# Ceza muhakemeleri usuhlü kan.tas.(s.s.698)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mevlüt Akgün (AK Parti, Karaman)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim
- **Tarih:** 4 Aralık 2004
- **Gündem:** CEZA MUHAKEMELERİ USUHLÜ KAN.TAS.(S.S.698)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mevlut-akgun-22-2004-12-04-ceza-muhakemeleri-usuhlu-kan-tas-s-s-698

> Mevlüt Akgün (AK Parti), 4 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEZA MUHAKEMELERİ USUHLÜ KAN.TAS.(S.S.698)); konuşma 794 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEVLÜT AKGÜN (Karaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan Ceza Muhakemesi Kanunu Tasarısının 175 ve devamı maddeleri üzerinde AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Grubum ve şahsım adına sizlere saygılarımı sunuyorum.

Değerli arkadaşlar, temel amacı gerçeğin ortaya çıkarılması olan ceza muhakemesi alanında çok önemli bir tasarının görüşmesini yapıyoruz. Gerçekten, kendimize haksızlık etmememiz gerektiğini düşünüyorum; çünkü, elli yıldır Parlamentonun ve milletin gündeminde bulunan, toplum hayatını derinden ilgilendiren bir kanun tasarısını, hükümetimizin yoğun çabalarıyla, Parlamento gündemine getiriyoruz. Gerçekten, Türkiye, AK Parti İktidarı döneminde, sadece Ceza Muhakemesi Kanununu değil, bir taraftan Avrupa ve çağdaş dünyayla uyum yasalarını, bir taraftan da yıllardır bekleyen temel yasaları bir bir çıkarıyor ve bu yasaları çıkarırken de -burada Anamuhalefet Partimizin de büyük katkıları var- uzlaşma adına birlikte çıkarıyor. İşte, Meclisimizin yasama faaliyeti açısından yüzakı olacak çalışmaları sergiliyoruz. Bu sebeple, az önce Meclisimizin bu kürsüsünden ifade edilen, özellikle hukuk devleti anlayışının olmadığı, bu tasarının hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmadığı yönündeki eleştirilere katılmak mümkün değil.

Değerli arkadaşlar, gerçekten, hukuk devletinin üç temel öğesi var; bunlardan biri, insan haklarının geliştirilmesi; ikincisi, adaletin sağlanması; üçüncüsü, güvenliğin temin edilmesi. Hukuk devletinin ölçüsü, insan haklarının sadece metinlerde yer alması değil, gerçek ve fiilî hayata geçirilmesi. İşte, Ceza Muhakemesi Kanunu Tasarısı, bu anlamda, insan haklarını gerçek hayatta koruyacak, yargılama hukukunda insan hakları ile sosyal düzen arasında bir denge sağlayacak çok önemli bir tasarı. Bir taraftan insan haklarına riayet edeceksiniz, sanığın haklarını, susma hakkını, savunma hakkını, yargılamanın alenîliğini vesaire, tüm kurumları sanığa sağlayacaksınız, diğer taraftan da, toplum düzenini koruyacaksınız, sosyal düzeni koruyacaksınız. Bunu sağlarken sosyal düzeni korumak kolay değil. İşte, özellikle örgütlü suçlarda, Avrupa'da da, yakından bildiğimiz, araştırdığımız Avrupa ülkelerinde de birtakım koruma tedbirlerinin, şu anda tasarıda bulunan koruma tedbirlerinin uygulandığı, orada da aynen mevcut olduğu -belki burada da eleştiriyoruz- açıkça görülmekte.

Tabiî, ceza yargılamasında amaç gerçeğin ortaya çıkarılması dedik. Gerçeği ortaya çıkarırken insan haklarına, sanık haklarına kolay gelinmedi. Tarihsel süreci izlediğimiz zaman, engizisyon döneminde, Ortaçağda, suçluların "ruhuna şeytanlar girmiş" diye yakıldığına şahit oldu insanlık. Yine, insanlık, sanığın, gerçeğin ortaya çıkarılması adına her türlü işkenceye reva görüldüğü, mahkûm edildiği dönemleri yaşadı. Özellikle, Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında insanlık çok büyük acılar çekti, savaşta meydana gelen olaylar insanlara eziyet çektirdi ve insan hakları ve savaş hukuku ihlalleri doruğa çıktı.

Özellikle, İkinci Dünya Savaşından sonra, Avrupa'da, demokratik hukuk devletinin temellerini atmak adına, birçok evrensel belge ortaya çıkarıldı. İşte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, insan hakları belgeleri anlamında en ileri belge olarak karşımızda duruyor.

Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini kabul etmek suretiyle, içhukukunun bir parçası haline getirdi; onunla da yetinmedi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine kişisel başvuru hakkı tanıdı.

Gerçekten, bu yüzyılda insan hakları alanında en önemli gelişme şudur: Daha önceki dönemlerde insan hakları meselesi, sadece ülkelerin iç meselesi olarak kabul edilmişti. Ancak, yüzyılımızın en önemli gelişmelerinden biri, insan hakları meselesinin, sadece ülkelerin bir içhukuk meselesi olmadığı kabul edilmek suretiyle uluslararası yargıya açıldı ve insanlara, insan hakları konusunda uluslararası yargıya gitme imkânı tanındı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi böyle bir anlayıştan doğdu.

İşte, bir taraftan da, insan haklarının hayata geçirilmesi anlamında, ceza usul yasaları bir bir değişti. Gerçek ortaya çıkarılırken, sanığa tanınan haklar, daha mükemmel anlamda, daha kâmil anlamda bir bir geliştirildi.

İşte, halen yürürlükte olan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu Almanya'dan müktesep bir kanun ve aradan geçen dönemde 27 kez değiştirilmiş. 1940'lı, 50'li yıllardan itibaren de yerine yeni bir tasarı hazırlanmak suretiyle Meclisin gündemine getirilmiş; ancak, 27 kez değiştirilen, sistematiği bozulan Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, deyim yerindeyse, yamalı bir bohçaya dönmüş.

İşte, yıllardan beri Meclisin gündeminde ve milletimizin gündeminde bekleyen bu yasanın çıkarılması için, hükümetimiz, her alanda olduğu gibi, bu konuya da el atarak, muhalefetin de değerli katkılarını almak suretiyle, bu kanun tasarısını şu anda önümüze getirmiş durumda ve maddeleri bir bir görüşüyoruz.

Tasarıya baktığımız zaman -tek tek detaylarına girmek istemiyorum- hukukumuz açısından çok yeni, gerçekten, yargılama hukukunu çağdaş normlara uyduracak çok güzel kurumlar var. İşte, uzlaşma kurumu... Yıllardan beri söylüyoruz, avukatlık yaptığımız dönemde de gördük, adliyelere yığınla dava geliyor; özellikle birtakım ceza davaları, daha soruşturma evresinde savcının ve uzlaştırmacının devreye girmesiyle çözülebilecek türden davalar. Hakaret, basit darp, yaralamalı trafik kazası gibi birçok dava, uzlaşma sağlandığı takdirde, mahkemeleri boşuna uzatmayacak, uğraştırmayacak, meşgul etmeyecek, insanları da mahkeme kapılarında gezmekten alıkoyacak. İşte, böyle bir çağdaş kurum, şu anda tasarının içerisinde düzenlenmiş durumda.

Diğer yandan, adlî kolluk... Suç ve suçla mücadele açısından bir adlî kolluğun kurulması ve adlî kolluğun, özellikle suç delillerini araştırmada uzman bir çalışma yapmak suretiyle yargılamayı kolaylaştırması gerektiğini yıllardan beri söyleriz avukatlar olarak, hukuk adamları olarak. Ben, buradan, tasarıda emeği geçen, başta Adalet Bakanımız, Adalet Komisyonu Başkanımız, komisyonun değerli üyeleri, Adalet Bakanlığının bürokratlarına teşekkür etmek istiyorum. İşte, adlî kolluk müessesesi, yıllardan sonra tasarıda yer almış durumda. Bunun gibi daha birçok yeni kurum tasarıda mevcut.

Ben, bu tasarının milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyor, tasarıda emeği geçen tüm arkadaşlara teşekkürümü ifade ediyor, bu duygularla, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mevlüt Akgün (AK Parti, Karaman). “Ceza muhakemeleri usuhlü kan.tas.(s.s.698)”. TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim tutanağı, 4 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mevlut-akgun-22-2004-12-04-ceza-muhakemeleri-usuhlu-kan-tas-s-s-698 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
