gerekir.

4) Ahlak sorunları ve moral değerler hakkında belirli bir anlayışı bulunması, ahlak ile ilgili konularda düşünmüş olması beklenir. Belki de eğitimli bir insanın en belirgin özelliği, ona ahlaki konularda bilinçli seçimler yapma olanağı veren, bilgiye dayalı kıyaslama yeteneği kazanmış olmasıdır.

5) Bilimsel çalışma disiplinine, tutumuna, davranışına ve bilgisine sahip olmalıdır. Karşılaştığı doğa ya da toplum olayları ile ilgili bir sorunun çözümüne yönelik bir araştırma tasarlayabilmeli, mantıksal muhakeme yapabilmelidir.

Sayın milletvekilleri, işte bütün bu kazanımları verebilecek olan kurum üniversitedir. Üniversitenin bu kazanımları verebilmesi için de ilmî zihniyetinin kurumsallaşmış olması gerekir. İlmî zihniyetin kurumsallaşması ve yerleşmesi oldukça zordur ve çok uzun süre gerektirir. Herhangi bir yükseköğretim kurumunda ilmî zihniyetin kurumsallaşabilmesi için, o kurumun ilk kurulurken bu anlayışla kurulması gerekir ve çok ciddi bir zihniyet altyapısı gerektirmektedir.

Tekraren söylüyorum: Buradaki altyapı, bina, derslik, laboratuvar ve benzerleri değildir; onlar, olması gereken, dışa yönelik altyapılardır. Esasen, içe ve derinliğe yönelik zihniyet altyapısıdır.

Bunları niçin söylüyorum? Bir, korkudan… Türk üniversite sistemi, daha henüz tam olarak ilmî zihniyet kurumsallaşmasını tamamlamadan, yeni kurulan üniversitelerle birlikte, adet olarak, sayı olarak çok artmıştır. Bu artış güzeldir, iyidir ve hatta yetersizdir. Türkiye’de çok sayıda daha üniversite kurmak gerekmektedir, ancak bunlara ilmî zihniyet yerleştirilemezse, buralarda üniversal zihniyet kurumsallaşmazsa, bir zihniyet bozulması, bir dejenerasyon meydana gelir ki, bunun sonu bütün üniversitelerimiz ve topyekûn üniversal zihniyetimiz için felakete dönüşebilir.

İşte muhalefetin söylediği altyapı eksikliği budur, yoksa sadece binaların eksikliği, yani fiziki altyapı noksanlığı değildir. Fazlaca ödenek ayırarak veya hayırseverlerden destek alarak fiziki altyapıyı kısa sürede tamamlamak mümkündür. Fakat ilmî altyapı noksanlığını, yetersizliğini öyle kısa sürede tamamlayamazsınız ve işin kötü tarafı, bir yükseköğretim kurumunda ilmî zihniyet nasıl başlar ise öylece devam eder. Nesiller boyunca oralardaki ilmî zihniyet bozulmasını düzeltemezsiniz. Nitekim eğitim fakültelerindeki bu tarz sıkıntıyı hâlâ daha tam olarak düzeltebilmiş değiliz.

Herkesin bilmesi gereken bir şey var, o da şudur: Gerçek anlamda üniversite kurmak demek sadece ve sadece kuruluş kanununu çıkarmak ve üç beş tane bina yapmak demek değildir, o kuruma inceleyici, eleştirel bakabilme yeteneğine sahip araştırıcı ilmî zihniyeti yerleştirmek demektir.

Yeni kurulan üniversitelerimizde söz konusu ilmî zihniyet problemlerinin yaşanmaması için, öncelikle bunların her birine büyük bir üniversiteyle protokol imzalatıp büyük üniversitelerden öğretim üyelerinin oralarda görev yapması temin edilebilir mi diye düşünmek istiyorum. Bu yolla oralarda öğretim elemanı yetiştirmek de mümkün olacaktır.

Yine gelişmiş ülkelerin üniversitelerinden biriyle de benzer bir protokol imzalanabilir. Nitekim 1957 yılında kurulan Atatürk Üniversitesi bu şekilde gelişmiştir. Hem yurt dışından bir üniversiteyle iş birliği yapılmış hem de İstanbul Üniversitesiyle. Bu iş birliği sayesinde alanlarında yetkin olan birçok öğretim üyesi o yıllarda Erzurum’a gitmiş ve orada hem lisans hem de lisansüstü öğrenciler yetiştirmişlerdir. En önemlisi bu sayede Atatürk Üniversitesi ilmî zihniyetin kurumsallaştığı gerçek bir üniversite olmuştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Metin Ergun (MHP, Muğla). “2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/metin-ergun-23-2008-12-21-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
