# Milletlerarası para fonu ile milletlerarası imar ve kalkınma bankasına katılmak için hükümete yetki verilmesine dair kanun teklifi hk. (s.s.458)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mithat Melen (MHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 134. Birleşim
- **Tarih:** 14 Temmuz 2010
- **Gündem:** MİLLETLERARASI PARA FONU İLE MİLLETLERARASI İMAR VE KALKINMA BANKASINA KATILMAK İÇİN HÜKÜMETE YETKİ VERİLMESİNE DAİR KANUN TEKLİFİ HK. (S.S.458)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mithat-melen-23-2010-07-14-milletlerarasi-para-fonu-ile-milletlerarasi-imar-ve-kalkinma-bankasina

> Mithat Melen (MHP), 14 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 134. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLETLERARASI PARA FONU İLE MİLLETLERARASI İMAR VE KALKINMA BANKASINA KATILMAK İÇİN HÜKÜMETE YETKİ VERİLMESİNE DAİR KANUN TEKLİFİ HK. (S.S.458)); konuşma 1.217 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA MİTHAT MELEN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 458 sıra sayılı taslak üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Önce bir noktaya değinmek istiyorum. 73’üncü Birleşimin Üçüncü Oturumunda ilginç bir şey olmuş. Yöneten Sayın Başkan demiş ki:

“Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

Komisyon Raporu 458 sıra sayısıyla bastırılıp, dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerine söz isteyen? Tasarının tümü üzerine söz isteyen yok.

Soru-cevap yok.

Tasarının tümü üzerinde görüşmeler bitmiştir.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…”

Sonra Sayın Kemal Anadol itiraz etmiş: “458 listede yok efendim, nereden çıktı 458?”

Başkan demiş ki: “Sayın milletvekilleri, on beş dakika ara veriyorum.”

Tekrar toplantı başlamış. “Açılma saati: 18.03” İlki 17.31’di ve tekrar:

“Başkan - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 73’üncü Birleşiminin Dördüncü Oturumu’nu açıyorum.

458 sayılı Tasarı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.”

Şimdi, ilginç bir şey, tümü üzerinde konuşmadığımız bir kanunu burada konuşuyoruz. Nasıl olmuş bu? Her kanun benim için önemli ama bu da daha önemli. Burada hakikaten bir şeyi atlamışız. Hukuken belki yapacak pek bir şey yok ama atlamışız. Nasıl olmuş bu?

Ayrıca da, belki tümü üzerinde ilk defa bu kanunun lehine konuşacağız. Çünkü, biraz önceden beri izliyorum, çok dikkatle izliyorum, yani, herkes, her kürsüye çıkan arkadaşımız Türkiye'nin IMF’yle ilişkilerinden bahsetti ama bu kanunun aslından bir türlü bahsetmedi. Bu kanun, belki tarihte ilk defa IMF’nin Türkiye lehine bir şey yaptığı bir olay. Yani, onu biz de yapamamışız, IMF kendi yapmış. Niye? Oylar temsil güçleri itibarıyla ülkelerin gücünü de belirliyor, IMF’deki oylar. IMF’de 2006 yılından itibaren yeni bir hareket başladı çünkü dünyada ekonomide dengeler değişti. IMF’deki oy gücü, yani kota dediğimiz güç bir yerde ülke ekonomisinin dünya içindeki gücünü gösteriyor, o çok önemli bir şey. Burada da öyle. Yani, IMF de, bir adil kotaya doğru gitmek gereğini gördü. Mesela, bizim 964 özel çekme hakkımız var, bu da 0,45 civarında bir pay demek. Yani, bunu önce 1 milyon 191 bine çıkarmak meselesi vardı, bu da 0,55’e çıkarılıyor, oy payımız yani bu 2006’dan itibaren. Şimdi, 2008’deki bu değişiklikle kotamız 1 milyar 455’e çıkacak yani bu da 0,61 pay demek özel kotalarda. Bu özel kotalar da kota kullanımı açısından hem daha fazla para almanızı sağlaması ve maliyeti de, faizlerin maliyetini de belirlemesi açısından çok önemli. Türkiye, daha ucuz bir faiz dilimine geçiyor.

Şimdi, biz, başka şeyleri tartışıyoruz burada yani IMF’ye başvurmak, başvurmamak, hatta bunu bir başarı meselesi hâline getirmek… Sayın Başbakanımız da aynı şeyleri söyledi: “Biz IMF’ye başvurmuyoruz, başarılıyız.” Hayır efendim, IMF, bir uluslararası kuruluş, dünya ekonomik politikasını düzenlemekle, dünya parasına bekçilik etmekle görevli bir kuruluş, buna da siz üyesiniz, onun işte ufacık bir maddesi değiştirilirse, siz de yasalarınızda değiştiriyorsunuz ki Anayasa’nıza aykırı olmasın yaptığınız işlemler. Onun için şimdiye kadar IMF’yle yaptığımız işlemler Türkiye’deki yasalara uygundur. Bunun tartışması bir kere her şeyden önce çok gereksiz bir şey. IMF’yle ilişkilerimiz ayrı, “IMF’ye başvurmamız başarısızlık, başvurmamamız başarı.” demek hele bu kanun görüşülürken ilginç geldi bana. Niye? Çünkü ilk defa tarihinde IMF kendi kendini tartışmaya başlamış; acaba dünyanın ekonomik değişmesine yeterli miyim, gerçekten ben bu yapıyla dünyanın ekonomik meselelerini çözebiliyor muyum… Bunları tartışırken ve bize de, bakın… Neden bize önemi var bunun? Temel oyların artırılması için önemi var. IMF, temel oyları, tüm sermayesini yani bizim dediğimiz, anlattığımız kotaların yüzde 5,52’sine çekmeye çalışıyor. Niye? Yani bütün ülkelere, seksen iki ülkeye önce bir pay dağıtmaya çalışıyor ve bunun da yüzde 95’ini ayırıyor, yüzde 5’i olmasını istiyor. Çünkü ufak bir ülkeyi düşünün, bir Afrika ülkesini, çok az pay alıyor, dolayısıyla yetkisi de az oluyor ve icra direktörü az bulundurabiliyor ve icra direktörlerinin de yönetimde büyük etkisi var. Tabii burada en büyük payın sahibi Amerika Birleşik Devletleri, onun yönetimde etkisi var ama son yıllarda, dünyadaki değişimle birlikte bu paylar da yer değiştiriyor. Yani gelişme yolundaki ülkelerle gelişen ülkeler veya yükselen pazar ülkeleri –ki Türkiye de bunun içerisinde- önemli bir yere geliyor. Yani ilk defa biz, kendimiz yapmadığımız bir işle IMF’yi eleştiriyoruz. Niye? 2011’de Türkiye'nin payı –kotadaki- yüzde1’e çıkarılacak. Bu, çok önemli bir gelişme. Niye? Aşağı yukarı, Türk ekonomisinin yıllardan beri dünya ekonomisi içerisinde yüzde 1 pay almasını hep söylüyorduk. İşte, bu, yine biz yapmadan… Ama burada hep, nedense, başka şey tartışıyoruz: “IMF onu yapmış, bunu yapmış, bilmem ne yapmış…”

Efendim, IMF’ye bundan yıllar önce üye olmuşsunuz ve -bu sistemi beğenmezseniz bu sistemin dışına çıkarsınız, gayet açık bu yani- bu sistemin içinde olmanızdan kimse o kadar da çok fazla memnun değil, hele IMF’nin kendi, çünkü kendi kendini tartışmaya başladı IMF.

Yine ben burada başka bir şeyin üzerinde durmak istiyorum. Mesela, komisyonu Dışişleri Komisyonu temsil ediyor. Şimdi orada da bir sıkıntı var. Bu mesele Hazinenin meselesi 1173 sayılı Kanun’da, yönetimiyle de o görevli ama Bütçe Komisyonu tali komisyon sayılıyor, Dışişleri esas komisyon sayılıyor.

Evet, yurt dışında vahdet prensibinden bunu böyle yapmak doğrudur belki ama bunda da bir başka yere götürmemiz lazım işi yani Türkiye Büyük Millet Meclisinde ekonomiyle ilgili bir komisyon kurmamız lazım. Ekonomi ve strateji konusunda bu araştırmaları yapacak ve bu gibi konuların gerçekten buraya gelmesini sağlayacak bir yapıya büründürmemiz lazım çünkü ekonomi hem az konuşuluyor hem Bütçe Komisyonuna aşırı bir yük bindiği gibi, böyle bir önemli konu Dışişlerine gidiyor. Tabii, Dışişlerinin burada esas komisyon olmasını eleştirmiyorum, yapı öyle, yasa öyle ama burada da bir eksiklik var.

Şimdi, son olarak, mesela, ne oldu? G20’ler toplantısı oldu. Orada da tabii, Hükûmet devamlı bu toplantılara katılıyor, katılması lazım, mutlaka içinde olmamız lazım ama hiçbir bilgimiz yok Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak. Yani ne oluyor oralarda, ne konuşuluyor, dünya nereye doğru götürülüyor, ne yapılmak isteniyor?

Hükûmetin bir numaralı görevi, burada… Ki o toplantılara katılanlar içinde hem Dışişleri Bakanı var hem ekonomiden sorumlu bakanlar var, hiç burada gelip bilgi vermediler çünkü yapı değişiyor dünyada. Hep bunu ısrarla söylemek istiyorum. Yani yapı öyle bir yapı ki IMF de kendi yapısını değiştirmeye çalışıyor. İşte, finansal vergiyi tartıştılar, mali sektörde reformu tartıştılar. Mesela IMF krizde 200 milyar dolar akıttı, son küresel krizde, dünyalar kadar para bu. Kaldı ki IMF batmak üzereydi, ama öyle bir ipin ucu yakalandı ki IMF’nin başındaki adam Fransa Cumhurbaşkanlığına oynuyor birdenbire şimdi. Yani, bütün bunlardan biz sanki haberdar değilmişiz gibi, hatta bu kurumlara mümkün olduğu kadar daha fazla insan yerleştirmek istemiyormuşuz gibi… Kimsenin, çünkü, bu konuda bir fikri yok. Hakikaten Türkiye Büyük Millet Meclisi dâhil bu kurumlar içerisinde temsil edilmemiz lazım. Çünkü dünya yönlendirilirken biz farkında değiliz.

Biz geçen sene İstanbul’da çok önemli bir toplantı yaptık. O toplantıda -hem IMF’nin hem Dünya Bankasının yıllık toplantısını yaptık- bir tane başkanlık, bir tane başkan yardımcılığı ne bileyim, G20’lerin bir genel sekreterliğini kapabilirdik -Türkiye’de o kadar çok insan var ki, yetişmiş insan- onu da beceremedik. Niye beceremedik? Çünkü burada bile oturup “IMF şunu yaptı, IMF bunu yaptı, IMF’ye 18 kere stand-by yaptık, 18 kere yapmadık” onları tartışıyoruz da ondan. Biz farkında değiliz dünyada ne olup bittiğinin, hâlâ biz bunları tartışıyorsak… Yok, hakikaten farkındaysak da bunları kendi kendimizi oyalamak için yapıyorsak o da ilginç. Ama artık hakikaten… Mesela şu kanunun geçirilmesi bile bana biraz tuhaf geliyor. Şeyinde görüşmüyorsunuz, aceleye getiriyorsunuz, işte “Başkan hata yaptı.” diyorsunuz. Efendim, olabilir. Burada iktidar partisi var. Hakikaten tümü üzerinde görüşmekte yarar vardı. Çünkü, belki tarihte ilk defa IMF’nin geçirdiği, bizden geçirmesini istediği kanunlardan en önemlisi bu, en de bize yararlı olanı bu. Çünkü biz istemesek de bizi bir yere sokmaya çalışıyor yani bir üst sınıfa sokmaya çalışıyor, payımız da yüzde 1’e çıkacak 2011 yılında.

Onun için, bir daha bunu düşünmemizde yarar olduğunu sanıyorum ve bu duygu, düşüncelerle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mithat Melen (MHP, İstanbul). “Milletlerarası para fonu ile milletlerarası imar ve kalkınma bankasına katılmak için hükümete yetki verilmesine dair kanun teklifi hk. (s.s.458)”. TBMM Genel Kurulu, 134. Birleşim tutanağı, 14 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mithat-melen-23-2010-07-14-milletlerarasi-para-fonu-ile-milletlerarasi-imar-ve-kalkinma-bankasina (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
