# Değişik adlar altında ilave ödemesi bulunmayan memurlara ve sözleşmeli personele ek ödeme yapılması hakkında (s.s.1103)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mücahit Daloğlu (AK Parti, Erzurum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim
- **Tarih:** 8 Mart 2006
- **Gündem:** DEĞİŞİK ADLAR ALTINDA İLAVE ÖDEMESİ BULUNMAYAN MEMURLARA VE SÖZLEŞMELİ PERSONELE EK ÖDEME YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1103)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mucahit-daloglu-22-2006-03-08-degisik-adlar-altinda-ilave-odemesi-bulunmayan-memurlara-ve-sozlesmeli

> Mücahit Daloğlu (AK Parti), 8 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEĞİŞİK ADLAR ALTINDA İLAVE ÖDEMESİ BULUNMAYAN MEMURLARA VE SÖZLEŞMELİ PERSONELE EK ÖDEME YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1103)); konuşma 2.170 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA MÜCAHİT DALOĞLU (Erzurum) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gündemle ilgili konuşmama geçmeden önce, Türk annelerinin Dünya Kadınlar Günü nedeniyle, ben de bu güzel günlerini tebrik ediyorum; ancak, ne acıdır ki, dün, Batman'da şehit olan üç kardeşimize bugün acı bir haberle dördüncü bir şehidimiz daha eklendi. Bu dört polisimizin, eş ve bacılarının da, annelerinin de bu güzel günleri mutlaka acıya boğuldu; biz onu gönlümüzde, kalbimizde hissediyoruz, üzülüyoruz ve acıyoruz. Dolayısıyla, Balıkesir'de, Manyas'ta ve Maraş-Göksun'da bugün defnedilen bu şehitlerimizi, hem kendi Grubum hem Parlamentodaki diğer siyasî partiler adına, rahmetle, minnetle ve şükranla anıyorum, makamları cennet olsun, yakınlarına sabır ve taziyelerimizi arz ediyorum ve terörü, yine burada Yüce Meclis adına, lanetliyoruz ve onlara çanak tutan mihrakları da lanetliyoruz. Türk Milletinin sabır ve vakarının da, bu pis terörü ve ona destek verenleri, bu sabırlarıyla, bu metanetleriyle boğacağına olan inancımız da tamdır ve bunu da sizlerle paylaşıyorum.

Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Değişik Adlar Altında İlave Ödemesi Bulunmayan Memurlara ve Sözleşmeli Personele Eködeme Yapılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısıyla ilgili olarak AK Parti Grubu adına söz almış bulunmaktayım; sizleri, saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Bu yasada genel gerekçe olarak, değerli milletvekilleri, Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu ile kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve meslekî hak ve menfaatlarını korumak ve geliştirmek amacıyla sendika kurabilme ve Kamu İşveren Kurulu ile yetkili kamu görevlileri sendikaları ve bu sendikaların bağlı bulunduğu konfederasyonlar arasında kamu görevlileri için uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, fazla çalışma ücretleri, harcırah, ikramiye, lojman tazminatı, doğum, ölüm, kira, aile yardımı gibi ödenekler, tedavi yardımı vesaire… Verimlilik artırıcı diğer yardımları kapsayan konularda toplugörüşme yapılmasına imkân sağlanmıştır.

Şimdi, bu görüşmeler… Değerli milletvekilleri, 2001 yılında, 2002'de, 2003'te, 2004 yıllarında çeşitli vesilelerle toplugörüşmeler yapılmış; ancak, bir mutabakat sağlanamamıştır. 2006 yılına ilişkin toplugörüşmeler 15 Ağustos 2005 tarihinde başlamış, 29 Ağustos tarihinde de bitmiştir.

Biraz evvel Cumhuriyet Halk Partisinin Değerli Sözcüsü Mustafa Özyürek Beyefendi burada ifade ettiler; ben kendilerine bir yönüyle teşekkür ediyorum. Hangi yönüyle; burada, gerçekten… Değerli arkadaşlarım, benim Mecliste hep arzu ettiğim, muhalefet bizi eleştirecek, eksiklerimizi söyleyecek; ama, bir üslup da olacak. Ben, Mustafa Beye teşekkür ediyorum; ben bugün o üslubu, arzu ettiğim üslubu Mustafa Özyürek Beyefendide gördüm, kendisine teşekkür ediyorum. Hepimize örnek olmasını da diliyorum; böyle olması lazım. Eleştireceğiz, kırmayacağız, dökmeyeceğiz. Teşekkür ediyorum.

Kendisi ifade ettiler; ancak, yani, ağustos ayında başlayan görüşmeler, elbette ki, 2006 yılına cari bir görüşmelerdi. 2006 yılı bütçesi gelmeden, bu görüşmeler sağlıklı bir zeminde ve zamanda yapılarak 2006 yılı bütçesine yetiştirildi ve 2006 yılında da sağlıklı bir şekilde… Daha evvel, dört yıl bu sendikalarla yapılan görüşmelerden bir mutabakat çıkmazken, çok şükür -bu mutabakat metni elimizde- bugün, AK Parti Hükümetinin gayretli çalışmaları, sendikalarımızın özverili ve anlayışlı çalışmalarıyla… Elbette, itiraz eden arkadaşlarımız, sendikalarımız olmuştur; ama, sonuçta uyum komisyonu da var; uyum komisyonunda hükümetin dediği değil -oraya ben itiraz ediyorum, Mustafa Bey ifade etti- hükümetin dediği olmaz uyum komisyonunda, tarafların dediği olur ve sonuçta zaten bir hakem kuruluşudur ve tarafların dediği olmuştur.

Değerli milletvekilleri, toplantı sonucunda, 2006 yılında kamu görevlilerine sağlanacak malî ve sosyal haklara ilişkin mutabakat metninde şunlar yer almıştır: Biraz evvel ifade edildiği gibi, aylık katsayılar kullanılmak suretiyle, ocak ve temmuz aylarında yüzde 2,5 zam öngörülmüştür ki, hükümetin 2006 yılı için öngörmüş olduğu enflasyon oranı da yüzde 5'tir. Dolayısıyla, bunlar birbiriyle örtüşmektedir. Temsil ve görev tazminatı alanlar ile kadro karşılığı sözleşmeli personel hariç tutularak, ocak ayından itibaren 40 000 000 ve temmuz ayından itibaren de 40 000 000, toplamda 80 000 000, ortalaması 60 000 000 zam yapılmıştır ve bir iyileştirme yapılmıştır.

Şimdi, buradan, bizi de günlerce arayan değerli memurlarımıza, teknik elemanlarımıza, AK Parti Hükümeti ve AK Parti Grubunun da, en azından onların menfaatını onlar kadar düşünüp, gece gündüz komisyonlarda da nasıl daha fazla iyileştirme yapılır endişesiyle çalıştıklarını burada ifade ediyorum ve bizi de anlamalarını istirham ediyorum; ancak, halkımıza şunu da ifade etmek istiyorum: Hükümetin elinde bir bütçesi var; bu bütçeyi, mutlaka, milletin ve özellikle devlet işlerinde hükümete yardımcı olan memurlarımızın ücretlerinin iyileştirilmesi için kullanacağından emin olsunlar. Değerli milletvekilleri, bugüne kadar, çalışanlar, ücretliler arasındaki gelir dağılımı o kadar dengesizdi ki, AK Parti Hükümeti, bunu üç yıldır çalışıyor, nasıl iyileştireceği üzerinde hesaplar yapıyor. Sosyal Güvenlik Kurumu Yasası olsun bir, Sosyal Güvenlik Yasası olsun, iki; Devlet Personel Rejimi Reformu Yasası olsun, üç; birçok çerçeve yasalar var; bunlarla da mutlaka birçok şeyler, eksik kalan ve ihmale ihtiyacı olan noktalar düzeltilecektir; ancak, bütçe disiplini içerisinde iyileştirme aşağıdan yukarıya doğru yapılacağından dolayı, daha az maaş alan, daha düşük ücretleri olan, daha çok mağdur edilen veya görevleri daha sıkıntılı olan, daha riskli olan kesimlerden daha iyi olanlara doğru gidildiği için, iyileştirme de, ister istemez, bu espri çerçevesinde yapılmıştır. Onun için, bunu da dikkatlerinize arz ediyorum.

Ayrıca, aile yardımı ödeneği gösterge rakamı 1 250'den 1 450'ye ve sendika üyesi olan personelin sendika aidatlarında 5 000 000'luk bir iyileştirme gibi iyileştirmeler yapılmıştır.

Değerli milletvekilleri, bu tasarıda, mevcut bakanlıklarımızın tümü -buradan tek tek isimlerini saymak yarım sayfa tutacağı için, sizleri ve halkımızı sıkmak istemiyorum- mevcut bakanlıklarımıza bağlı müsteşarlıklar, genel müdürlükler, bağımsız başkanlıklar, bunların merkez ve taşra teşkilatları ile bağlı kurumları kapsayan bir tasarı getirilmiştir ki, saymıyorum, aşağı yukarı 51, yani bakanlıklara bağlı 51 alt kurum ve bağlı kuruluşları ifade etmektedir. İşte, bunların merkez ve taşra teşkilatı ile varsa bunların dönersermaye kadrolarında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre istihdam edilen memurlar ve bunların aylıklarının, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar, 2914 sayılı Yükseköğretim Personeli Kanununa göre ve mevcut, sayılı tarihlerdeki subay, assubay, sözleşmeli assubay gibi, bunların ilgili gösterge rakamlarına ve memur aylıklarına uygulanan katsayının çarpımı sonucu bulunacak tutarda her ay eködeme yapılır diye bir teknik düzenleme yapılmıştır.

Böylece, buradaki esprimiz, mevcut çalışan devlet memurlarımızın daha fazla mağdur olmamaları; ama, mutlaka ve mutlaka, devletin imkânları da göz önüne alınarak bir iyileştirme yapılmıştır.

Değerli milletvekilleri, AK Parti, 2002 Kasımında iktidar oldu ve AK Parti Hükümeti kurulduktan sonra, parti programına uygun olarak ve onunla örtüşen, sürdürülebilir bir acil eylem planı halkımıza deklare edildi. Bu plan ve program şu zaruretten ortaya çıkmıştı: Siyaset alanının daraldığı, devlet ile toplum arasında güven sorununun derinleştiği, toplumun değişik kesimleri arasındaki iletişim kanallarının tıkandığı, ağır bir ekonomik krizin, sosyal krizin, hatta ve hatta yönetim krizinin toplumu bunalttığı bir ortamda, milletle paylaşılmış ve hayata geçirilmiş bir programdır. acil eylem planı, hepinizin malumudur, bir ay, üç ay, altı aylık ve oniki aylık olmak üzere -zaten acil olması nedeniyle- bir yıllık bir programdı; ancak, hükümetin programı ise beş yıllık yapılmıştı. Burada bazı bütçe hedeflerine ve toplumun çeşitli kesimleriyle ilgili hedeflere bakmak istiyoruz.

Değerli milletvekilleri, bakın, faizler yüzde 67'den yüzde 14'e -hepimizin bildiği- enflasyon yüzde 36'dan yüzde 8'lere; millî gelir 2 200 dolardan 5 000 dolara; KDV yüzde 18'den yüzde 10'a, 8'e, 1'e, 0'a, çeşitli sektörlerde, böylece, bir iyileştirme süreci; gayri safî millî hâsıla yüzde 100 artıyor, 180 milyar dolardan 320 milyar dolara; ihracat 75 milyar dolar, ithalat 95 milyar dolar; yani, ithalat, ihracattan fazla; ama, bu rakamlara baktığımız zaman, takdir edersiniz, mesela ithalat rakamlarının yüzde 80'e yakını, makine ve yatırım, ekipman malzemeleri olarak görülmektedir. Bu da, en azından, ülkemizde yeni istihdam alanlarının yaratılacağına dair bir işaret vermektedir.

Böylece, bu çalışmalar milletimiz için yapılmıştır. Ekonomik istikrarın sağlanmış olması, rekabetçi piyasa yapısı oluşturulmuştur, sürdürülebilir bir kalkınma programı uygulanmıştır, yolsuzlukların ve hortumların önü kesilmiştir. Bunu, şöyle ifade etmek istiyorum. Değerli milletvekilleri, yine biraz evvel muhalefet sözcülerimizin, elbette haklı olarak, bu hortumlar, bu milletin parası, banka batıranlar tarafından nereye götürüldüğünün hesabını burada görmek zorundayız. Şöyle ki: Kayıtlı 50 milyar dolar, bankalarda batırılan paraların, bugün, TMSF tarafından 10 milyar doları tahsil edilmiş ve devlet hazinesine irat kaydedilmiştir. Değerli milletvekilleri, onun için, bizden evvel çarpık yapılaşmayla, bazen kasıtlı, bazen kayırmacı yapılanmalarla bankalar kurdurulmuş, bankalar batırılmış. Acaba, AK Parti döneminde -soruyorum muhalefete de, bizi izleyenlere de- TMSF'ye devredilen bir tane banka var mı; olamaz. Kaldı ki, AK Parti bu dönemde 10 milyar doları tahsil etmiş, devletin hazinesine koymuştur ve 10 milyar dolar da, tahsil edilmek üzere hem görüşmeleri hem de kayıtları tutulmuştur. Ama, çok üzücüdür, 30 milyar doların ne olduğu henüz belli değil; çünkü, bir hukuk devleti; hukuk devleti ancak hukuk çerçevesinde icra edebileceğini alacaktır. Demek ki, burada milletimizle bir gerçeği paylaşmak zorundayız; AK Parti Hükümeti, hukuk çerçevesinde, 10 milyar dolar tahsil etti, 10'unu da Allah'ın izniyle edecektir; ama, bir 30 milyar dolara henüz ulaşılamamıştır hukuk çerçevesinde; ama, inşallah ulaşır, onu da tahsil ederiz. Onun için, burada, AK Parti Hükümeti zamanında, AK Parti İktidarı zamanında hortumculara göz yummak, onlara hortumlatmak gibi 1 liralık bir rakam kimse söyleyemez. Lütfen, bunu konuşan arkadaşlarımızdan da, bu konuda daha merhametli, daha dürüst ifade etmelerini de istirham ediyoruz.

Değerli milletvekilleri, memurlarımıza yapılan bu iyileştirmelerin bir başka esprisini ifade etmek istiyorum. AK Parti Hükümeti kurulduğunda, hükümet programında Türk Milletine şu sözü verdi: "Üç yıl AK Parti Hükümetinden bir şey beklemeyin." Aslında, bu "bir şey beklemeyin" demek, "bizden hizmet beklemeyin" anlamına gelmezdi ve milletimiz de bunu çok iyi algıladığı için ta seçimden önce kendisine bu dürüst sözü veren AK Partiye destek verdi. Çünkü, üç yıllık bir dönem, en azından bir rehabilitasyon süreciydi. Şu anda dördüncü yılımızı yaşıyoruz, seneye inşallah beşinci yılımız ve onun sonunda seçimler gelecektir. İşte, bu üç yıldan sonraki rehabilitasyon sürecinde, hükümetimiz, Maliyemiz, hazinemiz, yapmış olduğu devlet tasarruflarıyla, yapılan ihracatlarla, yapılan turizm gelirleriyle bütçemizde iyileşmeler oldu, bunu da halkımıza yansıtıyor; ama, elbette ki, değerli milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyetinin bütçesi, Maliye Bakanının ulufesi değildir ki, elini cebine atsın, sorumsuzca, istediği gibi dağıtsın; bir planı var, bir programı var, elbette ki, bu işin yine millete vereceğimiz bir hesabı var. Ancak, ne kadar biriktiyse havuzumuzda, bunu en adil bir şekilde, en ölçülü bir şekilde bütün kesimlere yansıtmak da hükümetin görevidir.

Şunu da ifade etmek isterim: Elbette, bizim niyetimiz en doğru, en adil şekilde bu taksimatı yapmak olmakla beraber, eksikler, hatalar var mıdır; elbette vardır; ama, bunu ikmal edecek irade de, yine bizim hükümetimizde mevcuttur. Zira, Maliye Bakanlığımıza verilen yetkiyle, biraz evvel değerli milletvekilimiz Mustafa Bey de ifade ettiler "daha iyileştirilemez mi..." Elbette, hatalar varsa görülecektir, düzeltilecektir. Biz de kendi Grubumuzda, acaba şunlar yapılamaz mı, diye mütalaalar etmişizdir; ama, elini cebine attığın zaman, paran kaç kuruşsa, elbette ki, gücünün yettiğini vermek zorundasın. Onun için biz, 1 400 000 memurumuza bu iyileştirmeyi yaparken -onlara helal olsun, onlar daha fazlasına layıktır ve haklarıdır- yapamadıklarımıza karşı elbette biz de onlar kadar üzgünüzdür; ancak, bu yapamamak, biraz evvel ifade ettiğim gibi, iyileştirme periyotları çerçevesinde, bir plan program içerisinde yapılmıştır ve devam edecektir.

Değerli milletvekilleri, bunları ifade ederken, bir de genel bütçe dengeleri üzerinden bir bilgi vermek istiyorum. Şimdi, 2002 yılında Türkiye'de yetmiş milyondan toplanan vergiler, bizim dışborç faizlerine yetmezken ve buna 3 lira da -100 birim üzerinden düşündüğümüz zaman- 100 liraysa, 103 lira ekleyerek biz dışborç faizlerini öderken, bugün AK Parti İktidarının tasarruflu, kanaatkâr ve bilinçli çalışmalarıyla bu, yüzde 50'ye düşmüştür. Bu yüzde 50'lik faiz giderleri de bizi üzmektedir; ancak, üç yılda yüzde 50'lik bir rehabilitasyon yapılmıştır. Dolayısıyla, buralardan elde edilen, örneğin hükümete geldiğimizde 37 bakanlığın 23'e düşürülmesinde her bakanlık adına 1 milyar dolarlık bir tasarruf yapıldığını, muhalefetteki değerli maliye kökenli arkadaşlarımız bizden daha iyi bilirler.

Bu bir tasarruftu ve aynı zamanda bunun çok psikolojik bir mesajı vardı; devlet tasarruf yapacaktır ve önce kendinden başlamıştır. Bütün bu tasarruflar, tekrar tekrar bu kürsüden konuşulmuştur, hepinizin malumu, bir defa daha halkımızla paylaşmak istiyoruz. Bu tasarruflar, öğrencilerimize ucuz veya bedava kitap olarak, yeni yatırım yapılan hastaneler, koğuş sisteminden oda sistemine dönüşüm yapan hastanelere, ucuz ilaca… Cumhuriyet tarihimizde ilk defa ilaçlarımızda yüzde 80'den yüzde 10'lara kadar ucuzlama yapılmıştır, ilaç soygunu önlenmiştir, sağlık hizmetlerinin birleştirilmesiyle insanımıza bir psikolojik güven gelmiş, ayırımcılık kaldırılmıştır. Onun için, sağlık hizmetinde, eğitim hizmetinde halkımıza eşit davranmayı felsefe ve ilke edinen AK Parti İktidarı, elbette ki ücret dağıtımında da bu adaleti, bu ilkeyi hesap etmiştir; ama, gücünün yettiği kadarını yapabilmiştir.

Bir şeyi daha ifade edeyim: Bizden evvelki dönemlerde, elbette ki, memurun tasarrufu adına kesilmiş olan 14 katrilyonluk nemalar, maalesef, değerli milletvekilleri ve değerli halkımızdan da dinleyenlere hitap etmek istiyorum, kâğıt üzerinde tasarruf edilmiş bir rakamsal değeri olan bir tasarruftu; AK Parti İktidarı bunu görmezden gelebilirdi ve tasarrufa devam edebilirdi. Halbuki, bunu borç kabul etti, devlet geleneğinin, saygısının bir gereği olarak bunu borç kabul etti ve en son borç taksitlerimiz de inşallah haziranda ödenerek, 14 katrilyonluk milletimize olan borcumuz bu şekilde ikmal ve ifa edilmiş olacaktır. Dolayısıyla, AK Parti İktidarı elini toplumun hangi kesimine atmışsa, elbette -efendim, parantez içinde söylüyorum- bizden evvel bu memlekete hizmet yapanları minnetle, şükranla ve hayatta olmayanları da rahmetle anıyoruz. Biz de onların devamını daha iyiye götürmek için çalışıyoruz; ancak, bugüne kadar el atılmayan yüzlerce sektöre AK Parti İktidarı el atmıştır. Efendim, bunlardan bir tanesi de kredi kartlarıydı. Geçen hafta, mutlaka muhalefetimizin de destekleriyle ideal seviyede olmasa bile, bir rehabilitasyon yapılmıştı; bir soygun, bir vurgun ve kartzedeler bu sıkıntıdan, kısmen de olsa, kurtarılmıştır. Geçen hafta içerisinde, Ulaştırma Bakanlığımız, 800 000 tane, kamyon sahibi olan, Türkiye Cumhuriyetinde, sınırsız, sorumsuz, parası olanın kamyon aldığı, sektöre girdiği, ne taşıdığı belli olmayan bir sektör varken, bu sektör kayıt altına alındı, bu sektöre bir kimlik verildi ve bu sektörün bütün faaliyetleri de bir disipline edilmiş oldu ve sektörün yüzde 99'u da bundan memnun olduğunu, bizzat ifade ederek, gelip, burada, bakanlarımızı ziyaret etmişlerdir. Eksik olan da vardır; o da düzeltilir.

Burada ifade etmek istediğimiz şudur: AK Parti İktidarı döneminde, birçok ilkler yaşanmıştır ve bu ilkleri AK Parti yaşatmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mücahit Daloğlu (AK Parti, Erzurum). “Değişik adlar altında ilave ödemesi bulunmayan memurlara ve sözleşmeli personele ek ödeme yapılması hakkında (s.s.1103)”. TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim tutanağı, 8 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mucahit-daloglu-22-2006-03-08-degisik-adlar-altinda-ilave-odemesi-bulunmayan-memurlara-ve-sozlesmeli (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
