# Bazı kamu alacaklarının tahsil ve terkinine ilişkin (s.s.904)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Miraç Akdoğan (Malatya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim
- **Tarih:** 27 Ekim 2005
- **Gündem:** BAZI KAMU ALACAKLARININ TAHSİL VE TERKİNİNE İLİŞKİN (S.S.904)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mirac-akdogan-22-2005-10-27-bazi-kamu-alacaklarinin-tahsil-ve-terkinine-iliskin-s-s-904

> Miraç Akdoğan, 27 Ekim 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KAMU ALACAKLARININ TAHSİL VE TERKİNİNE İLİŞKİN (S.S.904)); konuşma 748 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA MİRAÇ AKDOĞAN (Malatya) - Sayın milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Madde üzerinde söz almış bulunuyorum; fakat, kanunun bazı maddelerinin çekilmesinden de anlıyoruz ki, AK Parti ve CHP Grupları anlaşmış; aynı, RTÜK seçimlerinde olduğu gibi, aynı, bazı siyasî partilere yardımın kesilmesinde olduğu gibi. İnşallah, bu birlikteliğiniz devam eder, koalisyonunuz hayırlı olsun. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

500 kişilik çoğunluğunuzla her kanunu çıkaracak güçtesiniz. Öyleyse, madde üzerinde fazlaca söze gerek kalmadan, bundan önceki oturumlarda, değerli milletvekillerimin bahsettiği gibi, Malatya'da ceryan eden, hepimizi derinden üzen vahim hadiselere ben de değinmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, maalesef, çocuk esirgeme kurumları kapalı bir kazan. Malatya'da ceyran eden üzücü olaylar, bu kapalı kazanın kapağını açmıştır. (AK Parti sıralarından "cereyan, cereyan" sesi)

Bundan bir evvelki bakanın Malatyalı olduğunu düşünecek olursak, Malatya'da Çocuk Esirgeme Kurumuna büyük hizmetler yaptığı iddialarını da kabul edecek olursak, diğer illerdeki çocuk esirgeme kurumlarının durumlarının ne kadar vahim olduğunu söylemeye gerek kalmadığı kanaatindeyim.

Değerli milletvekilleri, üç yıllık AK Parti İktidarı döneminde, bu kurum, iki bakan, iki genel müdür değiştirmiş bulunuyor; tüm kadrolar A'dan Z'ye değişti. Şimdi soruyorum: Kurumda ne değişti?! Kurumda değişen hiçbir şey yok; maalesef, bütün çarpıklığıyla, bütün kirlenmişliğiyle kurum yerinde duruyor.

Dünyada hiçbir ülkede -yalnızca iki geri kalmış ülke hariç- kışla-koğuş sistemi kullanılmamaktadır. Bugün ülkemizde kullanılan kışla-koğuş sisteminde 30 çocuğa 1 bakıcı düşmektedir.

Ben, Malatya'da ceyran eden olaylarda görevli bulunan görevlileri, bakıcıları savunduğum için söylemiyorum, onlar büyük bir suç işlemişlerdir; fakat, değerli arkadaşlar, 30 çocuğa 1 bakıcının düştüğü sistemde hiçbir insanın buna dayanması mümkün müdür?!

Maalesef, personelin büyük bir çoğunluğu ruhsal rahatsızlık geçirmektedir, psikolojik sorunları bulunmaktadır. Bu, sadece Malatya'da değil, Türkiye'deki bütün çocuk yuvalarında geçerlidir.

Sayın milletvekilleri, bu sorun sadece şu veya bu partinin sorunu değildir. Bu sorunu, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, milletvekilleri olarak ciddiyetle ele almalıyız. Hükümetimiz, bakanlık düzeyinde değil Başbakanlık düzeyinde ele almalıdır. Hükümetin en yüksek katı bu olayların üzerine el koymalıdır.

Personel politikasını mutlaka gözden geçirmeliyiz. Personel sayısı artırılmadan evvel -bütün konuşmacılar personel sayısının yetersizliğinden bu kürsüde bahsetti- personelin niteliği, personelin ruh hali de dikkate alınarak, ben iddia ediyorum ki, yüzde 50'si bir elemeden geçirilerek, gerekirse başka kurumlara intikal ettirilerek ayıklanmalı, ondan sonra personel sayısı artırılmalı ve yeterliliğe önem verilmelidir.

Bu yuvalar yandaş bürokratların sığınma yeri olmaktan kurtarılmalıdır.

Malatya'da olduğu gibi, temizlik için özel şirketlerden alınan hizmet alımları, bakıcılık gibi özel ihtisas isteyen işlerde kullanılmamalıdır.

Personellerin arasındaki ücret adaletsizliği ortadan kaldırılmalıdır.

Yuvalarda kalmaması gereken çocuklar, mutlaka, özel olarak yapılmış yurtlara yerleştirilmelidir. Değerli arkadaşlarım, bu yuvalarda özürlü çocuklar, mahkeme kararıyla tedbir verilen çocuklar birlikte yaşamaktadırlar.

Bütün bunlar yapılmadan, belediyeye veya özel idarelere devir hiçbir işe yaramayacaktır. Kesinlikle bu devir işlemleri düşünülüyorsa, yapılmadan ev sistemine de geçilmelidir.

Bütün bu sorunları, sadece -başta da dediğim gibi- Bakanlığın çalışmalarıyla çözmek mümkün değildir. Başbakanlık, bu kurumlara, mutlaka, ciddî miktarlarda kaynak aktarmalıdır. Yurt dışında, özellikle fakir ülkelerin ziyaretinde, bizim de memnuniyetle karşıladığımız, yoksul çocuklara gösterilen ilgi, Türk çocuklarına da gösterilmelidir.

Sayın Başbakanın, Londra'da bir gazetecinin sorduğu soruya cevap verirken, iktidarda olduğunu unutup, sorumluluğu üç beş personele yıkması, hükümetin bu konudaki tavrı açısından ibret vericidir.

İbret verici bir tutum da, Sayın Bakanın, bu olaylar karşısında "insan olan yerde şiddet olabiliyor" ifadeleridir, açıklamalarıdır.

SABRİ VARAN (Gümüşhane) - Bakan dedi, Başbakan demedi.

MİRAÇ AKDOĞAN (Devamla) - Evet, ben de Bakan dedim.

O zaman düzeltiyorum; Sayın Bakan "insan olan yerde şiddet olabiliyor" ifadelerinde bulunmuştur.

AHMET YENİ (Samsun) - Kanun maddesiyle ilgili bir şey var mı?!

MİRAÇ AKDOĞAN (Devamla) - Sayın Bakana buradan söylemek istiyorum ki, bu yuvalarda hiç olmaması gereken tek şey şiddettir.

Bu yuvalarda insanlık olmalıdır, bu yuvalarda şefkat olmalıdır, bu yuvalarda merhamet olmalıdır.

Sayın Bakana bir tavsiyem de, Özal'ın başbakanlık yaptığı Anavatan İktidarı döneminde bu kurumun bakanlığını yapan Sayın Cemil Çiçek'in, arasıra, anılarından ve tavsiyelerinden istifade etmesidir.

Sayın milletvekilleri, Malatya'da meydana gelen hadiselerden sonra, Malatya'ya giden siyasî parti gruplarımız başta olmak üzere, Meclis Başkanımız, değerli milletvekillerimiz çeşitli açıklamalarda bulunmuşlardır; bunları memnuniyetle karşılıyoruz; fakat, bütün bu açıklamalar, bütün bu ziyaretler tek başına kâfi değildir. Biz, Anavatan Partisi Grubu olarak, bu yuvaların durumunu araştırmak üzere bir araştırma önergesi verdik. Gelin, bayramdan sonra bu araştırma önergemizi öne alalım, Meclis olarak, bütün siyasî parti grupları birlikte bu konunun üzerine gidelim; bir daha Türkiye'de Malatya'da yaşanan olaylar gibi hadiselerin ceyran etmemesi için, Meclis olarak, topyekûn bu konuların üzerine gidelim, elbirliği olalım.

Hakikaten, Malatya'da ceyran eden hadiseler, sadece bizleri değil, sadece milletvekillerini değil, Türkiye'de yaşayan herkesi rahatsız etmiştir. Bu yuvalarda yaşayan yavrular bize emanettir. Meclis olarak, milletvekilleri olarak, bu sorumluluk hepimize düşmektedir. Bu konuda elbirliği olalım. Lütfen, araştırma önergemize destek olun. Birlikte Malatya'ya gidip, Türkiye'nin diğer vilayetlerine gidip, çocuk yuvalarını; ki, ben, birkaç yuvaya gittim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Miraç Akdoğan (Malatya). “Bazı kamu alacaklarının tahsil ve terkinine ilişkin (s.s.904)”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 27 Ekim 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mirac-akdogan-22-2005-10-27-bazi-kamu-alacaklarinin-tahsil-ve-terkinine-iliskin-s-s-904 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
