# Bodrum'da meydana gelen sel felaketi hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Metin Ergun (MHP, Muğla)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim
- **Tarih:** 3 Şubat 2011
- **Gündem:** BODRUM'DA MEYDANA GELEN SEL FELAKETİ HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/metin-ergun-23-2011-02-03-bodrum-da-meydana-gelen-sel-felaketi-hakkinda

> Metin Ergun (MHP), 3 Şubat 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BODRUM'DA MEYDANA GELEN SEL FELAKETİ HAKKINDA); konuşma 553 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

METİN ERGUN (Muğla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Muharrem Bey, yani bir itiraf var ama hangi şirketle ilgili onu bilmiyorum. Benim gördüğüm bir gerçek var, bu af tasarısı benim doktora tezimden daha kalın. Herhâlde dünya parlamento tarihinde böyle bir kalınlıkta bir af tasarısı yoktur.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ucube, ucube!

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Bazı şeyleri kendi milletvekillerinden bile gizlemek için yapıyorlar.

METİN ERGUN (Devamla) – Af tasarısı efendim bu.

Şimdi, Sayın Canikli güzel izah ediyor yani kalkınmışız, ikinci organize sanayiyi yapmışız ama bütün sektörler var bunun içerisinde, bütün vatandaşlar var, dedi. İngilizler vardır, yoktur, onu bilmem ama bütün Türk vatandaşları var. Yahu, ekonomi iyiyse bu vatandaşlar bu borçlarını niye ödeyemedi merak ettim.

ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) – O zaman kredi faizleri yüksekti de onun için.

METİN ERGUN (Devamla) – Evet, neyse, önerge üzerinde konuşalım.

Bir şey daha hatırlatayım. Muhterem arkadaşlarım, birçok arkadaşım gibi öncelikle şunu belirteyim ki torba yasa olarak adlandırılan bu tasarı kanun yapma tekniğine aykırıdır; lafzı da, ruhu da, mantığı da kanun yapma usulüne aykırıdır. İçinde her şey var, ne ararsanız bulunur, mantık silsilesi yoktur; af var, indirim var, temel haklarla ilgili düzenleme var, kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı maddeler var. Dolayısıyla, ne diyelim, hayırlı olsun.

Değerli milletvekilleri, bu tasarıyla yapılan değişiklik özünde iş müfettişlerinin yerine bölge müdürlüğü memurlarına işçi şikâyetlerini inceleme yetkisi vermeyi ihtiva etmektedir. Bu değişikliği kabul etmek mümkün değildir, yapılmaması gereken bir değişikliktir. İş teftişinin sağlıklı bir biçimde yapılabilmesi gerekir. Bunun için de müfettişlerin en üst düzeyde koruması sağlanmış, bağımsızlığı teminat altına alınmış kimseler olması gerekir. Bunun içindir ki, teftiş teşkilatları bakanlıklarda doğrudan bakana bağlı olarak görev yaparlar. Bu değişiklik bu şekliyle gerçekleştiğinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bölge müdürlükleri kendi emirlerinde bulunan herhangi bir memuru teftiş ve denetim için görevlendirebileceklerdir. İş teftişi bakımından bu oldukça sakıncalıdır. Memurlar korumasız oldukları için böyle bir durumda teftişin bir baskı mekanizmasına dönüşmesi mümkündür. Dolayısıyla, bu baskı idarenin işveren üzerinde baskısına da dönüşebilir. Sonunda bu durum hükûmetlerin iş dünyası üzerinde baskı kurmasına gidebilecek kadar tehlikeli bir hâl alabilir.

Öte yandan, bu değişiklik hayata geçirildiği takdirde teftişin sağlıklı bir şekilde yapılması mümkün olamayacağı gibi, bu düzenleme Milletlerarası Çalışma Teşkilatının Türkiye tarafından da onaylanan 81 sayılı Sanayi ve Ticarette İş Teftişine Dair Milletlerarası Sözleşme’ye aykırı olacaktır. Bu hüküm, müfettişlerin siyasi baskılardan korunmuş bir statüde görev yapmalarını öngörmektedir. İşte bu yüzden herhangi bir devlet memuruna teftiş yetkisi ve görevi verilemez. Hâlbuki tasarıyla bu yetki verilmektedir. Bölge müdürlüğü emrindeki memurlara teftiş yetkisinin verilmesi teftişin sağlıklı olmamasına, siyasi baskılara ve istismarlara imkân verecek bir hâle gelmesine yol açacaktır. Bu hâliyle bu düzenleme teftiş sistemimizi çökertir, teftişleri siyasi istismara açık hâle getirir, teftişle iş yerleri üzerinde baskı kurmak daha kolay hâle gelir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak işte bu yüzden bu maddeye karşıyız.

Maddenin üçüncü bendinde ise yargı kararına itirazın iş mahkemesince hüküm altına alınmış işçi alacağının tahsiline engel teşkil etmeyeceğine dair hüküm de iş çevrelerini sıkıntıya sokacak gibi görünmektedir. Kesinleşmemiş mahkeme kararına bağlı olarak işçiler alacaklarını alacaklar, daha sonra davayı kaybettiklerinde bu parayı nasıl iade edeceklerdir?

Zor şartlar altında geçimlerini temin eden çalışanlara iyilik yapılıyormuş görüntüsü verilen bu düzenleme, temyiz sonucunda davayı kaybettiklerinde çalışanları çok zor bir duruma düşürecektir.

İşverenler bakımından da kesinleşmemiş bir yargı kararına dayalı olarak ödemek zorunda kalacakları bu paraları daha sonra alamamak gibi bir riske sokacaktır. Bu durum hukuk devleti ilkesine açık bir aykırılık oluşturmaktadır.

Önergemizin kabulünü diliyor, hepinize saygılarımı sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Metin Ergun (MHP, Muğla). “Bodrum'da meydana gelen sel felaketi hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim tutanağı, 3 Şubat 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/metin-ergun-23-2011-02-03-bodrum-da-meydana-gelen-sel-felaketi-hakkinda (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
