# Ceza ve tedbirlerin infazı hk.(s.s.710

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mevlüt Akgün (AK Parti, Karaman)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim
- **Tarih:** 13 Aralık 2004
- **Gündem:** CEZA VE TEDBİRLERİN İNFAZI HK.(S.S.710
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mevlut-akgun-22-2004-12-13-ceza-ve-tedbirlerin-infazi-hk-s-s-710

> Mevlüt Akgün (AK Parti), 13 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEZA VE TEDBİRLERİN İNFAZI HK.(S.S.710); konuşma 836 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEVLÜT AKGÜN (Karaman) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekili arkadaşlarım; Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun tasarısının 59 ilâ 104 üncü maddeleri üzerinde AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, her insan suç işleyebilir, her insan suçlu olabilir, her insan işlediği suç nedeniyle mahkemelerde mahkûmiyet hükmü alıp hayatının belli bir dönemini cezaevinde geçirebilir. Devlete emanet olarak gelen bir mahkûma devletin bakış tarzı, ona nasıl davranılacağı ceza infaz hukukunun, ceza infaz rejiminin en önemli meselesi. Nasıl olsa suç işlemiştir, nasıl olsa suçludur o halde her türlü eziyet, işkence, ceza mubahtır anlayışı da uygulanabilir veya modern ceza infaz hukukunda olduğu gibi suçluyu insan olarak görmek suretiyle, onun da doğuştan devredilemez hakları var sayılmak suretiyle onu hem ıslah etmek hem yeniden suç işlemesinin önüne geçmek hem de üretken bir birey olarak topluma yeniden kazandırmak da bir infaz rejimi olarak uygulanabilir.

Toplumun intikam duygularını tatmin etmek ve cezanın ibret olarak uygulanmasını öngören eski ceza infaz sistemi artık günümüzde terk edilmiş durumda ve özellikle günümüzde ceza infaz hukukunun temel amacı suçlunun ıslah edilmesi, suçların işlenmesinin önlenmesi; ama bu önleme yapılırken, tabiî, ceza alan mahkûmun da cezasını çekmesi için hürriyetinin kısıtlanması, suçluyu yeniden topluma kazandırma düşüncesi. Aslında, Anayasanın 17 nci maddesinde "herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir" derken, yine 56 ncı maddesinde de "herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir" denilmek suretiyle, devletin hürriyeti bağlayıcı bir ceza nedeniyle alıkoyduğu kişilerin sağ ve sağlıklı kalmalarını temin etmek için her türlü tedbiri almak devlete bir görev olarak yüklenmiş; ama, bu görev yerine getirilirken, aynı zamanda cezaevlerinin güvenliğini temin etmek, cezaevlerinin ıslah edici fonksiyonunu da gerçekleştirmek, devletin diğer bir görevi olarak ortada durmakta. İnsanların temel hak ve hürriyetlerinden vazgeçilmesi, bunların devredilmesi Anayasanın 12 nci maddesi uyarınca engellendiğine göre, mahkûmların haklarını gerçekleştirmek bir ödev olarak ortada durmakta.

Değerli arkadaşlar, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetlerini Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesinin 3 üncü maddesine göre, hiç kimse, işkenceye, gayriinsanî yahut haysiyet kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulamaz. Bu hüküm, aynı zamanda bizim içhukuk normumuz. Türkiye, bu sözleşmeyi kabul etmekle, bunu bir yasa maddesi haline getirmiş.

Daha önce, 1965 tarihli Cezaların İnfazı Hakkında Kanun vardı, çok kısıtlı maddelere sahipti; ama, bugün AK Parti İktidarı döneminde gerçekleştirilen hukuk reformlarından bir tanesi olarak önümüze getirilen bu yasa tasarısı, gerçekten, günümüzün ceza infaz hukukunun bütün kurumlarını içeren çok çağdaş bir ceza infaz yasası. Birtakım eksiklikleri var, az önce konuşan arkadaşlar bu eksiklikleri kısmen dile getirdiler; ama, kabul etmek gerekir ki, yaşadığımız acı tecrübeler, ama bir taraftan da çağdaş dünyayla bütünleşmek için çıkardığımız, ardı ardına hızlı bir şekilde gerçekleştirdiğimiz reformlar, yasalar, bizim, ceza infaz hukukunda da çok önemli gelişmeler kaydettiğimizin, insan hakları, demokrasi, hak ve hürriyetler konusunda Türkiye'yi sağlam temellere getirdiğimizin bir göstergesidir.

Cezaların infazı hakkında kanun tasarısının temelinde, Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğu ilkesinden hareket ederek, çağdaş bir anlayışla Türkiye'nin, her alanda hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygıyı gerçekleştirme kararlılığıyla belirleyeceği suç ve ceza politikası yer almaktadır. Bu politika çerçevesinde, cezaların infazı rejimi de bu tasarıyla yeniden düzenleniyor.

Tasarının getirdiği önemli yenilikleri arkadaşlar ifade ettiler. Bunlardan bazıları; ayrımcılık yapılamayacağı, yeni cezaevlerinin kurulması, hamile kadının ceza infazının ertelenmesi, müebbet hapis cezasında (F) tipi yaşam, çocuklara kelepçe vurulamaması, ölüm orucuna müdahale edilmesi, elektronik infaz, haftasonu infazı, gece infazı, iş arama izni, koğuş sistemine son verilmesi gibi hususlardır. Gerçekten, koğuş sistemi, cezaevlerinin kanayan bir yarasıdır. Birçok mahkûmun bir arada kaldığı koğuş sistemi, suçlu tipi üreten, esasen geçmişte suç işleme eğilimi olmayan insanları bile suç işleyen makineler haline dönüştüren bir sistemdir. Ceza İnfaz Yasası Tasarısında, koğuş sistemine son verilmekte, oda sistemine geçilmekte, böylece yeni suçlu tiplerinin üremesinin önüne geçilmektedir. Yine bu tasarıyla, internet imkânı getiriliyor, kitap edinme hakkı getiriliyor, avukatla görüşme imkânı getiriliyor. Yani, son derece çağdaş müesseseleri içeren bir Ceza İnfaz Yasası Tasarısı önümüzde.

Özellikle 59 uncu maddeden itibaren düzenlenen, hükümlünün haklarını ve yükümlülüklerini incelediğimiz zaman, hükümlünün avukat ve noterle görüşme hakkı -az önce ifade edildi- kültür ve sanat etkinliklerine katılma hakkı, kütüphaneden süreli ve süresiz yayınlardan yararlanma hakkı sağlanıyor. Yine, hükümlünün günlük yaşamdaki hakları ve yükümlülükleri çağımız gereklerine uygun hale getiriliyor. Hükümlünün barındırılması, yatırılması, giydirilmesi, telefonla haberleşmesi modern çağın gereklerine uygun hale getiriliyor. Ayrıntılı hükümler derç edilmiş.

Hükümlü, ceza infaz kurumlarında, merkezî yayın sistemi bulunduğu takdirde, bu sisteme bağlı olarak radyo dinleme ve televizyon yayınları izleme ile interneti takip edebilme hakkına sahip kılınıyor.

Yine, hükümlü, mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkına sahip kılınmaktadır. Hükümlünün ceza infaz kurumlarında mensup olduğu dinin ibadetlerini yapabilmesi hakkı da düzenlenmiş bulunmaktadır.

Bu ayrıntılı düzenlemeler dikkate alındığı zaman, hükümlülere hem eğitim verme imkânı getiriliyor hem yayınları takip etme, basın yayını takip etme imkânı getiriliyor hem ıslah edilmesi amacıyla meslek ve iş edindirme kursları açılıyor hem dışarıda sahip olduğu mesleği cezaevinde de geliştirebilme imkânı getiriliyor ve böylece, bir eğitim ve ıslah sürecinde hükümlünün topluma yeniden kazandırılması için Ceza İnfaz Kanunu Tasarısında etraflı hükümler getiriliyor.

Yasa tasarısını bir bütün olarak ele aldığımız zaman tenkit edilen yönleri bulunabilir; ama, AK Partinin hukuk reformlarını tamamlayan önemli bir reform olduğu düşüncesindeyim.

Tasarıda emeği geçen tüm arkadaşlara buradan teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mevlüt Akgün (AK Parti, Karaman). “Ceza ve tedbirlerin infazı hk.(s.s.710”. TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim tutanağı, 13 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mevlut-akgun-22-2004-12-13-ceza-ve-tedbirlerin-infazi-hk-s-s-710 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
