# Dernekler kanun tasarısı

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mevlüt Çavuşoğlu (AK Parti, Antalya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim
- **Tarih:** 16 Temmuz 2004
- **Gündem:** DERNEKLER KANUN TASARISI
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mevlut-cavusoglu-22-2004-07-16-dernekler-kanun-tasarisi

> Mevlüt Çavuşoğlu (AK Parti), 16 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DERNEKLER KANUN TASARISI); konuşma 966 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Dernekler Kanunu Tasarısı hakkında şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Çağdaş toplumlarda, sivil toplum örgütleri, demokrasinin vazgeçilmez temel taşlarından biridir ve toplumların sosyal, ekonomik ve kültürel kalkınmalarında önemli roller üstlenmektedir. Avrupa Birliğiyle uyum sürecinde, demokratikleşme alanında önemli adımlar attık; ama, ülkemizde, maalesef, sivil toplum örgütleri, yeterince gelişip, toplumsal kalkınmamıza yeterince katkı sağlayamamıştır. Bu durum, demokrasinin bir ayağının sakat kalmasına ve toplumun kalkınmasına sivil toplum kuruluşlarının yeteri kadar katkı sağlayamamasına neden olmuştur.

Görüşmekte olduğumuz yeni Dernekler Kanunu Tasarısı, başta dernekler olmak üzere, sivil toplum kuruluşlarının gelişiminin önündeki yasal engelleri önemli ölçüde kaldırmakta, sivil toplum örgütlenmesinin toplumun bütün kesimlerine yayılmasına imkân sağlamakta ve dernek kurma özgürlüğü genişletilmekte, sivil toplum kuruluşlarının malî destek sağlamaları kolaylaştırılmakta, sivil toplum ve insan hakları alanındaki mevzuatı taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerle uyumlu hale getirmektedir.

Değerli milletvekilleri, halen yürüklükte olan 2908 sayılı Dernekler Kanunu, birçok benzer yasada olduğu gibi, 1970'li yıllarda toplumsal hayatta karşılaşılan çıkmaz ve karmaşalarla ve onların sonucu olarak bunlara bir tepki olarak hazırlanmıştır. Kanun, genel anlamda sivil toplum örgütlenmesini devletin varlığı için bir tehdit faktörü olarak görmüş, dernek kurma, derneklere üye olma ve derneklerin faaliyetlerine önemli ölçüde yasak ve kısıtlamalar getirmiştir. Bu durum, ülkemizde devlet ile sivil toplum kuruluşları arasında derin bir güven bunalımına neden olmuştur. Kanundaki bu yaklaşım uygulamaya da yansımış ve oluşan güven bunalımı daha da derinleşmiştir. Kanunda birçok kez değişiklik yapılmasına rağmen, içerdiği yasaklayıcı yaklaşım ve sivil toplum kuruluşlarına duyulan güvensizlik hissi varlığını devam ettirmiştir. Örneğin, dördüncü, altıncı ve yedinci uyum paketlerinde sivil toplumlarla ilgili, derneklerle ilgili bazı yenilemeler, iyileştirmeler yapılmıştır; ama, bu yeterli olmamıştır.

Değerli milletvekilleri, değişen ulusal ve uluslararası sosyoekonomik şartlar dahilinde ülkemizdeki sivil toplum kuruluşlarının ve kaçınılmaz olarak demokrasinin gelişmesi ve tabana yayılması mevcut mevzuat ve sivil toplum anlayışıyla mümkün gözükmemektedir.

Değişim etkilerini birçok alanda göstermekte, ülkeleri ve toplumları değişmeye zorlamaktadır. Öncelikle, gelişen teknoloji sayesinde bilginin tabana yayılması inanılmaz derecede hızlanmış ve dünya global bir köy haline gelmiştir. Globalleşme sürecinde ortaya çıkan fırsatları ve tehditleri önceden görmek ve önlemleri almak bakımından devletin yasama, yürütme ve yargı organlarının yanında, sivil toplumun da güçlenmesi ve bu süreçteki yerini alması hayatî önemi haizdir.

İkinci önemli değişim süreci de, ülkemizin içinde bulunduğu demokratikleşme sürecidir. Bu süreç, Yüce Atatürk'ün bize gösterdiği muasır medeniyetler seviyesine ulaşma hedefinin son halkasını oluşturmaktadır.

Sağlıklı bir demokrasi, bütün toplum kesimlerinin yeteri ölçüde temsili ve bu yolla toplumda çoksesliliğin sağlanmasıyla mümkün olacaktır. Bu bağlamda, siyasî partiler, sendikalar, dernekler, vakıflar ve diğer gönüllü kuruluşların yeteri ölçüde güçlenerek kurumsallaşmaları, sivil toplum-devlet otoritesi dengesinin kurulmasını ve bu yolla demokrasinin güvence altına alınmasını sağlayacaktır.

Sivil toplum kuruluşları, çoğulcu ve katılımcı demokrasinin ve sağlıklı toplumsal yapının vazgeçilmez unsurları olarak, toplumsal sorunların kalıcı, dengeli ve sorunsuz bir biçimde çözümlenmesinde ve kamu sektörünün yetersiz kaldığı alanlarda topluma hizmet götürmede önemli role sahiplerdir ve bu rollerini yeterince yerine getirebilmeleri için, sivil toplum kuruluşları için yasal ve kurumsal yapının geliştirilmesi zorunluluk arz etmektedir.

Üçüncü ve en önemli değişim ise, ülkemizin Avrupa Birliğine üyelik sürecinde siyasî, ekonomik ve hukukî alanlarda yapması gereken reformlardan kaynaklanmaktadır. Sanayileşmiş toplumların ve Avrupa kimliğinin yansıması ve ayrılmaz bir parçası haline gelen sivil toplum, sosyal Avrupa'nın inşaında ve Avrupa'nın bütünleşmesinde de önemli bir yere sahiptir. AB'nin tarihsel gelişimi izlenirse, topluluk politikalarında ve etkinliklerinde sivil toplumun, insan haklarının ve demokratik değerlerin giderek daha fazla önem kazandığı görülmektedir. Artık, her şeyi devletten beklemeyen Avrupa toplumları, temsil ettikleri farklı çıkarlar, ilgi alanları ve hedefleri için yerel, bölgesel ve ulusal düzeyde örgütlenmekte ve bu örgütlenme Avrupa çapında hızla yayılmaktadır. Böylelikle, kitlelerin taleplerini daha güçlü bir şekilde dile getirmektedirler.

Adaylık statüsü 1999 Aralık ayında Helsinki'de Avrupa Birliği Konseyince kabul edilen ve AB'yle uyum hazırlıkları için kolları sıvayan Türkiye'nin penceresinden sivil toplum ve AB'yle ilişkileri ele alındığında, Türkiye'de de sivil toplumun çeşitli konularda sesini yükselttiği ve rolünün giderek arttığı izlenmektedir. Sivil toplum, AB'yi oluşturan yasal belgeler, politikalar, yasal çerçeveler, kurumsal yapının tamamı olan müktesebatın da çok önemli bir unsurudur. Müktesebat, özellikle de sosyal politika ve istihdam başlığı, topluluk hükümlerinin uygulanması için gerekli yapılar arasında sosyal ortaklarla sivil toplumu oluşturan ve sosyal güvenlik, kadın ve erkeklere eşit fırsatlar, yoksullukla mücadele ve ırkçılıkla savaş gibi konularda etkin bir biçimde çalışan sivil toplum kuruluşlarına ve aktörlerine de yer vermektedir. Bu bakımdan, Helsinki sonrası dönemde bir aday ülke olarak Türkiye'de örgütlü sivil toplumun AB'ye uyum sürecinde aktif katılımının sağlanması daha çok önem arz etmektedir.

Bu konu katılım ortaklığında da vurgulanarak, Türkiye'nin kısa vadeli önceliklerinden biri olarak, toplanma ve dernek kurmaya ilişkin yasal ve anayasal garantilerin güçlendirilmesi ve sivil toplumun gelişimini teşvik etmesi önerilmiştir. AB'de olduğu gibi Türkiye'de de sivil toplum, yönetimde yeni açılımların, işbirliklerinin, sorumluluk paylaşımının, şeffaflığın, toplumda ise uzlaşmanın ana itici gücü olmaya adaydır.

Değerli milletvekilleri, bu tasarının kabul edilmesiyle, halkımız, dernek kurma ve derneklerle ilgili diğer işlemlerde daha az bürokrasiyle karşılaşacak, derneklerle ilgili daha az masrafta bulunacak, devletle olan güven bunalımını aşacak, hatta devletin desteğini hissedecektir; yine bu tasarıyla, yurtdışından daha fazla yardım alabilecek, daha geniş kapsamlı dayanışma platformları oluşturabilecek, daha geniş alanda faaliyette bulunabilecek, uluslararası ilişkilerde bulunmak suretiyle AB'ye üyelik sürecinde katkıda bulunacaklardır.

Yeri gelmişken, AB sürecinde bugüne kadar katkıları bulunan bütün sivil toplum örgütlerine huzurlarınızda bir kere daha teşekkür etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, yine bu tasarıyla, derneklerimiz daha da güçlenecek ve devletin belli alanlardaki yükümlülükleri sivil toplum tarafından paylaşılacak, toplum ile devletin barışması projesi ana dinamosunu oluşturacak ve AB yolunda sadece devlet kurumlarının değil, aynı zamanda sivil toplum kuruluşlarının katkıları da somut hale gelecektir.

Yine bu tasarıyla, daha geniş halk kitleleri örgütlenme özgürlüğünü kullanabilecek; devlet ile dernekler, toplumsal hayatın aktörleri olacak ve ortak projeler yürütebilecek; çocuklarımız, küçük yaşlardan itibaren çocuk dernekleri kurmak suretiyle, daha demokratik bir kültürle yetişecek, kısaca örgütlü toplum ile devlet, ortak kalkınma hedefinde sinerji oluşturacaklardır.

Değerli milletvekilleri, katılımcı demokrasiye inanan AK Parti Grubu ve şahsım olarak bu yasayı desteklediğimizi söylerken, bu duygularla hepinize saygılar sunuyorum. Sizlere, seçim bölgelerinizdeki çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

Tatilini Antalya'da geçirmek isteyen arkadaşlarımızı orada görmekten büyük mutluluk duyacağımızı söylüyorum.

Çok teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mevlüt Çavuşoğlu (AK Parti, Antalya). “Dernekler kanun tasarısı”. TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim tutanağı, 16 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mevlut-cavusoglu-22-2004-07-16-dernekler-kanun-tasarisi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
