# Tapu kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.1051)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mevlüt Çavuşoğlu (AK Parti, Antalya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim
- **Tarih:** 28 Aralık 2005
- **Gündem:** TAPU KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.1051)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mevlut-cavusoglu-22-2005-12-28-tapu-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s-1051

> Mevlüt Çavuşoğlu (AK Parti), 28 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TAPU KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.1051)); konuşma 1.049 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Tapu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında, şahsım adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Aslında, bu kanun halk dilinde "Yabancıya Mülk Satışı Kanunu" olarak bilinmekte ve uzun süredir de kamuoyunda tartışılmaktadır. Özellikle, Antalya gibi, Muğla gibi, yine Türkiye'nin değişik bölgelerinde, yabancı uyruklu insanların yasalar çerçevesinde taşınmaz mal edinmek için başvurdukları yerlerde, bu, ağırlıklı olarak tartışılmaktadır. Aslında, çok önemli bir yasayı tartışmaktayız ve bize göre, bana göre, geç kalınmış bir yasayı konuşmaktayız.

Anayasa Mahkemesinin daha önceki yasayı iptalinden sonra, bildiğiniz gibi, yaz dönemi nedeniyle, Yüce Meclisimizin kapalı olması nedeniyle, bu yasa Meclisimize getirilememiştir ve Meclis açıldıktan sonra, önce bürokrat arkadaşlarımız -Millî Savunma Bakanlığından tutun da, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne kadar ilgili bütün bürokrat arkadaşlarımız, Başbakanlıktaki arkadaşlarımız- bu yasayı enine boyuna tartışmışlardır. Bir taraftan, yabancı uyruklu insanların Türkiye'de mal edinmesini sağlayacak bir çalışma, diğer taraftan da, Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçelerini göz önünde tutarak, yeniden iptal edilmemesi için yapılan titiz bir çalışma. İşte, o nedenle, bu yasa Yüce Meclisimize geç gelmiştir. Meclisimize geldikten sonra da, Sayın Başbakanımızın imzasıyla, önce alt komisyonda tartışılmıştır -biraz önce Sayın Akbulut konuştu; alt komisyonun başkanıydı, onun başkanlığındaki alt komisyonda tartışılmıştır- daha sonra da, Adalet Komisyonunda tartışılmıştır ve bugün Meclisimizde görüşülmektedir; inşallah, oylarınızla kabul edilerek de yasalaşacaktır.

Bu titiz çalışmaların sonunda, yasalaştıktan sonra, inşallah, özellikle bölgemizdeki sektörde, beklenen sektörde büyük bir canlılık olacaktır. Turizm bakımından büyük önem kazanmaktadır. Çünkü, baktığımız zaman başvuran insanlara, genellikle, bölgemizde konut edinmek için başvuru yaptıklarını görüyoruz ve kalıcı konutlar. Bu insanlar, bu konutları alıp başka bir yere götürmeyecekler. Yılın belli dönemlerinde Türkiye'ye gelecekler, Antalya'ya gelecekler, Manavgat'a gelecekler, Alanya'ya gelecekler, Side'ye gelecekler, Fethiye'ye gelecekler ve tatillerini yapacaklar.

Tanıtım bakımından da çok önemli bir yasa çıkarıyoruz değerli arkadaşlar. Bugün, İngiltere'ye gidin, Almanya'ya gidin ve sorun, en çok sevdiğiniz ülke hangisi deyin, şüphesiz, İspanya diyeceklerdir. Çünkü, o ülkenin insanları, en çok İspanya'dan, bugüne kadar gayrimenkul edinmişlerdir ve bugün, İspanya'daki gayrimenkullerini, Türkiye daha cazip olduğu için, Türkiye istikrara kavuştuğu için, Türkiye Avrupa Birliği yolunda istikrarlı bir şekilde ilerlediği için ve Türkiye'nin bütün güzelliklerini keşfettikleri için oralarda satmaktadırlar, Türkiye'den gelip almaktadırlar. Maalesef, bu yasayla ilgili Türkiye'de kamuoyunu yanlış bilgilendirmektedir değerli arkadaşlarımız.

Biraz önce değerli konuşmacılar da bu konularda yanlış bilgiler verdiler, üzülerek söylüyorum ve bizi tarih bilmemekle suçladılar, hiç mi tarih okumadığımızı sordular. Sayın Keleş'in değerli eşinin, çok saygı duyduğum hocamın, hoca olduğu Siyasal Bilgiler Fakültesinde hem diplomasi tarihi, Osmanlı tarihi ve siyaset tarihi dahil, Türk inkılap tarihi dahil hepsini okumuşuz ve tarihi biliyoruz.

Suriye ile ilgili verdiğiniz örnek tamamen yanlıştır. Suriyeli vatandaşların Türkiye'de çok sayıda toprak aldığını, mal mülk aldığını söylediniz. Bu, doğru değildir. 1939'da Suriye ile Türkiye sınırı belli olduktan sonra, yani, Hatay sınırı belli olduktan sonra karşılıklılık esası olmadığı için Suriye'yle, hiçbir Suriye vatandaşı, Türkiye'den toprak veya gayrimenkul, taşınmaz mal almamıştır. Tamamen o dönemde, o insanların, Suriye'de yaşamayı tercih eden insanların, Hatay'da veya Türkiye'nin belli bölgelerinde, Urfa dahil, bıraktıkları gayrimenkullerdir. Bununla ilgili de çeşitli tasarrufları olmuştur; ama, mahkeme gereği bu insanlara bu yerler tekrar geri verilmiştir; ama, hiçbir işlem yapılmamıştır.

Yasayla ilgili, yine kamuoyunda, Türkiye'nin satıldığı, sanki -burada konuşmalarda da gördük- hiçbir sınırlamanın, hiçbir şartın getirilmediği gibi konuşmalar da oldu. Doğrusu bunlara da şaşırdım; çünkü, komisyonun bazı oturumlarına da katıldım, oradaki tartışmaları da gördüm ve yasayla ilgili, biraz önce, yine Sayın Akbulut detaylarıyla verdi, bu yasayla ilgili rakamları da verdi, hangi ülkelerle ilgili neler yapıldığını, kaç kişinin Türkiye'de mal mülk edindiğini de verdi ve bu yasa içinde, kısıtlamalar dahil, insanlarımızın hassas olduğu konuların bu yasanın içine nasıl konulduğunu da tek tek anlattı. İsterseniz bunlardan bazılarını tekrar edelim. Bir kere, karşılıklılık esasını burada arkadaşlarımızla tartıştı.

Değerli arkadaşlar, karşılıklılık esası maddesinde sadece bizim insanlarımıza taşınmaz mal satılmasına izin veren ülkelerde, yani karşılıklılık anlaşması olan ülkelerin sadece yasalarına bakmıyoruz ve o ülkelerdeki uygulamalara, fiilî duruma da bakıyoruz, yani uygulamalara da bakıyoruz. Dolayısıyla, burada sadece yasa değil, uygulama... Bana sorarsınız, fazlasıyla bu katı olmuştur yasayla beraber uygulamaların olması. Bu benim kişisel fikrim Grubumun fikri değildir ve sözümün arkasındayım ve her iki anlamda burada karşılıklılık esası sonuna kadar konulmuştur, burada net bir şekilde konulmuştur, bunu başka yerlere çekmeye gerek yok.

Diğer konuya gelince: Yine, işyeri ve mesken konusunda sadece yabancı uyruklu insanlar taşınmaz mal edinebilmektedirler ve uygulanan imar planı veya mevziî imar planı içinde bu amaçla ayrılıp tescil edilen taşınmazlar ancak bu insanlara satılabilmektedir ve ayrıca, diğer maddelere geçtiğimiz zaman veya paragraflara baktığımız zaman da, yine sulama, tarım, SİT gibi, yine Sayın Akbulut'un saydığı hassas bölgeler, çevreyle ilgili, fauna, flora gibi korunması gereken alanlar, ülkenin stratejik bakımından, güvenlik bakımından hassas olduğu bölgelerde de yine yabancı uyruklu kişilere mal satılamayacağı, bunların belirlenerek mal satılamayacağı da net bir şekilde belirlenmiştir. Dolayısıyla, bu konuda da yine miktar kısıtlamalarını arkadaşlar söylediler; bir kişi en fazla 2,5 hektar alabilmekte, Bakanlar Kurulu kararı gerekli görürse bunu 30 hektara çıkarabilmektedir

FİKRET BADAZLI (Antalya) - 30 hektara kadar…

MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Tabiî, 30 hektara kadar, Bakanlar Kurulu kararıyla bu miktar artırılabilmektedir, gerekli görülürse tabiî ki.

Yine, illerin coğrafî alanının binde 5'i en fazla, yine, Bakanlar Kurulu kararıyla satılabilmektedir. Bu illerin stratejik önemine, güvenlik bakımından, diğer bakımdan illerimizin konumlarına bakılarak, yine, Bakanlar Kurulu, en fazla binde 5 olmak üzere, bunu belirlemektedir. Yalnız, Hatay'da, biraz önce de söylediğimiz gibi, binde 21 gibi bir fiilî durum var. Bu da, 1939 öncesinden kalan bir fiilî durumdan dolayıdır.

Netice itibariyle, değerli arkadaşlar, yine, enerji alanlarında, maden alanlarında, inanç ve kültürel özellikleri olan alanlarda da satış yapılamayacağı bu yasada da net bir şekilde belirtilmektedir.

Yine, insanlarımızın hassas olduğu, özellikle, şirketlerin dışındaki kuruluşların, yani, vakıf, dernek, cemaat gibi kurumların, kuruluşların da -ister özel, tüzelkişiliği olsun, olmasın- Türkiye'den gayrimenkul edinemeyeceği de bu yasayla belirtilmiştir.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'de satılan toplam miktara baktığımız zaman, bunun 272 000 dönüm olduğunu görüyoruz. Bunun 241 000 dönümü, biraz önce anlattığım Suriyelilerin Hatay'da bıraktıkları veya belli sebeplerle Türkiye'den ayrılan azınlıkların Türkiye'de bıraktıkları topraklardır, alanlardır veya gayrimenkullerdir, dairelerdir; çünkü, hepsi bunun içine dahildir. Geriye kalıyor sadece 31 000 dönüm bir miktar. Bu miktarın içinde Alanya'da satılan daire de vardır, ev de vardır; belli amaçlarla satılan yine toprak alanları, o kısıtlı toprak alanları da bunun içine dahildir. Dolayısıyla, rakamlarla burada yanlış bilgiler vererek, insanları, kamuoyunu yanlış yönlendirmeyelim.

Bu yasa, ülkemiz açısından faydalı bir yasadır. Her türlü sınırlamalar ve tedbirler konulmuştur. Halkımızın, sektörün beklediği bir yasadır ve sizin oylarınızla, inşallah, bu akşam, burada yasalaşacaktır. Şimdiden destekleriniz için hepinize çok teşekkür ediyorum.

Bu duygularla, hepinizi, saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mevlüt Çavuşoğlu (AK Parti, Antalya). “Tapu kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.1051)”. TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim tutanağı, 28 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mevlut-cavusoglu-22-2005-12-28-tapu-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s-1051 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
