# 2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mithat Melen (MHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim
- **Tarih:** 20 Aralık 2009
- **Gündem:** 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mithat-melen-23-2009-12-20-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi

> Mithat Melen (MHP), 20 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)); konuşma 668 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MİTHAT MELEN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. 2010 yılı bütçesi ve 2008 yılı kesin hesabıyla ilgili şahsım adına söz almış bulunuyorum.

Bir tek konudan başlayarak sözüme başlamak istiyorum. O da şudur: Burada aşağı yukarı bir gündür, bütün sabahtan beri bir tartışma yapıyoruz ve tartışma içerisinde, eğitim gibi Türkiye’nin en önemli meselesini konuşuyoruz ve eğitimle ilgili her şeyi konuştuk ama eğitimin ve eğitim ekonomisinin önemi hakkında hiç kimse bir şey söylemedi. Bütün yapılanlar, bundan önce yapılanların ya eleştirisi şeklinde yahut da onları siz iyi yaptınız, biz iyi yapmadık gibi konularla uğraştık.

Bakın, öyle bir eğitim sistemimiz var ki burada hepimiz biliyoruz, zaten eğitim düzeyimizi de biliyoruz; ilköğretim ortaöğretime hazırlamıyor, ortaöğretim Türkiye’de yükseköğretime hazırlamıyor, yükseköğretim de hayata hazırlamıyor. Hiçbir planımız, programımız -Sayın Bakan da söyledi, strateji belki var ama- şu ana kadar yok. Yani öyle bir şey ki bugün işsizliğin nedeni de bu, bugün Türkiye’deki belirli sıkıntıların nedeni de bu.

Türkiye eğitim ekonomisini, verimlilik ve etkinlik kavramını, daha, çok anlayabilmiş ve kavrayabilmiş değiliz. Hiç kimse de konuşmuyor. Birtakım rakamlardan bahsediyoruz, şu şöyle olmuş, bu böyle olmuş… Bakın, dünyada bir kere eğitime ayırdığımız pay, bütün ülkelerden, özellikle Batı ülkelerinden az, yarısı kadar ama ayrıca da Türkiye’de kayıt dışı bir pay var. Bunu da hesaba katmıyoruz. Bugün bunları konuşurken bile Türkiye’de şu anda 2 milyona yakın öğrenci kurslara gidiyor. Sanki ortaöğretim bir kurs öğretimi gibi, kurs eğitimi gibi. Herkesin evinde kursa giden birisi var. O zaman bu ortaöğretimi kaldıralım, kurslardan vazgeçelim. Sonra a’cı, b’ci, c’ci bir nesil yaratmışız; analiz yapmayı bilmeyen ve senteze bir türlü varamayan bir nesil.

Yabancı dilden bahsediyoruz, doğru dürüst Türkçe öğretemiyoruz Türkiye’de. Doktora talebelerinin Türkçelerine bir bakınca anlıyoruz bunun ne olduğunu. Onun için oturup burada, bakın, hep birbirimizi eleştirmek, birbirimizin hakkında söylemek, birtakım geçmişe dönük “O bunu yaptı, ben bunu yaptım.” yerine niye -bu millî eğitim madem Türkiye'nin bir numaralı meselesidir, bu Türkiye Büyük Millet Meclisinin de bir numaralı görevidir- bunlarla uğraşmıyoruz? Türkiye yeni baştan bir eğitim stratejisi çizmek zorundadır, dünyayla başka türlü de rekabet etmesi mümkün değildir.

Üniversiteler için de öyle. Hep YÖK’ü tartıştık, YÖK’ün aldığı kararları falan… YÖK’ün de ortada bir araştırması yok. Tahmin etmiyorum ki eğitim ekonomisiyle ilgili 3 kişiyi ne Millî Eğitim Bakanlığının ne YÖK’ün çalıştırdığını. Şükür ki bazı üniversitelerde yeni bölümler var ama bu kavramları geliştirmemiz lazım, dünyayla rekabet edebilecek bir eğitim düzeyine ulaşmamız lazım ki şu anda rekabet etmeniz -hani hedefimiz Avrupa Birliği ya- mümkün değil. Ne kadar araştırma yapıyorsunuz? Ne kadar araştırmanız dünyada yayımlanıyor? Ne kadar araştırma yapan veya yapabilecek insan yetiştirebiliyorsunuz? Üniversite sayısını artırmakla üniversitenin niteliğini artırabiliyor musunuz? Artıramıyorsunuz. Sayıyla olmuyor bu iş, her şehre bir üniversite açmakla da olmuyor. Benim gibi bir öğretim üyesinin üniversite açmaya karşı olması mümkün değil ama üniversitenin niteliği ne oluyor? İmtihanlarda bunu çok açık görüyoruz, dünyayla aranızdaki farkı da çok açık görüyoruz ama hâlâ bu Mecliste birbirimizle itişmekten başka hiçbir şey yapmıyoruz. Mademki Türkiye'nin bir numaralı meselesi eğitim, nerede eğitimle ilgili stratejimiz? Türkiye Büyük Millet Meclisinin de yok ve araştırması da yok. Bir araştırma… En azından verilen önergelerle, eğitimle ilgili çok ciddi bir araştırma ünitesi kurulması lazım Türkiye Büyük Millet Meclisinde ki bir şeyler yapalım. Çünkü artık dünya bir nitelikle nicelik savaşı hâline geldi. Eğer niteliğiniz önde değilse niceliğiniz yetmez. Yüz kırk bir tane üniversite sayısı yeterli değil. Yaptığınız araştırma önemli, dünyada literatürde aldığınız yer önemli ve en önemlisi, ürettiğiniz hoca önemli. Türkiye hoca üretemiyor, maalesef hoca üretemiyor ve hocalarını dünya standartlarına çıkaramıyor.

Ben size ufak bir rakam vereyim, şaşırın, belki de biliyorsunuz: Çin 50 bin tane öğrencisine Amerika Birleşik Devletleri’nde doktora yaptırıyor, biz hâlâ bin tane öğrenciyi gönderdik diye seviniyoruz. Dünyaya böyle mi açılacağız? Hayır, böyle açılmayacağız dünyaya ve bana sorarsanız, oturup tekrar, yeni baştan düşünmemiz lazım. Rakamsal ifadeyle gayrisafi yurt içi hasılanın şu kadarı bu kadarı… Onlara da inanmıyorum çünkü en azından bir arkadaşımız çok net bir şey söyledi: Türkiye’de her evin gelirinin neredeyse yarısı eğitime ayrılıyor şu veya bu şekilde, gizli bir şekilde. Ama bu kursçuluk meselesini, bu ortaöğretimi kaldırıp sanki kurslarla bu ülkeyi yönetiyormuş meselesini bakın oturup burada çözmemiz lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mithat Melen (MHP, İstanbul). “2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mithat-melen-23-2009-12-20-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
