# Bazı varlıkların milli ekonomiye kazandırılması hakkında kanun tasarısı (s.s.:302

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mithat Melen (MHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim
- **Tarih:** 13 Kasım 2008
- **Gündem:** BAZI VARLIKLARIN MİLLİ EKONOMİYE KAZANDIRILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.:302
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mithat-melen-23-2008-11-13-bazi-varliklarin-milli-ekonomiye-kazandirilmasi-hakkinda-kanun-tasaris

> Mithat Melen (MHP), 13 Kasım 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI VARLIKLARIN MİLLİ EKONOMİYE KAZANDIRILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.:302); konuşma 598 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MİTHAT MELEN (İstanbul) – Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Her şeyden önce, Son İstiklal Gazimize Allah’tan rahmet diliyorum, değerli ailesine baş sağlığı diliyorum.

Efendim, yarın Dünya Diyabet Günü. Aslında çok basite alınır gibi görünüyor ama 2006 yılında Birleşmiş Milletler ve Dünya Sağlık Teşkilatı diyabeti salgın hastalık ilan etti. Çünkü, yılda mesela Türkiye’de yüzde 3,3 oranında artıyor, dünyada ise aşağı yukarı görülme sıklığı yüzde 6 ile 8. Yani bu Mecliste de yine yaklaşık 55 kişinin diyabet olması lazım. Ama ben Mecliste çok daha fazla tatlı adam olduğuna inanıyorum, daha fazla var herhâlde; yarısına, yüzde 25’e yaklaşabilir bu rakam. Mesela, 2025 yılında bu sıklık yüzde 8-10 arasına çıkacak.

Yılda 250 bin tane “Tip 2” dediğimiz yani yetişkin diyabet, Türkiye’deki mevcut 3,5 milyon diyabete ekleniyor. Bu çok önemli bir şey.

Amerika sağlık bütçesinin -mesela örnek veriyoruz- yüzde 10’u diyabetle ilgili, 92 milyar dolar. Türkiye’de bu bütçe 3 milyar dolar yaklaşık olarak. Yine Amerika Birleşik Devletleri’nde yılda 125 milyar dolara bağlanıyor, çünkü biz, hiç sağlıkla ekonomi arasında irtibat kurmadık, kurmadığımız için… Çok önemli bir şey çünkü dünyada her on saniyede ölen 1 insanın aslında diyabetten öldüğü biliniyor çünkü beslenme bozukluklarından tutun da kalp hastalığına, böbrek üstü bezlerine kadar doğrudan diyabetle ilgili. Onun için çok önemli.

Şimdi dünyada 246 milyon civarında diyabet olduğu tahmin ediliyor ve dünya nüfusunun yüzde 6’sı civarındaki önemli bir rakam. Yazık ki hastaların yüzde 50’si ciddiye almıyor -beni dinlemek de önemli değil de- bunu Türkiye’de bizim de ciddiye almadığımız gibi; biz ciddiye almıyoruz bu işi.

Çok önemli bu. Mesela on sekiz yaşından küçük çocuklara devlet hâlâ insülin vermiyor, ödemiyor insülin paralarını. Bu da çok ciddi bir mesele çünkü Türkiye’de çok sağlıksız bir beslenme var. En lüks okullarda dahi yirmi dakikalık teneffüsler var öğle teneffüslerinde ve maalesef ve maalesef gazlı içecek ve hazır yemeklerle besleniyorlar ki en büyük tehlike bu hazır yemeklerle ilgili. Şimdi, hepimizin içine düştüğü bu dünyadaki hazır yemek salgını ve özellikle suni yapılmış yemekler çok önemli. Tencere yemeğine dönmekte büyük yarar var.

İnsan ömrünü beş ile on yıl arasında azalttığı söyleniyor diyabetin. Bu da çok ciddi bir mesele. Tabii, dengeli beslenme, egzersiz, stresten… Ki herhâlde en çok stres bizlerde var, Türkiye Büyük Millet Meclisinde. Bizim de çok dikkatli olmamız lazım. Geçen yıl yapılan bir taramada Türkiye Büyük Millet Meclisinde yaklaşık yüzde 30 olduğu tahmin ediliyor diyabete mütemayil olma, özellikle tip 2 diyabete mütemayil olma. Bu da önemli.

Şimdi, gelelim işin ilaç konusuna. Türkiye’de maalesef dünyada çıkan ilaçlarla ilgili izin süresi sekiz yüz yirmi üç gün. Biz dünyadan sekiz yüz yirmi üç gün sonra ilaç kullanmaya başlıyoruz. Şimdi, dünyada iki tane araştırma var. Bir tanesi ilaçla, öbürü de nano-teknoloji denilen, yine pankreasa girilip, pankreastan hücre alınıp o hücrenin insülin yapma yapısını değiştirmekle ilgili, çok ciddi ve pahalı bir araştırma. Bu araştırmalarda da hiçbir yerdeyiz, hiçbir şey yapmıyoruz. Çok önemli çünkü yarın diyabet bitebilir, biteceği için de önlem almak gerekiyor, şimdiden dikkat etmemiz gerekiyor.

On sekiz ile yirmi dört ay arasında Türkiye’de ruhsat süresi var, çok geç. Ruhsatta gecikiyoruz, geciktiği için Türkiye’ye bu ilaçlar dünyada çıksa bile kaçak geliyor. Çok önemli de bir ekonomik kayıp bu, çok ciddi bir kayıp.

Ayrıca, hamileliğin yirmi yedinci haftasına kadar çok önemli biçimde Türkiye’de testlerin bedava olması lazım. Çünkü annede şeker olursa hamileliğin yirmi yedinci haftasına kadar önlem alınmadığı takdirde doğrudan çocuğa geçiyor ve sayı artıyor, yılda 250 bin adet ekleniyor Türkiye’de tip 2 diyabete. Tip 1 ise daha tehlikeli, yani ya pankreasın hiç çalışmaması ya da az çalışıp az insülin üretmesiyle ilgili. Tabii, bu teknik tarafları ben -tıp hekimi değilim ama- maalesef öğrenmek zorunda kaldım. Onun için, herkesin de bunu öğrenmemesini diliyorum.

Bu vesileyle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mithat Melen (MHP, İstanbul). “Bazı varlıkların milli ekonomiye kazandırılması hakkında kanun tasarısı (s.s.:302”. TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim tutanağı, 13 Kasım 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mithat-melen-23-2008-11-13-bazi-varliklarin-milli-ekonomiye-kazandirilmasi-hakkinda-kanun-tasaris (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
