# 10/35 - 10/43 - 10/49 - 10/70 türkçe'deki bozulma ve yabancılaşmanın araştırılarak türk dilinin korunması ve geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla anayasanın 98 inci, içtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mevlüt Akgün (AK Parti, Karaman)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim
- **Tarih:** 25 Aralık 2007
- **Gündem:** 10/35 - 10/43 - 10/49 - 10/70 TÜRKÇE'DEKİ BOZULMA VE YABANCILAŞMANIN ARAŞTIRILARAK TÜRK DİLİNİN KORUNMASI VE GELİŞTİRİLMESİ İÇİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA ANAYASANIN 98 İNCİ, İÇTÜZÜĞÜN 104 VE 105 İNCİ MADDELERİ UYARINCA BİR MECLİS ARAŞTIRMASI AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGELERİ HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mevlut-akgun-23-2007-12-25-10-35-10-43-10-49-10-70-turkce-deki-bozulma-ve-yabancilasmanin-a

> Mevlüt Akgün (AK Parti), 25 Aralık 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 10/35 - 10/43 - 10/49 - 10/70 TÜRKÇE'DEKİ BOZULMA VE YABANCILAŞMANIN ARAŞTIRILARAK TÜRK DİLİNİN KORUNMASI VE GELİŞTİRİLMESİ İÇİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA ANAYASANIN 98 İNCİ, İÇTÜZÜĞÜN 104 VE 105 İNCİ MADDELERİ UYARINCA BİR MECLİS ARAŞTIRMASI AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGELERİ HAKKINDA); konuşma 1.017 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEVLÜT AKGÜN (Karaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dil, insanlar arasında iletişimi sağlayan bir araç, kendi kanunları içinde yaşayan ve gelişen canlı bir varlık, milletleri birleştiren, koruyan ve onun ortak malı olan sosyal bir kurumdur. İnsanı diğer varlıklardan ayıran ve onlardan üstün kılan en önemli vasfı dilidir. Bir milletin fikirlerini, hayallerini, duygularını, daha geniş manasıyla ruhunu ve hayatını dil taşır. Bu anlamda, milletleri millet yapan unsurların başında dil gelmektedir. Tarihte büyük medeniyetler kurmuş birçok millet, tarih sahnesinden savaşlarla değil dillerini kaybederek silinmişlerdir. Anadolu’da önemli bir medeniyet olan Hititler ve İslamiyet’ten önce batıya gelmiş olan Oğuzlar, Peçenekler ve Bulgarlar, dilleriyle beraber Türklüklerini de kaybetmişlerdir.

Bu bakımdan, bir toplumun maddi ve manevi kalkınması, kullandığı ana diline sıkı sıkıya bağlıdır. Zengin ve gelişmiş bir dil olmazsa, derin düşünce ve bilim yeterince yapılamaz. Yaratıcı düşünce ise ancak ana dille olabilir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yahya Kemal’in deyimiyle, ağzımızda anamızın ak sütü kadar helal olan Türkçemiz, bugün yeryüzünün en eski ve en geniş coğrafya parçasında konuşulan gelişmiş, zengin bir kültür, bilim ve sanat dilidir. Bizim millî kimliğimiz olan Türkçe, sadece Anadolu’da, Balkanlarda, Türkistan’da ve Sibirya’da değil, çalışmak amacıyla Avrupa’ya, Amerika’ya, Avustralya’ya ve dünyanın diğer ülkelerine giden vatandaşlarımız sayesinde dünyanın dört bucağında konuşulur bir dil hâline gelmiştir. UNESCO, 1980’lerin ortasında hazırladığı bir raporda Türk dilini ve lehçelerini bir bütün kabul ederek Türkçeyi dünyanın 5’inci büyük dili olarak açıklamıştır. Türk dilinin çeşitli kollarını konuşan bugün 200 milyonu aşkın insan bulunduğu sanılmaktadır.

Anadolu’da yaşayan Türkçenin söz varlığı bugün 110 bine ulaşmıştır. Bana göre, Türkçeleşmiş kelimeler, Türkçeleşmiş sözcükler aynı zamanda Türkçedir. Örneğin “defter”, “kitap”, “kâğıt”, “meclis”, “devlet”, “millet”, “cumhuriyet”, “halk”, “parti”, “kravat”, “pantolon”, “saat”, “rozet”, “duvar”, “tavan”, “taban”, “elektrik” gibi kelimelerin hiçbirisinin aslı Türkçe olmamasına rağmen Türkçeye sonradan girmiş, fakat, Türkçeleşmiş kelimelerdir.

Türk Dil Kurumunun 1945’te çıkardığı birinci baskı Türkçe sözlükteki kelime ve sözcük miktarı sadece 32 bindir. Kendi kültür ve medeniyetimizin aracı olan dilimizde cumhuriyetin ilk dönemlerinde arılaştırma adına birçok Türkçeleşmiş kelime, “Arapçadır”, “Farçasıdır” gerekçesiyle maalesef dilimizden atılmıştır. Ama, şimdi, bugün geldiğimiz noktada yaşayan, konuşulan dil bizim olduğu için, bugün Türk Dil Kurumunun da kabul ettiği 110 bin kelimelik bir dil hâline gelmiştir. Yani, Türkçe, bugün asli hüviyetine kavuşmuştur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün dilimize verdiği önem gerçekten çok büyüktür. Atatürk “İstiklalini ve bağımsızlığı korumasını bilen Türk milleti dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmasını bilecektir.” demek suretiyle, Türkçeyi yabancı dillerin etkisinden kurtarmak ve bir dünya dili hâline getirmek için büyük mücadele vermiştir. Ancak, Atatürk’ten sonra dilde yapılan sadeleştirmenin hududunun iyi çizilememesi, dilimizin iyi öğretilememesi ve dil bilincinin geliştirilememesi Türkçemizde bir yozlaşma ve yabancılaşmaya neden olmuştur. Bugün dilimizin iyi konuşulamadığı ve yazılamadığı herkesin kabul ettiği bir gerçektir.

Dilimizle ilgili bir diğer sıkıntı da Batı ile siyasi ve ekonomik ilişkilerin gelişmesine bağlı olarak yabancı dil öğrenme düşüncesinin, zamanla yabancı dille eğitime dönüşerek yaygınlaşmasıdır. Hâlbuki Oktay Sinanoğlu’nun deyimiyle “Eğitim dilinin Türkçeden yabancı dile kaydırılması kültürel soykırımdır. Zira, dil olmazsa kültür olmaz. Kültür olmazsa kimlik olmaz.”

Bugün konuşmalarımızda “konsensüs”, “poşet”, “star”, “şov”, “transformasyon” gibi pek çok kelimeyi Türkçelerinin yerine kullanıyor, günlük konuşmalarımızda “evet”lerin yerini “yes”ler ve “okey”ler alıyorsa, vedalaşmalarımızı maalesef “bye bye”larla yapıyorsak dildeki yozlaşma açıkça görülmektedir. Son zamanlarda “eskici”, “derici”, “paşa”, “neşe” gibi Türkçe kelimeleri “eskidji”, “derijci”, “neshe”, “pasha” gibi yabancı imla kurallarına göre yazıp, okuyarak, maalesef alfabemizin bozulmasına da sebep olmaktayız.

Diğer yandan, BBC (Be Be Ce)’ye “Bi Bi Si”, NTV (Ne Te Ve)’ye “En Ti Vi” demek suretiyle telaffuz yanlışlıklarına da sebep olmaktayız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dilimize yabancı sözlerin girişi özentiyle birlikte son yıllarda giderek artmıştır. Türkçesi varken yabancı kaynakları, sözleri kullanmak bize göre özentiden başka bir şey değildir. “Divan Oteli” demek varken “Hotel Divan”, “Marmara Oteli” demek varken “The Marmara”, “Kule Site” varken “ Kule City” demek Türkçenin söz dizimi özelliklerini maalesef zorlamaktadır.

Bir de, son dönemde çeviri yoluyla anlatım türü ortaya çıktı. Sözler Türkçe ama anlatım kalıbı yabancı kaynaklı. Mesela “çay içmek, kahve içmek” yerine “çay almak, kahve almak” gibi yanlış kullanışlar. Bunlar sadece birkaç örnektir. Türkçenin yapısına ve mantığına aykırı bu yanlışlardan kurtulmamız gerekir.

Son yıllarda Batı dillerinden, özellikle İngilizceden bir söz akımı olduğu gerçektir. Sözlerin bir bölümü teknolojiyle birlikte gelmiştir. “Disket, faks, kamera, printer, radyo, televizyon, video, walkman” gibi. Dilimizin doğal gelişmesi içerisinde bunların birçoğuna karşılık bulunabilirdi. Mesela “buzdolabı, derin dondurucu, bilgisayar”da olduğu gibi. En son “mortgage” diye tabir edilen “tutulusat” ülkemize gelmeden aslında bunun adı konup ülkemizde, dilimizde yerleşmesi sağlanabilirdi.

Günlük hayatta maalesef yabancı dil kullanmak bir özenti hâline getirilmiştir. Pazarda, radyoda, televizyonda, basında, okulda, sporda, kısaca her yerde yabancı kaynaklı sözler bilinçsizce kullanım alanımıza girmiştir. Bugün, büyük şehirlerden Anadolu’nun en ücra köşelerine kadar yabancı kelimelerden oluşan tabelalar, reklamlar, ürün adları, markalar, dildeki yozlaşmanın nerelere vardığının en önemli kanıtıdır.

Değerli arkadaşlarım, bu yozlaşmanın ve yanlış kullanımın önüne geçmenin önemli yollarından bir tanesi, öncelikle toplumda Türkçe bilincinin uyandırılmasıdır. Ayrıca, yabancı dille eğitimin mutlaka ortadan kaldırılması gerekir. İlköğretim çağından başlamak üzere öğrencilere Türk dilinin güzelliklerinin anlatılması, doğru ve güzel Türkçe kullanımının özendirilmesi, yine bir devlet politikası olarak Türkçe kullanımının yaygınlaştırılması gerekir.

Bu çalışma öyle bir seviyeye gelmeli ki, Türkçeyi doğru, güzel kullanmak bir ayrıcalık olarak algılanmalıdır. Ana dilimiz konusunda toplumda geniş bir duyarlılık oluşturulmalıdır. Yapılacak bazı yasal düzenlemelerle bu toplumsal duyarlılığın altyapısı oluşturulmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dilimizi bekleyen asıl tehlikeye gelince: 3’üncü binyılın henüz başlarındayız. İnsanlığı yeni binyılda nelerin beklediği, geleceğin dünyasının nasıl olacağı, bilimde, iletişimde, hangi noktalara ulaşılacağı gibi çeşitli konularda bilim adamları birtakım öngörülerde bulunmaktadır. Bu öngörülerden biri, yeryüzündeki dillerle ilgilidir. Yeni binyılın daha başlarında yeryüzündeki pek çok dilin yok olacağı öngörülmektedir. Bir dilin yok olması demek bir kültürün, bir medeniyetin ve bir ulusun yok olması demektir. Dili, yeryüzünden silinmiş bir milletin, varlığının da silinmiş olacağı bir gerçektir. Türk milleti olarak dilimize sahip çıkmak durumundayız. Türkçeye sahip çıkmak, deyim yerindeyse, en büyük vatanseverliktir. Türkçe bizim adımızdır, soyadımızdır, türkümüzdür, şarkımızdır; Türkçe bizim ses bayrağımızdır. Bir şair “Güzel dil Türkçe bize / Başka dil gece bize / İstanbul konuşması / En saf, en ince bize.” der.

Değerli arkadaşlarım, konuşmamın son kısmında, Karaman Milletvekili olarak, Karamanoğlu Mehmet Bey’den ve Karaman’dan bahsetmemek bir eksiklik olur diye düşünüyorum. Anadolu’da Türk birliğinin ve dil birliğinin dağılma tehlikesi içinde bulunduğu bir yüzyılda, 1277 tarihinde, Karamanoğlu Mehmet Bey, Türkçeyi yeniden devlet dili ilan etmek suretiyle ünlü fermanını yayınlamıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mevlüt Akgün (AK Parti, Karaman). “10/35 - 10/43 - 10/49 - 10/70 türkçe'deki bozulma ve yabancılaşmanın araştırılarak türk dilinin korunması ve geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla anayasanın 98 inci, içtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim tutanağı, 25 Aralık 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mevlut-akgun-23-2007-12-25-10-35-10-43-10-49-10-70-turkce-deki-bozulma-ve-yabancilasmanin-a (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
